Haziran 07, 2009

meslek 'adabı'

Kadın nedir? Erkek nedir? İkisinin şu hayatta rol dağılımları nasıldır? Hangi cinsiyet hangi mesleği yapmalıdır? Kadın kısmısı hangi mesleği yaparsa bir yandan çocukları ve ailesiyle ilgilenebilir, azıcık da olsa ailesine para kazandırırken. Bunun zıttı olarak güç simgesi olan erkek, evin direği, eve ekmeği getiren (breadwinner) hangi işleri yaparsa uygun olur, hangisi ağır abi’liğini zedeler, ayıp olur. Bu saçmalıklarla örülü bir toplumda, toplumsal cinsiyetin yankıları çok şiddetli oluyor, bizde olduğu gibi malesef. Biçilen rollere karşı çıkanlar bir şekilde dışlanıyor, susturulmaya çalışılıyor. Bir yerde yoluna taş koyuluyor, ya da büyük abileri ablaları tarafından nazikcene uyarılıyor ‘kardeş vazgeç sen bu sevdadan’ anlayışlılığıyla (!).

Ne kadar okuyup, kafa patlatsam da bu konuyla ilgil kendimce, kızsam da bu topraklarda buram buram hakim olan cinsiyetçilik meselelerine, Amerika’ya ilk gittiğimde gördüğüm kadın yol işçileri, kadın taksi-otobüs şöforleri bir miktar şaşırtmıştı beni. İçimize istemeden yerleştirilen kim ne yapar ne yapamaz kalıpları, bu kalıpların saçmalıkları, büyük bir hiddetle vurmuştu yüzüme. Kendime hem kızmıştım ‘niye şaşırıyorsun, olması gereken bu işte’ diye hem de içim rahatlamıştı en azından dünyanın bazı köşelerinde hala umut var diye.

Niye bu kadar laf salatası derseniz, cinsiyetçiliğin sadece heteroseksüel kişilere yönelik olmadığını ve çok acımasız bir şekilde homoseksüel kişilere de yönelik olduğunu zaten hepimiz biliyoruz. Cinsiyetçi olduğundan daha da çok homofobik olan ülkemizde malesef bolca travesti cinayetleri, ‘bu bir hastalıktır’ diye nutuk atan profesör amcalar, homoseksüel diye işten çıkarılanlar, ve ‘özgürlük dediysek... eşcinsellere de mi hak vereceğiz yahu, keh keh keh...’ diyen ne idüğü belirsiz siyaset kişileri mevcut. -meli/-malı sevdalısı ve kalıpların kölesi olan bir halk olduğumuz için malesef pek de olumlu bir gidişatımız da söz konusu değil bir şeyleri değiştirmek yönünde.

Geçtiğimiz haftalarda gündeme gelen eşcinsel hakem olayını çok iyi hatırlıyoruz sanırım hepimiz. Hakemlik yapamazmış çünkü eşcinselmiş. Hakemlik yapamazmış çünkü askerlik yapmamış. Hakemlik yapamazmış çünkü o kadar erkek (11 bir yerde - 11 bir yerde etti 22 koşan bunlara sadece e bir de kulübesi var yan hakemleri var, hatta taraftarların da çoğunun erkek olduğunu düşünürseniz ohhooo) arasında eşcinsel biri objektif olamazmış!

En çok sonuncuya takıldım tahmin edersiniz ki. O zaman heteroseksüel bir erkek kadın voleybol takımı maçının hakemi olmamalı? Ya da tenis turnuvasında kadınlara kadın hakem olmalı. Hele hele yüzme oldu mu söz konusu aman akıllara zarar mutlaka kadın olmalı. Ya da tam tersi erkek basketbol maçında kadın hakem de olmamalı. Hatta kadın antrenör de olmamalı. Kadın takımlarında da erkek antrenör olmamalı. Akıldır bu kayar kardeşim. Mazallah objektif olamazlar, cinsel dürtüleriyle hareket ederler. Hatta ve hatta işyerlerinde de bundan sonra kadın-erkek ayrılmalı. Düşünsenize heteroseksüel kadın bir patron erkek çalışanına nasıl objektif davranabilir. Dünyada görülmemiş böyle bir şey! Üniversitelerde de erkek profesörlerin derslerini erkek öğrencler, kadın profesörlerin derslerini de kadın öğrenciler alabilsin sadece. Malum objektiflik zedelenmesin. 

Çünkü biz insanlar bu kadar binlerce yılı kat ettik ama hala en ilkel duygularımızla yaşıyoruz. Çünkü biz insanlar sokakta gördüğümüz, ya da beraber çalıştığımız her karşıt cinsin üstüne atlama potansiyeli olan varlıklarız.

Moderniz ya biz çokça, geliştik ya ileri bir derecede, eğitildik ya tekdüze değil çok yönlü...

İşte ondan bütün bu saçmalıklar.

bullshit!

Hiç yorum yok: