Temmuz 29, 2008

Kongre


"When a child is malnourished, you can give them food. When a child is sick, you can give them medicine. But when a child is abused, food and medicine alone will not help..."
ISPCAN (The International Society for Prevention of Child Abuse and Neglect), 2006 Annual Report.

3 günlük bir kongre maratonundayım. Kongrenin konusu genel olarak "aile içi şiddet ve çocuk tacizi" olunca biraz iç karartıcı olabiliyor her şey. İleride çalışmak istediğim popülasyonun çocuklar olmadığını çok önceden anlamıştım. Çocuklarla ilgili daha çok sivil toplum bazında şeyler yapmak ama onun dışında yetişkin, özellikle kadın popülasyonla çalışmak istiyorum.. Neden mi? Dayanamıyorum.. Gerçekten 5 yaşındaki çocuğa cinsel tacizde bulunan insanı duyunca tüylerim diken diken oluyor, midem bulanıyor, ve benim içimde bizzat atalarımdan bugüne taşıdığım şiddet ve agresyon tavan yapıyor. Kendi öz babası veya annesi tarafından duygusal olarak yapayalnız bırakılan çocuğu düşünmek beni mutsuz ediyor... Sürekli fiziksel şiddete maruz kalarak büyüyen çocuk düşüncesi beni deli ediyor...

Kongredeki bir elin parmaklarını geçmeyecek sayıdaki BA'lerden biri olarak (yani sadece lisans mezunu) bazen etrafımdaki insanların bambaşka bir dil konuştuğunu hissediyorum. Yıllarca bu alanda araştırmalar yaptıktan sonra büyük ihtimalle bol bol pişmişler, ve bu konuları konuşmak onların her gün yaptığı bir şey olmuş haliyle her vakaya "vah vah" şeklinde üzülmez, ya da o kadar etkilenmez olmuşlar. Ama beni her yeni sonuç endişelendiriyor, düşündürüyor, çok olmasa da sevindiriyor ya da genel olarak etkiliyor!

Bir koca günüm daha var, insanların dünyanın neresinde olursa olsun, "aile" adı altında çektiği acıları dinlemek için... Ve sanırım bir ömür var bu konuyla ilgili bol bol araştırma yapıp o PhD'ler gibi pişmek için... Bakalım, yaşayıp görücez...

28.07.2008 / 22:45

5 yorum:

arzu dedi ki...

dün pasaport yenilemek için bir kaç saat beklerken; aileleriyle birlikte gelmiş neşeli çocuklar koşturuyordu bekleme salonunda. asık suratlı yetişkinler, çocuklar ve saf görünen gençler. çocuklar değiştirecek herşeyi, onların yeni enerjisi. sürekli yenilenmesi hayatın ve aynı ağır oturaklı tiplere kalmaması ne güzel dedim. sonra eğitim sistemi geldi aklıma, ailelerin cahilliği...
çocukları da kendilerine benzetmek için ellerinden geleni yapıyorlar. ama inşallah değişecek bu da. ama pişmişler tarafından değil, içindeki heyecanı ne olursa olsun kaybetmeyenler tarafından.

yeşil kurba dedi ki...

teşekkürler yorumun için arzu. Yıllardır, nesillerdir herkes çocukların dünyayı değiştireceğini umut ediyor. Ama onlara ihtiyaçları olan maddi-manevi bir dolu şeyi veremedikten sonra onlardan mucize beklemek imkansız...

Sanırım bu işle uğraştıkça o kadar korkunç şeylerle karşılaşıyorsun ki, arada soğukkanlılığını koruman da gerekiyor. Ama heyecan her zaman olmalı, denge gerek sanırım bize :)
Okuduğun ve okuduğunu hissettirdiğin için teşekkürler tekrardan!

rosencrantz dedi ki...

çocuk istismarı konusu ne zaman açılsa aklıma gelen ilk şey(lerden biri), yeni aldığım albümün kitapçığındaki ayak parmaklarını içe kıvırmış çocuğun resminden o sayfada sözleri yazan şarkının çocuk istismarıyla ilgili olduğunu anlayabilmen olacak..

ozkan dedi ki...

Ben o meslek grubundaki insanların robotsu soğuklukta olmaları gerektiğine inanıyorum. Bunun için de çelik gibi sinirler lazım, olayların nedenlerini bilimsel olarak araştırmaya yönelmiş insanlar olmaları lazım. Bu özelliğe sahip insanların tek bir amacı olabilir, o da global bir soruna köklü bir çözüm bulabilmek. Bence bilimsel araştırmaları yapanlar bu nedenle yapıyor, hele ABD gibi ciddi ülkelerde; bizdeki gibi öyle spor olsun diye değil, makale basalım da Avrupa nezdinde ülke ezikliğimizi yenelim dürtüsüyle değil. Duygularını saklamak zorunda kalan, o konferanslara katılan araştırmacılara büyük saygım var benim. Bilmiyorum belki de sığ düşünüp özel hatta istisnai bir şeyi genele yamayıverdim.

yeşil kurba dedi ki...

rosencrantz: ama çok belliydi sanki o albüm kapağı, o fotoğrafta acı vardı resmen... Neyse her zaman söylüyorum, sizin gotik beyler sanatçı adamlar...

ozkan: doğru diyorsun yine. Robotsu değil aslında duygularını unutmıycan ama bazen çok ağır şeylerle karşılaştığın için her şeye hazırlıklı olcan. Çocuk istismarı en ucu, en katlanılmazı.. Mesela eşinden şiddet gören kadınlarla mülakat yapan bir araştırmacıyı düşün, dinleyeceği hikayeleri düşün... Oturup ağlamak yerine onları kodlaması lazım, empirik bir hale dönüştürmesi lazım.. Bunun içinde işte o çelik sinirler lazım...
Ama her zaman psikolog robottur imajına karşı çıkan bir insanım orası ayrı...
Bu arada Amerika'da devlet sadece o araştırmalar yapılsın diye milyonlarca dolar fon veriyor. Biz de geçtim maddi desteği, manevi olarak taş koyuyorlar önümüze her zaman...