Aralık 03, 2008

Başlık yok bu sefer.

Sağa sola koşturuyorum sürekli. Kafamı kuma gömüyorum. İşimle uğraşıyorum, arkadaşlarımla konuşuyorum, hatta pek sevgili ex-oda arkadaşım İ.'nin gecenin bir yarısı mideye indirilen abur cubur sonrası büyük bir kararlılıkla yapıcam dediği ama asla yapmadığı "Pilates"e başladım (gerçekten komik bir eylem). Ne yapsam nasıl meşgul olsam diye düşünüyorum sürekli. Ve işe yarıyor.
İçimden de diyorum ki, "bak Aralık geldi, bitiyor bu yıl". Sadece 29 gün sonra yepyeni bir yıl olucak. Hiç yaşanmamış, hiç kirlenmemiş, hiç ağlanmamış bir yıl. Sanki o zaman her şey geride kalcakmış gibi çocukça bir umutla bekliyorum 10'dan geri sayıp takvim yaprağını yırtmayı. Sanki o zaman kesin olarak biticek bu yıl yaşanan her şey. İşte o zaman çekebilcem süngüyü eski-yıpranmış-didik didik edilmiş koca yıla.
Benden bu kadar. Bir de...

"Bazen tepetaklak olur yürek. Aheste revan giderken kendi yolunda, göğüs kafesine toslar küttedek. Yüzüstü kapaklanıverir yere. Bir yerlerinin fena halde kırıldığını hisseder kalkmaya yeltenip de kalkamadığını gördüğünde. Üzerini yoklar ama dışarıdan belli olan bir yara filan bulamaz. Haykırır var gücüyle: "Derhal çıkmam gerek. Çıkmam gerek!" Zar zor doğrulur, ağlaya sızlaya saldırır kafesinin demirlerine. Ve nihayet göğüs kafesinden kurtulmayı başardığında, ne yöne gideceğini kestiremeden bakakalır önüsıra uzanan yollara; daha evvel ayak basmadığı topraklara. Yollar yollara karışır. Sular bulanır.

Elmas bir gözdür yürek. Ve çizilmeyegörsün bir kere, artık hep sedefsi bir yırtıkla bakacaktır cümle aleme." Mahrem, Elif Şafak, sf. 163, Metis Yayınları.

2 yorum:

ßallondon dedi ki...

hediyenin paketi ne renk olsun söyle,ben göndereceğim.Sayma takvimi artık,giden gitmiştir.İstenmeyen zamanı da elde tutamaz insan.

yeşil kurba dedi ki...

heey :)
favorim yeşil olsa da hediye paketi hep kırmızı olmalıdır :)))

Bitsin zaten 2008 artık yeter :)