Ağustos 05, 2008

Şehir efsaneleri

Bir aydır burda yapmam gerekenlere odaklanıyordum. Mesela kaçta kalkmalıyım, insanlarla nasıl selamlaşmalıyım, ne tür yemekler yemeliyim, nasıl tiplere güvenmeliyim, vs.vs.. Bütün bu "ne yapmalıyım" paniği içerisinde yapmamam gereken şeyleri düşünmeyi atlamışım. Ve bir tanesini keşfettim cumartesi gecesi... Geçen yazın fotoğraflarına bakma!!! Geçirdiğim en güzel yaz tatillerinden biriydi geçen 2007 yaz tatili. O kadar eğlenmişiz ki... Fotoğraflara bakarken içim gitti, geçenlerde A.'nın attığı mesaj aklıma geldi. "Ne işin var senin orda, bugün gelseydim yanına konuşsaydık...". Hakkaten ben de düşündüm ne işim var burda? Hele geçen yazın eğlencesinin üstüne böyle bir inziva durumu garip oldu. Çok özledim herkesi, geçen yazın fotoğraflarına bakıp bakıp iç geçirmeyi planlıyorum önümüzdeki 2 ay.

Pazar günü Boston'a gittik. Şehir hayatını çooook özlemişim ben! Yaşarken sayısız küfürler savurduğum canım İstanbul'u daha ikinci günden özlemiştim orası ayrı ama onun küçük, pis ayrıntılarını özlediğimi yeni anladım. Yani mükemmel Boğaz manzarası, İstiklal falan değil sadece özlediklerim. Mesela yerdeki halka halka sakız izlerini özledim, trafik sıkışıklığını özledim, sokakta kendi kendine konuşan insanlar görmeyi özledim, karşıdan karşıya geçerken ezilme korkusu yaşamayı özledim... Boston İstanbul'un yarısının yarısı kadar bir şehir ancak. Hatta Bodrum'un herhangi bir bölgesi ondan daha büyük olabilir, mesela Yalıkavak... Ama yine de şehir dedirtiyor kendine, trafiği, karmaşası, sokakta insanların yüzüne bakmadan kendi telaşlarına koşturması, korna sesleri ve yerdeki sakız izleri... Kendimi rahat ve mutlu hissettim orda. Hatta bir adet kafayı sıyırmış vatandaşla bile tanıştık. Böyle Bob Marley tadında bir amca yaklaştı bize konuşmaya başladı, Vietnam'da savaşmış, biz 3ümüzü kardeş Julie'yi de annemiz sandı. Bir şeyler dedi ama hiçbir mantığa sığmadığı için anlatamıyorum bile. Portsmouth'da (yaşadığım şehircikcik) hiç öyle insan yok, yani bizim tabirimizle "mahallenin delisi". Tabi geçen gün karşılaştığım yolumu kesen, Banu Alkan'ın New Hampshire şubesi "Tornado gelmiyor di mi, bana yalan söylüyorlar, özellikle yapıyorlar, beni çekemiyorlar, hahahaha" diyen abla dışında. Burda herkes birbirine selam veriyor. Sabah gözüm daha açılmamış otobüse yürüyorum, geçen insanlar selam veriyor ve benim de selam vermemi bekliyor. İlk günlerde alışamamıştım, mal mal bakıyordum suratlarına, "ben bununla nerede tanıştım yahu" şeklinde. Sonra anladım ki avuç içi kadar şehircikcikde herkes birbirine selam verip, hatır sorarmış. Boston'da kimseye selam vermek zorunda olmadan yürümenin tadı bambaşkaydı!!!
Doyamadım oraya... Yine gidicem. Boston beni böyle yaptıysa New York beni benden alıcak, eminim.
Anladım ki ben şehir seviyorum, o kargaşayı, gürültüyü, telaşı seviyorum. Böyle sessiz yerler belki emeklilikte güzel olabilir? Ama onda bile eğlence olmalı bu kadar sessizlik beni bozar...
Anladım ki yaşanılacak yer şehirmiş...
Anladım ki içinden deniz geçen şehir bambaşka olurmuş...
Anladım ki içinden Boğaz geçen şehir en şahanesiymiş...
Anladım ki İstanbul pek bir bitaneymiş...

04.08.2008 / 20:39

8 yorum:

balıkkraker dedi ki...

cansumm bn zaten gözdenn (bnm ark) blogunu okuyorm sürekli ona yorum yazamk için account açmştm sennkini de okuyorum yorum yaziim dedim 8))

yeşil kurba dedi ki...

süpersin yaz yaz :)
gözdenin blogu ne ben de okurum arada yaz da reklam yapalım :)

balıkkraker dedi ki...

pepinot :D:D oku oku o da güzel yazio hihih

Adsız dedi ki...

benim de hayatımın en iğrenç yazıydı geçen yılki.
ama bu seneki de yarışır geçen seneyle.hatta bu yıl daha mı kötü ne
ben kim miyim
bir dost

ozkan dedi ki...

o ne yaw askeriye gibi, her geçen selam veriyo bi de almak zorundasın. cık cık cık... tatsız :) şerif gelip 3-5 nöbeti de yazıyo mu?

handsome devil dedi ki...

fuck istanbul ya
nesini özlüosun hiç anlamadım

yeşil kurba dedi ki...

ozkancım sorma gaip gerçekten ilk günlerde zor alıştım :) ama şimdi daha iyiyim bu işte! şerif gelmiyor neyseki :)

yeşil kurba dedi ki...

handsome devilcim ben istanbulu bodrumdayken bile özlüyorum, değil ki okyanus aşırı bir yerdeyim çok daha fena özlüyorum.. çünkü küfür etmeme rağmen istanbulda yaşamayı çok seviyorum..