Ocak 13, 2009

“The tendency of aggression is an innate, independent, instinctual disposition in man..."*

Hepimiz içinden çıkamadığımız, neye saldıracağımızı bilemediğimiz, dişlerimizi sıkıp saçımızı başımızı yolmak istediğimiz sinir anları yaşarız. Öyle anlar olur ki bir şey yapmazsan çıldıracaksındır. Elimizdeki herhangi bir şeyi yere fırlatmak bile o an sanki rahatlatır bizi. Benim hep yapmak isteyip, hiçbir zaman yapamadığım bir şey kırmızı şarap dolu bardağı duvara fırlatmaktır. O sinir anında kırılan camın sesi kadar duvardan süzüle süzüle akan kırmızı damlalar da rahatlatacak beni gibi hissederim. Tabii ki de çılgın titiz bir anneye ve sağlıklı gelişmiş bir süperegoya sahip olduğum için - malesef - hiçbir zaman yapamadım bu eylemi.

Dün gece dergi okurken gördüm ki çok zeki diyebileceğimiz bir girişimci bu herkesin içindeki bastırılmaması gereken ve son derece doğal olan agresyondan para kazanmanın yolunu bulmuş. San Diego'da bulunan Sarah's Smash Shack kırıp dökmek ve bütün öfkenizi kusmak için tasarlanmış bir mekan. Sarah Lavely eşinden ayrıldığı zaman yaşadığı bir öfke-acı nöbetinden sonra ondan kalan ne varsa yere fırlatmış ve düşünmüş ki herkes bu eyleme gün gelip ihtiyaç duyabilir. Sarah's Smash Shack'de özel olarak kırılmak için satılan cam tabak-bardak vs.nin dışında müşterilerin kendilerinin getirdiği mal mülkü fırlatıp kırmaları da mümkün. İnternet sitesinde restoran menüsü gibi kırma-dökme menüsü olan mekana gelirken müşterilere mp3 çalar ve fotoğraf makinesi getirmeleri öğütleniyor. Böylece istediğiniz müzik eşliğinde kırıp dökerken bir yandan sevdiğiniz, sizi gaza getiren şarkıları dinleyip bu anı fotoğraflayıp ölümsüz hale de getirebiliyorsunuz. Bu arada bütün güvenlik önlemleri de alınmış durumda mekanda, kafanıza bir kask takıp üzerinize özel kıyafet giyiyorsunuz bu işlemleri yaparken. 15 dakika boyunca kırıp dökmenin ücretini ödedikten sonra mekanı bir umut kuş gibi hafiflemiş olarak terk edebiliyorsunuz.

Bu müthiş yaratıcı fikre şapka çıkarıp eğer yolum bir gün San Diego'ya düşerse nasıl bir kırıp dökme anım olacağını düşündüm. Öncelikle hatırası olan silgi tozunu bile saklama alışkanlığı olan ben sanırım asla kendime ait bir şeyler götürüp kıramam ya da yırtamam (evet fotoğraf da yırtabiliyorsunuz). Ama belki sadece bir fotoğraf götürürüm yanımda bana amacımı hatırlatması için. Bir dolu şarap bardağını ve menüde gördüğüm mavi vazoları kırdıktan sonra 15. dakikaya girmek üzereyken o tek fotoğrafı da yırtabilirim. Tabi benim kırmak dökmek istediklerime bakınca yaklaşık 100$ harcarım gibi gözüküyor ama neyse bir daha ne zaman böyle bir fırsat elde edebilirim ki? Ben yanımda müzik götürmem çünkü kırılan bardakların seslerini duymak bana daha çok haz verir sanki. Ama bütün kırış, yırtış olayının kaydedilmesini isterim. Sonra evime gidince o görüntüleri izlemek, izlerken de böyle bol kemanlı ağlak bir Yann Tiersen melodisi dinlemek isterim. O keman sesleri acı acı gıcırdadıkça ben ekranda bir bardak daha kırıyor olayım isterim. En sonunda da müzik daha bir durgunlaşsın ve ekranda fotoğrafı ağlayarak yırtan ben ekranda gözüksün. Ve bütün öfkemi o odada paramparça edip, yok edip, evimde huzurla uykuya dalayım... Ne şahane olur!

*Sigmund Freud

Hiç yorum yok: