Kasım 17, 2008

The time for sleep is now, it's nothing to cry about

Benim babaannem gençliğinde birbirinden güzel kıyafetlerini giyip, hiçbir zaman tanıyamadığım dedemle danslara balolara gidermiş, 38 yaşında dedemi kaybetmiş ve iki çocuğunu binbir zorlukla büyütmüş. Babaannem bana küçükken hep şehriyeli domates çorbası yapardı, içine benim o zamanlar sevmediğim maydonozu koymadan, her gittiğimde o çorbayı içmenin anlatılamaz hazzını yaşardım ben de. Emekli olduktan sonra en büyük hobisi, renk renk işlediği goblen tablolarıydı babaannemin, hepimizin evine özel bir tane işlerdi duvara asmamız için. En büyük tutkularından biri sigaraydı minik babaannemin, daha 1 yıl önce doktorla sigara pazarlığı yapmış günde 5 sigaraya razı etmişti doktoru. Benim babaannem 7 yıl yatalak kaynanasına baktığı için en büyük korkusu birine muhtaç kalmak, elden ayaktan düşmek olan, 8 yıl önce kalçasını kırdığında annemlere sakat kalırsa ötenazi yapmalarını istediğini söyleyen bir kadındı. Benim babaannem en orijinal, atasözü gibi küfürlere sahip olan ama onları bütün hanımefendiliğiyle yeri geldiğinde kullanan değişik bir kadındı. Benim babaannem 35 kiloya kadar düşmüş, iyice miniminnacık kalmış, sarılmaya korkulan, bembeyaz saçlarıyla bütün şirinliğiyle kapıda sizi karşılayan bambaşka bir kadındı...
Çarşamba günü ayrıldı artık aramızdan 83 yaşını doldurmasına 1 ay 6 gün kala benim babaannem. Yeter artık dedi kendince... Tekrardan sorgulattı ölümü, yaşamı, acıyı, aileyi bizlere... Özlemekten başka bir şey yapamayız artık onu, bir de bencilce bir istek "keşke geri gelse" diye. Bilsek de o yoğun bakımdan çıkıp her tarafından hortumlarla bir süre daha yaşayacak olsaydı çok mutsuz olacaktı, biz yine de biraz daha kalsaydı yanımızda diye istiyoruz bencilce işte.

Tam da bu günlerde okuduğum kitap bu bencilliklerimden kurtulmamı sağlıyor belki de. José Saramago'nun "Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş" kitabı aslında ölümün de gerekli bir şey olduğunu gösteriyor bir şekilde. Ölümün hiçbiri güzel değil, hiçbiri zamanlı değil ama belki de gerekli. Düşünsenize hiç ölünmeyen bir dünya olduğunu? Nasıl olurdu sizce? Biraz ölümle beyin cimnastiği yapmak isteyenlere tavsiye ediyorum bu kitabı...
Bir de;
Huzurlu uyu babaannecim...

*Görsel: your-rain.deviantart.com'dan alınmıştır.

6 yorum:

ozkan dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
ozkan dedi ki...

Tekrar başınız sağolsun. 41 yıl ayrılık çekmesine, eşiyle beraber yaşlanma hayallerinin gerçekleşmemesine rağmen hayatı tüm neşesiyle yaşayabilme cesareti hepimize örnek olur umarım.

ßallondon dedi ki...

yeşil kırrbağaa, huzurlu uyusun babaanne,huzurlu duysun seni,başın sağolsun.
babannemi düşündüm ben de,yanıbaşımda halbuki ama beyaz saçlarını bile görmez oluyorum kimi zaman,sanki hep orda kalıcaklar gibi.Biz bile yaşımızın farkına varmıyoruz çoğu zaman,onlar ise artık geriye sayım çok yaklaştı diye sadece bildiği duaları sayabiliyorlar biz torunlarıyla biraz daha kalabilmek için.
Senin için de yarın babannemi öpeceğim.

yeşil kurba dedi ki...

özkancım çok teşekkürler tekrardan... İstediği gibi yaşadı sonuna kadar, onun için huzurluyuz biz de.

ballondon çok sağol! Git o babaanneciğini benim için de öp gerçekten, her an kıymetli unutma :)

Greensleeves dedi ki...

eminim yesilini kendisinden aldigin bir babannen vardi senin.. sarilmaya kiyamadigin o minnacik dev kadin icin huzurla uyusun yazmaya kiyamadim ben de.. ama uzuntunu paylastigimi bir sekilde bil istedim..

yeşil kurba dedi ki...

çok sağol Greensleeves... Yeşilliğimi bilmiyorum ama diyorlarki ellerimi babaannemden almışım :) O bile mutluluk veriyor şimdi düşününce... Çok teşekkürler tekrardan!