Ağustos 12, 2008

canım istedi yazdım!

Ne yazsam ne yazsam... O zaman izlemeye doyamadığım şeylerden karakter analizi yapsam. Madem boşum kendime bunu görev edindim. Efendim ilk olarak F-R-I-E-N-D-S'le başlayalım o zaman. Aman dikkat diyorum bu dizi bağımlılık yapar. Aynı bölümü toplam 10 kere izlemiş olabilirsiniz, bir gün gelir yine izlersiniz yine gülersiniz. Espriler güzeldir, yerindedir.. Karakterlere alışınca sanki kırk yıldır tanıyormuşunuz gibi hissedersiniz... 25 dakika sürdüğü için yatmadan önce bir bölüm izlenmesi hem uyku moduna sokar sizi, hem de günü güzel bitirttirir. Yalnızsam bir şey izlerken genelde sesli gülmem, ama bu dizide resmen tek başıma krize girdiğim zamanları bilirim. Ve fark etmez bölümü 3. ya da 4. izleyişinizin olması yine de gülersiniz. Belki ben de bir hafıza problemi vardır hepsine ek olarak ama tek ben değilim bunu yaşayan onun için doğrudur kanımca söylediklerim. Derler ki "you can never have enough Friends".
Şimdi bu insanlar New York City gibi muazzam bir yerde, Manhattan'da yaşarlar. Hepsi güzeldir, hepsi yakışıklıdır. Tipik Amerikan dizisidir, hep beyaz tenli insanlar oynuyordur, ağlarlar kızarlar yine birbirlerinden vazgeçmezlerdir... Zaman içinde milyonlarca değişik eleştiriye maruz kalmışlardır. Amaaa... Komiklerdir!!! Karakterleri sıralarsak ilk sırayı en az sevdiğime vererek başlamalıyım bence!

Monica:
Biraz bilgilerimizi tazeleyelim... Büyük üstad Sigmund Freud ne demişti, insanlar gelişirken bir takım psiko-seksüel dönemlerden geçerler. Ama bazı insanlar, bazı dönemleri ailelerinin yaklaşımı sebebiyle doğru şekilde atlatamaz ve o dönemde sıkışıp kalır. Bu dönemler Türk milletinin Freud'u "ahahaha sapık herif!" diye parmakla göstermesine sebebiyet veren isimlere sahiptir; Oral, Anal, Fallik, Gizlilik Dönemi (Latency- ne garip bir tercüme bu yarabbim!) ve Genital. Şimdi Monica Anal dönemde bir güzel sıkışıp kalmış bir karakterdir. Anal retentive olarak adlandırılan bu durumda aşırı titizlik, inatçılık, hırslı olma vs gibi Monica'da bulunan bütün özellikler görülmektedir. Courtney Cox'un canlandırdığı Monica karakterinin dominantlığı sanki Courtney Cox'un kendisinde de vardır gibi gelir bana hep... Bu kadın delidir, telefon azıcık yana kaysa anlar, kazanma hırsı tavandadır, Amerika'nın istediği kadındır, Amerika'nın yarattığı kadındır... Pek sevmem kendisini!

Phoebe:
Çok enteresan bir karakterdir! Şimdilerde "new-age" denilen, yoga, meditasyon, kokulu mumlar tütsüler, mayıştıran müzikler kadınıdır Phoebe. Annesi intihar etmiş, babasını hiç tanımamıştır. Bir süre sokakta yaşamış, liseye gitmemiştir. Değişik boyutlarla ilişki kurabildiğini idda etmektedir. Masözdür ama aynı zamanda korkunç sesiyle garip şarkılar yazıp söylemektedir. En ünlüsü "Smelly caaaat, smelly caaat what are they feeding you...."dur. Bir tane ikiz kardeşi vardır, ama görüşmezler. Phoebe'yi canlandıran Lisa Kudrow aslında en büyükleri sanırım Friends ekibinde. 4. sezonda hamile kaldığı için diziye değişik bir durum eklenmiştir ve Phoebe erkek kardeşinin bebeklerini kendi rahminde taşıyarak doğurmuştur. Bana sorarsanız Friends tarihinin en duygusal sahnelerinden biri Phoebe o bebişleri doğurduktan sonra yaşanandır.

Ross: Bu adam apayrı bir efsanedir kanımca. Bence Friends ekibinde vücut dilini ve mimiklerini en iyi kullanan kişidir David Schiwimmer. Efsane bölümleri vardır, tepine tepine gülerek izleyeceğiniz. Monica'nın abisidir, 10 yıl içinde 3 kere boşanmıştır. İlk karısı gay olduğunu keşfetmiş ve terk etmiştir Ross'u, ikinci karısıyla evlenirken yanlış isim söylediği için ayrılmıştır, 3. karısı ise çoook sarhoş bir Vegas akşamında evlendiği Rachel'dır ve 1 ay içinde boşanmışlardır haliyle. Rachel'a aşıktır bu adam liseden beri. En efsane bölümlerinden biri deri pantolon giyip bir buluşmaya gittiği gündür. Sıcaktan deri pantolon yapışmış, Joey'in önerisi üzerine pudra dökülmüştür, sonra da pudranın üstüne losyon sürülünce feci komik sahneler ortaya çıkmıştır. Bir de Ross'un iyi olduğu bir bölüm vardır (Ross is Fine) süperdir süper!!!

Rachel: Jennifer Aniston çok bir şirindir kanımca. Brad Pitt kendisini erkeklerin hayali Angelina Jolie için terk ettiğinde küfür etmiştim çok. Neyse o zaman bilmiyorduk tabi Brad-Angeline ikilisinin çok özel bir görev üstlendiklerini, Amerika'nın popülasyonunu bütün ülkelerinin toplamının iki katına çıkarmak gibi. Neyse Rachel zengin aile kızıdır dizide. Düğününden kaçıp geldiği lise arkadaşı Monica'nın yanında yaşamaya başlar. İlk sezonlarda çalışma hayatına alışmaya çalışan Rachel'ı son sezonlarda Louis Viotton (nasıl yazılıyor bu meret) ve Ralph Lauren'de çalışırken görürürz. Ross'dan bir bebeği olur bıdı bıdı... Alışveriş delisidir kendisi, onun dışında sulugözdür, bebektir. İki kız kardeşi vardır, ikisi de birbirinden şımarıktır. Rachel aralarında en olgunu kalır zamanla. Güzeldir, güzel giyinir. İzlemek keyiflidir Rachel'ı. O da Ross'a aşıktır. Ross'un kıskançlıklarından dolayı ilişkilerine ara vermişler, ve Ross ilk geceden başka bir kadınla yatarak aldatmıştır Rachel'ı. Ve 7 sezon boyunca sürecek olan "We were on a break" kavgası çıkmıştır. Severim bu kadını,
Joey: İtalyan aktör Joey Tribianni! Joey'nin hayatından 3 tane önemli şey vardır; birrr kadınlar yani seks, ikiiii yemek, üüüçç arkadaşları. Bir bölümde yemek mi seks mi, birinden vazgeçmek zorunda kalsan hangisini seçersin sorusuna uzun süre bocalayıp en sonunda "I want women on bread" diye cevap vermiştir. Cahildir sözüm ona. Okumaz, çok şey bilmez. En çok okuduğu şey "Sports Illustrated"dır. Knicks taraftarıdır. Cuma geceleri 2 pizzasız geçmez. Chandler'la kucaklaşmaları dillere destandır. Dikiş tutturmaya çalışan bir aktördür, 10 yıl içinde birbirinden korkunç yapımlarda rol almıştır ama umudunu hiç yitirmemiştir. Hatta bir bölümde Freud'u bile oynamışlığı vardır. Komiktir bu adam... Çocuksu yanı en ağır basan karakterdir. Sahip oldukları ördek ve tavuğun öldüklerine değil de başka bir çiftlikte yaşamaya gittiklerine inanmıştır kolaycana. Hep çapkındır hep çapkın...

Chandler: İşte benim favorim... Bu adam doğal komiktir. En olgun ama aynı zamanda bağlanmaktan en çok korkan adamdır. İlk evlenendir ama ilişkilerde en başarısız olandır. Babası "drag queen"dir, annesi 40ından sonra erotik kitaplar yazmaya başlamış bir yazardır. Bir şükran gününde annesiyle babası ayrılcaklarını açıkladığı için şükran günü yemeği asla yemez. Küçükken yaşadığı travmayla bağlantılı olarak kendini rahatsız hissettiğinde gereksiz şakalar yapma durumuna tutulmuştur! Sürekli şaka yapar, bazıları bayar insanları. Bu adam bambaşkadır. Friends'in en çok izlenen dizi olduğu 10 yıl boyunca en çok şey yaşayan Matthew Perry olmuştur. Alkol ve reçeteli ilaç bağımlılığıyla uğraşırken bir yandan diziye devam etmiş, bunun yansıması olarak, bir zayıf, bir normal kiloda, bir kırmızı, bir beyaz şekilde ekrana yansımıştır. Hep bu durumu düşündüğümde ekibin desteğinin ne kadar önemli olduğu geliyor aklıma. Geçen sene çok izlenen bir Türk dizisinin oyuncusunun bağımlılığı gündeme gelmiş, ve oyuncunun diziden çıkarılcağı konuşulmuştu. Malum Türk aile değerleri, ahlak yapıları falan filan. Neyse ki sonuç olarak -sanırım- çıkarılmadı diziden oyuncu ama uzun bir süre bölümlerde gözükmedi. Friends'de ise 10 yıl süren bir bağımlılık tedavisi, inişleriyle çıkışlarıyla bir adam ve ondan vazgeçmeyen ekibin önemi gözümüze resmen sokulmuştur. Ben bu adamı apayrı seviyorum, bir otelin tuvaletinde ölü bulunmadığı için, inişi çıkışı da olsa vazgeçmediği için. Bağımlılık uzun bir süreç, durur, geri gelir... Bir kere bağımlıysan, hayatın boyunca bağımlı kalırsın... Hayatın boyunca dikkat etmelisindir yaşam tarzına... Çok zor ve uzun bir yoldur... Matthew Perry yanındaki insanlar sayesinde sanırım o yolu güzel bir şekilde yürüdü. Takıla, düşe, kalka... 10 yılı tamamladı... Chandler Bing!!!

Niye yazdım ben bu yazıyı... Hiçbir fikrim yok! içimden geldi. Ben bu adamlara gülüyorum... Aslında hiç de karakter tahlili olmadı bu... İdare edin, belki izlersiniz merak eder.
"you can never have enough Friends" diyorum... Ve ben bu diziyi izlerken arkadaşlarımı özlüyorum. Keşke biz de öyle beraber yaşasak diyorum...

11.08.08 / 20:55

2 yorum:

rosencrantz dedi ki...

how i met your mother ve criminal minds için de benzeri yazılar yazsana! profile the profilers!
(diziler başlasın :C )

yeşil kurba dedi ki...

ahah
how i met your motherı düşündüm aslında... sadece bir karaktere odaklandım orda...
i can't profile the profilers orası ayrı :)