Mayıs 02, 2008

İstanbul'da bir Japon

Şimdi efendim bir Japon turist düşünelim. Kalkmış 15 saat yoldan gelmiş, kimbilir nasıl bir trafikten geçerek Atatürk Havalimanından Taksim'e varabilmiş. Oteli Taksim civarındaymış, ona da gelmeden önce ballandıra ballandıra anlatılmış İstiklal Caddesi. Koca koca bavulları elinde, çantaları sırtında etrafında onunla beraber Japonya'dan gelen diğer kurbanlar (!) gelmişler Taksim Meydanı'na. Anlatılandan daha boş görmüş ilk başta turistimiz meydanı. "Herhalde sabahın erken saati ondan boş buralar" diye düşünmüş belki de. Sonra bütün o yorgunlukla oteline gitmek istemiş. Karşısına dikilen robokop görünümlü kişi geçemezsin demiş. Turist şaşırmış, ben otelime gitcem diyince bizim robokop yok sana otel bekliycen yollar kapalı demiş. Bizim turist arkadaş anlayamamış tabi. Sonra hatırlamış bugünün 1 Mayıs olduğunu bayram olduğunu, bazı ülkelerde 15 gün tatil olduğunu, neredeyse her ülkede meydanlarda kutlandığını ve bu ülkedeki kutlamada bir terslik olduğunu. Şimdi bizim Japon turiste anlatmamız gereken bizdeki bayram anlayışının biraz farklı olduğu. Biz çok severiz İşçi, emekçi bayramında onları coplayıp kovalamayı, Çocuk bayramında zorla şiir okutmayı, Gençlik bayramında abudik kuleler yaptırıp sıcaktan gençleri bayıltmayı, Kurban bayramında minnacık çocukların önünde kaldırımlarda hayvan öldürüp akşam zorla etini onlara yedirmeyi... Japon turistimiz nereden bilsin bizim bu güzel adetlerimizi. Mazallah o yorgunlukla bayılacak gibi olup hastaneye gitmeye kalksalar, orda bile gaz bombası atıldığını görseler, nerden geldik biz buraya der adamcağız ve kadıncağızlar. Bir de yerde oturan kadına sırf zevk olsun diye tekme atan o polisi görseler ilk uçakla geri dönerler.
Ben güvenlik güçlerinden-polisten hiç haz etmeyen bir ailede büyüdüm. "78" kuşağıydılar, 12 Eylül'ü yaşamışlardı çok doluydular haliyle. Her seferinde objektif bakmıyor muyum acaba çok mu yanlıyım diyorum... Bu görüntüleri görünce anlıyorum ki bunun önceden koşullanmayla hiçbir ilgisi yok. Tamamen insan olmakla ilgisi var...
Bu yazımı bugün haberlerde izlediğim tam gününde İstanbul'a gelmeyi seçmiş bavullarıyla Taksim meydanında şaşkınlık içinde kalakalmış o Japon kafilesine ithafen yazdım. Bir daha buralara geleceklerini hiç sanmıyorum, gelmesinler de bence zaten insanlara değer veren yerlere gitsinler... İşlerine geldi mi eşitlikten bahsetmeyi çok iyi bilen işlerine geldi mi "Ayaklar baş olursa..." diye demeç veren zihniyetin kol gezdiği yerlere gelmesinler. Bayramların "mutlu" olduğu yerlere gitsinler...

Hiç yorum yok: