Şubat 03, 2009

Dıkkat: Bu dün yazılmış bugün yapıştırılmış bir posttur.

Uzun zamandır süren sessizliğimi bozma kararı aldım. Sessizliğimin sebebi tamamen zamansızlığımdı aslında. Ve tekrardan yazmaya basladigim şu anda 34.006 feet yükseklikte Almanya semalarındayım. Demin pilot türbülans dolayısıyla herkesin yerine oturmasını ve kemerlerini bağlamasını buyurdu. Ben de bir Word dosyası açtım ve kaldığım yerden devam etmeye karar verdim.

Yokluğumda neler oldu diye düşünüyorum çok değil 1 hafta falan yazamadım aslında. Bu arada yılbaşı gecelerinin vazgeçilmez yaratıkları Victoria’s Secret melaikelerinden biri olan Adriana Lima Türkiye’ye gelerek en magazinel programların birinde arz-ı endam etti. Ve sempatikliğiyle halktan, ‘bu bizden biri yahu kesin Türk kanı var’ şeklinde yorumlar ve övgüler aldı. Bunun dışında sevgili başbakanımız yerel seçim propogandalarından birini Davos’ta yapma kararı aldı, son derece diplomatik bir oturumu, geldiği yeri inkar etmez bir şekilde höyt diyerek eşinin gözyaşları eşliğinde terk etti ve hemen o gece döndüğü vatanında bir kahraman edasıyla karşılandı. Çok böyle şeylere kafası basmayan bir insanım ben ama eminim ki diplomatik toplantıların da bir adabı vardır. İtiraz başka türlü edilebilmelidir, ‘uzlaştırıcı’ olma niyetiyle yola çıkıp iyice ortalığı germek ne kadar doğru bir davranıştır tartışılmalıdır. Bunun dışında hava bir soğudu bir ısındı, doğalgazda indirim vaadedildi, Ö. ile birlikte latin dans derslerine başlanıldı ve yeşil kurba’nın yine gitme vakti geldi.

Feci bir türbülans eşliğinde yazdığım şu satırlarda saçmalama ihtimalimin yüksek olduğunu bir kez daha belirtmek istiyorum. Düşünsenize bu uçak düşerse bilgisayarımda son sözlerim bulunacak... Aman ne şahane. Neyse bu arada neler oldu kısmında atladığım bir nokta olduğunu şu anda fark ettim, Lost 5. sezonuyla hayatımıza geri döndü. İlk 3 bölümünü tükettik bile. Çok spoiler vermek istemiyorum onun için yeni sezonla ilgili bir yorumda bulunmuyorum. Bir tek şey söylemek istiyorum; Richard Alpert’ın sağlıklı yaşam formulüne ulaşmam lazım! Sanırım bir Hakan Peker bir de kendisi ömrümüz boyunca o şekilde var olacak huzurlarımızda. Neyse Lost’u izleyenler bilir - evet hala Lost’u mahalle baskısına rağmen izlememiş olanlar var birkaçı arkadaşım zira - orada bir Alvahar Hanso vardır. Heh işte o adam şu anda bu uçakta kabin görevlisi-host! Çok şaşırdım ilk gördüğümde ama sonra mantıklı geldi bir uçuş sırasında keşfedilip Lost’un castine eklenmesi. Malum bu da uçak o da uçak falan. Çok enteresan bir tip fotoğrafını çekip burada yayımlamak istiyorum ama ayıp olur sanki... O kadar çok benziyor ki inanamazsınız.

Son saçmalığım olarak şunu söylemek istiyorum. Sanırım şu hayatta bulunmaktan en huzursuz olduğum yerlerden birisi uçak tuvaletleri. Öyle garip bir his ki sanki oradan bir kapak açılacak ve ben binlerce feet yukardan aşağı düşücem, hatta düşemiycem bile bilmem ne kadar un ufak parçalarıma ayrılcam gibi. Uçaktan korkmayan ben o daracık tuvaletlerde fenalık geçiriyorum. Bir de şu andaki gibi bir türbülansın ben tuvaletteyken olduğunu düşünmek iyice geriyor beni (abimin başına gelmiş gerçek bir hikayedir, anlattıkları pek tatsız). Aynı duyguyu feribotların tuvaletlerinde de yaşıyorum. Yine o daha iyi maksimum yüzerim ya da suda ölürüm. Ama uçakta bir enteresan oluyor bu durum sanırım.

Evet Florida bekle beni, geliyorum. Bir hafta sonra İstanbul’a döndüğümdeyse !f film festivalinin eli kulağında olacak. Ne kadar zamanım olacak bilemiyorum ama filmlerin ve İstiklal’in tadını çıkarmayı çok istiyorum sanırım. Yaşasın festival coşkusu, yaşasın İstanbul diyorum. 

*2 şubat - herhangi bir saat 

15 yorum:

ozkan dedi ki...

Bazı araplar erdoğanı halife ilan edelim bile dedi. Bir de yabancı literatüre "doing an erdogan" diye terim eklenmesine sebep olmuşuz. Şaka değil bu...
Alvar Hanso'yu da nasıl hatırladın yahu?? Şu diziyi bu kadar dikkatsiz izleyince kendimi kötü hissediyorum artık. Etrafımdaki herkesten geri kalıyormuşum gibi geliyor.
Neyse bahanem var en azından, içinde o kadar detay olan diziye bu kadar çok ara verilirse, ilgimi, dikkatimi yitirmem doğal tabi.
Bu arada Foucault's Pendulum'u okumaya başlamana lostun yeni bölümlerinin mi etkisi oldu, eğer önceden başladınsa huzurunda secdeye yatmak istiyorum. (ve o kitabı aciip merak ettim şimdi)

rosencrantz dedi ki...

foucault's pendulum'u ben önermiştim (hatta biraz "al, al" diye tutturmuş da olabilirim)
:)

ozkan dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
ozkan dedi ki...

Efendim, tanımadığım tanrıçalar önünde eğilmenin etik olmayacağı kanaatindeyim.
:P
(typosuz yazabildim sonunda)

rosencrantz dedi ki...

haha estağfurullah (firullah? başka bir şey?)
:)

yalnız umberto eco'nun önceki günün adası diye bi kitabı var ki çeviriden mi başka bişeyden mi bilmiyorum ama okuyamadım, okunmuyordu yani. cansu da okuyamamış o yüzden utanmadan itiraf edebilirim burada :/

ozkan dedi ki...

Doğru yazdın. i'li olan bildiğim kadarıyla eski hali ve anlam olarak kusurların kapatılması için yapılan kısa bir dua.

Bazen sanatçılar sanat içi sanat diye yola çıkabiliyor. Deep Purple'ın da Bananas diye şarkısı var ama dinlemeye tahammül edemem mesela. Belki o kitap da öyle birşeydir.

:) Ha bir de secdenin sebebi, o sarkacın ne olduğuna dair hayalgücünüzü işletme merakınızı Lost'ta görmeden önce canlandırmış olabilme ihtimaliniz :) Sırf Umberto Eco olduğundan değil.

yeşil kurba dedi ki...

noluyorr burda??
ya ben o kitabı evet sayın rosencratz'ın tavsiyesi ve ittirmesiyle alarak wikipedia eşliğinde okumaya başladığımda lostu izlememiştim.
ama sanırım bu öneriyi bana yaptığında sayın rosencrarz izlemişti lostu.
bu durumdan ne sonuç çıkarcaz bilemiyorum :)))))
ayrıca ben de secde istiyorum :P

geri döndüm!!!!!

rosencrantz dedi ki...

bi kere ben o kitabı lise 1'de okumuştum, lost falan yoktu o zaman, vardıysa da haberim yoktu, hiç çamur atma olaylarına girmeyelim öyle :)
ayrıca potansiyel mümin kitlemi neden çalıyosun ya :C şurda fizibilite çalışmaları yapıyorum din kurucam belki? nedir bu yaşlılardaki gençlerin önünü kapatma isteği??

ozkan dedi ki...

Hoşgeldiiin!!

ahaha demek ki çok tanrılı dinler daha demokrat bir ortam sunabiliyormuş, antik yunan zamanında görmüş ışığı :]] ee alalım vaatleri;)

Neyse tanrısal düzeyde bi savaş başlamadan açıklık getireyim duruma :P Dikkatsiz kurbaa, o secde zaten sana yönelmiş idi. Ancak dolaylı lost etkilenmesi şüphesi varken ibadeti askıya almalıyım. Üzgünüm rosencrantz ama tanımadığım tanrıçalara ibadeti etik bulmadığımı belirtmiştim :]

Bu arada tanrıçalar kurban istediğinde haber verin de sesimi keseyim :p

rosencrantz dedi ki...

bu aşamaya gelene kadar söylemem gereken bişeydi ama soramadan duramayacağım artık: lost'la foucault'un sarkacının tam alakası ne? anlayamadım ben nasıl kaçırdım? :(
öte yandan cansu'ya kitabı önermeme kadar uzanan süreci detaylarıyla incelersek: barselona da oturuyorduk, bizans tarihinden kaldığımı ve yaz okulunda history of magic & witchcraft alabileceğimi söyledim, dersin içeriğine dair spekülasyonlardan okülte ve dolayısıyla da kitaba geldik. tamamıyla lost-free bir proses görüldüğü gibi.
ayrıca yeni post yazılana kadar bu savaşı sürdüreceğim!

ozkan dedi ki...

Ne??! Barselona'da oturuyordunuz!!.. Secde no 1.
History of Magic & Witchcraft?!?!
Hayatımda hiç bir dersi, adını duyupta bu kadar çok almayı istemedim... Secde no 2.
Eğer lostu her hafta, güncel izliyor, ama, buna rağmen o sahneye dikkat edememişsen haneye eksi secde yazıyoruz. Bir secdeyi hakettin :] (Yeni sezon 2. bölümü izlediğin varsayımıyla)

Dizide yaşlıca bir bilim kadınını bir laboratuarda bilgisayarda bir şeyler yaparken görüyoruz. Bu arada laboratuarın orta yerinde yere tebeşirle çizmekte olan Faucault sarkacı bulunuyor. (Detaysızca bu kadarcık yazdım ki istemeden bir spoiler yapmayayım. Kimilerince yeteri kadar spoiler yaptım zaten :D)

rosencrantz dedi ki...

barselona değil barcelona'ymış oranın adı, bugün önünden geçerken farkettim :)
dersin adı güzel de içeriği biraz şaibeli. muhtemelen engizisyon mahkemeleri, salem cadı avları falan gibi şeylere ağırlık verilecek, benim hayal ettiğim gibi okültizm vs. anlatılacağını sanmıyorum. ama yine de güzel olur umarım!
referans o muymuş? ben "işte o sarkaç!" diye altyazı geçseler bile anlamazdım orada. neyi kaçırdım diye düşünüyordum bi de. öyle gönderme olmaz olsun!

son olarak buradan cansu'ya nispet dolu tavırlar takınıyorum naaber!

ozkan dedi ki...

Nee?? ahahaha çok güldüm kendime, ben "barselona da oturuyorduk" diyince şehir olan sandım, Cansu ile de öyle msn'den falan konuşuyorsunuz diye yorumladım. Meğer pastaneymiş :]]]
Saf saf secde dedik ama geri almak zorundayım bu yüzden. Allahın pastanesinde oturuluyor diye secdeye mi yatılırmış canım.
Uzun zamandır böyle kefal bir duruma düşmemiştim :D Çok güldüm çookk...

E lostu da izlemişsin, görünce kitabını okumana rağmen tanımamışsın, yere çizgi çizen sarkaç işte tanımayacak ne var. Secdeler gitti sıfıra sıfır... Üzgünüm :(

ozkan dedi ki...

Bu arada ben olsam sırf böyle bir adı olduğu için bile o dersi alırdım :]

yeşil kurba dedi ki...

:))))
keşke barcelona'ya gidebilsek be özkancım gönül istemez mi??? Ama biz çakmasına gidiyoruz ancak! Bütün secdeler bana hem ben sarkacı da gördüm yehuuu :)