Nisan 24, 2008

Uçtu uçtu başka kıtaya kondu.

Ne garip bir şey bağımlı olmak bir insana. En ufak adımını atarken, kararlarını verirken, bir yere giderken onu düşünmek. Aranızda okyanuslar dahi olsa onun seni düşünüp arayacağını bilmek. Eğer bir yere gitmişse uçağının havada olduğu her dakika karın ağrılarıyla yaşayıp indiği anı sabırsızlıkla beklemek. Alarm kurup gece üç buçukta kalkıp internetten uçak inmiş mi acaba diye kontrol etmek. Sabah 6'da çalan telefona zıplayarak uyanıp çook uzaklardan gelen sesini ve "ben iyiyim" sözlerini duyup rahatlamak. O yanında değilken hiçbir şeyden o varken ki gibi keyif alamamak... Bir an önce dönmesini beklemek, her an mail atmış mı acaba diye kontrol etmek, telefonun sesini hep açık ve titreşimde tutmak. Aynı zamanda da o kadar büyülü bir şey ki hiçbir zaman yalnız olmayacağını bilmek o varken, çok uzaklarda bile olsa döndüğünde sana sarılışıyla her şeyin bitmesi, her zaman yaslanabileceğin bir omzun olması. İşte bu her şeye bedel sanırım...
Uçak! Çabuk getir onu bana...

Hiç yorum yok: