Nisan 14, 2009

Let me tell you something

Özleyen var mı beni? Tahmin etmiştim zaten! Neyse, leyleği havada gören kurba evinde oturup blog bile yazamamaktadır. Evde oturduğu zamanlarda kendisini boyunu geçen datalar arasında kaybettiği için yine yazamıyordur. Neyse sebep bu işte, yoksa soğumadım blog işinden, hala buralardayım. 

Öyle bir günde döndüm ki, bugün bir efsanenin doğduğu gün... Nasıl da abartırım ama!!! Bugün benim blogumun doğum günü... İyi ki doğmuş efendim nice yaşlara yeşil kurbaya... Fark ettim ki evde oturmadıkça ben daha fazla uzun yıllar yaşayamayacak bu blog. Hadi bakalım hayırlısı diyelim.

Ben yokken neler oldu köşemizi hızlıca tamamlayalım. Ben yazmazken 28. Uluslararası İstanbul Film Festivali başladı. Daha önce de yazdım yine yazıcam, korkunç filmlerin her sinemanın 5 ayrı salonunda 2 ay oynadığı bir ülkede Film Festivali sinefiller için tam bir bayram. Kitapçığı aldığımız anda başlayan heyecan 2 hafta boyunca birbirinden harika filmleri izleme keyfiyle katlanıyor. Bir de üstüne sevdiğimiz yönetmenler İstiklal sokaklarını şenlendirince değmeyin keyfimize. Malesef Mersin'deki yemek yeme maratonum dolayısıyla canım ciğerim François Ozon'un Ricky'sine teşrif edişine katılamadım ama onunla aynı şehirde olduğumuzu bilmek bile şahane değil mi? Bir de ben buralarda değilken yine sevgili John Malkovich sinema dersi vermek üzere Pera'ya buyurmuş. Kendisi bir de fal baktırmış sevgili gazeteciklerimizin dediğine göre. Festivalde son 6 gün. Kaçırmayın derim...

Belki şehre bir film gelir, bir güzel orman olur mutluluğumuzun dışında bir de Obama teşrif etti ülkemize. Bütün planlarımızı iptal ettirdiler, bizi korkuttular yollar şöyle kapancak böyle kapancak neler neler olucak aman dışarı çıkmayın diye. Bir halt olmadı. Söylediğinden bir gün sonra Istanbul'a gelmesi bütün Pazartesi planlarımızın içine turp sıktı. Salı günü başlarım Obama'ya nidalarıyla kendimi sokağa atmama rağmen hiçbir aksilik yaşamam da enteresandı. Bütün bu önlemlerle bizi korkutan sevgili valilerimiz oysaki bizi 10 Nisan Cuma günü yaratacakları korkunç polis günü trafik kitlenmesine karşı uyarmayı hiç ama hiç akıl edemediler. Ve Pazartesi-Salı beklenen trafik kabusunu Cuma günü bir güzel yaşadık. Neyse Obama'nın adının dışında yine bir Amerikan Başkanı olduğunu gördük nihayetinde. Evet daha sevimli, atletik, kedi seviyor, falan filan... Ama sonuçta ABD'nin başkanı. Değişen bir halt yok yani. Neyse bize ne... Obama gitti arkasından 5 gün kedi konuşuldu. Nasıl bir ülkedeyiz algılayamyorum. O kediyi canlı yayına bile konuk aldılar nerdeyse haber bültenleri. Bu arada Obama'nın gelişi çok enteresan ve yaratıcı habercilik girişimlerine sahne oldu. Bir televizyon kanalcığının sunucusu yüzünü siyaha boyayarak çıktı. ... Yazacaktım ama gücüm yok yazmaya, aferim çok yaratıcısın koçum, aynen böyle devam...

Bu arada 1 Mayıs'ı tatil etme kararı aldılar sonuçta. Heralde daha çok insan gelsin, daha çok insan coplayalım gibi planları var. Olması gereken bir şeydi zaten, dünyanın hemen hemen her yerinde işçi bayramı resmi tatildir zaten. Önemli olan tatil etmek değil bakalım görücez yaşıycaz nelere gebe olacak 1 Mayıs.

Bu arada çok önemli bir şey daha oldu. Bahar geldi! Mis gibi kokuyor ortalık, sıcak yüzümüze vuruyor, güneş gözlüklerimize kavuşmanın sevincini yaşıyoruz, otobüsün hangi tarafına otursam acaba güneşten pişmem hesapları yapıyoruz... Şimdi ben dört gözle Yaz'ı bekliyorum... Denize girip, malak gibi güneşte yatacağım, yaz geceleri fışır fışır dalga sesiyle şarabımı yudumlayacağım, öğlenleri sıcaktan bayılıp içeri girince gözümde kara kara lekelerin belireceği günleri istiyorum. Evet deliyim, yaz çocuğuyum, çok özledim artık deniz yoksunuyum. Yetti artık bu kış ve bahar... Yaz istiyorum ben!

4 yorum:

rosencrantz dedi ki...

kedi? hangi kedi?

-gündemden kopuk arkadaşın

ozkan dedi ki...

İyi ki doğdun yeşil kurbacık, leziz blogcuk, iyi ki varsın.

Kedi dediğimiz hayvancağız, Obama olağan gezisini sürdürürken kendisini sevmesi ile meşhur olmuştur. Zira, Türkiye, ilk defa yabancı da olsa bir devlet başkanının önüne gelen bir hayvanı hayırlara vesile olsun diye kesmek yerine sevdiğini görmüştür. Türk halkı devlet büyükleri ile hayvanlar arasındaki ilişkinin kasap kurban ilişkisinden öte olduğunu farketmiştir. Nası olur ya?? diye haberciler bu ilke şahit olunca 3-4 günlük panik süreci yaşamıştır. Budur :)

Adsız dedi ki...

ben malkoviç'in karşısında oturdum kzm yarım saat. manzaraya karşı muha

ayrıca ricky kötü film

imza: kel deve

yeşil kurba dedi ki...

teşekkür ederim özkancım :)
rosencrantzcım sanırım sana özkan şahane bir cevap vermiş. bu kedi şaşı kedi nasıl bilmezsin ki sen bunu?? :)

malkovich'i görme şansına erişen kel deve, kıskandım seni :):)