Nisan 20, 2008

Kayıp bavullar beni korkuturlar


Gitmem yaklaştıkça bir korku alıyor beni iyice. Malum 2 Temmuz'da gidiyorum Amerika'ya, 3 ay ordayım. Hiç unutmuyorum lisedeydim, Amerika Afganistan'a sataşmaya başlamıştı.. Annemlere dedim ki "eğer bir gün Amerika'ya gitmek istersem Bush gitmeden sakın beni yollamayın". Sonra bu yıl, bu Amerika işi çıktı. Mezun oluyorum ne yapacağımla ilgili hiçbir fikrim yok. Master açılmıyor beklemek zorundayım ama beklerken ne yapabilirim diye düşünüp Amerika'da araştırma asistanlığı yapmaya karar verdim. Annem hatırlattı, bak böyle böyle demiştin diye... Ama Bush gidecek umarım Obama gelcek gibi saçma bir mazeretle bunun tek çarem olduğunu anlattım onlara. Sonuçta bir şeyler yapmam lazım çünkü kafam o kadar karışık ki gelecekle ilgili, ya olmazsalar beynimde döner dururken en azından bu yaz saçma bir hastanede saçma bir staj yapmamalıydım diye düşündüm... Ve Amerika'da nerdeyse çoğu okula başvurdum ve sonuçta University of New Hampshire "e hadi gel bakalım" dedi bana. New Hampshire nerdedir neresidir hiçbir fikrim yoktu. Neyse ilk 1 Şubat'ta öğrendim gideceğimi o zaman uzaktan kolay geldi çok. Hoş öğrenir öğrenmez sevgiliyi arayıp ağlayarak kabul aldığımı anlatmıştım ama o ilk tepkiydi daha sonrası daha rahat geçti. Bir sürü prosedürle uğraşmaya başladım, yok ev ayarla, bilet al, belgeleri hazırla, vize randevusu al, gibi. Bu mekanik işleri yaparken hiçbir şey düşünmüyordum. Şimdiyse önümde sadece iki ayım var. Ve ben ciddi anlamda korkuyorum. İnsanlar 5 yıllığına doktoraya gidiyor sen neden korkuyorsun denebilir ama ben de kendi çapımda ilk defa bu kadar uzak kalıcam her anlamda hem ailemden hem de sevgilimden... Çok korkuyorum işte. Nasıl bir yerde yaşıyacağımı bile bilmiyorum, evimi kiraladım ama fotoğrafını bile görmedim, aylardır supervisor'ımla mail yoluyla iletişimdeyim ama sesini bile duymadım...

Bütün bu korkular tavan yapmışken bir de dün abim Rusya'dan dönerken bavulu kayboldu! Hem de aktarmalı falan bir uçuş değildi,direk uçuştu. Bu konuda zaten beni sevgili havayolları uzmanı M.'cim korkutmuştu. Aktarmalı gidersen bavulun kaybolur, terminalde kaybolursun, bir uçak gecikirse diğerini kaçırırsın, vesaire vesaire... Bir de abimin bavulunun kaybolması tuz-biber olarak geldi kondu. Üzüldüm onun için de, iki şişe votka almış bir de kalpak almış hepsi gitmiş. O kalpakla çok eğlenebilirdik kanımca, kıyafet balosunda bile kullanabilirdik. Votkaları içme kısmını zaten atlıyorum, çok sinir bozucu düşününce. Neyse bu işin geyiği zabıt tutmuşlar sonuç olarak ama bulunur mu orası bilinmez... Abim bana telefonda iki dakikada bir istatistik verdi hemen "bunların yüzde bilmem kaçı bulunuyormuş aslında" gibi. Bu olay kötü oldu gerçekten, bütün paranoyalarım iyice ortaya çıktı. Çok az kaldı, çok korkuyorum... Bir yandan da çok heyecanlıyım, karmakarışık duygular yaşıyorum işte. Tabi gelince (3 Ekim'de) ne yapıcam ben paniği apayrı. Şimdilik onu uzakta tutmaya çalışıyorum. En büyük korkum bavulumun kaybolması. Terminalde de kaybolabilirim. Sonra mesela ev sahiplerim seri katil çıkabilir, garajda buzluklarda öldürdükleri kiracılarının cesetlerini saklıyorlardır belki... Bu saçmalıklardan uzak iki ay geçirmek istiyorum, sonra gitmek yaşamak görmek ve güzel bir anı olarak kalmasını istiyorum Amerika macerasının. Umarım öyle olcak ve bütün bu paranoyaları sonradan okuyup gülcem.

2 yorum:

rosencrantz dedi ki...

bence yeşil kurba, mor iyor bu kadar endişelenmemeliydi. kim bilir, belki ev sahibi josh hölövey'in yıllar önce kaybettiği ikiz kardeşiydi. serin nevhempşır akşamlarında terasta oturup kahve içerken lamartine den dizeler okumaktan hoşlanan, hayatını vakfedeceği kadını arayan bir erkekti o. belki de batu bu comment'i okuyup, print edip bana yedirecekti. ama yapmamalıydı çünkü özünde iyi bir insandım.

yeşil kurba dedi ki...

yeşil kurba sevgili rosencrantz'ına çook kocaman teşekkür ediyor bu moral için. Ama yeşil kurba böyle bir şey olmasını da istemiyor :) sadece buzdolabında cesetinin bulunmaması yeterli. :) sevgili okursa bunu yine kızacak, of!