Haziran 04, 2008

Sıkıntıya bire bir fasulye pişirme eylemi

Ben evde olduğumda enteresan bir insan haline geliyorum. Birden bir domestikleşme, sağı solu toplama, yatağımı düzeltme, bulaşık yıkama hali baş gösteriyor... Kendilerinden hiç haz etmediğim, ileride mümkünse bir robotum olsun ve yapsın dediğim garip eylemleri yapıyorum. Tabii bunun çalışmam gereken ama hiç canımın istemediği, elimin gitmediği, 3 abudik finalimle direk bir alakası da var, olmalı.
Pazartesi gecesi eve döndüğümde annemlerin emeklilik keyfi sebebiyle uzun zamandır iştirak etmediği ve abimle baş başa kaldığımız evimizde beni bir süpriz bekliyordu. Süprizin adı mutfaktı, sıfatı pisti. Abim bir hafta boyunca yediği içtiği her şeyi post-modern bir şekilde sergilemeyi seçmişti. Genel de bu post-modern sanatı canım oda arkadaşım İ. sergilerdi, su şişelerinin büyüklü küçüklü boş şekilde odanın değişik yerlerine saçarak ve bunu kendisinin sanatsal eylemi olarak adlandırarak. Evet abim de sanatsal bir insandı... Her neyse bu dağınıklığının sebebini uzun zamandır uğraştığı tezi olarak özetledi. O gece hiçbir şeyle ilgilenecek halim olmadığı için o haliyle bıraktım mutfağı. Kaç gündür duruyordu sonuçta bir geceden bir şey olmamalıydı. Ertesi sabah kalktım yaklaşık 1 buçuk saat uğraşarak mutfağı hijyenik bir hale getirdim, sanırım... Normal insanlar bu eylemi belki 45 dakikada da bitirebilirdi ama malum geçinmeye gönlüm olmadığı için bu tarz işlerle sallana sallana, arada Winona Ryder'ın hayat hikayesini izleyerekten topladım korkunç mutfağı. Sonra sıra odama, annemler olmadığı için seve seve yayılarak uyuduğum annemlerin odasına ve salona da geldi tabii. Bir hamaratlık bir ev toplama hevesi (!) ki anlatamam. Neyse evimdir severim, bir gün yapar ikinci gün sıkılırım felsefesiyle yaptım bu angarya işleri.
Bugünse sürekli hazır pizza, hazır mantı, hazır köfte ve benzerleri gibi başında "hazır" kelimesi bulunan yiyecekleri tükettiğimiz için abim, sevgili ve ben, karar verdim ki yemek yapmalıyım! "Evet finaller kimin umrumda yapmam gereken tek şey ayşe fasulye pişirmek" diye düşünerek abime fasulye siparişi verdim [Bu arada bu fasulyeye niye Ayşe dediklerini hiç öğrenemedim ve gerçekten merak ediyorum...]. Abimin getirdiği fasulyeler gerçekten çok kötüydü. Annem bana fasulye alırken ortasından kırmamı, çat diye ses gelirse almamı tembihlemişti. Ama ben bunu abime iletmediğim için kendisi pek bir yumuşakçana olan fasulyelerden bir torba getirmiş... Neyse sonuç olarak pişirdim nasıl olduğunu çok merak ediyorum sevgili el emeği fasulyelerimin.

Annem biz küçükken yemek yapar, en zor işin ev işleri olduğunu savunurdu. Kendisine bir nevi hak verdim. Hem zor, hem sıkıcı, hem zorunluluktan yapıyorsun, hem de o kadar uğraştığın şey yaklaşık yarım saat, bir saat içinde tükeniyor...
Ne acı.


Hiç yorum yok: