Ocak 06, 2009

"I was there when icq ruled the world"

Ev hapsimden kurtulup kendimi sokağa attığım şu günde beni yağmurlu, çamurlu bir İstanbul bekliyordu. Dışarı çıkış sebebim acemiliği bitip iki günlüğüne eve gelecek abime askeri zımbırtılar, öksürsün diye babama zencefil ve ıhlamur ayrıca bilimum abuk subuk ilaç almak olsa da, en azından dışarı çıktım!!!

Neyse ki A. geldi oturduk, kahve içtik de biraz insan görmüş oldum. A.yla otururken onunla ne zamandır konuştuğumuz, yazmam gerektiğini söylediği nostalji muhabbeti geldi aklıma. Gelir gelmez bir şeyler yazmak istedim, o yıllarımızın hatrına...

O yıllar dediğim bundan nerdeyse 10-12 yıl önce. Daha küçücüğüz biz. İnternet deseniz hayatımıza yeni yeni giriyor. Ama giriş ki ne giriş... Saatlerimizi geçiricez bıraksanız internet başında ama mümkün değil pek. Sebebi mi? Çünkü sağdan soldan şifre topluyoruz, öyle herkesin sürekli kullandığı şifresi olması kolay değil, pahalı internet aboneliği daha, ya da bize öyle geliyor. Özellikle cuma akşamları internet karaborsa oluyor neredeyse. Elimizdeki bütün şifreleri deniyoruz bağlanabilmek için. O zamanlar telefon çalınca internet kesiliyor. Zaten zor bağlanan meretin bir de annenizin günden arkadaşıyla muhabbet etmesi için kesilmesi sinirleri fena zorluyor. Kullanıcı adını ve şifresini girdikten sonra bekliyorsunuz aletin bağlanmasını. Garip bir ses çıkarıyor modem, fax sesi gibi, o sesi duymak yine "iyi haber bağlanıyorsunuz gözünüz aydın" demek. Yani şimdi alıştığımız kablosuz, anında bağlantımız bir yana, kablolu şıp diye bağlanma ihtimalimiz bile çok düşük o zamanlar.
Peki zar zor bağlanılınca ne yapılıyor internette? Pek bir halt yaptığımız yok aslında. Mırc çok ünlü, o zamanlar facebook, msn falan zaten yok. Bir icq'muz var, eski olması statü sebebi, öyle uzun numaralı icq olunca bu alemde yenisin anlamına geliyor hoş karşılanmıyor... Icq çok güzel bir olay; mesaj gelince böyle sarı bir not kağıdı çıkıyor mesaj atanın isminin yanında, hoş da bir sesi var. Doğum gününse yanında balon oluyor bütün gün mesela. Msn deki gibi invisible girme olayı yok icq'da visible list'in var bir de invisible list'in. İstediğin insanlara hep visible olabiliyorsun böylece. Mırc'daysa okulların odaları var. Onun dışında arkadaşlarınla oda açıp saatlerce konuşabiliyorsun. O zaman bir de chat hayatımızda lag var, sen yazıyorsun yazın 5 dakika sonra gidiyor, eğer bağlantın çok kötüyse daha uzun sürüyor ve muhabbetten feci kopabiliyorsun.

Bir sömestr tatili hatırlarım, öğleden sonra 3 civarı uyandığım, 5 civarı nete girdiğim ve sabah 8'e kadar internette "chat" yaptığım. Konuştuğum insanlar da yabancı değil halbuki bildiğin ortaokul arkadaşlarım. Ama yine de saatlerce konuşacak şey çok, bir yerden sonra olay iyice geyiğe dönse de sabah kahvaltı etmek için kalkan babama "iyi geceler" diyebileceğim kadar çok konuşuyoruz nette.

Şimdi düşünüyorum da, çok güzeldi o günler. İnternetin saflığından mı bizim saflığımızdan mı bilinmez hala mumla arıyorum o günleri. Okulda milyonlarca saatini birlikte geçirip yine eve gelip saatlerce konuşabildiğin zamanları. Yaşanmışlıklar artınca, hayat telaşı artınca konuşabildiklerimiz azalıyor mu? Yoksa yeni yeni keşfederken hayatı, her duygunun tadına yeni yeni vararken daha mı farklı oluyor sohbetler... Bilmiyorum, bilmek de istemiyorum belki de. Aslına bakarsanız şu anda olduğum halden çok memnunum. Hala o insanlar yanımda saatlerce Mırc muhabbeti yapmasak da. Gözümün bir bakışından anlıyorlar beni, ne hissettiğimi, ne diyeceğimi. O dostlukları büyütmek en büyük başarım oldu sanırım, böyle yaşlanmaya can kurban diyorum!!!

Şebnem Ferah'ın bir şarkısı vardı; "İyi dostlar biriktirdim hepsi ailem oldu. Küçük bir aşk yetiştirdim düzene yenik düştü..." diye. İşte onu diyerek bu postu bitiriyorum.

2 yorum:

Greensleeves dedi ki...

topladigimiz sifreleri teker teker denerdik de kahrolasi baglanti yarim saatte bir kesilirdi. yazini okurken o baglanti sesi geldi kulagima simdi, bir de sabah herkesin uyanmaya basladigi saatlerde yataga gitmenin guzelligi :)

yeşil kurba dedi ki...

o sesi unutabileceğimizi hiç sanmıyorum ve dakika başı kopan bağlantının bize hissettirdiklerini :)