Nisan 27, 2008

Yolculuk

Çok fena bir huyum var benim. Dinlemeyi çok seviyorum sağı solu. Bir yerde oturmuş yemek yerken yan masayı, otobüste ön-arka sırayı, dolaşırken etraftaki insanların konuşmalarını dinliyorum ve kendime engel olamıyorum. Bu bazen yanımdaki insanı rahatsız edecek boyutta olabilir eğer çok kaptırdığım bir konu varsa. Fena bir huy bazen "mesleğim gereği canım" gibisinden geçiştiriyorum ama bir yandan da o ayıbı hissedip utanıyorum, sonuçta başkasının beni öyle dinlemesini ister miyim ki? Neyse bugün de havaalanı beni eğlendiren bir çok olaya sahne oldu tabi. Mesela beklerken yanımda oturan kadın yolcu Nişantaşı'ndaki evini galerici bir arkadaşına fazla eşyalarını koyması için sattığını anlattı ben de hayretle dinledim.. İnsanlar kalacak, yatacak yer bulamıyorlar Nişantaşı'nda bir ev boş bir halde sadece eşya (benim eşya dediğim büyük ihtimalle galeride sergilenen eserler ama) koymak amacıyla satın alınıyor... Bunun dışında Küba'lı müzisyenler vardı üçüncü uçaklarına binmek üzere olduklarını yurdum insanına anlatmaya çalışıyordu ve o yurdum insanı "un, dos, diyes" şeklinde biz de zamanında Ricky Martin dinledik canım edasında anladığını belirtiyordu. Başka bir köşedeyse S. S. adlı Boğaziçi mezunu magazin ünlüsü (ne demekse?) kafasına kapüşonunu geçirmiş, fermuarını burnuna kadar çekmiş tanınmamaya çalışıyordu.
Çok bulutlu ve rüzgarlı bir hava vardı haliyle uçak da salladı biraz. Arada korkcak gibi olsam bile hemen şöyle düşünüyorum; uçak düşerse en kötü ölürüm. Acı çekmem bir anda olur biter. Ama trafik kazasında sıkışabilirim, sakat kalabilirim, camdan fırlayıp kurtarılmayı bekleyebilirim, ya da en kötüsü bence bana bir şey olmaz ama en sevdiğim insanlara bir şey olabilir (çok korkutucu işte bu). Onun için istediği kadar sallasın, yalnız ya da başkasıyla olmam hiç önemli değil korkmuyorum. Enteresan bir defans mekanizması sanırım ama benim işime yarıyor. Bugün inerken uçak çılgın gibi sallanırken düşündüğüm tek şey kitabımın bölümünü bitirebilmekti mesela.

ARA NAĞME:
"...yolcular ellerinde tek gidişlik bir bilet
henüz bilmeseler de hayat bundan ibaret..."
Teoman şarkı söylemese de olur ama söz yazsın bence... İstasyon insanları bu aralar feci sardığım bir şarkı. Ben Bülent Ortaçgil'in söylediği halini tavsiye ediyorum, çok güzel olmuş.. Ayrı bir ruh gelmiş şarkıya adeta. Sonra Harun Tekin versiyonunu da dinleyebilirsiniz tabi...

Bu arada İstanbul'da sabah yağmur çamurla uyanıp öğleden sonra Bodrum'da denize girmek süper bir duyguydu gerçekten. Bizi gören bazı amcalar güneşlenmekten vazgeçip denize girmeye çalıştı ama biraz üşüdüler. Hatta biri bizi azarladı sanki "ben de sizin yüzdüğünüzü gördüm de girdim buz gibi bu su" gibilerinden. Özür dileriz herkesten, gerçekten...


Hiç yorum yok: