Ekim 26, 2008

"Wherever they burn books they will also, in the end, burn human beings."*

Nasıl aynı evde yaşamanıza rağmen ailenizin her fikrini paylaşmayabiliyorsanız,
Nasıl aynı okulda okuyup beraber büyümenize rağmen en yakın arkadaşınızın her düşüncesine katılmayabiliyorsanız,
Nasıl eğitim aldığınız alan aynı da olsa meslektaşınızla aynı iş ahlakına sahip olmayabiliyorsanız;
Aynı topraklarda yaşayıp, aynı ülkede yaşayıp, aynı şeyi düşünmeyebilirsiniz de.

Bir devlet çatısı altında yaşamanın size getirdiği belli kurallar bir yana, en temel insani hakkınız olan "düşünmeyi" ve buna bağlı olarak "üretmeyi" sonuna kadar kullanabilmelisinizdir.

Genel kabul gören düşünceden farklı bir şey düşündünüz diye ya da çoğunluğun inandığı şeye inanmadınız, taptığı kişiye tapmadınız diye kimse sizi sansürleyemez...

Ağzımıza pamuk tıkıp, gözümüze bant çekip, kulağımızı tıkayamaz.

Uzun zamandır çeşitli kişisel sebeplerden uğrayamadığım bloguma bugun ışık hızıyla geri döndüm.
Özene bezene süslediğim blogum, bin bir türlü saçma sapan yoldan girdiğim bir internet sitesine dönüşüp, aptal bir proxy sitesinin çeşitli reklamlarıyla donanmıştı.

Sanki biri evimi gasp etmiş gibi hissettim kendimi.
Biri odama girmiş, bütün kitaplarımı raflarından indirmiş onlara el koymuş gibi...
Biri aklıma-fikrime-zihnime-algıma karışmış gibi...

Sansüre sansür gerek arkadaşlar.
Bu zihniyet kitapları da yakar yakında...

*Heinrich Heine