Kasım 07, 2008

İstanbul'u çok özlemişim ama

- Yıkanmaktan hoşlanmayan, herhangi bir parfüm, deodorant gibi kozmetik ürününü kullanmayı bırak mis gibi sabunu bile kullanmaya gerek duymayan insanlardan,
- Sabahları diş fırçalamayı unuttukları gibi ağızlarını kapalı tutmayı beceremeyen insanlardan,
- Ulaşmak için dağ tepe düz gitmek gereken Beylikdüzü beldesine en eski yokuş çıkamayan otobüs veren büyük İETT düşünürlerinden,
- Metrobüs yaptık yahu daha ne yapalım diyip, insanları Skinner'ın sıçanları gibi dapdar üst geçitlerden çıkıp inmeye, bunu yaparken akraba olmaya sevk eden müthis belediye meclisi üyelerinden,
- Yağmur yağınca eriyeceklerini sanıp otobüs 160 kişiyken cam açmayan şaşkın otobüs yolcularından,
- Aynı 160 kişiyi otobüse doldurmuşken, daha çok kazanma hırsıyla her durakta yolcu alan, bir de sanki o insanlar Karaman koyunu gibi üst üste gitmiyormuş gibi abuk subuk ani frenler yapan, sinirli, terli ve korkunç otobüs şöförlerinden,
- Yaşlı olduklarını sanan ama eminim ki annemden bile genç olan, bazen sadece başında başörtüsü var diye dik dik bütün gençleri süzüp 'kim bana yer vercek' diye bakan teyzemsi kadınlardan,
- Otobüse ya da 2 dakikada bir kalkan Metrobüse ilk durakta inatla binip ayakta kalıp bir de 'cık cık vık gençlik öldü artık bize yer vermiyolar' diye nutuk atan ihtiyar heyetinden,
- Bir de okuldan gelen yorgun gencin, yeterince duygu sömürüsü yapan ve kıyamadığı için yer verdiği ama karşılığında teşekkürü geçtik bir tebessüm bile alamadığı teyze/amcalardan,
- Tıkış tıkış otobüste 'beyler olmuyor böyle biraz yardımcı olalım, otobüsün arkası da aynı yere gidiyor yahu' tadında şöföre yalakalık yapan girişimci otobüs insanlarından,
- Ve şu anasını sattığımın aşık olunası şehrinde çalıştığı okul Avrupa yakasının bir ucundayken evi diğer ucunda olan ve günün en az 4 buçuk saatini yolda geçirmeye razı olan şu kafamdan,
NEFRET EDİYORUM!!!!

Hiç yorum yok: