Şubat 11, 2009

İlk mim görevi

Uzun bir aradan sonra, işte geldim burdayım! Evet Florida güzeldi, keyifliydi, gezdim, gördüm, eğlendim - malum konferanstı konumuz biraz da öğrendim. Evet yanda gördüğünüz Florida akvaryumunda gördüğüm bir olaydı. Neymiş efendim 2008 kurbanın yılıymış... 2008'e ağlayarak giren ben, kabus gibi günler yaşayan ben, tası tarağı toplayıp başka kıtaya 3 aylığına giden ben, gelince travma üstüne travma yaşayan ben... Neyse, böyle enteresan bir slogan gördüm ve ironiyi paylaşmak istedim sadece.

Blog okuyanların farkında olduğu bir kavram vardır; mimlenmek. Tam olarak anlamadığım bir süreç ama keyifli. Ben de ilk defa sevgili misha tarafından mimlendim. Bu durumda bu mim görevini başarıyla yerine getirmek için onun sorduğu 3 soruya cevap vermem gerekiyor! Yazamadığım için ne zamandır yerine getiremedim görevimi. İşte sorular geliyor:

1) 40 yıl düşünsem aklıma gelmezdi diceğin 3 icat?
Bütün icatlar sanırım. Hiçbir zaman mühendis gibi işleyen bir beynim olmadı benim. Onun için saç tokası bile büyük bir icat benim için. Ama şimdi kendimi zorlayıp düşündüğümde şu üç enteresan şey geliyor aklıma. Birincisi sanırım silah. Şovenist olmak için falan demiyorum yanlış anlaşılmasın, ama gerçekten aklıma gelmezdi benim 'bir icat yapıyım kendimi korumak için içinden öyle bir şey çıksın ki o mekanizmanın delsin gesin karşıdaki herifi' demek... Evet belki dövmek için, kendimi korumak için sopa, sapan falan bulabilirsim. Ama silah, hele hele nükleer silah. Yok o benden çıkmazdı. Çıkaranın beynine ediyim orası apayrı. İkincisi adını bilmiyorum ama hani böyle bir makine var. Kadınlar bebek doğurup emzirdiği zaman süt sağıyor. Mesela akşam sağıyorsun sütü biberona koyuyorsun sabah bebiş içiyor. Bu icatın enteresanlığı kadar bunu icat eden şahsiyetin annesiyle olan bağını da merak ediyorum. Nasıl gelir ki aklına insanın bu icat. Neyse üçüncüsü de epilatör. Çok kadınsı oldu sanırım bu cevaplar ama epilatör enteresan bir alet kanımca. Ağda diye bir şey var nasıl olur da kadınlar kıllarını teker teker alsın canları daha da çok acısın amaçlı bir icat yapılabilir bilemedim. Neyse aklıma gelmezdi bunlar benim, gerçekten de gelmezdi... Bütün icatlar malesef ihtiyaçtan doğmuştur diyoruz konuyu kapıyoruz!

2) ailecek seviyoruz, beğeniyoruz, yiyoruz, deli oluyoruz dediğin 3 peynir çeşidi?
Peynir yemeye yeni yeni alışmaya çalışan bir insan olan bana sorulabilecek en yanlış sorulardan biri aslında bu! Çünkü gerçekten bildiğiniz peynir özürlüyümdür ben. Hatta tanıştığım bazı insanlar peynir dediğimde suratımın enteresan ekşimtırak bir hal aldığını bile söylerler. Ama sevdiğim peynirler var tabi. Birincisi erimiş, ama kokmayan her türlü peynir. Sıcak olduğunda peynir bayılıyorum. Kokarsa öldürseniz yiyemiyorum. Bunun için ilk koşul bu. İkincisi hellim peyniri. Tabii ki de pişiyor hellim peynirimiz de, sonra da ekmekle afiyetle yeniliyor. Üçüncüsü mozerella peyniri. Hatta sizle hemen İtalyan-Amerikalı eski yan komşumdan öğrendiğim tarifi paylaşıyım bu vesileyle. Patlıcanlar alınır, galeta unuyla kızartılır. Peçetede bekletilip yağları çektirilir. Sonra bu cherry domateslerin özel soslanmış hallerinden alınır, patlıcanın üstüne domates ve mozerella peyniri koyulur bir kuple. Tadından yenmez çok güzel olur. 

3) lunapark'ta sadece 3 makineye binme şansın olsa hangilerine binerdin? 
En eğlendiğim soru. Ben icat ve peynir özürlü olmamın yanında biraz da lunapark özürlüyüm. Çok enteresan noktalardan yakalamış beni sevgili Mischa. Ama sıralamamı yapabilirim tabi ki, birincisi canım arkadaşlarımın da favorisi olan Gondol. Eğlenceli bir aygıt. İkincisi çarpışan arabalar. Evet çok klasik ama benim araba kullanabileceğim en mantıklı yer. Olay çarpmak zaten. Ve üçüncüsü de kesinlikle tren. Ama böyle baya dönmeli olucak. 

Ayrıca küçücük bir ekleme. Biliyorum lunaparklarda yok ama biz çocukken Fame City vardı hani. Bütün doğumgünleri orada olurdu. Özel jetonları vardı. İşte orda bir top havuzu vardı. Yürüyemezdin içinde bir türlü. İşte o çok eğlenceliydi... Evime top havuzu mu yapsam acaba ileride bir gün? 

Mimlenenin mimlemesi adettenmiş. İşte onun için si-men ve ballondon aynı 3 soruyla mimlendiniz. Bakalım siz neler diyceksiniz bu benim en zayıf halka olduğum sorulara...

Yarın Tampa hikayelerimle huzurlarınızda olacağım, bekleyin...


7 yorum:

ßallondon dedi ki...

gördüm gördüm,40kere düşünmem lazım cevapları ama :) yazıcam.

yeşil kurba dedi ki...

merakla bekliyorum :)

ozkan dedi ki...

1. Ateş, tekerlek ve cila
:Pp

rosencrantz dedi ki...

profiline bakan 600. kişiyim (hatta emin olmak için bi kere daha baktım, 601. de ben oldum) bi ödül, teşvik unsuru falan var mı bu konuda?

yeşil kurba dedi ki...

özkancım cila nerden geldi aklına?:) bak ateş falan yine daha acil bir ihtiyaç biraz ona mantık yürütebiliyorum belki ben de bulurdum onu o zaman da yaşassaydım malum soğuk yemek yemekten hhiç hazzetmem :P

rosencrantz senin hediyen kalbimdeki koca tahtın :pp oldu mu? hediye olarak önümüzdeki hafta yazarımız kurbayla şöle boğaza nazır bir kahve keyfi ve keyifli sohbet kazandınız, tepe tepe kullanın, mümkünse pazartesi öğleden sonra kullanabilirsiniz, öperim :))

ozkan dedi ki...

ya işte cilalı taş falan... temelden batırırdım yani o bakımdan. Yemeği de pişirdin sanki de ısıtıp da yemek için ateşi icat etçen? Bence sen de ateşi bulmada bi çuvalladın gibi geldi be :P

O ödül de, biz de tam kadro, bir sen eksik, İzmir'de kordonda aynı keyfi yapınca seni cezalandırmış olmuyoruz umarım Cansucum :P

yeşil kurba dedi ki...

:/
ben de cordon bleu yiycem evde. evet çok iğrencim, bunu demedim sayın :)
ben de başka zaman yapcam kordon keyfi!!