<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-3735149609410726353</id><updated>2011-07-08T01:21:08.001+03:00</updated><title type='text'>yazamama sanatı</title><subtitle type='html'>yeni &amp;amp; kısa şeyler</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://yesilkurba.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yesilkurba.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default?start-index=101&amp;max-results=100'/><author><name>Yesil Kurba</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16471520353631044765</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_0Tk1RuUJbj8/SD_jPZXeK4I/AAAAAAAAAD0/Hg-vErlTPLs/S220/IMG_0016.JPG'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>143</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3735149609410726353.post-2966182054988747692</id><published>2011-03-24T17:31:00.000+02:00</published><updated>2011-03-24T17:31:39.010+02:00</updated><title type='text'>moving out/in?</title><content type='html'>Malesef bu ülkede bulunan çareler kaçmak üzerine oluyor... Buyrunuz kaçtım ben de.&lt;br /&gt;Hadi gelin benle siz de... ----&amp;gt; &lt;a href="http://yazamamasanati.wordpress.com/"&gt;&lt;b style="color: #6fa8dc;"&gt;http://yazamamasanati.wordpress.com/&lt;/b&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3735149609410726353-2966182054988747692?l=yesilkurba.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yesilkurba.blogspot.com/feeds/2966182054988747692/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3735149609410726353&amp;postID=2966182054988747692&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/2966182054988747692'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/2966182054988747692'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yesilkurba.blogspot.com/2011/03/moving-outin.html' title='moving out/in?'/><author><name>Yesil Kurba</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16471520353631044765</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_0Tk1RuUJbj8/SD_jPZXeK4I/AAAAAAAAAD0/Hg-vErlTPLs/S220/IMG_0016.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3735149609410726353.post-8242007102474896382</id><published>2011-03-23T23:26:00.001+02:00</published><updated>2011-03-23T23:32:29.283+02:00</updated><title type='text'>"Folks, I'm telling you, birthing is hard and dying is mean- so get yourself a little loving in between."*</title><content type='html'>Huzur... Kuş tüyü yataktan bile yumuşak bir his içinde uyumak. Süzülmek hafif hareketlerle. Sıcaklık tam olmasını istediğin gibi, dokunuşu da öyle... Açlık hiç hissetmiyorsun bile, her an doymuş hissediyorsun kendini. Yumuşacık bir ses geliyor dışarıdan. Ne kadar şefkatli geliyor kulağa? Sanki dans ediyorsun havada, ama yorulmadan, kuğu gibi. Seni o kadar iyi tutuyor, o kadar güzel çevreliyor ki, eminsin, güvendesin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra birden bir gün dar geliyorsun durduğun yere. Bir güç seni dışarı itiyor sanki, bir basınç. Korkuyorsun, ne olduğunu anlayamıyorsun. Birden bire kendini kapkaranlık ve dapdar bir koridorda buluyorsun. Huzur yok artık. İtiş kakış var. Sana kuş tüyü yatak olan su tüm kuvvetiyle itiyor şimdi sanki seni. Yavaş yavaş bir soğukluk hissetmeye başlıyorsun, sanki kafan üşüyor birden. Bulanık her şey etrafta, çok aydınlık, çok gürültülü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birden bire kendini buz gibi bir odada, bembeyaz ışıkların altında buluyorsun. Nefes alamıyor gibi hissediyorsun, hiç nefes almamışsın ki nereden bilceksin nasıl olduğunu, birden bir acı hissediyorsun, biri popona vuruyor. O anda işte dayanamıyorsun ve başlıyorsun ağlamaya.&amp;nbsp; O ağlamayla anlıyorsun nefes almanın nasıl bir şey olduğunu. Bağırış çağırış içinde ne olduğunu anlamaya çalışıyor, iyice ağlıyorsun korkup...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Minik bebek... Hoşgeldin dünyaya. &lt;i&gt;&lt;b&gt;Bu yaşadığın ilk acı, ilk travma, ilk kabus.&lt;/b&gt;&lt;/i&gt; Emin ol çok daha kötü şeyler var daha yaşayacağın. O huzuru hiçbir zaman bulamayacaksın, anne karnındaki. Hep onun yerini doldurmaya çalışıp, hep o kapsanmayı, hep o kucağı arıyor olacaksin. Kimse sana veremeyecek onu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu itiş kakık hayatın boyunca devam edecek malesef. Korkutucu ameliyathane ışıkları başka korkularla yer değiştirecek zamanla. Etrafındaki korkutucu kalabalık başka yüzler olup çıkacak karşına. İlk nefesi almak için canhıraş ağlaman yaşadığını hissedebilmek için acına ağlamaya dönüşcek zamanla. Sana o kadar hafif vurmayacaklar artık, bazen bir söz bile sarsacak bedenini. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine de hoşgeldin bu çirkin dünyaya bebek. Sevilecek şeyler de var elbet, biraz uğraşmak gerekiyor sanki onları bulmak için. Umarım sen kolay bulursun...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;*Langston Hughes&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3735149609410726353-8242007102474896382?l=yesilkurba.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yesilkurba.blogspot.com/feeds/8242007102474896382/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3735149609410726353&amp;postID=8242007102474896382&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/8242007102474896382'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/8242007102474896382'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yesilkurba.blogspot.com/2011/03/folks-im-telling-you-birthing-is-hard.html' title='&quot;Folks, I&apos;m telling you, birthing is hard and dying is mean- so get yourself a little loving in between.&quot;*'/><author><name>Yesil Kurba</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16471520353631044765</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_0Tk1RuUJbj8/SD_jPZXeK4I/AAAAAAAAAD0/Hg-vErlTPLs/S220/IMG_0016.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3735149609410726353.post-1217106157614377588</id><published>2011-03-22T21:06:00.001+02:00</published><updated>2011-03-22T21:06:53.185+02:00</updated><title type='text'>İstemek elde etmenin yarısı mıydı? Peh.</title><content type='html'>Çok şey demek istiyorum aslında her zamanki gibi. Mesela 'nasıl yani?' diye sormak istiyorum. 'Otur karşıma, anlat' demek istiyorum. Bunlardan birini sorduğumda boş gözlerle bakmasın istiyorum. Gereksiz ve yalan hayat bahanelerini getirmesin istiyorum. Bir kez olsun bir insan karşıma geçsin ve dürüst olsun istiyorum. Bazı eksikliklerden faydalanıp 'ne alakası var canım, amma abartmışın' demesin istiyorum. Tıkalı trafik son hız giderken, son anda frene basıp, şerit değiştirip sonra da 'ben hep buradan gidiyordum zaten' demesin istiyorum. Bir kerecik de olsa gerçek olsun istiyorum. Yalanın, pembesinin, beyazının, grisinin olmadığını bilsin istiyorum. Kalp kıranın aslında kendisi olduğunu anlasın istiyorum. Bundan sıyıramamış, etliye sütlüye dokunmadan kendini kurtarmamış olmasın istiyorum. Kendini çok zeki sanıp beni aptal yerine koyduğunu sanmasın istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kerecik de olsa karşıma düzgün adam, düzgün insan çıksın istiyorum.&lt;br /&gt;Birazcık da olsa sorumluluk alabilecek kapasitede bir insan olsun istiyorum.&lt;br /&gt;Ben hep böyle çocuk gibiyim numaralarını yapmasın istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya da böyle insanlar hiç etrafımda olmasın istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="color: #0b5394;"&gt;&lt;b&gt;Bazı insanların varlıklarının ağırlığı, yokluklarında hissettirdikleriyle aslında anlaşılır ya.&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;O ağırlıktan kurtulduğuma bir kez olsun sevineyim ve bu kadar her detayı düşünmeyeyim istiyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3735149609410726353-1217106157614377588?l=yesilkurba.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yesilkurba.blogspot.com/feeds/1217106157614377588/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3735149609410726353&amp;postID=1217106157614377588&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/1217106157614377588'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/1217106157614377588'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yesilkurba.blogspot.com/2011/03/istemek-elde-etmenin-yars-myd-peh.html' title='İstemek elde etmenin yarısı mıydı? Peh.'/><author><name>Yesil Kurba</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16471520353631044765</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_0Tk1RuUJbj8/SD_jPZXeK4I/AAAAAAAAAD0/Hg-vErlTPLs/S220/IMG_0016.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3735149609410726353.post-3428991172459717162</id><published>2011-03-13T01:33:00.004+02:00</published><updated>2011-03-13T01:37:34.753+02:00</updated><title type='text'>Bir de şöyle bir şey var,</title><content type='html'>&lt;h3 class="post-title entry-title" style="font-weight: normal;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt; Her nefes verişin bir öncekini kaybedişin.&lt;/span&gt;&lt;/h3&gt;&lt;h3 class="post-title entry-title" style="font-weight: normal;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Her nefes alışın bir daha kaybetmeyeceğine inanışın.&lt;/span&gt;&lt;/h3&gt;&lt;h3 class="post-title entry-title"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-weight: normal;"&gt;Her inanışın, zaten kaybedişin... &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/h3&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3735149609410726353-3428991172459717162?l=yesilkurba.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yesilkurba.blogspot.com/feeds/3428991172459717162/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3735149609410726353&amp;postID=3428991172459717162&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/3428991172459717162'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/3428991172459717162'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yesilkurba.blogspot.com/2011/03/her-nefes-verisin-bir-oncekini.html' title='Bir de şöyle bir şey var,'/><author><name>Yesil Kurba</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16471520353631044765</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_0Tk1RuUJbj8/SD_jPZXeK4I/AAAAAAAAAD0/Hg-vErlTPLs/S220/IMG_0016.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3735149609410726353.post-2676229850708487771</id><published>2011-03-13T01:30:00.003+02:00</published><updated>2011-03-13T01:43:09.072+02:00</updated><title type='text'>Bir zahmet,</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="https://lh5.googleusercontent.com/-Ojpe_FEsYK4/TXwAx5BFhpI/AAAAAAAAAcM/cnUHsp8ztzE/s1600/blog+yasa%25C4%259F%25C4%25B1.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="169" src="https://lh5.googleusercontent.com/-Ojpe_FEsYK4/TXwAx5BFhpI/AAAAAAAAAcM/cnUHsp8ztzE/s320/blog+yasa%25C4%259F%25C4%25B1.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Bir bilgisayardan sorunsuz açarken blogumu, bir başkasının tepesinde şöyle bir yazı çıkıyor '&lt;b&gt;&lt;span style="color: #990000;"&gt;Bu siteye erişim mahkeme kararıyla engellenmiştir&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;.' Pardon ama mahkemeye selamımı söylesinler. Ne karışıyor benim bloguma? Gerçekten bu ülke &lt;i&gt;&lt;b&gt;çok-fena-saçma&lt;/b&gt;&lt;/i&gt; bir yer. Evet, gerçekten herhangi bir maçın, herhangi bir blogda yayınlanması Digiturk'un yayın-telif-haklarına aykırı ama benim blogumun yayınının herhangi bir zattın, aynı sürücü üzerinden yaptığı bu hırsızlığı için kesilmesi benim haklarıma aykırı değil. Orada yazınca mahkeme kararıyla engellenen bir blog olduğum; aklıma kitle imha silahları yapma tarifleri verdiğim, gelene geçene dibine kadar küfrettiğim, türk aile yapısını bozmaya yemin ettiğim geliyor. Öyle mi acaba? Ayrıca öyle bile olabilir, bu blog tamamen pislik üretmek üzere var edilmiş olabilir. Sizi gerçekten bu &lt;b&gt;deniz atlarının aile sistemiyle&lt;/b&gt; aynı derecede ilgilendirir. Şimdi dağılın blogumdan, heyt!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3735149609410726353-2676229850708487771?l=yesilkurba.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yesilkurba.blogspot.com/feeds/2676229850708487771/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3735149609410726353&amp;postID=2676229850708487771&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/2676229850708487771'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/2676229850708487771'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yesilkurba.blogspot.com/2011/03/bir-bilgisayardan-sorunsuz-acarken.html' title='Bir zahmet,'/><author><name>Yesil Kurba</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16471520353631044765</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_0Tk1RuUJbj8/SD_jPZXeK4I/AAAAAAAAAD0/Hg-vErlTPLs/S220/IMG_0016.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='https://lh5.googleusercontent.com/-Ojpe_FEsYK4/TXwAx5BFhpI/AAAAAAAAAcM/cnUHsp8ztzE/s72-c/blog+yasa%25C4%259F%25C4%25B1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3735149609410726353.post-5501101914277922728</id><published>2011-03-01T20:14:00.000+02:00</published><updated>2011-03-01T20:14:30.029+02:00</updated><title type='text'>Bu yazı sana,</title><content type='html'>Hayırsızlıklarım oldu bazen. Bir geldim bir gelmedim. Bazen çok ihtiyaç duydum sana, saatlerimi seninle geçirdim. Bazense hiç ihtiyacım olmadı, yüzüne aylarca bakmadım, hatta aklıma bile gelmedin. Kendi zevkime göre değiştirdim seni. Kendi istediğim gibi süsledim. Bazen toplumsal kızgınlıklarımı paylaştım, bazen aşk acılarımı, bazen sadece can sıkıntımı, bazen gereksiz zaman geçirme ihtiyacımı. Hepsi kabulundü. Kimselerle tanıştırmadım seni, birkaç kişi dışında. Çünkü izole olması gereken hayatım, senin sayende görünür olmasın istedim. Aman kimse tanımasın beni senin yüzünden dedim, kimselere bahsetmedim, bazen sevgiliden, eşten, dosttan sakladım. Hatta bir ara seni tamamen kapadım. Adını bile değiştirdim bir ara...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üç yıldır, hayatımdaki en sabit şeylerden biri oldun. Hep ordaydın bunlara rağmen. Her ihtiyaç duyduğumda karşımdaydın. Ve şimdi diyorlar ki, belki yarın seni karşımda bulamayabilirmişim. Diyorlar ki, seni hiç tanımayan insanlar, küçücük bir hareketle sana ulaşmamı engelleyebilirlermiş. İşte o zaman çok kızıyorum, öfke doluyorum, kaygılanıyorum... Naparım tamamen gidersen ki? Hem sana sakladıklarımı kopyalayıp başka bir yere kaydetmedim bile ben...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sırf tamamen gitmen değil, benden koparılman, bana yasaklanman beni deli eden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer bu son yazıysa sana yazdığım, &lt;b style="color: #3d85c6;"&gt;iyi ki vardın&lt;/b&gt;. Buradan yok olsan bile, başka bir yerde vücut bulacaksın, işte onlar bunu bilmiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;#blogumadokunma&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3735149609410726353-5501101914277922728?l=yesilkurba.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yesilkurba.blogspot.com/feeds/5501101914277922728/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3735149609410726353&amp;postID=5501101914277922728&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/5501101914277922728'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/5501101914277922728'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yesilkurba.blogspot.com/2011/03/bu-yaz-sana.html' title='Bu yazı sana,'/><author><name>Yesil Kurba</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16471520353631044765</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_0Tk1RuUJbj8/SD_jPZXeK4I/AAAAAAAAAD0/Hg-vErlTPLs/S220/IMG_0016.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3735149609410726353.post-843984249480726624</id><published>2011-02-24T17:28:00.002+02:00</published><updated>2011-02-24T17:30:04.960+02:00</updated><title type='text'>consider me a satelite for ever orbiting. I knew all the rules but the rules did not know me, guaranteed...</title><content type='html'>Yazmak hep bir yarayı iyileştirmek içinmiş sanki. Tıpkı sarı sıralarda otururken tuttuğum günlüklerin hep buhranlı zamanlarda sayfalarını doldurmam gibi. O zaman kendimce bana büyük gelen acıları dökmem içinmiş o sayfalar. Rengarenk kalemler kullanırdım o zaman, bazıları kokardı bile. Şimdi bütün kalemlerim simsiyah, sanki en iyi onlar anlatan...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büyüyünce anladım sanırım. Bazen o kadar ama o kadar çok acırmış ki yara... Hissiz olurmuş. O zaman da tükenirmiş meğer kelimeler. Çünkü bir kapı kapanırmış, içerilerde bir yerde. O kapıdan çıkarmazmışsın hiçbir şeyi dışarı. Ve sokmazmışsın dışardan hiçbir şeyi içeriye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü kapanmış o kapı bir fırtınada. Bir müddet kapalı tutmuşun girmesin içeri toz toprak diye. Ve sen tam, "heh şimdi aralıyorum" derken, biri yine çarpmış gitmiş o kapıyı... İşte o zaman kelimeler de susmuş, iyileşmek için yazmaktan vazgeçmişin çünkü artık iyileşmesini bekleyeceğin bir yaran olduğunu bile fark etmez olmuşun. Dünyaya küsmüşün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama o kapı... En ufak meltemle aralanmaya hazır yine... Ve ben yine yazıyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3735149609410726353-843984249480726624?l=yesilkurba.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yesilkurba.blogspot.com/feeds/843984249480726624/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3735149609410726353&amp;postID=843984249480726624&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/843984249480726624'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/843984249480726624'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yesilkurba.blogspot.com/2011/02/consider-me-satelite-for-ever-orbiting.html' title='consider me a satelite for ever orbiting. I knew all the rules but the rules did not know me, guaranteed...'/><author><name>Yesil Kurba</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16471520353631044765</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_0Tk1RuUJbj8/SD_jPZXeK4I/AAAAAAAAAD0/Hg-vErlTPLs/S220/IMG_0016.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3735149609410726353.post-7293345039556351712</id><published>2011-02-22T19:46:00.000+02:00</published><updated>2011-02-22T19:46:56.729+02:00</updated><title type='text'>Siz hiç,</title><content type='html'>12 yaşında 26 adamın tecavüzüne uğradınız mı?&lt;br /&gt;Ve sizi koruması gereken adalet o pis adamları korudu mu?&lt;br /&gt;Bir de üstüne üstlük bu olayı sanki siz kışkırtmışsınız ya da en azından karşı koymamış ve belki zevk bile almışınız gibi bir argüman üretilip diğerlerinin "masumiyeti" idda edildi mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir saniye bile olsa &lt;span style="color: magenta;"&gt;N &lt;/span&gt;nokta &lt;span style="color: magenta;"&gt;Ç&lt;/span&gt; nokta olmayı düşünün. Düşüncesi bile ağır değil mi?&lt;br /&gt;Ne kadar saçma bir memlekette yaşıyoruz.&lt;br /&gt;"&lt;i&gt;Buralardan gidecem&lt;/i&gt;!" hezeyanlarım tam da bu gibi olaylarda ortaya çıkıyor işte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böyle adaletin de taa &lt;u&gt;Nokta Nokta Nokta&lt;/u&gt;!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3735149609410726353-7293345039556351712?l=yesilkurba.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yesilkurba.blogspot.com/feeds/7293345039556351712/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3735149609410726353&amp;postID=7293345039556351712&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/7293345039556351712'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/7293345039556351712'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yesilkurba.blogspot.com/2011/02/siz-hic.html' title='Siz hiç,'/><author><name>Yesil Kurba</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16471520353631044765</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_0Tk1RuUJbj8/SD_jPZXeK4I/AAAAAAAAAD0/Hg-vErlTPLs/S220/IMG_0016.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3735149609410726353.post-6793567462825210663</id><published>2011-02-21T20:20:00.000+02:00</published><updated>2011-02-21T20:20:52.597+02:00</updated><title type='text'>Bu yazıyla gönderiyorum seni, çoktan gitmiş olsan da..</title><content type='html'>Ben vedalarda iyi değilimdir. Çok kolay hoşçakal derim ama çok zor ayrılırım. Zor vedalaşırım, zor son kez sarılır yollarım. O kadar yarım yamalak hoşçakal derim ki aslında içimde hiç göndermem kimseyi. Seninle de öyle oldu sanırım. Sana hoşçakal dedim ama seni gönderemedim. Bugün bir yıl oldu, bir yıldır buralarda değilsin ve ben şu anda gecikmiş bir vedalaşma yazısı yazıyorum sana.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aylarca kendimi kapattıran neydi dış dünyaya bilmediğim gibi şu anda açılmamı sağlayan ne onu da bilmiyorum. Bir yıl gibi net bir sürenin geçmiş olması mı, yoksa artık her seni anımsatan detayda kendi kendime söylediklerimin çok gelmesi mi, yoksa yoksa, içimde bir yerlerde cidden vedalaşmaya hazır hissetmem mi bilmiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Terapide de sonlandırma yaparken süreç gözden geçirilir ya... Belki vedalaşmada da düşünmek lazım olanları bitenleri. Anlar var, beynime kazınan güzel anlar. Bir tanesinde gözünde güneş gözlüğün var, bana doğru bakıyorsun, bana bakıyorsun ve gülümsüyorsun beni dinlerken. Bir tanesinde dik bir yokuştan iniyoruz ayağımda topuklu, uzatıyorsun elini düşmiyim diye. Bir tanesinde alnıma bir şekilde bulaşan ruju siliyorsun ellerinle. Bir tanesinde karnın ağrıyor, kollarını kavuşturup karnında eğiliyorsun. Bir tanesinde sigaranı yakmış, üst kattan bana bakıyorsun. Bir tanesinde saçlarıma dokunuyorsun Trivial Pursuit oynarken hem de. Bir sürü an parçası var hatıramda, tutunup yaşadığım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de kötü anlar var elbet. Arabada "gidicem ben" dediğin belki de en kötüsü aralarında. O çalmayan telefonu beklemek en sancılısı belki. Ve en kabullenilmezi "veda etmeye aradım" demen. Ama benim huyum bu, vedalaşmam ya, ondan kötüleri de hiç hatırlamam. Hep güzel anları hatırlarım, hep güzel anlarla taşırım o insanı. Onun içindir zorluğu o insandan vazgeçmemin. Onun bana kötü davranmış bir insan olduğunu da kabul etmek gerekir çünkü bu vazgeçiş için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben sen hiç gitmezsin sanmıştım. En zamansız giden sen oldun. Ben seninle de vedalaşamadım. Ta ki bugüne kadar. Tek bir şey istiycem senden, nolur geri dönme.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3735149609410726353-6793567462825210663?l=yesilkurba.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yesilkurba.blogspot.com/feeds/6793567462825210663/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3735149609410726353&amp;postID=6793567462825210663&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/6793567462825210663'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/6793567462825210663'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yesilkurba.blogspot.com/2011/02/bu-yazyla-gonderiyorum-seni-coktan.html' title='Bu yazıyla gönderiyorum seni, çoktan gitmiş olsan da..'/><author><name>Yesil Kurba</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16471520353631044765</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_0Tk1RuUJbj8/SD_jPZXeK4I/AAAAAAAAAD0/Hg-vErlTPLs/S220/IMG_0016.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3735149609410726353.post-7107832957165880923</id><published>2010-05-16T00:10:00.003+03:00</published><updated>2010-05-16T12:03:44.892+03:00</updated><title type='text'>Charles Bukowski der ki;</title><content type='html'>&lt;div style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small; white-space: pre;"&gt;“There are worse things than being alone”&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Lucida Grande'; font-size: 12px; white-space: pre;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3735149609410726353-7107832957165880923?l=yesilkurba.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yesilkurba.blogspot.com/feeds/7107832957165880923/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3735149609410726353&amp;postID=7107832957165880923&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/7107832957165880923'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/7107832957165880923'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yesilkurba.blogspot.com/2010/05/there-are-worse-things-than-being-alone.html' title='Charles Bukowski der ki;'/><author><name>Yesil Kurba</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16471520353631044765</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_0Tk1RuUJbj8/SD_jPZXeK4I/AAAAAAAAAD0/Hg-vErlTPLs/S220/IMG_0016.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3735149609410726353.post-6728361166317345190</id><published>2010-03-17T20:37:00.001+02:00</published><updated>2010-05-16T13:27:15.771+03:00</updated><title type='text'>No need for words now. We sit in silence. You look me - in the eye directly.</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Trebuchet MS',sans-serif;"&gt;Tekrardan başladım kendi terapime. Bu sefer görüş alanımın sağ tarafında divan var. Freud'um kulakların çınlasın!!! Garip çok garip bir deneyim. Korkutucu. Bilinçdışımın karanlıklarına girmeye hazır mıyım? Ne kadar direnç göstericem? Nasıl aktarımlar yaşıycam? Hepsi kafamı her gün kurcalayan sorular arasında. Ama orası, yani odanın içi.. Sanki zaman daha yavaş akıyor orda. Bu mümkün mü peki?&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Trebuchet MS',sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Trebuchet MS',sans-serif;"&gt;Bazı yerlerde daha yavaş akabilir mi zaman?&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3735149609410726353-6728361166317345190?l=yesilkurba.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yesilkurba.blogspot.com/feeds/6728361166317345190/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3735149609410726353&amp;postID=6728361166317345190&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/6728361166317345190'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/6728361166317345190'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yesilkurba.blogspot.com/2010/03/no-need-for-words-now-we-sit-in-silence.html' title='No need for words now. We sit in silence. You look me - in the eye directly.'/><author><name>Yesil Kurba</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16471520353631044765</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_0Tk1RuUJbj8/SD_jPZXeK4I/AAAAAAAAAD0/Hg-vErlTPLs/S220/IMG_0016.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3735149609410726353.post-5280328519010749177</id><published>2010-02-20T18:38:00.005+02:00</published><updated>2010-02-20T19:45:49.088+02:00</updated><title type='text'>şezlong</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;, sans-serif;"&gt;Ne hatırlatır bu kelime size? Bana yazı hatırlatıyor. Sıcacık içinize işleyen güneşe teslim olunuşu. Üzerine uzanıp kafanızı havluya gömmek suretiyle hayallere dalmayı ya da sırtınızı ona yaslayıp gökyüzünün maviliğine boş boş bakmayı. İki şezlong geliyor sonra aklıma. Bir iskele üzerinde. Tekinin üstüne yayılmışsınız, diğerinin üstüne de havlu atmışınız ki kimse almasın. Bu eylemin adı "şezlong tutmak". Yanınıza özellikle bir insanın gelmesini istediğinizde tutarsınız şezlongu. Kimse oturmasın diye. Sadece o otursun diye. O gelir şezlong dolar, hep o tarafa yönelip oturursunuz. Pütürlü havlunun değişik renkleri ya da mavi gökyüzü değildir artık ilgi odağınız, ikinci şezlongdur. Tabii bir de şezlongunuzdan ayrılıp denize gittiğiniz zamanlar olur. Önemli olan havlularınızın uçmayacağından emin terk etmektir şezlongunuzu. İki şezlong var sizin için önemli, beraber denize girince iki şezlong da boş kalıyor. Genelde havlu kenardan sıkıştırılır ya da ağır bir çanta koyulur şezlonga. Yeter ki uçmasın havlular. Sohbet edilir, kahve içilir, müzik dinlenilir, uyunulur o şezlonglarda. Tek başına yayılmak da keyifli olsa da, yandaki şezlongu tutacağınız biri varsa çok ama çok daha keyiflidir güneşin kavurduğu saatler. Genelde her bir şemsiye iki şezlonga açar kollarını, iki şezlonga yeter onun gölgesi. Ama dünya döner -&amp;nbsp;güneş durur, şemsiye kolay ayak uyduramaz bu sürece. Bir şezlong zamanla daha gölgede kalır, diğeri cayır cayır yanmaya başlarken güneşten. Bazen fedakarlıklar yapılır o durumda, "ben zaten güneşlencem biraz, gel sen gölgeye" gibilerinden. Uyurken uğruna şezlong tutulası sohbet kişisi yanında, her hareketin daha sessiz olmalıdır. Malum gölgeyi uyusun diye ona kendi ellerinle teslim edip güneşe geçtiğin için denize girmek istersin, usulca uyandırmadan kalkarsın ordan. Bazen bir bakarsın, iki şezlong da boş kalmış o anlarda, gölgede olmasına rağmen serinlemek istemiş ikinci şezlong sahibi de. O zaman güneşten sıcak bir duygu kaplar içini, mutlu&amp;nbsp;olursun. Denizde yüzerken kafan suya gömük gülümsersin, kimsenin o şapşal surat ifadeni göremeyeceğinin verdiği güvenle. Akşam üzeri gelir, siyah çay yudumlanırken tuz bulaşmış bardaktan güneş çeker kendini geriye yavaş yavaş. Şezlongların terk edilme vakti yaklaşır. Artık gitmek zamanıdır. O gün güzel geçmiştir, o gün mutluluk vermiştir, o gün o korkunç beyaz plastik şezlong sana kuş tüyü yatak gibi gelmiştir, çünkü uğruna güneşte kalcağın, denizde yanında bulcağın, birlikte kahveni yudumlayacağın insan da orada-tutulan ikinci şezlongda var olmuştur seninle. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;, sans-serif;"&gt;Bir gün tekrardan dönersen o iskeleye ve ikinci şezlongu tutacağın insan yoksa orada, işte o zaman hep gölgeye sığınmak istersin. Çünkü ne güneş, ne kahve, ne deniz, ne çay, ne tuz, ne de şezlong sana keyif vercektir. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;, sans-serif; font-size: x-small;"&gt;&lt;strong&gt;Not: Bu yazıyı okurken bir noktadan sonra "şezlong" kelimesi çok saçma gelmeye başlayacaktır, bu doğal bir süreçtir - korkmayın.&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3735149609410726353-5280328519010749177?l=yesilkurba.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yesilkurba.blogspot.com/feeds/5280328519010749177/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3735149609410726353&amp;postID=5280328519010749177&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/5280328519010749177'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/5280328519010749177'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yesilkurba.blogspot.com/2010/02/sezlong.html' title='şezlong'/><author><name>Yesil Kurba</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16471520353631044765</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_0Tk1RuUJbj8/SD_jPZXeK4I/AAAAAAAAAD0/Hg-vErlTPLs/S220/IMG_0016.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3735149609410726353.post-1326049694016501690</id><published>2010-02-04T14:08:00.000+02:00</published><updated>2010-02-04T14:08:11.354+02:00</updated><title type='text'>pessimistic therapist of the year</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;strong&gt;Kayıp&lt;/strong&gt;. Terapide en çok çalışılan konu. Sadece ölüm değildir kayıp, ya da birinden ayrılmak. Hayat bir nevi kayıp aslında. Düşünelim ortalama bir insan ömrünü.&amp;nbsp;Doğduğumuz anda başlıyoruz kaybetmeye. Annemizin karnından dışarı alındığımız an, yani doğduğumuz an ilk kez kaybediyoruz.&amp;nbsp;Açlığımızın saniyede doyurulmasını ve&amp;nbsp;sıcacık&amp;nbsp;bir ortamda zarar görmeden korunmayı kaybediyoruz. Sonra yavaş yavaş büyüyoruz. Büyürken bazı şeylerde daha iyi oluyoruz ama bir yandan sürekli kaybediyoruz. Yürümeye başlıyoruz her şeyin ayağımıza gelmesini kaybediyoruz, okumaya başlıyoruz bize masal okuyan insanları kaybediyoruz, okulda&amp;nbsp;daha çok arkadaş ediniyoruz mahalledeki arkadaşlarımızı kaybediyoruz. Zamanla her şeyi yalnız&amp;nbsp;yapmaya başlıyor, ergen ve asi oluyor,&amp;nbsp;sonsuz korunmayı kaybediyoruz. Biraz daha zaman geçiyor hayatımıza insanlar giriyor, bir gün belki pembe minik bir yaratık hayatımıza dahil oluyor ve bir kez daha zar zor kazandığımız özgürlüğü kaybediyoruz. Zaman geçiyor o pembe yaratık büyüyor sizden ayrılıyor bu sefer onu kaybediyoruz. Sürekli bir şeyleri kaybedip, yitirip kayıplara alışıp yaşamaya çalışıyoruz hayatta. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Hayatın gerçeği ne diye sorsalar bana, çok karamsar geldiğini biliyorum ama &lt;strong&gt;kayıp&lt;/strong&gt; derdim sanırım.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;em&gt;Bana gelince, ben yine kaybettim.&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3735149609410726353-1326049694016501690?l=yesilkurba.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yesilkurba.blogspot.com/feeds/1326049694016501690/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3735149609410726353&amp;postID=1326049694016501690&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/1326049694016501690'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/1326049694016501690'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yesilkurba.blogspot.com/2010/02/pessimistic-therapist-of-year.html' title='pessimistic therapist of the year'/><author><name>Yesil Kurba</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16471520353631044765</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_0Tk1RuUJbj8/SD_jPZXeK4I/AAAAAAAAAD0/Hg-vErlTPLs/S220/IMG_0016.JPG'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3735149609410726353.post-6642728279144412560</id><published>2010-02-03T18:09:00.000+02:00</published><updated>2010-02-03T18:09:23.450+02:00</updated><title type='text'>Ayranı yok içmeye, taht-ı revanla gider ...</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Okudunuz mu bugün gazetelerde bilmiyorum ama Haiti'den SHÇEK'de bakım ve koruma altına alınmak üzere 700 tane ailesiz kalmış çocuk gelecekmiş. SHÇEK ne diyecek olanlar olursa Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu oluyor kendisi. Hani şu haberlerde sık sık iç acıtan şekilde görmeye alıştığımız, bir takım imkansızlıklardan dolayı çok da sevimsiz durumlara şahit olan "sosyal bir devlette" daha iyi olmasını bekleyeceğiniz kurum. Alandaki birçok kişi daha iyiye götürmek için çalışsa da SHÇEK'i malesef hala çok yolu var yürüycek. Bakıma muhtaç çok çocuk var, ve bakım verecek çok az yeterli personel. Hiç gideniniz olmuş mudur bilmiyorum herhangi bir SHÇEK yuvasına ama ayda bir yollancak kıyafet yardımından çok daha özel şeylere ihtiyacı olduğu o çocukların aşina...&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Neyse nedendir bu lakırdılar derseniz ben bu habere çok şaşırdım. Hani biz hep "mazlumun" yanında olmayı isteriz bilirim. Konu çocuklar olunca yufka yürekliyizdir kıyamayız (?) onu da bilirim. Bu haberden anladığımız kadarıyla bir de boya göre don biçmeyi bilmiyoruz. Türkiye'de bakıma muhtaç birçok çocuk, bakımsızlıklatan, yaşadıkları sorunlardan dolayı yurttan kaçarken, 0-12 yaş arası çocuğun birçok ihtiyacı karşılanmazken, çocukların ayaklarındaki delik çorapları geçtim "anne" dedikleri bakıcıların bir tanesine en az 6-7 çocuk düşerken; 700 tane travma yaşamış çocuğa nasıl bakılabileceğini düşünmüş yetkililer çok merak ettim. Sıcak bölgelere yerleştirip iklim durumunu kontrol altına almışlar, ama kapasitelerini ölçüp tartıp düşünmüşler mi bunu? &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;strong&gt;Kızdım&lt;/strong&gt;, sadece politik olarak iyi gözükmeye çalışmak amaçlı yapıldığını düşündüğüm bu eylemin hali hazırda yurtlarda olan çocukların imkansızlıklarını iyice daraltacağına değil sadece; aynı zamanda çok büyük bir travma yaşamış minnacık çocukların ülkelerinden alınıp "sıcak" Türkiye şehirlerine koyulup sayısız travmalara daha maruz bırakılacağı için de. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;em&gt;Düşünmek, planlamak sonra uygulamak bazen çok mu zor?&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span style="color: black; font-size: x-small;"&gt;&lt;strong&gt;Not: SHÇEK'in kapasitesiyle ilgili ayrıntılı bilgi isterseniz şuraya bir göz atın: &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.shcek.gov.tr/istatistik/2009_Aralik.asp"&gt;&lt;span style="color: black; font-size: x-small;"&gt;&lt;strong&gt;http://www.shcek.gov.tr/istatistik/2009_Aralik.asp&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3735149609410726353-6642728279144412560?l=yesilkurba.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yesilkurba.blogspot.com/feeds/6642728279144412560/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3735149609410726353&amp;postID=6642728279144412560&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/6642728279144412560'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/6642728279144412560'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yesilkurba.blogspot.com/2010/02/ayran-yok-icmeye-taht-revanla-gider.html' title='Ayranı yok içmeye, taht-ı revanla gider ...'/><author><name>Yesil Kurba</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16471520353631044765</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_0Tk1RuUJbj8/SD_jPZXeK4I/AAAAAAAAAD0/Hg-vErlTPLs/S220/IMG_0016.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3735149609410726353.post-5531408169735594812</id><published>2010-02-02T15:53:00.001+02:00</published><updated>2010-02-02T16:17:10.568+02:00</updated><title type='text'>Kararlar - değişiklikler</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Kısa kısa yazıcam artık. Yenilik yaptım kendimde, blogumda. Twitter kullanmaya öyle bir daldım ki uzun uzun blog yazmak zor gelmeye başladı. Onun için artık cümleler kısa, anlatcak çok da bir şey yok zaten. Sadece arada yazmam gerek, yazmayınca nedense pek iyi olamıyorum..&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Dün gece Vegas'tan geldim, hala başım dönüyor uçak uğultusu beynimde. Las Vegas, hiç bana göre bir yer değil! Her yol sizi kumar makinelerine götürüyor, lobi yok otellerde oturcaksanız kollu makinelerin rahat koltuklarına oturmak durumundasınız, her şey tükettirmek amaçlı, sokakta yürürken birden kendinizi otelin içinde buluyorsunuz. Gündüz gezdim ilk olarak Vegas'ı ve gerçekten hiç hoşlanmadım. Sonra gece gezilerimizde biraz daha zevk verebildi, en azından ışıklar, büyük oteller falan.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Ama saçma! Her şeyin yalancısı var, eyfel kulesi, özgürlük anıtı, sezarın sarayı, aşıklar çeşmesi... İnsan kendini yalan, vıcık vıcık bir dünya içinde buluyor. Çıplaklığın abartıldığı, bedenlerin ruhsuzlaştırıldığı, tüketimin dibine vurulduğu, çocukların bence götürülmemesi gerektiği bir yapay şehir Vegas.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Hayatta bir kere haftasonu eğlencesi amaçlı görülebilecek bir yer ya da Hangover'daki gibi bekarlığa veda partisi için ideal! Onun dışında, peh peh peh diyorum Vegas'a...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3735149609410726353-5531408169735594812?l=yesilkurba.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yesilkurba.blogspot.com/feeds/5531408169735594812/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3735149609410726353&amp;postID=5531408169735594812&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/5531408169735594812'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/5531408169735594812'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yesilkurba.blogspot.com/2010/02/kararlar-degisiklikler.html' title='Kararlar - değişiklikler'/><author><name>Yesil Kurba</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16471520353631044765</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_0Tk1RuUJbj8/SD_jPZXeK4I/AAAAAAAAAD0/Hg-vErlTPLs/S220/IMG_0016.JPG'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3735149609410726353.post-5531743208126857950</id><published>2010-01-06T21:06:00.002+02:00</published><updated>2010-01-06T21:15:01.630+02:00</updated><title type='text'>duyurulur.</title><content type='html'>Nasıl yazılırdı blog unutma noktasındayım. Düşünüyorum farklı olan neydi diye bir şey bulamıyorum aslında. Çoğu zaman yorgunum bu aralar. Çoğu zaman evdeyim. Bol bol kitapların arasındayım. Sürekli bir şeyler yetiştirmeye çalışıyorum, sürekli panikteyim. &lt;div&gt;Gazete okuyamıyorum doğru düzgün, haber izleyemiyorum. Maksimum ekşi sözlük sol frame'den çıkarımlar yapıyorum. İşin enteresanı çok da umursamıyorum. Umrumda değil yalan dolan politika haberleri, saçma sapan demokrasi lafları, her an geleyana gelip sosyal histeri yaratmaya hazır yurdum insanı. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Umrumda olan tek şey yetiştirmem gereken dead-line'lar. Gerisi bir şekilde devam ediyor, ben didiklesem de didiklemesem de.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bencilim bugünlerde, her an herkese bağırabilir her şeyden nefret edebilirim.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3735149609410726353-5531743208126857950?l=yesilkurba.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yesilkurba.blogspot.com/feeds/5531743208126857950/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3735149609410726353&amp;postID=5531743208126857950&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/5531743208126857950'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/5531743208126857950'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yesilkurba.blogspot.com/2010/01/duyurulur.html' title='duyurulur.'/><author><name>Yesil Kurba</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16471520353631044765</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_0Tk1RuUJbj8/SD_jPZXeK4I/AAAAAAAAAD0/Hg-vErlTPLs/S220/IMG_0016.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3735149609410726353.post-7140244321585408737</id><published>2009-11-04T00:08:00.001+02:00</published><updated>2009-11-04T00:11:15.289+02:00</updated><title type='text'>leave of absence</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: verdana;"&gt;Çok özledim buraları. Ama yazamıyorum. Vakitsizlik bir yana bir nevi tembellikten. &lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: verdana;"&gt;Hani bazen bulaşıklar üst üste durur da eliniz gitmez. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: verdana;"&gt;Hani bazen iğrenç bir program televizyonda açık olur da değiştirmeye bile takatiniz yoktur. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: verdana;"&gt;Hani bazen birini aramanız gerektiğini bilirsiniz de her seferinde bir bahane çıkar. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: verdana;"&gt;Hani bazen sadece durursunuz, hayatın ufak tefek işlerine koşturursunuz, ve size en iyi gelen şeylerden uzak durursunuz. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: verdana;"&gt;İşte öyle.&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: verdana;"&gt;Yazıcam, biraz zaman...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3735149609410726353-7140244321585408737?l=yesilkurba.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yesilkurba.blogspot.com/feeds/7140244321585408737/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3735149609410726353&amp;postID=7140244321585408737&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/7140244321585408737'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/7140244321585408737'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yesilkurba.blogspot.com/2009/11/leave-of-absence.html' title='leave of absence'/><author><name>Yesil Kurba</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16471520353631044765</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_0Tk1RuUJbj8/SD_jPZXeK4I/AAAAAAAAAD0/Hg-vErlTPLs/S220/IMG_0016.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3735149609410726353.post-572305208869345386</id><published>2009-09-19T20:12:00.011+03:00</published><updated>2009-09-20T01:05:35.345+03:00</updated><title type='text'>“Every science is a function of the psyche, and all knowledge is rooted in it.The psyche is the greatest of all cosmic wonders.”*</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Burçlara inanır mısınız? Bu sorunun cevabını vermek hep zor oldu benim için. Hiçbir zaman 'günlük astrolojik fal' tadındaki şeylere inanmadım. Sıkıntıdan okuduğum, sonra bir taraflarımla güldüğüm şeyler oldu onlar. Ama burçların özellikleri, yıldız haritası, vs. gibi şeylere karşı hep garip bir zaafım oldu. Kitap kitap teori okumuş bir insan olmama rağmen; insan doğası - gelişimi - ruh durumu, vs. ile ilgili içimden garip bir ses 'heh bu aslan burcu da ondan' da demeye devam eder benim. Sonra da kendimi rahatlatırım biraz&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; b&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;urçlar da tamamen 'bullshit' olmayabilir sonuçta insanın doğduğu gün, ay, yıl, lokasyon biyolojik saatini etkiliyor ya hani!&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; diye... Tabi ki de şöyle bir iddam asla olamaz; 'her aynı burcun mensupları aynı karakteristik özellikleri gösterir' diye. Tabii ki de böyle bir şey yok.  Gelişimsel süreçler, genetik faktörler, zeitgeist durumları... Bunlar yadsınamayacak en önemli şeyler, ve bunlar varken burç genellemesi yapmak iki kelimeyle açıklanabilir: Çok Komik! Ama... Ama bir şekilde, tutan bir şeyler var burda.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 227px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_0Tk1RuUJbj8/SrUxeQ7hDWI/AAAAAAAAAZE/V7jBGm9_fNA/s320/astrology-virgo.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5383263325601729890" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Aslında baktığınızda başak burcu kadını denilen sınıflandırmayı okuduğunuzda, evet o benim! &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="border-collapse: collapse; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style=""&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;"Basak'lar genelde minyon insanlardir. Ama adelelilerdir ve narin görünüslerinden umulmayacak kadar güçlüdürler."&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Eh bu konuda görünen köy kılavuz istemez diyebiliriz. Eskiden beri benim boyutlarımda bir insanın o derece güçlü yumruk nasıl atabildiğini tartışır arkadaşlarım. Evet, açıkçası biraz güçlüyüm.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="border-collapse: collapse;  "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="border-collapse: collapse;  "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style=""&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;"Tipik bir Basak'ta ilk dikkatinizi çeken sey, kesinlikle kafasinda çözmeye çalistigi ciddi bir problem oldugu izlenimidir."&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Çok alışık olduğum bir şeydir, yeni tanıştığım insanların 'noldu keyfin mi yok??' diye sorması. Zordur benim saniyesinde bir insana ısınmam, hemen muhabbetin en içine dalmam. Kısa da olsa bir sessiz kalma ve inceleme sürem vardır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="border-collapse: collapse;  "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="border-collapse: collapse; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="border-collapse: separate; -webkit-border-horizontal-spacing: 2px; -webkit-border-vertical-spacing: 2px; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style=""&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;"Başakların kutsal kitabı takvimleridir. Buna en önemsiz anları bile işaretleyeceklerdir."&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Buna diyebilecek hiçbir şeyim yok, Eylül ayından 2010 ajandamı nerden alacağımı düşünen bir insanım, en yakın arkadaşlarına, annesine sadece düzenlesinler programlarını diye ajanda alan, bir insanım. O olmadan benim bir yılım tam olmaz!&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style=" -webkit-border-horizontal-spacing: 2px; -webkit-border-vertical-spacing: 2px; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="-webkit-border-horizontal-spacing: 2px; -webkit-border-vertical-spacing: 2px; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style=""&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;"Başak insanları gençken bile parti çılgını değildirler." &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Çok düşünmüştüm&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; I'm not a party girl&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; başlıklı bir yazı yazmayı, bir türlü kısmet olmamıştı. Bu vesileyle söyliyim bari.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style=" -webkit-border-horizontal-spacing: 2px; -webkit-border-vertical-spacing: 2px; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="-webkit-border-horizontal-spacing: 2px; -webkit-border-vertical-spacing: 2px; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;ekşi sözlük'ten&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?id=10322264"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; #10322264:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style=""&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;"&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 18px; -webkit-border-horizontal-spacing: 0px; -webkit-border-vertical-spacing: 0px; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style=""&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;aşırı titiz diye bi laf söylenir başak burcu kadınları için ve bu laf genelde çok derli toplu gibi algılanır. oysaki bu titizlik daha çok gereksiz takıntı olarak algılanmalıdır. mesela bi kere sağ ayağına giydiği çorabı sol ayaklarına asla giymezler. baş parmakları iz yapar çünkü. veya odalarının çok düzgün olması beklenen başak burcu kadınları son derece dağınık olabilir. ... mutfak ve banyo dışında ev harabe gibi olabilir. ama lavaboda tek tel saç veya tek bir leke bulunmaz. evlerini kendileri dışında kimsenin dağıtmasına katlanamazlar. ..."&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;İşte bayıldığım bir yorum. Titiz midir başak burcu sorusuna süper bir yanıt. Titizlik değil uyuzluk sanırım benimki. Mesela kahvaltı benim için işkencedir. Her sabah kalıptan kendim için yeni yıkadığım beyaz peynirimi çıkarmam lazımdır mesela, ya da başka bir yiyecek maddesine değmiş bir bıçağın benim tabağımda duran bir şeye değmesi halinde imkanı yoktur onu yememin, pis olduğunu düşündüğüm bir yere değdiğimde elimi en az 10 kere yıkarım ben. Ama dolabıma gelin bakın, fare girse kaybolur. Dağınıklığım odamdadır sadece, mesela mutfağı ben toplamadığım sürece temiz ve toplu olduğuna inanamam. Bazen abimin yıkadığı şeyleri arkasından ikinci kez yıkarım. Kesinlikle ben titiz değil, uyuzum.&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style=" line-height: normal; font-family:Georgia;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(204, 102, 0);"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color: rgb(204, 102, 0);  font-style: italic;font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="-webkit-border-horizontal-spacing: 2px; -webkit-border-vertical-spacing: 2px; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 18px; -webkit-border-horizontal-spacing: 0px; -webkit-border-vertical-spacing: 0px; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style=" line-height: normal; font-family:Georgia;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style=""&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;"Başak insanlarının en iyi yaptığı şey başkalarının hayatlarını da düzene sokmaktır denebilir." &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Zamanında bir psikoloğun asistanlığını yapmıştım yine, ve beni yanında tutma sebebi başak burcu olmamdı. Evet, her türlü maddi-manevi düzene sokma işleminiz itinayla yapılır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style=""&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;"Onlara aşık olan çoktur genellikle ama onlar kolay seçebilen tipler değillerdir. Ancak seçimlerini yaptıklarında buna sadık kalır ve o erkeği her bakımdan mutlu etmeye çalışırlar. Başak kadını dürüst ve açık sözlüdür, bu yüzden karşısındaki erkekten de aynı türden bir davranış bekler, kendinden bir şeyler gizlendiği hissine kapıldığında da o erkeğe artık bir daha güvenmez. Yani onun güvenini geri kazanmak imkansız değilse bile hakikaten çok zordur."&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Hep soru işaretleri vardır aşk hayatımda. Çok zordur o insanı hayatıma almam. En ufak şey beni rahatsız eder, iter, soğutur, mantıksız bir yan buldurur bana. Güven ise, bir kere gitti mi... Bekleyin de gelsin geri...&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style=""&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;"Başak kadını dostluğa ve arkadaşlığa da önem verir. Çevresi daima insanlarla çevrilidir. Yalnızlığı sevmez. Ayrıca eşsiz konuşma yeteneği ve zekice sözleri sayesinde insanları kendine bağlamayı bilir. Zaman zaman eleştirel olabilmesine rağmen insanları olduğu gibi kabul eder."&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(204, 102, 0);"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Yalnızlık, bana göre değil.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style=""&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;"Bu kadınla buluşacağınız günler kendinize çok itina edin. Onunla buluşacağınız gün tertemiz ve şık olmalısınız. Gerekiyorsa iki defa traş olun. Şık fakat gösterişli olmayan kılıklar tercih edin. Düğmeniz kopmuşsa, size bakan kimse olmadığı için acıyacağını da sanmayın. Tam aksine o size sinirlenecektir. Böyle küçük şeyler onun için önemlidir. Çünkü bu kadın daima teferruat üzerinde durur. Bir şeyin mükemmel olabilmesi için teferruat şarttır."&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(204, 102, 0);"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Dedim ya, ufak tefek ayrıntılar... Sonuçta bir bütünün parçası onlar da! Şıklıktan çok, gösterilen özendir heralde önemli olan benim için...&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style=" line-height: 19px; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"   style="  line-height: 19px;font-family:'trebuchet ms';font-size:12px;"&gt;&lt;p style="text-align: justify;margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; font: normal normal normal 12px/normal 'Trebuchet MS'; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style=""&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;"Aslında utangaç biri olduğu doğrudur. Başak kadinlari ateşli, atak konuşmalar yapmak için sabun kutularının üstüne tırmanmazlar. Sarhoşken araba kullanmaktan tutuklanmazlar."&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Belli duvarlarım vardır, bazen tırmanmaya çalıştığım ama genelde aşmadığım. Sıkıcı bir tip olabilirim belki bazen, ama bu durum altta sürekli işleyen mantık mekanizmamla ilgili herhalde. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="text-align: justify;margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; font: normal normal normal 12px/normal 'Trebuchet MS'; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify;margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; font: normal normal normal 12px/normal 'Trebuchet MS'; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style=""&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;"Özür dilemeye gelince, az ve öz olun. Başağı hiç kimse kolay aldatamaz. Fesatlığı yoktur ama kesinlikle de aptal değildir. Çoğu zaman nasıl olsa o haklı çıkacak, siz de düş kırıklığına uğrayacaksınız. Onu normal haline döndürürseniz, gene o enfes tatlı kız olacak, siz de kimin kazanıp kimin kaybettiğine aldırmayacaksınız bile."&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Çok çabuk unuturum kötü şeyleri. En yakın arkadaşıma erkek arkadaşımla ettiğim kavgayı anlatmak bile çiledir benim için. Çünkü gerçekten hatırlamam. Terapiye başladığımda da dediğim ilk şeydi 'ben çok güzel dinlerim, ama galiba biraz anlatma özürlüyüm...'&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify;margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; font: normal normal normal 12px/normal 'Trebuchet MS'; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify;margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; font: normal normal normal 12px/normal 'Trebuchet MS'; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Oluyor işte. Nasıl oluyor bilmiyorum ama bu burç özellikleri bir yerden tutuyor. Niye sardın gece gece derseniz burçlara inanmaya ihtiyacım var. Çünkü şu anda yıldız haritasından başka hiçbir şey onun hareketlerini açıklamıyor, açıklamaya yetmiyor. Oturdum aradım, taradım. Ne koca psikoloji tarihinde buldum ona göre bir teori, ne de kendi kişisel tarihimde. En mantıklı açıklamayı burçlarda buldum. Onun için şu anda kendimi burçlara inandırma turlarındayım.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify;margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; font: normal normal normal 12px/normal 'Trebuchet MS'; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify;margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; font: normal normal normal 12px/normal 'Trebuchet MS'; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Diyor ki onun burcu; &lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style=""&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;"&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style=""&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Çevresinde kendi ördüğü tuğladan bir duvar vardır. Utangaç, ama güçlü ve çetindir. Karşı cins önünde her zaman biraz tedirgin olduklarından, bazen hoş olmayan durumlar karşısında acemice imalarda bulunur, beceriksizce kinayeler yaparlar. Bütün bunlar utangaçlıklarını ve daha atak insanların aşırı ihtiraslarına karşı duydukları merakı gizlemek içindir. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 18px; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style=""&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Aşk yaşamak isterler ancak bu istemi sürekli ertelemekte bir sakınca görmezler. Duygularını göstermekte pek bir beceriksizlerdir..."&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify;margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; font: normal normal normal 12px/normal 'Trebuchet MS'; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic; line-height: 18px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify;margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; font: normal normal normal 12px/normal 'Trebuchet MS'; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 18px; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Evet sebebi bu olmalı. Başka yolu yok...&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify;margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; font: normal normal normal 12px/normal 'Trebuchet MS'; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 18px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify;margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; font: normal normal normal 12px/normal 'Trebuchet MS'; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 18px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: x-small;"&gt;* Carl Gustav Jung&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify;margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; font: normal normal normal 12px/normal 'Trebuchet MS'; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic; font-weight: bold; line-height: 18px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: x-small;"&gt;görsel:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 18px; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: x-small;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 19px; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: x-small;"&gt;http://more-astrology-services.com/&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3735149609410726353-572305208869345386?l=yesilkurba.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yesilkurba.blogspot.com/feeds/572305208869345386/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3735149609410726353&amp;postID=572305208869345386&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/572305208869345386'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/572305208869345386'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yesilkurba.blogspot.com/2009/09/every-science-is-function-of-psyche-and.html' title='“Every science is a function of the psyche, and all knowledge is rooted in it.The psyche is the greatest of all cosmic wonders.”*'/><author><name>Yesil Kurba</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16471520353631044765</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_0Tk1RuUJbj8/SD_jPZXeK4I/AAAAAAAAAD0/Hg-vErlTPLs/S220/IMG_0016.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_0Tk1RuUJbj8/SrUxeQ7hDWI/AAAAAAAAAZE/V7jBGm9_fNA/s72-c/astrology-virgo.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3735149609410726353.post-802487020862003319</id><published>2009-09-16T22:45:00.005+03:00</published><updated>2009-09-16T23:46:57.632+03:00</updated><title type='text'>todo juguete tiene derecho a romperse*</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_0Tk1RuUJbj8/SrFKNJywpyI/AAAAAAAAAY8/JTZGVunS1gY/s1600-h/duck.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 291px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_0Tk1RuUJbj8/SrFKNJywpyI/AAAAAAAAAY8/JTZGVunS1gY/s320/duck.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5382164619512031010" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Dedim ya o ciddiyet bende yok. Aylardır uğramadım buralara, çok boş ve çok kendimle dolu bir süreç geçirdim sanırım. Başıma gelecekleri bilir gibi, bir nefes almak istedim elimde olan son şansla. Ve bu eylemsel olarak boş olan zamanımda tek sıfatım "aşık"tı. Benim için aşk hep yaz oldu, yaz hep aşk koktu. Bu yıl da diğerlerinden farksız olarak, başka hiçbir şey düşünmedim. İçimden tek bir kelime yazmak gelmedi bile! Ve döndüm, gerçek hayata... Kendimi yemyeşil bir kampüste, okumam gereken milyonlarca sayfa arasında buldum. Klinisyen olmaya giden ufacık titrek adımlarım en engebeli zeminde şimdi. Okumalıyım, okumalıyım, okumalıyım... &lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Ama bir yandan da taşınmalıyım! Odamda kocaman kocaman koliler var, bir süre onlarla yaşamaya alışma durumundayım. Bilirim ben malum göçebe yaşamayı, çok yabancı olduğum bir hadise değil kendisi. Ama işte yine de, bir an önce bitsin gitsin istiyorum. Fark ettim ki taşınmak aslında hem maddesel hem de ruhsal bir detoksa sürüklüyormuş sizi. Kıyamadığınız için odanızın/evinizin bir köşesine sakladığınız, normal günde aklınıza gelip çıkarmadığınız şeylere mecburen de olsa uzanmaya. Elinize geçen o hatıra parçacıklarıyla ne yapacağınız size kalmış... Benim seçimim bir çoğunu ait oldukları geçmişe gömmek, sadece hafızamın bulanık sularında yaşamalarına izin vermek ve geri kalan azınlığı yani "kıyamadıklarımı" bir torbaya koyup, tamamen vazgeçmeye hazır oluncaya kadar güvenli bir sığınakta, Ö.'de saklamak oldu...&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Ve kocaman bir koli hazırladım, içine en temel hatıralarımı koydum. Mesela uğruna kuzenimle büyük kavgalar ettiğim sarı saçlı Damla bebeğimi, sıcak bir Türkbükü gecesinde yüzümü gülümseten hediyem/abimin deyimiyle "sucks to be you" ördeğimi, kırmızı saçlı/kocaman kafalı/dondurmalı Yağmur bebeğimi, minik Eeyore oyuncaklarımı, ayıcıklarımı, ve bir dolu çocukluk anımı koyduğum bir koli... Yeni evime girmeyecek onlar, şu anda değerlerini benden daha iyi bilecek minik insanların kucaklarına gidecek olan... Hala vazgeçemediklerim var oyuncaklarım arasında tabii ki, onlar o koliyle hiç girmedi. Örneğin babamın ben bebekken İngiltere'den getirdiği şempanze anne ve bebeği, büyük Eeyore'larımı, ve pek sevgili Elmo'mu kendime - &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;içimde mutsuz olduğum gecelerde&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;cozy &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;bir oyuncağa sarılmak isteyen çocuğa&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; sakladım. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Oyuncak denilen şeyin çok önemli bir husus olduğunu düşünüyorum ben. İster en afilli yanar dönerli oyuncaklar olsun, ister bezden dikilmiş bir bebek olsun... Oyuncaklar en güzel anılarımızı ve o zamanki en büyük sırlarımızı paylaştığımız - kim olduğumuzu etkileyen çok önemli yol arkadaşlarımız aslında... Ve onlardan ayrılmak da biraz zor sanki... Ondan yazdım bu yazıyı, şu anda bir kolinin içinde yeni yüzler görmeyi bekleyen, ama yıllarca kucağımda olmasa da dolabımın üstünde durup adım adım her anıma tanıklık yapmış oyuncaklarıma birkaç satır yazmak istedim sanırım... &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Hacıhüsrev'deki çalışmada çocuklarla Oyuncak Müzesi'ne gitmiştik. Sunay Akın'da müzedeydi o gün ve bizim çocuklarla kendine has - o heyecanlı üslubuyla sohbet etmişti seminer salonunda. Ve aşağı yukarı şöyle bir şey demişti: "&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Fakir çocuk, zengin çocuktan daha yaratıcıdır aslında, daha şanslıdır bir anlamda. Zengin çocuk babasının ona aldığı sallanan atına biner, fakir çocuk bir sopadan at yapar...&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;" &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Dedim ya ister Bratz olsun ister bez bebek, ister uzaktan kumandalı helikopter olsun ister dedemizin yaptığı uçurtma... Önemli olan ne hissettirdiği, ve hayatımızın pamuk şeker günlerindeki o en temel yeri...&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;* &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;her oyuncağın kırılmaya (bozulmaya) hakkı vardır. (&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: normal; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Antonia Porchia)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3735149609410726353-802487020862003319?l=yesilkurba.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yesilkurba.blogspot.com/feeds/802487020862003319/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3735149609410726353&amp;postID=802487020862003319&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/802487020862003319'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/802487020862003319'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yesilkurba.blogspot.com/2009/09/todo-juguete-tiene-derecho-romperse.html' title='todo juguete tiene derecho a romperse*'/><author><name>Yesil Kurba</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16471520353631044765</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_0Tk1RuUJbj8/SD_jPZXeK4I/AAAAAAAAAD0/Hg-vErlTPLs/S220/IMG_0016.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_0Tk1RuUJbj8/SrFKNJywpyI/AAAAAAAAAY8/JTZGVunS1gY/s72-c/duck.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3735149609410726353.post-2998022671738125933</id><published>2009-08-05T21:03:00.000+03:00</published><updated>2009-08-05T21:04:22.686+03:00</updated><title type='text'>Korkarım ki:</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(204, 102, 0);"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: bold;"&gt;Blog yazmak ciddi bir iştir ve o ciddiyet bende yok.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3735149609410726353-2998022671738125933?l=yesilkurba.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yesilkurba.blogspot.com/feeds/2998022671738125933/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3735149609410726353&amp;postID=2998022671738125933&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/2998022671738125933'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/2998022671738125933'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yesilkurba.blogspot.com/2009/08/korkarm-ki.html' title='Korkarım ki:'/><author><name>Yesil Kurba</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16471520353631044765</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_0Tk1RuUJbj8/SD_jPZXeK4I/AAAAAAAAAD0/Hg-vErlTPLs/S220/IMG_0016.JPG'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3735149609410726353.post-3363235217676696798</id><published>2009-07-14T20:31:00.015+03:00</published><updated>2009-07-14T21:21:47.577+03:00</updated><title type='text'>Adam kes, şarap içme</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify; font-family: georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-size: 85%;"&gt;Gündem pek bir hareketli bugünlerde. Ama malum en çok konuşulanlardan biri Topkapı Sarayı, İdil Biret, Alperen Ocakları ve şarap bileşimi. Protestonun tadını ve dozunu kaçıran ocakçı arkadaşlar konserin yapıldığı Topkapı Sarayı'nın kapısına (!) dayanıp, poster yakıp, tekbir getirerek bunun ne kadar büyük bir yanlış olduğunu dile getirmişler...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: 85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: 85%;"&gt;Ne büyük usta İdil Biret'eymiş tepki göya, ne de konsereymiş. En büyük problem zıkkım olasıca (!) şaraptaymış! Çünkü orası 1. Avluymuş, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;ya da her kaçıncıysa&lt;/span&gt;, ve Kutsal Emanetlerin bulunduğu bölüme pek bir yakınmış. Ve orda "minderlere yayılıp, elinde şarap konser dinlemek" pek bir yanlışmış.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: 85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: 85%;"&gt;Malum turistlerimin ziyareti dolayısıyla çok yakın bir zamanda gittim Topkapı Sarayı'na. Daha önce defalarca gitmenin verdiği bıkkınlıkla ve bu işe ruhunu adamış amatör rehber abimin de bizle olmasından aldığım rahatlıkla birçok bölüme girmedim. Bu kararı almamdaki en önemli etken korkunç havalandırma sistemiydi! Aslında ona havalandırMAma sistemi desek daha bir yerinde olur. Zira minnacık mekanlara yığılan yüzlerce insan ve mevsimin yaz olması içeride insani bir şekilde &lt;span style="font-style: italic;"&gt;müze&lt;/span&gt; (oranın müze olduğu da unutuluyor gibi sanki tartışmalarda) gezmeyi imkansız kılıyordu adeta. Kutsal emanetlerin bulunduğu yerdeki kuyruk, koku ve havasızlık çok çok çok daha fenaydı. Hızlı adımlarla kendimi dışarı attım ordan da. Keşke sevgili ocakçı arkadaşlar müzenin olması gerektiği gibi, Avrupa standartlarına daha da yakın olabilmesi için çaba gösterselermiş öncelikle...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: 85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: 85%;"&gt;Bir konu daha var olası tepki gösterilebilecek. Topkapı Sarayı malum kocaman bir alan, gez gez bitmiyor arada yorulduk. Oturmak için kafe modunda tek bir seçenek var elimizde o da sarayın içinde yer alan, süpper manzarası olan şu anda adını unuttuğum restoran. Oturduk oraya, 1 tabak karpuz, 1 kase sütlaç, 2 &lt;span style="font-style: italic;"&gt;neskafe &lt;/span&gt;(malum Amerikalıların damak tadı enteresan (!) olabiliyor) ve 3 kutu Sprite aldık. Verilen hesabı söylüyorum: 60 TL!!! Resmen soygun, bir kutu Sprite 8,5 TL'ymiş... Ocaklar mesela bunu da protesto edebilir bence, dinen içki içmek gibi insan kazıklamak da günahsa, hadi bakalım dayanın restoranın kapısına diyin ki: "Kutsal Emanetlere şu kadar metre yakında her gün diri diri adam kazıklıyorsunuz!".&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: 85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: 85%;"&gt;Bir de merak ettiğim, o avluda vakti zamanında içilen şaraplar, sucuk gibi asılan adamlar, kutsal emanetlere pek de uzak olmayan Harem'de yaşanan olaylar nolcak? Bu kadar geçmişe bağlı kişilerin retro-protestolar da düzenlemesi gerekir belki?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: 85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: 85%;"&gt;Belki de Türkiye'de yaşama kararımızı bir kez daha gözden geçirmek gerekir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3735149609410726353-3363235217676696798?l=yesilkurba.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yesilkurba.blogspot.com/feeds/3363235217676696798/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3735149609410726353&amp;postID=3363235217676696798&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/3363235217676696798'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/3363235217676696798'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yesilkurba.blogspot.com/2009/07/adam-kes-sarap-icme.html' title='Adam kes, şarap içme'/><author><name>Yesil Kurba</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16471520353631044765</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_0Tk1RuUJbj8/SD_jPZXeK4I/AAAAAAAAAD0/Hg-vErlTPLs/S220/IMG_0016.JPG'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3735149609410726353.post-7989868602039568443</id><published>2009-07-12T13:29:00.004+03:00</published><updated>2009-07-12T13:52:55.922+03:00</updated><title type='text'>wedding bells!</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify; font-family: georgia;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana;font-size:85%;" &gt;Yaz demek eskiden benim için bavulumu toplayıp 3 ay ikamet edeceğim Bodrum'uma, saçma sapan olaylarıma, gece-gündüz tadına varacağım deli mavi denizlere doğru yola çıkmak demekti. Yıllar geçtikçe 3 ay tatil tabii ki de hayal oldu, entrikalar kayboldu hayat daha bir alışılmış şekilde ilerler oldu ama en önemlisi, yaşlandığımı iyiden iyiye hissettiren bir şey daha gelişti! Ben eskiden yazın düğün mevsimi olduğunu bilmezdim, heralde fark etmeme yol açıcak bir şey yoktu etrafımda. Ama şimdilerde üst üste gelen davetiyeler, Facebook zımbırtısında dönen fotoğraflar, ondan bundan duyduğum havadislerle fark ediyorum ki insanlar evleniyor! Evet yaş ilerledikçe engelleyemediğimiz bir şey şu evlilik haberleri sanırım, 30'lara doğru emin adımlarla ilerlerken ne kadar umrumuzda değil desek de sanırım sinirlerimizi bozabilecek bir şey oluyor düğün muhabbetleri.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: verdana;font-size:85%;" &gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: verdana;font-size:85%;" &gt;"Amaaan, bekarlık sultanlıktır yahu" ya da "Şu gencecik yaşımda kendimi aynı adamla bir eve hapis mi edicem" desem de o insanı hayal etmekten, acaba benim düğünüm olsa nasıl olur diye düşünmekten alıkoyamıyorum sanırım kendimi. Bir de şimdi teker teker evlenenler, 3-4 yıl sonra kocaman-kel kafalı bir bebişle arz-ı endam ederse huzurlarımızda sinirlerim iyice bozulabilir sanırım. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;As times passes, hormones kick in.&lt;/span&gt; "Bebek mi? Ne bebeği, benden anne mi olur canım, ben daha kendime bakamıyorum bir de çocuğa mı bakıcam, peh peh... Hem benim kariyerim vardı, master, doktora, daha çok işim var... Hem ben domestik bir insan hiçbir zaman olmadım, bebek kim ben kim..." diyoruz, ama elbet o gün ben de tostoparlak bir veletle o enteresan bağı kurmak isteriz öyle değil mi?&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: verdana;font-size:85%;" &gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: verdana;font-size:85%;" &gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Anlayamadığım şey ben kıytırık ilişki olaylarımı halledemezken bu insanlar nasıl her şeyi göze alıp evleniyor? Çok etkileyici...&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3735149609410726353-7989868602039568443?l=yesilkurba.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yesilkurba.blogspot.com/feeds/7989868602039568443/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3735149609410726353&amp;postID=7989868602039568443&amp;isPopup=true' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/7989868602039568443'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/7989868602039568443'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yesilkurba.blogspot.com/2009/07/wedding-bells.html' title='wedding bells!'/><author><name>Yesil Kurba</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16471520353631044765</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_0Tk1RuUJbj8/SD_jPZXeK4I/AAAAAAAAAD0/Hg-vErlTPLs/S220/IMG_0016.JPG'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3735149609410726353.post-4972343739415689297</id><published>2009-07-08T10:11:00.003+03:00</published><updated>2009-07-08T10:40:42.471+03:00</updated><title type='text'>Kültürünle boğ beni</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_0Tk1RuUJbj8/SlRHFLnsp1I/AAAAAAAAAY0/xqitSu_J4D8/s1600-h/IMG_0207.JPG"&gt;&lt;img style="text-align: justify;display: block; margin-top: 0px; margin-right: auto; margin-bottom: 10px; margin-left: auto; cursor: pointer; width: 320px; height: 240px; " src="http://3.bp.blogspot.com/_0Tk1RuUJbj8/SlRHFLnsp1I/AAAAAAAAAY0/xqitSu_J4D8/s320/IMG_0207.JPG" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5355984011194574674" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;Amerika'daki ev sahiplerim ziyarete geldi beni! 12 gün kaldılar, yarısı canım İstanbul'da yarısı bitanecik Bodrum'umda geçen harika bir tatil yaptılar kanımca. Onlarla beraber görmediğim yerleri görüp, iyi ki de kalmamışım Amerika'da diye sevindim bolca. Gezelim-görelim turumuz özetle şunları kapsıyordu: Boğaz turu, Yeniköy'de balık keyfi, Sultanahmet çevresi, hayatımda ilk defa gittiğim Kapalıçarşı, Hisar'da pazar kahvaltısı, Rumeli Hisarının tepesine çıkma coşkusu, Bebek, canım okulum, Taksim, Galata Kulesi, Nevizade keyfi, şehirhatları vapuru deneyimi, Kız Kulesi, Bağdat Caddesi, Yeşilyurt-Yeşilköy, Bodrum, halı pazarlıkları, Selçuk Tren Müzesi, Meryem Ana, Efes... İşin özeti: çok yoruldum! Ama sanırım iki turistin görebileceği maksimum yerleri gördüler. Taksici arkadaşların bana yakıştırdığı turist rehberliği görevimi başarıyla tamamladığıma inanıyorum.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;Ne kadar çok sevdiğim iki insan da olsa onlar kendi kültürümüzle yoğrulmuş varlıklar olduğumuz için insan olarak bazı farklılıklar göze batmıyor değildi. En çok beni delirten sürekli gelen dinle ilgili sorulardı! Bilirsiniz biz de çok sorulmaz din, nüfus kağıdımızda zoraki bir şeyler yazsa da iki insan tanıştıktan bir süre sonra ya pardon da dinin neydi diye sormaz birbirine. Sana özel olan şeylerden biridir inancın, politika malzemesi yapanları, bayrak gibi sallayanları bunun dışında tutarsak tabii. Ama paranoya toplumu olan Amerikalıların en çok merak ettiği şeydi &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;din&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;. İstanbuldaki Yahudi nüfusundan, Türkiyedeki Müslüman sayısına, merak ettikleri o kadar çok şey vardı ki dinle ilgili! En enteresanı Türkiye'nin nüfusunun istatistiklere göre %90 üstünün Müslüman olduğunu duyduklarındaki şaşkınlıklarıydı. Çünkü 'hiç de öyle gözükmüyormuş'. Yani onlara yansıtılan &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;Müslüman ülke imajı&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt; yokmuş burda... &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;Her sabah ezanla ilgili espri yapmaları, dini bir şey olduğu için sünnette içki içilmez değil mi şeklindeki soruları, dinle ilgili her şeyi uç noktalarda düşünmeleri, gerçekten bizden çok farklı olduklarını hissettirdi ve bu işlerle hiç alakası olmayan benim bile sinirime dokundu. Şu yukardaki fotoğrafın anlattıklarını idrak etmeleri eminim çok kolay olmayacaktır onlar için...&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;Sonuç olarak çok sevdiğim iki insan, ama bizi ayıran Atlantik çok şeyler değiştiriyor sanırım düşünce yapılarımızda da. Diyeceğim şudur: ''&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;Eyyy Amerikalılar, öğrenceğiniz çok şey var diğer kültürlerle ilgili ve unutmayın ki dünya sadece sizin ülkenizden ibaret değil!!!''&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3735149609410726353-4972343739415689297?l=yesilkurba.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yesilkurba.blogspot.com/feeds/4972343739415689297/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3735149609410726353&amp;postID=4972343739415689297&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/4972343739415689297'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/4972343739415689297'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yesilkurba.blogspot.com/2009/07/kulturunle-bog-beni.html' title='Kültürünle boğ beni'/><author><name>Yesil Kurba</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16471520353631044765</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_0Tk1RuUJbj8/SD_jPZXeK4I/AAAAAAAAAD0/Hg-vErlTPLs/S220/IMG_0016.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_0Tk1RuUJbj8/SlRHFLnsp1I/AAAAAAAAAY0/xqitSu_J4D8/s72-c/IMG_0207.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3735149609410726353.post-4942031180381342225</id><published>2009-06-21T14:45:00.003+03:00</published><updated>2009-06-21T14:49:15.326+03:00</updated><title type='text'>to sum up,</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms'; font-size: 13px; "&gt;Yaşanılan bütün strese, okunulan yüzlerce sayfa makaleye, üstünde uyuya kalınan kitaplara, temmuz güneşinin altında İstanbul'un çeşitli yerlerine doğru arşınlanan yollara, geride bir dolu şeyi bırakıp çekip gitmelere, 10 yıldır kurulan hayellere, iyi-kötü bütün yaşanılanlara, her şeye değdi işte. Bir önceki postu yazdıktan 15 dakika sonra gelen maille öğrendim ki, kabul edildim. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Bu aralar çok mutluyum... &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Çook!!!&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3735149609410726353-4942031180381342225?l=yesilkurba.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yesilkurba.blogspot.com/feeds/4942031180381342225/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3735149609410726353&amp;postID=4942031180381342225&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/4942031180381342225'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/4942031180381342225'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yesilkurba.blogspot.com/2009/06/to-sum-up.html' title='to sum up,'/><author><name>Yesil Kurba</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16471520353631044765</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_0Tk1RuUJbj8/SD_jPZXeK4I/AAAAAAAAAD0/Hg-vErlTPLs/S220/IMG_0016.JPG'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3735149609410726353.post-8191355551991707881</id><published>2009-06-18T11:49:00.003+03:00</published><updated>2009-06-18T12:14:07.730+03:00</updated><title type='text'>Dream until your dream come true!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_0Tk1RuUJbj8/SjoEMnioI9I/AAAAAAAAAYs/nyb33eHK34k/s1600-h/ClinicalPsychology-Hanaxx.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 300px; height: 225px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_0Tk1RuUJbj8/SjoEMnioI9I/AAAAAAAAAYs/nyb33eHK34k/s320/ClinicalPsychology-Hanaxx.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5348592122275046354" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style=" ;font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;Sabah uyandığım andan itibaren, karnımdan göğüs kafesime doğru bitmek tükenmek bilmeyen bir ağrı. Sıkışıyorum, nefes alamıyor gibi hissediyorum kendimi, tek çarem derin derin iç çekmek oluyor. Nefes alıyorum, nefes veriyorum, hep dedikleri gibi derin derin yapmaya çalışıyorum ama o kör olası ağrı sıkıştırıyor hep kesik kesik alıyorum nefesleri. Saatler geçsin diye bekliyorum, çayımı içiyorum, kahvemi tüketiyorum... Ellerimdeki titreme kafeinden mi heyecandan mı ayırt edemiyorum. Ve yola çıkıyorum, hep aynı sancı karnımda. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;Beyaz üstüne siyah yazıları olan servisten iniyorum. Etrafıma bakıyorum, evet Boğaz yok ama kenarda bir su birikintisi var. Bununla da yaşayabilirim herhalde diyorum. Yürürken adımlarım titrek, yarım saat içinde neler olucak kestiremiyorum. Gidiyorum yine alıyorum kahvemi, ayılmam rahatlamam lazım. Her içtiğim kahve rahatlamadan çok stres olarak dönüyor bana ama olsun. Elim oyalanıyor en azından. Heyecanlı bekleyiş sırasında bir mesaj gülümsetiyor beni... Kalbimin sıkışmasını hafifletmesi gerekirken iyiden iyiye sıkıştırıyor içimi, sıcak sıcak yayılıyor ruhuma. Telefonu kapatıyorum, ötmesin abuk subuk bir zamanda diye, ve atıyorum adımlarımı o odaya doğru.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;Kapıyı çalmamak lazımmış diye duydum ya malum sadece bekliyorum kapıda. Dakikalar geçecek ve ben adımımı o odadan içeri atıcam. Arada tanıdık iki yüz görmenin sevincini yaşıyorum o yabancı koridorlarda. Kapı açılıyor, 'Cansu..' diyor o fikri çok mühim kişi. Giriyorum içeri titrek, avuç içlerim ıslak. Dikdörtgen bir oda, dört sandalye var. Bana önceden biçilen yere oturuyorum, 6 adet göz bana bakıyor sürekli. Sorular soruyorlar, titrek sesimle cevaplamaya çalışıyorum. Sanki kalbimdeki sıkışma gitmiş ama bu sefer daha değişik bir durum söz konusu. Vücudumun her köşesini kasıyorum, çantam kucağımda, bacak bacak üstüne de atmıycam ya garip bir şekle girmişim. Bir birine bakıyorum bir diğerine... Hiç düşünmüyorum konuşurken. Oda o kadar küçük olmasına rağmen enteresan şekilde sıcak değil, ya da ben hissizim. Arka taraftaki cama takılıyor gözüm, güneşlikler niye o kadar asimetrik? Dışardan geçen yeşil minibüslere bakıyorum ara sıra, sonra içimden kendime kızıyorum 'odaklan!' diye. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;Yaklaşık 20-25 dakika geçiyor. Teşekkür ediyorlar, teşekkür ediyorum. Ayağa kalkıyorum, bacakları üzerinde yeni durmaya başlayan at gibiyim, titrek yine. Sırılsıklam olmuşum, bedenim verebileceği bütün tepkileri vermiş bu derece strese. Çıkıyorum kapıdan, iniyorum bahçeye, dilimde tek bir cümle 'en azından bitti...'.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;Hala bekliyorum cevabımı, birkaç saat içinde öğrenicem umuyorum ki... Kötü de olabilir iyi de sonuç. Tek bildiğim, en azından bitti.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms'; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(153, 51, 0);"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;*görsel: &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(153, 51, 0);"&gt;&lt;a href="http://hana-xx.deviantart.com/"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;http://hana-xx.deviantart.com/&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3735149609410726353-8191355551991707881?l=yesilkurba.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yesilkurba.blogspot.com/feeds/8191355551991707881/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3735149609410726353&amp;postID=8191355551991707881&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/8191355551991707881'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/8191355551991707881'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yesilkurba.blogspot.com/2009/06/dream-until-your-dream-come-true.html' title='Dream until your dream come true!'/><author><name>Yesil Kurba</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16471520353631044765</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_0Tk1RuUJbj8/SD_jPZXeK4I/AAAAAAAAAD0/Hg-vErlTPLs/S220/IMG_0016.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_0Tk1RuUJbj8/SjoEMnioI9I/AAAAAAAAAYs/nyb33eHK34k/s72-c/ClinicalPsychology-Hanaxx.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3735149609410726353.post-4692190377008807978</id><published>2009-06-07T10:54:00.007+03:00</published><updated>2009-06-07T12:37:26.412+03:00</updated><title type='text'>meslek 'adabı'</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_0Tk1RuUJbj8/Sit0cwJ_EQI/AAAAAAAAAYk/NJfS0CorFUY/s1600-h/hakem.gif"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 200px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_0Tk1RuUJbj8/Sit0cwJ_EQI/AAAAAAAAAYk/NJfS0CorFUY/s200/hakem.gif" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5344493420117168386" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;p style="text-align: justify; margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 12px; margin-left: 0px; font: normal normal normal 9px/normal Arial; "&gt;&lt;span style="letter-spacing: 0.0px"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(0, 51, 0);"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;Kadın nedir? Erkek nedir? İkisinin şu hayatta rol dağılımları nasıldır? Hangi cinsiyet hangi mesleği yapmalıdır? Kadın &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(0, 51, 0);"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;kısmı&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(0, 51, 0);"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;sı hangi mesleği yaparsa bir yandan çocukları ve ailesiyle ilgilenebilir, azıcık da olsa ailesine para kazandırırken. Bunun zıttı olarak güç simgesi olan erkek, evin direği, eve ekmeği getiren (&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(0, 51, 0);"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;breadwinner&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(0, 51, 0);"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;) hangi işleri yaparsa uygun olur, hangisi ağır abi’liğini zedeler, ayıp olur. Bu saçmalıklarla örülü bir toplumda, toplumsal cinsiyetin yankıları çok şiddetli oluyor, bizde olduğu gibi malesef. Biçilen rollere karşı çıkanlar bir şekilde dışlanıyor, susturulmaya çalışılıyor. Bir yerde yoluna taş koyuluyor, ya da büyük abileri ablaları tarafından nazikcene uyarılıyor ‘kardeş vazgeç sen bu sevdadan’ anlayışlılığıyla (!).&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="text-align: justify; margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 12px; margin-left: 0px; font: normal normal normal 9px/normal Arial; "&gt;&lt;span style="letter-spacing: 0.0px"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(0, 51, 0);"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;Ne kadar okuyup, kafa patlatsam da bu konuyla ilgil kendimce, kızsam da bu topraklarda buram buram hakim olan cinsiyetçilik meselelerine, Amerika’ya ilk gittiğimde gördüğüm kadın yol işçileri, kadın taksi-otobüs şöforleri bir miktar şaşırtmıştı beni. İçimize istemeden yerleştirilen kim ne yapar ne yapamaz kalıpları, bu kalıpların saçmalıkları, büyük bir hiddetle vurmuştu yüzüme. Kendime hem kızmıştım ‘niye şaşırıyorsun, olması gereken bu işte’ diye hem de içim rahatlamıştı en azından dünyanın bazı köşelerinde hala umut var diye.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="text-align: justify; margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 12px; margin-left: 0px; font: normal normal normal 9px/normal Arial; "&gt;&lt;span style="letter-spacing: 0.0px"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(0, 51, 0);"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;Niye bu kadar laf salatası derseniz, cinsiyetçiliğin sadece heteroseksüel kişilere yönelik olmadığını ve çok acımasız bir şekilde homoseksüel kişilere de yönelik olduğunu zaten hepimiz biliyoruz. Cinsiyetçi olduğundan daha da çok homofobik olan ülkemizde malesef bolca travesti cinayetleri, ‘bu bir hastalıktır’ diye nutuk atan profesör amcalar, homoseksüel diye işten çıkarılanlar, ve ‘özgürlük dediysek... eşcinsellere de mi hak vereceğiz yahu, keh keh keh...’ diyen ne idüğü belirsiz siyaset kişileri mevcut. -meli/-malı sevdalısı ve kalıpların kölesi olan bir halk olduğumuz için malesef pek de olumlu bir gidişatımız da söz konusu değil bir şeyleri değiştirmek yönünde.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="text-align: justify; margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 12px; margin-left: 0px; font: normal normal normal 9px/normal Arial; "&gt;&lt;span style="letter-spacing: 0.0px"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(0, 51, 0);"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;Geçtiğimiz haftalarda gündeme gelen eşcinsel hakem olayını çok iyi hatırlıyoruz sanırım hepimiz. Hakemlik yapamazmış çünkü eşcinselmiş. Hakemlik yapamazmış çünkü askerlik yapmamış. Hakemlik yapamazmış çünkü o kadar erkek (11 bir yerde - 11 bir yerde etti 22 koşan bunlara sadece e bir de kulübesi var yan hakemleri var, hatta taraftarların da çoğunun erkek olduğunu düşünürseniz ohhooo) arasında eşcinsel biri objektif olamazmış!&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="text-align: justify; margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 12px; margin-left: 0px; font: normal normal normal 9px/normal Arial; "&gt;&lt;span style="letter-spacing: 0.0px"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(0, 51, 0);"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;En çok sonuncuya takıldım tahmin edersiniz ki. O zaman heteroseksüel bir erkek kadın voleybol takımı maçının hakemi olmamalı? Ya da tenis turnuvasında kadınlara kadın hakem olmalı. Hele hele yüzme oldu mu söz konusu aman akıllara zarar mutlaka kadın olmalı. Ya da tam tersi erkek basketbol maçında kadın hakem de olmamalı. Hatta kadın antrenör de olmamalı. Kadın takımlarında da erkek antrenör olmamalı. Akıldır bu kayar kardeşim. Mazallah objektif olamazlar, cinsel dürtüleriyle hareket ederler. Hatta ve hatta işyerlerinde de bundan sonra kadın-erkek ayrılmalı. Düşünsenize heteroseksüel kadın bir patron erkek çalışanına nasıl objektif davranabilir. Dünyada görülmemiş böyle bir şey! Üniversitelerde de erkek profesörlerin derslerini erkek öğrencler, kadın profesörlerin derslerini de kadın öğrenciler alabilsin sadece. Malum objektiflik zedelenmesin. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="text-align: justify; margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 12px; margin-left: 0px; font: normal normal normal 9px/normal Arial; "&gt;&lt;span style="letter-spacing: 0.0px"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(0, 51, 0);"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;Çünkü biz insanlar bu kadar binlerce yılı kat ettik ama hala en ilkel duygularımızla yaşıyoruz. Çünkü biz insanlar sokakta gördüğümüz, ya da beraber çalıştığımız her karşıt cinsin üstüne atlama potansiyeli olan varlıklarız.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify; margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 12px; margin-left: 0px; font: normal normal normal 9px/normal Arial; "&gt;&lt;span style="letter-spacing: 0.0px"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(0, 51, 0);"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;Moderniz ya biz çokça, geliştik ya ileri bir derecede, eğitildik ya tekdüze değil çok yönlü...&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="text-align: justify; margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 12px; margin-left: 0px; font: normal normal normal 9px/normal Arial; "&gt;&lt;span style="letter-spacing: 0.0px"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(0, 51, 0);"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;İşte ondan bütün bu saçmalıklar.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="text-align: justify; margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 12px; margin-left: 0px; font: normal normal normal 9px/normal Arial; "&gt;&lt;span style="letter-spacing: 0.0px"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(0, 51, 0);"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: x-small;"&gt;bullshit&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(0, 51, 0);"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;!&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3735149609410726353-4692190377008807978?l=yesilkurba.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yesilkurba.blogspot.com/feeds/4692190377008807978/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3735149609410726353&amp;postID=4692190377008807978&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/4692190377008807978'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/4692190377008807978'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yesilkurba.blogspot.com/2009/06/meslek-adab.html' title='meslek &apos;adabı&apos;'/><author><name>Yesil Kurba</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16471520353631044765</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_0Tk1RuUJbj8/SD_jPZXeK4I/AAAAAAAAAD0/Hg-vErlTPLs/S220/IMG_0016.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_0Tk1RuUJbj8/Sit0cwJ_EQI/AAAAAAAAAYk/NJfS0CorFUY/s72-c/hakem.gif' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3735149609410726353.post-8634655674351260945</id><published>2009-06-03T22:17:00.003+03:00</published><updated>2009-06-03T22:28:34.411+03:00</updated><title type='text'>hep yalnızlık var sonunda - yalnızlık ömür boyu</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_0Tk1RuUJbj8/SibMUhxz-II/AAAAAAAAAYU/G-ZNapCIuG8/s1600-h/Alone-Naksatra.jpg"&gt;&lt;img style="text-align: justify;display: block; margin-top: 0px; margin-right: auto; margin-bottom: 10px; margin-left: auto; cursor: pointer; width: 300px; height: 258px; " src="http://2.bp.blogspot.com/_0Tk1RuUJbj8/SibMUhxz-II/AAAAAAAAAYU/G-ZNapCIuG8/s320/Alone-Naksatra.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5343182660958419074" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style=" ;font-family:Georgia;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style=" ;font-family:'trebuchet ms';"&gt;Bugün yine hastanedeydim ve hala düşündükçe içimi acıtan bir olaya şahit oldum. Yanımızda bir teyze ve oğlu oturuyordu, yoğun bakımdan doktor çıktı ve onlara doğru yöneldi. &lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style=" ;font-family:'trebuchet ms';"&gt;Her şeyi denedik ama olmadı, başınız sağolsun&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style=" ;font-family:'trebuchet ms';"&gt; dedi. O an teyze durdu, oğlu sırtını sıvazladı, başımız sağolsun dedi... Teyze bir anlık şoktan sonra yılların buruşturduğu ellerini yüzüne kapayıp sessiz sessiz ağladı. İçim acıdı, zaten sulugöz tabiatlı ben oturdum ağladım o anda. Kimbilir kaç küsür yılını paylaştığın, her gece nefes alışını dinleyerek uyuduğun, en ufak hareketini bile tahmin edebileceğin insanı kaybetmek nasıl bir duygudur ki? O teyze o anda ölen kocasına mı, yıllardır alıştığı insanın yokluğuna mı, yoksa geriye kalan kocaman yalnızlığına mı, ya da hepsine birden mi ağlıyordu acaba?&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;Yok karar verdim, evlilik zararlı bir durum... &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;Eninde sonunda acıyor canın.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;* &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;şayane görsel&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;: &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://naksatra.deviantart.com/art/Alone-16560985"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;http://naksatra.deviantart.com/&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3735149609410726353-8634655674351260945?l=yesilkurba.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yesilkurba.blogspot.com/feeds/8634655674351260945/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3735149609410726353&amp;postID=8634655674351260945&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/8634655674351260945'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/8634655674351260945'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yesilkurba.blogspot.com/2009/06/bugun-yine-hastanedeydim-ve-hala.html' title='hep yalnızlık var sonunda - yalnızlık ömür boyu'/><author><name>Yesil Kurba</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16471520353631044765</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_0Tk1RuUJbj8/SD_jPZXeK4I/AAAAAAAAAD0/Hg-vErlTPLs/S220/IMG_0016.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_0Tk1RuUJbj8/SibMUhxz-II/AAAAAAAAAYU/G-ZNapCIuG8/s72-c/Alone-Naksatra.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3735149609410726353.post-3099388756801713676</id><published>2009-06-03T21:25:00.003+03:00</published><updated>2009-06-03T21:45:15.749+03:00</updated><title type='text'>Have you tried turning it off and on again?</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;Şu aralar twitter denemelerindeyim. Bir ara büyük bir merakla hesabımı açtım, ama keyif alamadığım için yazmadım. Sonra birden aklıma geldi 'benim bir twitter account'um vardı!' şeklinde ve tekrardan bir şeyler yazmaya ittim kendimi oraya. Pek keyif almıyorum sanki. Bana öyle geliyor ki endüstriyel dünyada hiçbir şeye vakit bulamayan bizler için üretilmiş bir kısa yol twitter. Blog yazmaya vaktim yok, ama bir şekilde sesimi duyurmayı, yazmayı, sanal dünyada bana ait bir parça olması hissini yaşamayı seviyorum = o zaman twitter kullanayim gibi bir şey. Hayatımda var olan, kimseyi hiç ama hiç ilgilendirmeyen ıvır zıvır detaylarla dolu bir sayfam olsun isteği bir nevi. Örneğin; televizyon karşısında muz yeme! Kime ne kardeşim nerde yersen ye muzunu ama yok illa duymalı insanlar bizi, çünkü en yakınlarımız bile dinlemiyor artık bizi, bir yere yazmalı birilerine anlatmalıyız bir şeyleri. Bazen en ufak detay bile önemlidir ya insan hayatında, bundan seneler sonra açıp şu sayfaları, 'aaa ben o gün muz yemiştim öyle ya!' diyebilmeliyiz belki de. İşte bunun gibi abuk gubik sebeplerden dolayı &lt;/span&gt;&lt;a href="http://twitter.com/yesilkurba"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;yeşil kurbanın twitter sayfası&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt; sanal alemi meşgul etmeye açılmış bulunmakta.&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;Abim askerden geldi geçtiğimiz haftalarda. Ben de o gelir gelmez önüne yokluğunda bozulan, sapıtan, dilini çözemediğim, çözmeye de pek heveslenmediğim elektronik aletleri koydum. En başta en önemli parça, emektar bilgisayarım vardı. Yaklaşık 1 buçuk ay önce kendisi açılmamaya yemin etmişti, sevgili O.nun söylediği üzere ana kartı yanmıştı ve ben ayvayı yemiştim. Abim bilgisayarı, evirdi çevirdi (gerçek anlamda tersini çevirdi) pilini çıkardı bişi yaptı taktı. Ve o da ne!! Bilgisayarım ayakları üzerinde durmaya yeni başlamış tay gibi zıplayarak, hevesli hevesli çalıştı! Neymiş efendim statik elektrik yüklenmesi olmuş, pilinin demirlerini pıt pıtlamam lazımmış. &lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic;"&gt;Yok artık Lebron James &lt;/span&gt;demek istedim ona o anda. Yani benim anlamadığım bir şekilde iletişim mi kuruyor bu adam bilgisayarla, bilmediğim özel bir dil mi konuşuyorlar aralarında, nerden geldi aklına bu pıt pıtlama eylemi, vahiy mi indi orasını bilemiycem... Sonradan da 10 fotoğraftan fazla fotoğraf çekememeye yemin etmiş abuk fotoğraf makinemin subuk xd kartına el attı. Önce otoriter bir modda ve '&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic;"&gt;bıktım senden&lt;/span&gt;' tonunda bir sesle &lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic;"&gt;git fotoğrafların hepsini aktar&lt;/span&gt; dedi. Verilen emir yerine getirilince bir tuşla bana aylardır duymak istediğim müjdeyi verdi; &lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic;"&gt;218 fotoğraf çekebilirsin bu çözünürlükte&lt;/span&gt;. Peki ne yaptın be mubarek? Format atmışmış, fotoğraf makinesinin hafızasında görünmeyen fotoğraflar kalmışmış... Ben niye bilmiyorum bunları? Biz kardeş değil miyiz? Aynı sütten içip, aynı yemekten yemedik mi? Farkımız ne? &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;Neyse onu benden 5 ay ayrı koyanlara sitemim büyük. Hiçbir zaman elektronik yaratıkların dilinden onun gibi konuşamayacağım için ona ihtiyacım sonsuz. Aptal bilgisayar servislerine para yedirmeden önce abim gibi bir tip bulun etrafınızda ve ona götürün sorunlu aletleri, size tavsiyem... &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;Hoşgelmiş!&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3735149609410726353-3099388756801713676?l=yesilkurba.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yesilkurba.blogspot.com/feeds/3099388756801713676/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3735149609410726353&amp;postID=3099388756801713676&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/3099388756801713676'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/3099388756801713676'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yesilkurba.blogspot.com/2009/06/have-you-tried-turning-it-off-and-on.html' title='Have you tried turning it off and on again?'/><author><name>Yesil Kurba</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16471520353631044765</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_0Tk1RuUJbj8/SD_jPZXeK4I/AAAAAAAAAD0/Hg-vErlTPLs/S220/IMG_0016.JPG'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3735149609410726353.post-4523087817398723520</id><published>2009-05-23T08:12:00.001+03:00</published><updated>2009-05-23T08:13:40.037+03:00</updated><title type='text'>a plane to take me to a place far away from you</title><content type='html'>&lt;p style="text-align: justify;margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; font: normal normal normal 12px/normal Helvetica; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;Yine yazamadığım dönemlerimdeyim. Özellikle yazmıyorum çünkü bu aralar benden çıkacak her kelime biraz &lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic;"&gt;emo&lt;/span&gt;, biraz &lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic;"&gt;teenage&lt;/span&gt;, biraz dünyanın yükünü sırtlanmış bir modda olacak gibi geliyor. Evet içim sonsuz sıkılıyor, bir yandan master başvuruları bir yandan her hafta cuma günü gidip hayatımı deliler gibi sorguladığım bir saat, bir yanda saçma sapan olaylar... Yok hiç normal değilim sanki, bıraksam yazmaya kendimi içimde uyuyan korkunç bir Cezmi Ersöz uyanıcak gibi hissediyorum. Ya da biraz daha zorlasam sarhoş bir Teoman'dan çıkma cümleler kurucam şu sayfada. Onun için en iyisi dokunmamak tuşlara! &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="text-align: justify;margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; font: normal normal normal 12px/normal Helvetica; min-height: 14px; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="text-align: justify;margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; font: normal normal normal 12px/normal Helvetica; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;Şu anda havaalanındayım yine. Dakikalar sonra kırmızılı beyazlı - thy olamadık ama renklerinden çaldık - uçağım gelip beni götürcek en güvenli sığınağa. Koşulsuz sevgiyle sarmalanıp annemin-babamın yanında sonuna kadar şımartıcam kendimi. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="text-align: justify;margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; font: normal normal normal 12px/normal Helvetica; min-height: 14px; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="text-align: justify;margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; font: normal normal normal 12px/normal Helvetica; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;Baktık, denedik, gördük... &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="text-align: justify;margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; font: normal normal normal 12px/normal Helvetica; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;Başka yerde bulunmuyor o sevgi.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3735149609410726353-4523087817398723520?l=yesilkurba.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yesilkurba.blogspot.com/feeds/4523087817398723520/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3735149609410726353&amp;postID=4523087817398723520&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/4523087817398723520'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/4523087817398723520'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yesilkurba.blogspot.com/2009/05/plane-to-take-me-to-place-far-away-from.html' title='a plane to take me to a place far away from you'/><author><name>Yesil Kurba</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16471520353631044765</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_0Tk1RuUJbj8/SD_jPZXeK4I/AAAAAAAAAD0/Hg-vErlTPLs/S220/IMG_0016.JPG'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3735149609410726353.post-5297871706016652676</id><published>2009-05-13T22:49:00.003+03:00</published><updated>2009-05-13T23:48:28.468+03:00</updated><title type='text'>''i wanna go to college for the rest of my life''</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_0Tk1RuUJbj8/SgswQVgPtJI/AAAAAAAAAYM/LL-W7ZCsouA/s1600-h/DSC06136.JPG"&gt;&lt;img style="text-align: justify;float: left; margin-top: 0px; margin-right: 10px; margin-bottom: 10px; margin-left: 0px; cursor: pointer; width: 240px; height: 320px; " src="http://2.bp.blogspot.com/_0Tk1RuUJbj8/SgswQVgPtJI/AAAAAAAAAYM/LL-W7ZCsouA/s320/DSC06136.JPG" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5335411240758916242" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;Hani sevinmiştik biz bahar geldi, yaz geldi diye? Bu akşam yine kararttı yüzünü hava... Neyse yine de bahardayız, mis gibi bahar kokuyor ya ortalık o yeter bana. &lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;Bahar demişken ve bir post önce ÖSYM demişken, ÖSS yaklaşmışken, Boğaziçi'ne girmek isteyen adaylara bir post olsun bu da. Niye baharla kurdun bu bağlantıyı derseniz şöyle, Boğaziçi'nin bir mevsimi varsa o bahardır. Baharla büyük aşk yaşar, sevişir Boğaziçi... İstanbul'da görebileceğiniz en güzel manzaralardan birine sahip olur baharda Boğaziçi... Erguvanlar açar, etraf mis gibi çim kokar, mor salkımlar tepenizden bakar, Boğaz pırıl pırıl parlar. Baharı İstanbul'da yaşadığınıza şükrettirir size Boğaziçi. Korkunç sıcakta, itiş kakış otobüste, saatlerce yol çekip geldiğinizi unutur dalarsınız güzelliğine. İşte şimdi böyle Boğaziçi... Hani ne derler ya argoda ''&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;ne havasına, ne karısına&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;'' güven olan İstanbul bir kapayıp bir açsa da gökyüzünü, bir ısıtıp bir dondursa da bizleri, bahar çiçekleri açtı inadına. O kadar güzel ki ortalık, maviyle yeşilin en güzel oynaşmasına tanık olabilirsiniz yolunuz Rumeli Hisarüstüne düşerse. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;Yeni girecek adaylara, bilgilendirici bir Boğaziçi sözlüğü sunmayı kendime bir borç bildim bu gece. İşte ilk geldiğinizde bilirseniz işinize yarayacak, bilmezseniz de birkaç ay içinde öğrenmek durumunda kalacağınız temel bilgiler:&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;Boğaziçi Tarzancası:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt; Hazır olun önünüzdeki 5 yıl boyunca ve büyük ihtimalle hayatınızın büyük bir bölümünde konuşacağınız dilin adı bu. Ben üniversiteye başlamadan deliriyordum böyle tarzanca konuşan insanlara, bir gün bir bakmışım bazı kelimelerin Türkçesi aklıma gelmemeye başlamış. Evet, korkunç bir şey, dışarıdan özenti ve tiksinti verici durabilecek bir şey. Ama elinizde olmadığını fark ediyorsunuz bunun zamanla, bir süre sonra hayatınız anadiliniz olmayan bir dille fazlasıyla haşır neşir olarak geçtiği için düşünmeye o dilde başlıyorsunuz, Türkçesinden çok İngilizcesini kullandığınız bir kelime çıkınca karşınıza da işte o Tarzanca lisanını ortaya çıkarmaya başlıyorsunuz yavaş yavaş. Aşağıdaki liste bu dilin en naçizane örneklerini içermektedir, hazır olun...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;Güney-Kuzey-Hisar&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;: 3'ü de kampüs adıdır, birbirlerine yürüme mesafesindedirler. Her ne kadar Hisar'ın da güzel bir manzarası olsa da asla Güney'in yerini tutamaz. Zaten Güney eski kampüstür oysa ki diğerlerindeki binalar yenidir, Güney'e inilir, içilir, keyif yapılır. Kuzey'de kütüphane vardır ders çalışılır, genetik laboratuvarları, kapısında kuru kafa işareti olan laboratuvarlar vardır enteresan bilimsel deneyler yapılır, Hisar'da ne yapılır hiçbir fikrim yok. Boğaziçi Güney'de yaşanır.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;Yokuş&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;: Güney'in yokuşudur, korkunçtur. İnmesi keyiflidir, solunda orman sağında Boğaz ama çıkması baya bir hırpalar insanı. Hep hayran kalmışımdır inatla o yokuşu yürüyerek çıkan insanlara, malesef ben hiç onlardan olamadım.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;Shuttle:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt; İşte benim olayım budur. Verirsin 30 kuruşunu, çıkarsın yokuşu paşalar gibi. Evet ıkış tıkıştır, bir kere kapısından bir öğrencinin talihsizce düşmüşlüğü vardır ama bir gün içinde Kuzey-Güney-Kuzey-Güney yapmak zorunda olan bir öğrencinin can dostudur. Bedava olması gerekendir, Tarzancanın ilk belirtilerindendir  (şimdi buna minibüs mü demeliyiz yani?). &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;Petekler:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt; Yokuşu inerken sağ tarafınızda bir yer görürsünüz muhteşem deniz manzarasına bakan. Bir tarafta birinci, bir tarafta ikinci köprü, ortalarında masmavi Boğaz, aşağıda her gün küfrettiğiniz Bebek yalı sakinleri muhteşem huzurlu vazgeçilmez bir manzaradır bu. Gece vakti tekelci amcaya açtırdığınız şarabınızı ve plastik bardaklarınızı alırsınız gidersiniz, bir de karanlık ama ışıklı halinin tadına bakmak için mayhoş üzüm eşliğinde... Tadı demişken, doyum olmaz, çok ama çok başkadır petekler...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;Steps:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt; Buyrun Tarzanca örneği iki. Bu '&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;shuttle&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;'ları beklediğiniz yerde, yokuştan inip meydana vardığınızda solunuzda kalan, heybetli Temel Bilimler binasının altında kalan basamaklardır. Oturursunuz, yatarsınız, kitap okursunuz, kedi seversiniz, 5 yıl bu eylemleri yaptıktan sonra bir Haziran günü bölümce oraya oturur kep atarsınız. İşte o an çok fena duygulanırsınız...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;Çimler&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;: İşte meydana gelince karşınıza çıkan yemyeşil alan! Çimde oturmanın dikkat edilmesi gereken püf noktaları vardır: 1. yemekle otururken iki kere düşünmelisinizdir kediler ve yeni yeni çoğalan köpekler pek izin vermez çimde oturup yemek yemeye, 2. çimde otururken altınıza bir gazete, afiş, mont, defter koymanız tavsiye edilir, ne zaman ıslanacağını bilemezsiniz pantolonunuzun, 3. oturduğunuz yerin altında tünel vardır bunu da gereksiz bir bilgi olarak bilin. Yazın curcunadır çimler, güneşlenenler, uyuyanlar, keyif yapanlar... &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;Manzara: &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;Alkolik olmak için geçerli bir sebeptir manzara. Sabah çay keyfi yapıp derse geç kalmak ya da girmemek için de. O kadar harikadır ki manzara, içiniz gider baktıkça... Banklarda yer kapmak çok zordur özellikle okul saatlerinde ya tek oturan birini bulup yanına yamanmak gerekir ya da taşlara oturup azıcık ucundan bakmak manzaraya... Bir de dikkat yine kediler, kediler, kediler... Boğaziçinde yemek yemek çok zordur!&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;Study&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;: Ders çalışılır, kedi kokar, final döneminde bir gün daha burayı görürsem kusucam denir, final dönemi biter yine de oturulmaya gidilir, sabahlanılan günlerin soğuk saatlerinde uyumak için harikadır, kulüp odaları vardır etrafında, üstü erkek yurdudur. Özellikle projeniz, &lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;paper'&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;ınız varsa bol bol vakit geçirilir. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;Güzeldir Boğaziçi, Öss adaylarına şiddetle tavsiye edilir...&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic; font-weight: bold;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;Bu başka bir okula, hem de bugün öğrendiği kadarıyla bahar festivaline K. Doğulu'yu çıkaran bir okula master için başvuran ve Boğaziçinde olmanın her saniyesini özleyecek bir insanın feryadıdır. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3735149609410726353-5297871706016652676?l=yesilkurba.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yesilkurba.blogspot.com/feeds/5297871706016652676/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3735149609410726353&amp;postID=5297871706016652676&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/5297871706016652676'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/5297871706016652676'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yesilkurba.blogspot.com/2009/05/i-wanna-go-to-college-for-rest-of-my.html' title='&apos;&apos;i wanna go to college for the rest of my life&apos;&apos;'/><author><name>Yesil Kurba</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16471520353631044765</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_0Tk1RuUJbj8/SD_jPZXeK4I/AAAAAAAAAD0/Hg-vErlTPLs/S220/IMG_0016.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_0Tk1RuUJbj8/SgswQVgPtJI/AAAAAAAAAYM/LL-W7ZCsouA/s72-c/DSC06136.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3735149609410726353.post-726758212856582892</id><published>2009-05-10T20:30:00.003+03:00</published><updated>2009-05-10T20:45:42.208+03:00</updated><title type='text'>Ne ayaksın sen ALES?</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;Bugün ÖSYM'nin bir cilvesiyle daha uğraştım durdum. İlkokuldan beri yaptığımız tek şey sınava girmek olduğu için çok alışık olduğumuz bir durum aslında 3 saat içinde 160 kutucuk işaretlemek. Ama konu bal arılarının gündelik hayatı; yarım beyinli balığı takip eden göya tam beyinli balık sürüsü; direk kuzeybatıya yürümek varken bilmem kaç adım atarak kendi etrafında dolanıp yolu uzatan salak şahsiyet; havuç, pırasa, lahana ve bilumum sebzeyle müzik yapan konser sonrası da oturup çorba yapan Viyana Sebze Orkestrası; eğlence olsun diye 'çorplama' diye abudik bir işlem bulan akıl sağlığını yitirmiş bir öğrenci ve altın bulcam umuduyla aslan sidiğiyle oynayıp fosfor bulan bahtsız simyacı olunca gülmeli miyim yoksa test mi çözmeliyim bilemedim bugün. Sınavdan sonraysa harika (!) bir sınav çıkardığım için değil ikinci ALES'imi, bilmem kaç milyonuncu ÖSYM sınavımı da herhangi bir sınav gözetmenini öldürmeden atlattığım için kendimi kutladım.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3735149609410726353-726758212856582892?l=yesilkurba.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yesilkurba.blogspot.com/feeds/726758212856582892/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3735149609410726353&amp;postID=726758212856582892&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/726758212856582892'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/726758212856582892'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yesilkurba.blogspot.com/2009/05/ne-ayaksn-sen-ales.html' title='Ne ayaksın sen ALES?'/><author><name>Yesil Kurba</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16471520353631044765</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_0Tk1RuUJbj8/SD_jPZXeK4I/AAAAAAAAAD0/Hg-vErlTPLs/S220/IMG_0016.JPG'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3735149609410726353.post-6852606518373100647</id><published>2009-05-09T22:38:00.000+03:00</published><updated>2009-05-09T22:42:01.857+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>yazamıyorum...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3735149609410726353-6852606518373100647?l=yesilkurba.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yesilkurba.blogspot.com/feeds/6852606518373100647/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3735149609410726353&amp;postID=6852606518373100647&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/6852606518373100647'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/6852606518373100647'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yesilkurba.blogspot.com/2009/05/yazamyorum.html' title=''/><author><name>Yesil Kurba</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16471520353631044765</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_0Tk1RuUJbj8/SD_jPZXeK4I/AAAAAAAAAD0/Hg-vErlTPLs/S220/IMG_0016.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3735149609410726353.post-892984192649990452</id><published>2009-04-18T13:54:00.010+03:00</published><updated>2010-02-04T16:36:02.713+02:00</updated><title type='text'>“Memory is a way of holding on to the things you love, the things you are, the things you never want to lose.”</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;, sans-serif;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_0Tk1RuUJbj8/Sem0mEv3lgI/AAAAAAAAAXs/dt0hDkkDtj4/s1600-h/eternal-sunshine.JPG" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;, sans-serif;"&gt;&lt;img alt="" border="0" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5325986600544867842" src="http://3.bp.blogspot.com/_0Tk1RuUJbj8/Sem0mEv3lgI/AAAAAAAAAXs/dt0hDkkDtj4/s320/eternal-sunshine.JPG" style="cursor: pointer; float: left; height: 320px; margin: 0px 10px 10px 0px; text-align: justify; width: 230px;" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;Eternal Sunshine of the Spotless Mind,&amp;nbsp;son derece yaratıcı bir girişimle&amp;nbsp;Sil Baştan diye çevrilince dilimize ve oynayınca sinemalarda pek bir moda olmuştu hatırlarsanız. ''&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;Ayyy ne şayane bir aşk hikayesiii&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;, sans-serif;"&gt;'' modunda insanlar dolaşmaya, filme Issız Adam muamelesi göstermeye, &amp;nbsp;ve en sevdikleri film listesinin baş köşesini bu filmi oturtmaya başladılar.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;, sans-serif;"&gt;Bense filmi henüz Türkiye'de oynamadan bilgisayarda izleme fırsatına erişmiş ve bütün bu dile dolanma hadisesinin beni filmden soğutmasına, önyargılarla filme yaklaşmama izin vermemiştim. Filmi çift dikiş izlesem de ikinci izleyişim belki de Türk insanı abartısı artık işlediği için filme ilk izleyişim gibi sarsmamıştı beni...&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;, sans-serif;"&gt;Beni etkileyen aşk hikayesi değildi filmdeki. Bence bu aşırı trajik bir film çünkü gerçekten üzerinde düşünülmesi gereken bir şeyi işliyor. Düşünün hayatın anlamı tamamen ne zaman biter sizin için? Hayatınızda olan insan çıkıp gidince mi? İstediğiniz, arzuladığınız şeye ulaşamayınca mı?&amp;nbsp;Çok sevdiğiniz birini kaybedince mi? Bunlar katlanılması, sabredil&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;, sans-serif;"&gt;mesi zor ama her an başımıza gelebilecek, ve başımıza gelse bile yaşamımıza bir şekilde devam edebileceğimiz, anılarıyla yaşayabileceğimiz, bazen kızıp/nefret edip başka ilişkilerimizde akıllanabileceğimiz, bir daha mutluluğu nerede aramamız gerektiğini sorgulayabileceğimiz durumlar. Yani bu sevimsiz hadiselerden kısa süreliğine dünyamız başımıza yıkılsa da, hayat devam ediyor bir süre sonra...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;, sans-serif;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;Kaybı benliğimizi yok edecek tek şey &lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #993300;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;hafıza&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;dır bence. Ben ESOTSM'ı ilk izlediğimde ondan bu kadar etkilenmiştim sanırım. Bir insanı sevmek hafızadır, bir insandan nefret etmek&amp;nbsp;de öyle... Kim olduğumuz, ne istediğimiz, nasıl mutlu olduğumuz, nasıl ağladığımız, kimlerle beraber olmak istediğimiz, çocukluğumuz, annemiz/babamız, işimiz, mesleğimiz... Hepsi hafıza olmazsa olmayacak şeylerdir. Bunun için bu film belki bir insanın başına gelebilecek en korkunç şeylerden birini işliyordu, bunun için bu film bence aşk filmi olmasından öte bir dramdı. Bir şekilde elinden kayan giden hafızan, anılarını, yaşamını, ve benliğini götürür çünkü insanın.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;, sans-serif;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;, sans-serif;"&gt;Evet filmde bir şekilde kişiler kendi isteğiyle hafızalarını sildiriyordu. Yıllar yılı psikoloji dünyasında bir çok araştırmacı hafızanın ne menem bir şey olduğunu anlamaya çalışmışlar. Hermann Ebbinghaus'un çılgıncana yaptığı deneylerle alevlenen bu alan sayısız araştırmayla beslenmiş. Hafızayı anlamak adına normal deneklerle yapılan deneylerin aksine bir de hafızanın yokluğunu veya beyin travmasını anlamak için bir şekilde bu durumu yaşayan insanlarla yapılan deneyler ve gözlemler var. İşte size psikoloji ve nöroloji dünyasının en ünlü iki hastası; HM ve Phineas&amp;nbsp;Gage.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;, sans-serif;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;, sans-serif;"&gt;Geçtiğimiz sene 82 yaşındayken hayata veda eden HM beynin işleyişini ve&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;, sans-serif;"&gt;&lt;img alt="" border="0" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5326013493240784546" src="http://2.bp.blogspot.com/_0Tk1RuUJbj8/SenNDb2N5qI/AAAAAAAAAYE/m4nzylg86qI/s200/HMs+MRI.jpg" style="cursor: pointer; float: right; height: 200px; margin: 0px 0px 10px 10px; text-align: justify; width: 196px;" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;hafızayı anlamak isteyen araştırmacıların en sevdiği hastalardan biriydi. 9 yaşında geçirdiği bisiklet kazasından beri kurtulamadığı epileptik nöbetlere bir son verilebilmesi umuduyla ameliyat masasına yatan HM'in medial temporal lobları alınmış, ameliyattan sonra epileptik şikayetlerinden kurtulsa da antrograd amnezi dediğimiz hafıza kaybıyla hayatının geri kalanını geçirmeye mahkum olmuştu. Antrograd amnezi travma sonrasında yeni anı oluşturamama durumudur, bkz. Memento. Aynı zamanda HMde az derecede de olsa retrograd amnezi de vardı yani travmadan önceki yaşamının bir kısmını hatırlayamıyordu. Enteresan olan HM'in procedural&amp;nbsp;hafıza dediğimiz daha motor hareketlere bağlı olarak öğrenilen şeyleri unutmamasıydı. Örneğin bisiklete binme, yüzme, vs... HM farkında olmadan bilime çok büyük katkısı dokunmuş ama çok da hüzünlü bir hayat hikayesi olmuş bir adam gördüğünüz gibi...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;, sans-serif;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;, sans-serif;"&gt;İkinci ünlü vakamız Phineas Gage, demiryolu işçisiymiş. Bir gün&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;, sans-serif;"&gt;&lt;img alt="" border="0" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5326011985709515810" src="http://2.bp.blogspot.com/_0Tk1RuUJbj8/SenLrr2wRCI/AAAAAAAAAX8/c5vuhWHxa4M/s320/Phineas+Gage.jpg" style="cursor: pointer; float: right; height: 320px; margin: 0px 0px 10px 10px; text-align: justify; width: 235px;" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;, sans-serif;"&gt;çalışırken gerçekleşen bir patlamada demir bir çubuk Phineas Gage'in kafatasına saplanmış. Şans eseri (belki de şanssızlık...) hayatta kalan PG'nin beyni tabii ki de hasar almış. HM'den farklı olarak hasar alan bölge demir çubuğun delip geçtiği frontal loblar olmuş PG'de. Bu mucize kurtuluş aslında ilk başta&amp;nbsp;hiçbir şey götürmemiş gibi algılanmış PG'den. Hafızasında HM'inki gibi herhangi bir amneziye rastlanmamış, veya konuşmasında bir problem yokmuş. Ama zamanla insanlar fark etmiş ki kazadan önceki adamla asla aynı insan değilmiş kazadan sonraki. Beyninin frontal bölgesi zarar gören PG doğru-yerinde karar verebilme ve hareket edebilme yetisini bir şekilde kaybetmişti. Günlük yaşamımızda aslında ihtiyaç duyduğumuz sosyal inhibisyon (social inhibition) artık PGde yoktu. Bu da onu birden bire bambaşka bir karaktere, bambaşka bir insana dönüştürmüştü.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;, sans-serif;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;, sans-serif;"&gt;Benlik dediğimiz şey hafızamız olmadan ne derece korunabilir ki? Artık bambaşka bir boyutta tabii ki de beyin ameliyatları ama büyük bir beyin travması geçirmiş ve beyninin belli yerleri hasar almış bir insan ne kadar o eski hali gibi olabilir? Hafızanızın yavaş yavaş elinizden kayıp gitmesi, hayatınızın, anılarınızın bugünlere getirdiklerinizin yok olması nasıl bir duygudur? Ve&amp;nbsp;ESOTSM'de sizce hala ve inatla etkileyici olan şey o büyülü aşk mıdır yoksa bir insanın benliğini yitirmemek için çırpınması mıdır? &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Trebuchet MS&amp;quot;, sans-serif;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3735149609410726353-892984192649990452?l=yesilkurba.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yesilkurba.blogspot.com/feeds/892984192649990452/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3735149609410726353&amp;postID=892984192649990452&amp;isPopup=true' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/892984192649990452'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/892984192649990452'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yesilkurba.blogspot.com/2009/04/memory-is-way-of-holding-on-to-things.html' title='“Memory is a way of holding on to the things you love, the things you are, the things you never want to lose.”'/><author><name>Yesil Kurba</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16471520353631044765</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_0Tk1RuUJbj8/SD_jPZXeK4I/AAAAAAAAAD0/Hg-vErlTPLs/S220/IMG_0016.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_0Tk1RuUJbj8/Sem0mEv3lgI/AAAAAAAAAXs/dt0hDkkDtj4/s72-c/eternal-sunshine.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3735149609410726353.post-5809053313100873593</id><published>2009-04-15T22:43:00.004+03:00</published><updated>2009-04-15T23:55:00.166+03:00</updated><title type='text'>Forget Me - Not</title><content type='html'>&lt;div  style="text-align: center;font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Horrace: "So, is three years long enough to get over someone?" &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Sawyer: "Absolutely."&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;23.5 yaşımdayım ben. Ağustos'un sonunda 24. yaşımın herbir gününü tüketmiş olacağım. Ve dünyadaki 25. yılımın günlerini teker teker harcamaya başlayacağım. Yaşlanmak enteresan bir hadise. Zamanla etrafınızdaki insanların değişimine, bazılarının ölümüne, daha da zorlaşan karışan ilişkilere, saçlarınızdaki beyazlara, hiç sonu gelmeyen-değişmeyen dünyasal yalanlara ve bir dolu gereksiz fani olaylara tanık olmak zorunda kalıyorsunuz. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Bugün yaşlanmanın ya da büyümenin en garip cilvelerinden birini yaşadım sanırım. Sizin daha önce hayatınıza bir şekilde giren bir insan evlendi mi? Bugün kendisini deneyimledim gerçekten garip bir duyguymuş. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Bencilce duygularla doldum bu gece niyeyse. Sanki içimdeki 17 yaş halim zıplaya zıplaya "alooo ben burdayım nasıl yani, nasıl evlenirsin sen???" diye bağırıyor. Herkes zamanla her şeyi unutuyor. Zaten unutmasak nasıl yaşayabiliriz ki? Günlerin geçmesi için unutmamız lazım, birilerini, yaşadıklarımızı, sevdiğimiz adamları/kadınları. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;br /&gt;Ama bugünün özeti şu: &lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:trebuchet ms;" &gt;Unutulmak çok kötüymüş.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3735149609410726353-5809053313100873593?l=yesilkurba.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yesilkurba.blogspot.com/feeds/5809053313100873593/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3735149609410726353&amp;postID=5809053313100873593&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/5809053313100873593'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/5809053313100873593'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yesilkurba.blogspot.com/2009/04/uyaryorum-cok-bencil-bir-post-bu.html' title='Forget Me - Not'/><author><name>Yesil Kurba</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16471520353631044765</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_0Tk1RuUJbj8/SD_jPZXeK4I/AAAAAAAAAD0/Hg-vErlTPLs/S220/IMG_0016.JPG'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3735149609410726353.post-6627652287129310026</id><published>2009-04-14T12:23:00.003+03:00</published><updated>2009-04-14T12:49:34.811+03:00</updated><title type='text'>Let me tell you something</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;Özleyen var mı beni? Tahmin etmiştim zaten! Neyse, leyleği havada gören kurba evinde oturup blog bile yazamamaktadır. Evde oturduğu zamanlarda kendisini boyunu geçen datalar arasında kaybettiği için yine yazamıyordur. Neyse sebep bu işte, yoksa soğumadım blog işinden, hala buralardayım. &lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;Öyle bir günde döndüm ki, bugün bir efsanenin doğduğu gün... Nasıl da abartırım ama!!! Bugün benim blogumun doğum günü... İyi ki doğmuş efendim nice yaşlara yeşil kurbaya... Fark ettim ki evde oturmadıkça ben daha fazla uzun yıllar yaşayamayacak bu blog. Hadi bakalım hayırlısı diyelim.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;Ben yokken neler oldu köşemizi hızlıca tamamlayalım. Ben yazmazken 28. Uluslararası İstanbul Film Festivali başladı. Daha önce de yazdım yine yazıcam, korkunç filmlerin her sinemanın 5 ayrı salonunda 2 ay oynadığı bir ülkede Film Festivali sinefiller için tam bir bayram. Kitapçığı aldığımız anda başlayan heyecan 2 hafta boyunca birbirinden harika filmleri izleme keyfiyle katlanıyor. Bir de üstüne sevdiğimiz yönetmenler İstiklal sokaklarını şenlendirince değmeyin keyfimize. Malesef Mersin'deki yemek yeme maratonum dolayısıyla canım ciğerim François Ozon'un Ricky'sine teşrif edişine katılamadım ama onunla aynı şehirde olduğumuzu bilmek bile şahane değil mi? Bir de ben buralarda değilken yine sevgili John Malkovich sinema dersi vermek üzere Pera'ya buyurmuş. Kendisi bir de fal baktırmış sevgili gazeteciklerimizin dediğine göre. Festivalde son 6 gün. Kaçırmayın derim...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;Belki şehre bir film gelir, bir güzel orman olur mutluluğumuzun dışında bir de Obama teşrif etti ülkemize. Bütün planlarımızı iptal ettirdiler, bizi korkuttular yollar şöyle kapancak böyle kapancak neler neler olucak aman dışarı çıkmayın diye. Bir halt olmadı. Söylediğinden bir gün sonra Istanbul'a gelmesi bütün Pazartesi planlarımızın içine turp sıktı. Salı günü başlarım Obama'ya nidalarıyla kendimi sokağa atmama rağmen hiçbir aksilik yaşamam da enteresandı. Bütün bu önlemlerle bizi korkutan sevgili valilerimiz oysaki bizi 10 Nisan Cuma günü yaratacakları korkunç polis günü trafik kitlenmesine karşı uyarmayı hiç ama hiç akıl edemediler. Ve Pazartesi-Salı beklenen trafik kabusunu Cuma günü bir güzel yaşadık. Neyse Obama'nın adının dışında yine bir Amerikan Başkanı olduğunu gördük nihayetinde. Evet daha sevimli, atletik, kedi seviyor, falan filan... Ama sonuçta ABD'nin başkanı. Değişen bir halt yok yani. Neyse bize ne... Obama gitti arkasından 5 gün kedi konuşuldu. Nasıl bir ülkedeyiz algılayamyorum. O kediyi canlı yayına bile konuk aldılar nerdeyse haber bültenleri. Bu arada Obama'nın gelişi çok enteresan ve yaratıcı habercilik girişimlerine sahne oldu. Bir televizyon kanalcığının sunucusu yüzünü siyaha boyayarak çıktı. ... Yazacaktım ama gücüm yok yazmaya, aferim çok yaratıcısın koçum, aynen böyle devam...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;Bu arada 1 Mayıs'ı tatil etme kararı aldılar sonuçta. Heralde daha çok insan gelsin, daha çok insan coplayalım gibi planları var. Olması gereken bir şeydi zaten, dünyanın hemen hemen her yerinde işçi bayramı resmi tatildir zaten. Önemli olan tatil etmek değil bakalım görücez yaşıycaz nelere gebe olacak 1 Mayıs.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;Bu arada çok önemli bir şey daha oldu. Bahar geldi! Mis gibi kokuyor ortalık, sıcak yüzümüze vuruyor, güneş gözlüklerimize kavuşmanın sevincini yaşıyoruz, otobüsün hangi tarafına otursam acaba güneşten pişmem hesapları yapıyoruz... Şimdi ben dört gözle Yaz'ı bekliyorum... Denize girip, malak gibi güneşte yatacağım, yaz geceleri fışır fışır dalga sesiyle şarabımı yudumlayacağım, öğlenleri sıcaktan bayılıp içeri girince gözümde kara kara lekelerin belireceği günleri istiyorum. Evet deliyim, yaz çocuğuyum, çok özledim artık deniz yoksunuyum. Yetti artık bu kış ve bahar... Yaz istiyorum ben!&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3735149609410726353-6627652287129310026?l=yesilkurba.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yesilkurba.blogspot.com/feeds/6627652287129310026/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3735149609410726353&amp;postID=6627652287129310026&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/6627652287129310026'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/6627652287129310026'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yesilkurba.blogspot.com/2009/04/let-me-tell-you-something.html' title='Let me tell you something'/><author><name>Yesil Kurba</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16471520353631044765</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_0Tk1RuUJbj8/SD_jPZXeK4I/AAAAAAAAAD0/Hg-vErlTPLs/S220/IMG_0016.JPG'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3735149609410726353.post-1259374106503629820</id><published>2009-03-29T18:46:00.004+03:00</published><updated>2009-03-29T19:02:38.084+03:00</updated><title type='text'>Seni seçtim Pikaçu</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms'; "&gt;Gittik kullandık oyumuzu. Kendimizce üstümüze düşeni yaptık. Hiçbir tarafa tamamen içimiz sinmeden, sadece küçük umutlarla oy kullandık. Elimize sağlık. Bu arada yapışsın diye yaladığımız zarflardan mikropları kaptık, çok beceriksizsek dilimizi kestik. Upuzun olması pek de bir anlam ifade edemeyen oy pusulasına mürekkebi kurumuş zar zor izi çıkan mührü bastık. Bu sefer benim mühürde&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic;"&gt; &lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(153, 51, 0);"&gt;Tercih&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;yazıyordu enteresan olarak hep &lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(153, 51, 0);"&gt;Evet&lt;/span&gt;&lt;/span&gt; basmıyor muyduk biz oraya? Neyse bu gereksiz bir ayrıntı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;Bir dahaki seçimlerde dikkat edilmesi gereken feci önemli hususlar var kanımca. Mesela,&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;1. Ordaki sandık görevlilerinin masasında 7 tane tip oturuyordu. İçeride iki tane oy kullanma yeri vardı. Bu yedi şahsiyetin en az 5'i boş oturuyordu. Sınıf da büyüktü. Koy oraya 5 tane oy kullanma yeri, bu kadar zor mu? Saatlerce insanları bekletmenin anlamı var mı? Bundan sonraki seçimlerde mümkünse endüstri mühendisleri tarafından kısıtlı alan ve insan gücünü verimli kullanma yolları araştırılsın, oy kullanılan sınıflar ona göre düzenlensin.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;2. Seçimlerden önce bütün seçmenler bir hafta boyunca kağıt katlama ve zarf yapıştırma alıştırması yapmalı. Kabine giren 15 dakikada çıkamıyor. Tamam ilk pusula bir hayli uzun ama bu kadar zor olmamalı. Senden origami bekleyen yok orda zaten kafanda olan partiyi bul, boktan mührü bas, katla tık zarfa yala zarfı çık ordan. Ne kadar pratik o kadar az çile felsefesi benimsensin.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;3. Seçmenler okullara gitmeden olası birkaç konu düşünmeliler. Bu konuları uzun kuyruklarda beklerken önde arkada duran insanlarla tartışsınlar. Böylece ulan bu ''hıyar gider şimdi kime atar oyunu'' gibi gereksiz düşüncelerden sıyrılınılır. Muhabbetinizi edersiniz bol bol, huzurlu bir bekleme süresi geçirilir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;4. Mutlaka ve mutlaka çocuklu aileler dönüşümlü gelmeli oy kullanmaya. Kuyrukta beklemenin en çekilmez anı çocukların sıkılıp cırlamaya başladığı anlar oluyor zira. Susmak bilmeyen veletlere zaten dip dibe durmanın verdiği huzursuzlukla birkaç tane çakasım geliyor ama çocukların suçu ne? Mesela anne ya da baba önce gitsin oyunu kullansın, bu sırada diğer ebeveyn evinde çocukları beklesin, sonra diğeri gitsin önceden oy veren çocuklarla kalsın. Bu kadar mı zor bunu düşünmek? Bu haftasonu alışverişi değil ki alt tarafı oy vercen çocuğun ne işi var orda? Zırıl zırıl...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;5. Neyseki bu sefer dökmediler ama o iğrenç mürekkep sakın ama sakın kullanılmasın. Yok zaten geri kalmışlığımız her halimizden belli bari satılan kurbanlık koyunların kıçına çarpı koymaları gibi bizim de parmağımıza o mürekkebi dökme olayı kaldırılsın. Daha fazla su ve sabun harcanıyor sonrada onu çıkarmak için, gayrisafi milli hasıla düşünülsün.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;Mutluyum bitti bu korkunç dönem. Son dileğim bir an önce her köşedeki korkunç fotoşoplarla bize bakan, sırıtık, bıyıklı adamların fotoğrafları afişleri kalksın. Midem kalkıyor onları görmekten artık. Yok illa adam fotoğrafı koycaksanız sokaklara benim çeşitli önerilerim var hiçbirinin de bıyığı yok.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;Saygılar.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3735149609410726353-1259374106503629820?l=yesilkurba.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yesilkurba.blogspot.com/feeds/1259374106503629820/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3735149609410726353&amp;postID=1259374106503629820&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/1259374106503629820'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/1259374106503629820'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yesilkurba.blogspot.com/2009/03/seni-sectim-pikacu.html' title='Seni seçtim Pikaçu'/><author><name>Yesil Kurba</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16471520353631044765</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_0Tk1RuUJbj8/SD_jPZXeK4I/AAAAAAAAAD0/Hg-vErlTPLs/S220/IMG_0016.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3735149609410726353.post-1021849519581265382</id><published>2009-03-22T23:08:00.003+02:00</published><updated>2009-03-22T23:29:39.462+02:00</updated><title type='text'>işte geldim burdayım!</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;Geri döndüm işte. Kocaman, dolu dolu 1 hafta geçirdim Buenos Aires'te. Özet: aşık oldum o hasta şehre. İlk defa İngilizce bilmenin hiçbir işe yaramadığı bir yerde buldum kendimi. İlk defa Ekvator'u geçtim, ve Ekvator üstündeki korkunç türbülansa maruz kaldım. İlk defa birbirinden yakışıklı bu kadar adamı aynı şehir içinde gördüm. İlk defa bu kadar güzel şaraplar içtim. Çok eğlendim, resmen 17 yaşıma geri döndüm, coştum. Neyse her şeye değdi gitmem. Umarım bir post gelir BA'le ilgili ilerleyen günlerde çünkü anlatılacak çok şey var orayla ilgili...&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;Bu arada, annem bana bir gazete küpürü gösterdi kesip benim için sakladığı. Ben yokken buralarda 'el sallayan amca' ölmüş... El sallayan amcayı yolu Bakırköy'den belli zamanlarda bir şekilde geçmiş olan çoğu kişi bilir aslında. Ataköy-Yeşilköy minibüs duraklarının tam karşısında bir evin ilk katında, demirlerin arkasından bir amca her akşam üzeri ve her sabah el sallardı arabalara, servis minibüslerine... Ve insanlar genelde güler, özellikle öğrenciler ona geri el sallardı. Çocukluk yıllarımın enteresan bir anısı olarak kalmıştı hep el sallayan amca. Daha geçenlerde yine ordan geçerken anneme sormuştum öldü mü acaba bu amca diye. Bugün öğrendim ki ölmüş. Hep düşünürdüm acaba çok mu yalnız ondan mı böyle yapıyor diye, öğrendim ki gazeteden oğlu varmış. Ve oğlu babasından kalan mirası, yani belli saatlerde el sallamayı devam ettirecekmiş. El sallayan amcanın yalnızlıktan değil de insanları mutlu etmeyi istediği için bunu yaptığını öğrendim ya, içim rahat.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;Hangimiz istemeyiz ki her şartta her koşulda sabah akşam hayata gülümseyerek el sallamayı?&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;O bunu başarmıştı işte, rahat uyusun madem öyle...&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3735149609410726353-1021849519581265382?l=yesilkurba.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yesilkurba.blogspot.com/feeds/1021849519581265382/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3735149609410726353&amp;postID=1021849519581265382&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/1021849519581265382'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/1021849519581265382'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yesilkurba.blogspot.com/2009/03/iste-geldim-burdaym.html' title='işte geldim burdayım!'/><author><name>Yesil Kurba</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16471520353631044765</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_0Tk1RuUJbj8/SD_jPZXeK4I/AAAAAAAAAD0/Hg-vErlTPLs/S220/IMG_0016.JPG'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3735149609410726353.post-6701668426175421015</id><published>2009-03-13T00:04:00.002+02:00</published><updated>2009-03-13T00:11:49.034+02:00</updated><title type='text'>"Abuk" sorulara "subuk" cevaplar köşesi</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;meta equiv="Content-Type" content="text/html; charset=utf-8"&gt;&lt;meta name="ProgId" content="Word.Document"&gt;&lt;meta name="Generator" content="Microsoft Word 11"&gt;&lt;meta name="Originator" content="Microsoft Word 11"&gt;&lt;link style="color: rgb(0, 51, 0); font-family: trebuchet ms;" rel="File-List" href="file:///C:%5CDOCUME%7E1%5CCansuu%5CLOCALS%7E1%5CTemp%5Cmsohtml1%5C01%5Cclip_filelist.xml"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;o:smarttagtype style="color: rgb(0, 51, 0); font-family: trebuchet ms;" namespaceuri="urn:schemas-microsoft-com:office:smarttags" name="City"&gt;&lt;/o:smarttagtype&gt;&lt;o:smarttagtype style="color: rgb(0, 51, 0); font-family: trebuchet ms;" namespaceuri="urn:schemas-microsoft-com:office:smarttags" name="place"&gt;&lt;/o:smarttagtype&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;w:worddocument&gt;   &lt;w:view&gt;Normal&lt;/w:View&gt;   &lt;w:zoom&gt;0&lt;/w:Zoom&gt;   &lt;w:punctuationkerning/&gt;   &lt;w:validateagainstschemas/&gt;   &lt;w:saveifxmlinvalid&gt;false&lt;/w:SaveIfXMLInvalid&gt;   &lt;w:ignoremixedcontent&gt;false&lt;/w:IgnoreMixedContent&gt;   &lt;w:alwaysshowplaceholdertext&gt;false&lt;/w:AlwaysShowPlaceholderText&gt;   &lt;w:compatibility&gt;    &lt;w:breakwrappedtables/&gt;    &lt;w:snaptogridincell/&gt;    &lt;w:wraptextwithpunct/&gt;    &lt;w:useasianbreakrules/&gt;    &lt;w:dontgrowautofit/&gt;   &lt;/w:Compatibility&gt;   &lt;w:browserlevel&gt;MicrosoftInternetExplorer4&lt;/w:BrowserLevel&gt;  &lt;/w:WordDocument&gt; &lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;w:latentstyles deflockedstate="false" latentstylecount="156"&gt;  &lt;/w:LatentStyles&gt; &lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;!--[if !mso]&gt;&lt;object classid="clsid:38481807-CA0E-42D2-BF39-B33AF135CC4D" id="ieooui"&gt;&lt;/object&gt; &lt;style&gt; st1\:*{behavior:url(#ieooui) } &lt;/style&gt; &lt;![endif]--&gt;&lt;style&gt; &lt;!--  /* Style Definitions */  p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal 	{mso-style-parent:""; 	margin:0cm; 	margin-bottom:.0001pt; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:12.0pt; 	font-family:"Times New Roman"; 	mso-fareast-font-family:"Times New Roman";} a:link, span.MsoHyperlink 	{color:blue; 	text-decoration:underline; 	text-underline:single;} a:visited, span.MsoHyperlinkFollowed 	{color:purple; 	text-decoration:underline; 	text-underline:single;} p 	{mso-margin-top-alt:auto; 	margin-right:0cm; 	mso-margin-bottom-alt:auto; 	margin-left:0cm; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:12.0pt; 	font-family:"Times New Roman"; 	mso-fareast-font-family:"Times New Roman";} @page Section1 	{size:595.3pt 841.9pt; 	margin:72.0pt 90.0pt 72.0pt 90.0pt; 	mso-header-margin:35.4pt; 	mso-footer-margin:35.4pt; 	mso-paper-source:0;} div.Section1 	{page:Section1;} --&gt; &lt;/style&gt;&lt;!--[if gte mso 10]&gt; &lt;style&gt;  /* Style Definitions */  table.MsoNormalTable 	{mso-style-name:"Table Normal"; 	mso-tstyle-rowband-size:0; 	mso-tstyle-colband-size:0; 	mso-style-noshow:yes; 	mso-style-parent:""; 	mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt; 	mso-para-margin:0cm; 	mso-para-margin-bottom:.0001pt; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:10.0pt; 	font-family:"Times New Roman"; 	mso-ansi-language:#0400; 	mso-fareast-language:#0400; 	mso-bidi-language:#0400;} &lt;/style&gt; &lt;![endif]--&gt;  &lt;/div&gt;&lt;p  style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt; color: rgb(0, 51, 0); text-align: justify;font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Çok klişe bir şey yapıcam şimdi. Ama çok seviyorum ben bu tarz postları, başkaları yazınca da keyifle okuyorum. Daha önce de benzerini yapmıştım zaten bu da bir nevi update. Bakalım blogumuza şans eseri düşen kişiler google'da neler aramış da karşılığında cevap olarak beni bulmuş. Google hangi mantıkla bizi eşliyor bu sorularla tam emin olmasam da, bu kişiler bir daha aynı soruyu sorar da buraya gelirse diye cevap vermek istiyorum kendilerine. Malum genelde soru sorma adeti var bizim millette arama motorlarına. İşte en önemli gördüğüm, cevap vermezsem kudururum dediğim sorular, ve tabi kurba'sal cevaplar:&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p  style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt; color: rgb(0, 51, 0); text-align: justify;font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p  style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt; color: rgb(0, 51, 0); text-align: justify;font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;b&gt;amerikada yasak zormu:&lt;/b&gt; bunu yazan kişi büyük ihtimalle "yaşamak" demek istemiş diye düşünüyorum. Öyle bile olsa Google'a veya herhangi bir arama motoruna yapılan kanka muammelesi burda da gözümüze çarpıyor. Daha ilkokul sıralarında öğrendiğimiz, soru-cevap, cevabı ezber metodu görüldüğü üzere internet kullanımımıza da yansıyor. Direk cevap istiyor yurdum insanı vermek lazım. Zorluktan kastınızın ne olduğuna bağlı bu sorunun cevabı. Amerika gibi 50 eyaletli kocaman bir ülkenin neresine konuşlandığınıza bağlı, Türkiye’de geri bıraktıklarınıza bağlı, giderkenki statünüze bağlı. Üzgünüz, kesin bir cevabı yok bu sorunun ham diye yutabileceğiniz.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;  &lt;/div&gt;&lt;p  style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt; color: rgb(0, 51, 0); text-align: justify;font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p  style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt; color: rgb(0, 51, 0); text-align: justify;font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;b&gt;saka için insani bayiltmanin yollari:&lt;/b&gt; Ya ben buna güldüm itiraf ediyorum. Ama çok trajik bir arama bu. Büyük ihtimalle bu arkadaş lise öğrencisi, belki de ortaokul. Belki ufukta ucu gözüken 1 Nisan’a hazırlanıyor belki de sadece günlük bir eğlence yaratcak kendine. Ben küçükken tipik göz morartma şakasını yapardım anneme. Şöyle ki beyaz bir kağıt kurşun kalemle bir güzel boyanır. Sonra o kağıt göze tam yumruk yemiş modelinde bir güzel sürülür. Okuldan eve dönünce kapıyı açan anne ilk başta şok geçirir, sonradan bu şaka her yıl tekrarlanınca, alışır “yine mi?” der. Bak bu güzel bir bayıltma yöntemi olabilir, anne babalar için. Ama şaka için de insan bayıltılır mı canım. Şaka için kendin bayılma numarası yap o olmuyor mu? Gençlerin yaratıcılığı beni korkutuyor bazen.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;  &lt;/div&gt;&lt;p  style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt; color: rgb(0, 51, 0); text-align: justify;font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p  style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt; color: rgb(0, 51, 0); text-align: justify;font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;b&gt;psikolog doktor arif verimli:&lt;/b&gt; Bunu düzeltmek istiyorum: Prof. Dr. Arif Verimli. Kendisi psikolog değil psikiyatri profesörüdür, eski adıyla Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nin eski başhekimidir. Psikolog değildir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;  &lt;/div&gt;&lt;p  style="color: rgb(0, 51, 0); text-align: justify;font-family:trebuchet ms;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p  style="color: rgb(0, 51, 0); text-align: justify;font-family:trebuchet ms;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;b&gt;gemilerde talim var sarkisi hangi olay üstüne yazilmistir:&lt;/b&gt; Şimdi bu şarkının yazılması büyük ihtimalle taa savaş yıllarına dayanıyordur. Bir hatunun sevdiceği bahriyeli asker, gemide. Sürekli geziyor ediyor. Malum bu denizcilere de çapkın derler. Kadıncağız da napsın her gün camdan bakarak bu türküyü söylüyor. Ama şu kısımda olaylar nasıl karışıyor da o hale giriyor bilmiyorum, şöyle ki: "Sarı lira vereceğim, almazsan karakola gideceğim" işte burası beni aşıyor. Sen bu hikayeye inanma, bir bilene sor yine de. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;  &lt;/div&gt;&lt;p  style="color: rgb(0, 51, 0); text-align: justify;font-family:trebuchet ms;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p  style="color: rgb(0, 51, 0); text-align: justify;font-family:trebuchet ms;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;b&gt;okuldaki kizlarin eteklerinin kisaliklari:&lt;/b&gt; Ben seni döverim! Sen de miniksin büyük ihtimalle, ama ne istiyorsun anlamadım ki santim mi, ölçü mü? Bak &lt;st1:city st="on"&gt;&lt;st1:place st="on"&gt;sana&lt;/st1:place&gt;&lt;/st1:city&gt; bir tiyo veriyim, normalde o etekler göründüğünden daha uzundur. Hep bir ya da iki kat katlanır o etekler belde. Annelerle kavga etmektense küçük bir modifiyeyle sorun çözülür. Böyle şeylerle uğraşma çocuğum, adam gibi "high school sweetheart" tadında ilişkiler kur, ilk eli eline değme heycanını yaşa. Bunu yazan yetişkin biriyse zaten, içimden ettiğim küfürleri duyabilmesini dilerdim. Bana böyle sorularla gelmeyin, cidden bunu aratıp benim sayfama düşmeyin. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;  &lt;/div&gt;&lt;p  style="color: rgb(0, 51, 0); text-align: justify;font-family:trebuchet ms;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p  style="color: rgb(0, 51, 0); text-align: justify;font-family:trebuchet ms;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;b&gt;3 kere kullanan bagimlilik yapar:&lt;/b&gt; O belli olmaz. Bazen 3, yapar bazen 5, bazen 1. Ama unutma bağımlılık yapar. Madde yapmasa ortamı yapar, kendince "eğlencesi" yapar. Google'dan aratacak kadar tereddütün varsa &lt;st1:city st="on"&gt;&lt;st1:place st="on"&gt;eğer&lt;/st1:place&gt;&lt;/st1:city&gt;, uzak durabilirsin demektir. Yapma ablacım sen boşver, uyma arkadaşlarına. Tamam? &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;  &lt;/div&gt;&lt;p  style="color: rgb(0, 51, 0); text-align: justify;font-family:trebuchet ms;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p  style="color: rgb(0, 51, 0); text-align: justify;font-family:trebuchet ms;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;b&gt;bir don olmasan olma mi?&lt;/b&gt; Hiçbir şey anlamadım ki yardımcı olayım. Keşke elimden bir şey gelse. Yok benim merakım sen ne sorduğunu anladın mı?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;  &lt;/div&gt;&lt;p  style="color: rgb(0, 51, 0); text-align: justify;font-family:trebuchet ms;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p  style="color: rgb(0, 51, 0); text-align: justify;font-family:trebuchet ms;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;b&gt;eskiden televizyon olmadan hava tahminini nasil bulurduk? &lt;/b&gt;Çeşitli yöntemler varmış tabi. Mesela en ünlüsü parmağını yalar havada tutarsın. Bu rüzgarın esiş yönünü verir &lt;st1:city st="on"&gt;&lt;st1:place st="on"&gt;sana&lt;/st1:place&gt;&lt;/st1:city&gt;. Bak bir dene çok eğlenceli oluyor. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;  &lt;/div&gt;&lt;p  style="color: rgb(0, 51, 0); text-align: justify;font-family:trebuchet ms;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p  style="color: rgb(0, 51, 0); text-align: justify;font-family:trebuchet ms;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;b&gt;esmeralda frollo ile yatti mi:&lt;/b&gt; Ya nasıl çarpık bir zihniyetsiniz siz? Yani dünyanın en güzel eserlerinden birini algılayış şekliniz bu mudur? Hayır güldüm bunu okuyunca orası ayrı. Ama yani ordaki karakterler bu kadar kolaya indirgenemez. Madem çok merak ettin cevabını veriyim ben sana; yatmadı mutlu musun? &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;  &lt;/div&gt;&lt;p  style="color: rgb(0, 51, 0); text-align: justify;font-family:trebuchet ms;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p  style="color: rgb(0, 51, 0); text-align: justify;font-family:trebuchet ms;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;b&gt;eskiden persembe ve cuma günleri tatilse simdi niye cumartesi pazar tatil:&lt;/b&gt; Açıkçası ben bu sorunun cevabını bilmiyorum. Ama çok da önemli olduğunu sanmıyorum cevabın. Bak şöyle, eğer hala perşembe cuma tatil olsaydı, o zaman o günler hafta sonu sayılırdı. Yani yeni hafta cumartesiden başlardı. Pazar değil de Cuma günü ailecek geziler yapılır, milyonlarca gazete ekinde kaybolunurdu. Çok bir şey değişmezdi, yorma kafanı böyle şeylere. He dersen ki araya bir de Çarşamba koysak tatil olarak, o şahane olur, sen kampanyayı başlat ben imza veririm. &lt;b&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;  &lt;/div&gt;&lt;p  style="color: rgb(0, 51, 0); text-align: justify;font-family:trebuchet ms;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p  style="color: rgb(0, 51, 0); text-align: justify;font-family:trebuchet ms;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;b&gt;ben seni ilk günden beri sevmiyorum kelimesinin psikolojideki yeri ve anlami:&lt;/b&gt; Türk insanının psikoloji bilimine olan yatkınlığına hayranım ben ya. Süpersiniz gerçekten, Tuna Kiremitçi’yi fahri psikolog ilan edebilirsiniz yakında. Helal valla.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;  &lt;/div&gt;&lt;p  style="color: rgb(0, 51, 0); text-align: justify;font-family:trebuchet ms;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p  style="color: rgb(0, 51, 0); text-align: justify;font-family:trebuchet ms;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;b&gt;beden dersinde rahat hazir ol nedir: &lt;/b&gt;Ya ben sana kıyamam minik Google kullanıcısı!!! Sen beden dersinin en temel kısmını mı kaçırdın? Çok saçma aslında bu ama anlatayım yine de ben sana. Şimdi beden öğretmenin (%90’indan hoşlaşmam) rahat diyince elini böyle belinin arkasında birleştirip ayaklarını da omuz genişliğinde açıyorsun. Göya bu rahat pozisyonun. Ama inanma bu daha küçük yaşlarımızda bize söylenmeye başlanan yalanlardan biri. Emin ol çok daha rahat pozisyonlar var. Neyse hazır ol’da da emrime hazır ol mantığı var, böyle bacaklarını kapatıyorsun sımsıkı, sopa yutmuş gibi dikilyorsun sonra da kollarını aşağı sarkıtıp bacaklarının üstüne doğru dümdüz koyuyorsun. Hazır ol’u pek iyi anlatamadım, idare ediver. Minnoş seni.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;  &lt;/div&gt;&lt;p  style="color: rgb(0, 51, 0); text-align: justify;font-family:trebuchet ms;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p  style="color: rgb(0, 51, 0); text-align: justify;font-family:trebuchet ms;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;b&gt;deney,amerika,irkcilik,sosyal psikoloji,okul otobusu:&lt;/b&gt; Evet ben bundan bahsettim işte! Seviyorum böyle aramaları. Bu arkadaş sosyal psikoloji dersi için kaynak arıyor olabilir. Ama o kaynaklar Google Scholardan falan aransa daha iyi olmaz mı sevgili sosyal psikoloji sevdalısı kişi? Malum böyle Google’da benim hıfırdanmalarım gibi bir dolu şeye rastlayabilirsin, oysa ki bilimsel makaledir ihtiyacın olan. Bir öneri sadece…&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;  &lt;/div&gt;&lt;p  style="color: rgb(0, 51, 0); text-align: justify;font-family:trebuchet ms;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p  style="color: rgb(0, 51, 0); text-align: justify;font-family:trebuchet ms;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;b&gt;herseyin bir seyi var?&lt;/b&gt; Arkadaş burda aramasını soru işaretiyle sonlandırmış. Yani onun bile aklı karışmış bu özlü veciz karşısında. Bunu ananem söyler bazen, böyle ciddi ciddi ses tonunu da takınır “&lt;i&gt;her şeyin bir şeyi var yani canım&lt;/i&gt;” der. Burdaki her şeyin şeyi bazen, her şeyin bir adabı var olur, bazen bir sınırı var olur, bazen bir ölçüsü var olur… Duruma gore o cümleden anlam çıkarmanız gerekir. Burda da durumu vermedikçe bu sorunun cevabını veremeyiz malesef sevgili Google kullanıcısı. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;  &lt;/div&gt;&lt;p  style="color: rgb(0, 51, 0); text-align: justify;font-family:trebuchet ms;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p  style="color: rgb(0, 51, 0); text-align: justify;font-family:trebuchet ms;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;b&gt;üzerinde kiyafet varken hamile kalinir mi: &lt;/b&gt;Yıl 2009. Hala bu sorular. Bir ara okullarda cinsel eğitim vardı falan. Ne oldu onlara? Ped dağıtıp gittiler değil mi? Cinsellikten anladığımız zira budur en fazla. Cevaplamak boynumun borcu: kalmazsın canım benim merak etme. Öpüşünce de kalmazsın. Çeşitli durumlar gereklidir hamilelik için. Ama önemli olan sadece hamilelikten paçayı kurtarmak değildir. Olur da yine gelirsen bu sayfaya şuraya bir göz at, lütfen: &lt;a href="http://www.birgenclikhikayesi.com/main/index.php?page_id=20"&gt;Bir Gençlik Hikayesi&lt;/a&gt;. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;  &lt;/div&gt;&lt;p  style="color: rgb(0, 51, 0); text-align: justify;font-family:trebuchet ms;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;  &lt;/div&gt;&lt;p  style="color: rgb(0, 51, 0); text-align: justify;font-family:trebuchet ms;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Bir keyword analysis muhabbetini de böyle sonlandırıyorum.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--[if !supportLineBreakNewLine]--&gt;&lt;/p&gt;&lt;p  style="color: rgb(0, 51, 0); text-align: justify;font-family:trebuchet ms;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p  style="color: rgb(0, 51, 0); text-align: justify;font-family:trebuchet ms;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;İstenilen cevapları verebildiysem ne mutlu bana. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;  &lt;/div&gt;&lt;p  style="color: rgb(0, 51, 0); text-align: justify;font-family:trebuchet ms;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;  &lt;/div&gt;&lt;p  style="color: rgb(0, 51, 0); text-align: justify;font-family:trebuchet ms;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3735149609410726353-6701668426175421015?l=yesilkurba.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yesilkurba.blogspot.com/feeds/6701668426175421015/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3735149609410726353&amp;postID=6701668426175421015&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/6701668426175421015'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/6701668426175421015'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yesilkurba.blogspot.com/2009/03/abuk-sorulara-subuk-cevaplar-kosesi_13.html' title='&quot;Abuk&quot; sorulara &quot;subuk&quot; cevaplar köşesi'/><author><name>Yesil Kurba</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16471520353631044765</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_0Tk1RuUJbj8/SD_jPZXeK4I/AAAAAAAAAD0/Hg-vErlTPLs/S220/IMG_0016.JPG'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3735149609410726353.post-4743346490587606903</id><published>2009-03-12T12:18:00.003+02:00</published><updated>2009-03-12T12:48:49.206+02:00</updated><title type='text'>Bilim-Teknik dergisinde pek de doğal olmayan seleksyon</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;a style="font-family: trebuchet ms;" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_0Tk1RuUJbj8/SbjljSAIJRI/AAAAAAAAAXk/EDjNbyT2zpI/s1600-h/animalsEvolution.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 226px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_0Tk1RuUJbj8/SbjljSAIJRI/AAAAAAAAAXk/EDjNbyT2zpI/s320/animalsEvolution.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5312248154774054162" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;Bundan 182 yıl önce bir baba, bugünün babalarının da taşıdığı bir endişeyle tıp fakültesinde tekleye tekleye ilerleyen oğlunu okuldan alıp biraz "yola gelsin" diye da dini eğitim veren bir okula verir. Tıp eğitimindeki kadar kötü değildir genç adam ama din adamı olamayacağı da daha başından bellidir. İlgi alanı aslında doğal tarih, canlı türleri vs.dir. Birkaç yıl sonra ise hayallerini gerçekleştirmesi için en büyük adımı atacak, bir kaptanla tanışacak ve &lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic; font-family: trebuchet ms;"&gt;Beagle &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;gemisiyle 5 yıl sürecek bir yolculuğa çıkacaktır. Güney Amerika kıyılarında yapılan bu yolculuk birbirinden farklı doğa şekillerini, hayvanları incelemesine ve 1859'da yayımlayacağı &lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic; font-family: trebuchet ms;"&gt;Origins of Species&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt; adlı eserinin en önemli katkıyı sağlamasına yol açacaktır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;İşte bu genç adam yani Charles Darwin'in teorisi ilk günden itibaren eleştiri ve hayranlık oklarını kendine yöneltmiştir. Büyük ihtimalle varolan en büyük ve en çok inanılan teoriye taban tabana zıt olmasıydı bu derece eleştirilmesine sebep &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;doğal seleksyon&lt;/span&gt;un.&lt;/span&gt; &lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;Ve yüzyıllar sonra bugün, Doğu'lu mu Batı'lı mı olsun karar verememiş bir ülkede, ülkenin en "saygı" duyulan bilimsel yayınlarından birinin kapak sansürü nedeniyle yeniden gündeme oturmuş durumda. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;Evet yukarıdaki şemada gördüğümüz gibi aslında çok karışık bir süreç &lt;span style="font-style: italic;"&gt;evrim &lt;/span&gt;denilen olay. Anlaması pek kolay değil. Herkesin inanmasını beklemek çok hayali. İnsan hayatını her zaman inançları doğrultusunda yaşar malum. "Benim büyük büyük büyük büyük... babam bir şempanze miydi yani yahu?" diye soranları anlarım, saçmalık diyenleri de anlarım, küfredeni de anlarım... &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;Neyi anlamam. Sansürü anlamam. Okumak isteyen okur. Bilim başkadır, din başkadır. İkisinin aynı sulardan beslenmesinin biraz imkansız olduğunun çoktandır farkındayız öyle değil mi? Anlaşamıyorlar anlaşamazlar. Ama bir zümrenin inançları doğrultusunda koca bir bilim tarihine sansür koyulabilir mi ki? Ne olur olan Bilim-Teknik dergisinin saygınlığına ve tirajına olur. Bu durum düşünmek isteyen beyinlerin ketlenmesine sebep olur. Bu topraklardan, düşünmeye ihtiyacı olan kocaman bir ülkede düşünmek isteyen beyinlerin kaçmasına sebep olur. Bir dergi kapağıyla başlayan olay üniversitelere karışılmasına kadar gider. Zaten kısıtlı olan araştırma bütçeleri iyice kısılır, üretmeyen, okumayan, düşünmeyen bir toplum olur. Zaten hali-hazırda biraz öyle olan yurdum insanı bildiğiniz bitkisel hayata sarılır. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;Yazık olur.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3735149609410726353-4743346490587606903?l=yesilkurba.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yesilkurba.blogspot.com/feeds/4743346490587606903/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3735149609410726353&amp;postID=4743346490587606903&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/4743346490587606903'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/4743346490587606903'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yesilkurba.blogspot.com/2009/03/bilim-teknik-dergisinde-pek-de-dogal.html' title='Bilim-Teknik dergisinde pek de doğal olmayan seleksyon'/><author><name>Yesil Kurba</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16471520353631044765</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_0Tk1RuUJbj8/SD_jPZXeK4I/AAAAAAAAAD0/Hg-vErlTPLs/S220/IMG_0016.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_0Tk1RuUJbj8/SbjljSAIJRI/AAAAAAAAAXk/EDjNbyT2zpI/s72-c/animalsEvolution.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3735149609410726353.post-8353723546391701822</id><published>2009-03-11T19:06:00.003+02:00</published><updated>2009-03-11T19:19:01.775+02:00</updated><title type='text'>Röportaj becerileri</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;Yazamıyorum ne zamandır. Zamanım yok, evdeyken oturup ya iş yapıyorum ya bir şeyler izliyorum. Yine gitme planları içindeyim. Daha doğrusu planı eyleme dönüştürdüm bile. Cuma günü yine yolcudur kurba'nız. Nereye derseniz Arjantin beni bekler. Aslında tango öğrendikten sonra gitmek istiyordum ama öyle bir gelişti ki bu gezi, tangoyu düşüncek vaktim kalmadı. Artık orda öğrenirim belki.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 80px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_0Tk1RuUJbj8/SbfyTncxrYI/AAAAAAAAAXc/7sdJ0mIR-CM/s320/microphone_interview.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5311980704327904642" /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;Şu anda haberleri izliyorum ve beni yine deli ediyorlar. Merak ediyorum bu röportajları yapan insanlar özellikle mi gerizekalı olsun diye seçiliyor? Yok aralarında bir tane benim arkadaşım var, gerizekalı olmadığını da çok iyi biliyorum. Ama özellikle böyle son dakika haberlerinde falan röportaj yapan kişilerin kafasından biraz eksik olduğunu düşünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;Malum Türkiye sabahtan beri Almanya'daki okul baskınını konuşuyor. Aman aman Türklere bir şey oldu mu diye bir panik içindeler. Nereli olursa olsun 16 kişi öldürüldü, toplam 17 kişi öldü bugün. Sebebi korkunç bireysel silahlanma tabii ki. Silahlara bu kadar kolay ulaşılabildiği sürece böyle cinayetleri baskınları görmemiz pek şans değil tahmin edersiniz ki.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;Ana haber bültenlerindeyse görgü tanığıyla konuşma telaşı var şu anda. Bir kanal katilin çocukluk arkadaşı olan bir Türk çocuğu bulmuş. Çocuk 17 yaşında, bugün ilkokul arkadaşının bir şekilde bu katliami yaptığını ve daha sonra da kendini öldürdüğünü öğrenmiş. Bir nevi travma. Çocuklar okulun önüne bile gelmek istememiş, ama röportaj uğruna zorla götürmüşler. Neyse şimdi bu çocuğa o kadar salakçana sorular sordu ki sevgili gazeteci arkadaş, ve öyle içler acısı çıkarımlar yaptı ki... İnanamıyorum şu anda. Çocuk okullarımız değişti görüşememeye başladık diyor, bu sen silahlara olan ilgilisini fark ettiğin için mi uzaklaştın, ailen mi izin vermedi görüşmene diyor. Bu olayın babasıyla ilgili olduğunu düşünüyor musun diyor. He bir de dedi ki zanlı da siyah giyiyormuş, bak sen de siyah giymişin nedir bu böyle mi giyiniyorsunuz Almanya'da. Çocukcağızın üstünde de gayet gömlek falan var üstüne de siyah yağmurluk giymiş.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;Deliriyorum ya.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;Hele şöyle sıcağı sıcağı tadında haber yapmaya çalışıp abuk subuk soru soranlara daha da deliriyorum. Zaten bir şok var ortada, insanları geriyorlar daha da çok.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;Bir Reha Muhtar'ın adı çıkmış, yıllar önce acı var mı acı dedi diye. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;Halbuki hepsi aynı.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3735149609410726353-8353723546391701822?l=yesilkurba.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yesilkurba.blogspot.com/feeds/8353723546391701822/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3735149609410726353&amp;postID=8353723546391701822&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/8353723546391701822'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/8353723546391701822'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yesilkurba.blogspot.com/2009/03/roportaj-becerileri.html' title='Röportaj becerileri'/><author><name>Yesil Kurba</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16471520353631044765</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_0Tk1RuUJbj8/SD_jPZXeK4I/AAAAAAAAAD0/Hg-vErlTPLs/S220/IMG_0016.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_0Tk1RuUJbj8/SbfyTncxrYI/AAAAAAAAAXc/7sdJ0mIR-CM/s72-c/microphone_interview.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3735149609410726353.post-7342859255594834049</id><published>2009-03-04T21:58:00.002+02:00</published><updated>2009-03-04T22:06:24.616+02:00</updated><title type='text'>Bu post özel...</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_0Tk1RuUJbj8/Sa7fNP_qNRI/AAAAAAAAAXU/IKsGz5slQTg/s1600-h/balon.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 125px; height: 128px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_0Tk1RuUJbj8/Sa7fNP_qNRI/AAAAAAAAAXU/IKsGz5slQTg/s320/balon.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5309426429441226002" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Nasıldı o şarkı? “&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Ne günler gördük seninle, biraz dert biraz keder. Yalancı sevdaları yaşadık birer birer&lt;/span&gt;”... Ne çok şarkımız var bizi anlatan. Ne çok ‘anı’mız var anlata anlata bitmeyen. Ne çok ‘an’ımız var beynimize kazınmış, dünyaları verseler değişmeyeceğimiz. Yeşilyurt’un göbeğindeki okulumuzun sarı sıralarında başladı bizim hikayemiz. 11 yaşında iki çocuktuk bulduk biz bizi. Yepyeni bir dünyaya adım attığımızı hissetmenin verdiği korkuyla bir birbirimize sığındık.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div  style="color: rgb(0, 51, 0); text-align: justify;font-family:trebuchet ms;"&gt;Ne çok kavga ettik biz... Bir küstük, bir barıştık. Ağlaya ağlaya mektuplar yazdık birbirimize, uzun soluklu dargınlıklar bile yaşadık bazen. Ama burnumun günde 3 kez kanadığını bir tek sen bildin benim o zamanlar... Ya da kalbimin ilk atışlarını bir tek sen dinledin.&lt;br /&gt;Büyürken sarı sıralarla biz dostluğumuzu büyüttük fark etmeden. Doğal bir şeydi sanki, hiç zor değildi ki bizim için dost olmak. İlk aşklar, ilk ayrılıklar, ilk kavgalar, ilk gözyaşları, ilk okuldan kaçışlar, ilk içip sarhoş oluşlar, ilk isyanlar, ilk vazgeçişler, ilk teslim oluşlar, ilk yok oluşlar, ilk varoluşlar... Ne kadar çok ilk sığdırdık biz 13 yıllık hikayemize?&lt;br /&gt;İşte dün &lt;span style="font-style: italic;"&gt;sen&lt;/span&gt;, yaşamımın ‘&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;öz&lt;/span&gt;’ü doğdun.&lt;br /&gt;Yıllar önce geldin beni buldun.&lt;br /&gt;Hep ol yanımda, yakınımda...&lt;br /&gt;Dün gibi, bugün gibi...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3735149609410726353-7342859255594834049?l=yesilkurba.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yesilkurba.blogspot.com/feeds/7342859255594834049/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3735149609410726353&amp;postID=7342859255594834049&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/7342859255594834049'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/7342859255594834049'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yesilkurba.blogspot.com/2009/03/bu-post-ozel.html' title='Bu post özel...'/><author><name>Yesil Kurba</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16471520353631044765</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_0Tk1RuUJbj8/SD_jPZXeK4I/AAAAAAAAAD0/Hg-vErlTPLs/S220/IMG_0016.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_0Tk1RuUJbj8/Sa7fNP_qNRI/AAAAAAAAAXU/IKsGz5slQTg/s72-c/balon.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3735149609410726353.post-4691549770108235808</id><published>2009-02-27T23:37:00.005+02:00</published><updated>2009-02-28T00:18:02.085+02:00</updated><title type='text'>Mutlu insanlar yaratma kılavuzu - çok gizli bir hadise</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_0Tk1RuUJbj8/SahjIo6V9eI/AAAAAAAAAWw/bjiONrub6-4/s1600-h/unhappydisneyland.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 305px; height: 242px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_0Tk1RuUJbj8/SahjIo6V9eI/AAAAAAAAAWw/bjiONrub6-4/s320/unhappydisneyland.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5307601160928359906" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Geçen gün yine televizyon açık bir şekilde annemle evimizin en çok kullandığımız alanı mutfakta karşılıklı bilgisayarımıza dalmış oturuyorduk. Kutu açmaca, insan hayalleriyle oynamaca yarışmasına reyting kazandırıyorduk farkında olmadan. Birden bire bir psikolog lafı duydum ve dikkatle dinlemeye başladım ne oluyor diye. Yarışan hanım kızımız "pozitiflikten" bahsederken teyzesini referans veriyordu, annesiyse teyzesinin "psikolog" olduğunu hepsine "pozitifliği" onun aşıladığını söylüyordu. Ve dedi ki anne, "ben onun asistanlığını yapıyorum sadece".&lt;/span&gt; &lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Bu son cümleden ünvanında P harfini bile bulunduramayacağını hissettiğim teyze mikrofonu eline aldı bütün ilgiyi üstüne topladığını farkedince. Ve ağzından o 3 sihirli kelime dökülüverdi "nöro linguistik programlama". Nedir bu? NLP!!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NLP bilim olmanın yanından bile geçemeyen, ama marka olma yolunda sağlam adımlarla ilerleyen, kocaman bir piyasanın ürünü olan, secretlar tavuk suyuna çorbalarla beslenen bir kandırmacadır. Hiçbir bilimsel dayanağı yoktur. Bir kere hazırlık yılımda utanarak söylesemde NLP seminerine gitmiş bir insan olarak ve tabi üstüne 4 yıllık "psikoloji bilimini" okumuş, "psikolojinin öğrencisi" olmuş bir insan olarak bunun tırışkadan ibaret olduğunu size iç rahatlığıyla söyleyebilirim (bir de; asla asla kendine psikolog demeyen şu an itibariyle). Mesela seminerde nefes alış-verişlerimizi yanımızdaki insana uydurmaya çalışmıştık ne o huzur dolcakmışız falan.&lt;/span&gt;  &lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Hep diyorum bu secret'ların ne kadar boş umut deposu olduğunu. Ama NLP bambaşka bir dünya. Mesela programdaki "psikolog" hanım ve "asistanı" şimdiki zamanla konuşmanın gereğinden bahsediyordu. Yağmur yağacak demiycekmişiz de yağmur yağıyor diycekmişiz, yok mutlu olucam demiycekmişiz de mutluyum diycekmişiz.&lt;/span&gt;  &lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hep mutlu olun, pozitif olun, üzülmeyin, korkmayın, geçer, vs... Korkunun ne kadar evrimsel ve bizi yaşadığımız dünyaya adapte eden bir duygu olduğunu biliyor mu acaba bu NLPci kişiler? Ya da ağlamanın, acını yaşamanın, yeri geldiğinde yataktan bütün gün çıkmamanın aslında kendini iyi hissetmeye giden yolda birkaç adım olduğunu? Ölüm gibi bir olayda içinde acıyı tüketmenin ileriki hayatını ne kadar olumlu etkileyeceğini ya da... Yoksa onlar bütün bu durumlarda pozitif düşüncenin önemine mi inanıyorlar. O kutu yarışması zımbırtısında pozitif düşününce o kutunun içindeki sayının değişeceğine mi inanıyorlar? Ya da secret zımbırtısında olduğu gibi bir evin fotoğrafına baka baka ona sahip olunabileceğine mi???&lt;/span&gt;  &lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Tabi ki de umutsuzlukla yaşamak güzel bir şey değil. Mutlu umutlu olmak güzel. Ama boş hayal pompalamak insanlara, acıyı yaşamaya izin vermemek, ne olursa olsun tak maskeni gülümse demek... Sadece küresel, parasal dünya için kukla üretmek mi amaç? Yoksa o kadar dipsiz bir durumdayız ki ancak böyle sahte pozitifliklerle mutlu olabilirsiniz mi gizli mesaj...&lt;/span&gt;  &lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NLP diyince ben duruyorum. &lt;/span&gt; &lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;İsteyen gider, okur (neyi okuycaklarsa? makale?), yararlanır... İsteyen feng shui'ye isteyen refleksolojiye inanır. İsteyen kendine yaşam koçu tutar. Ama mümkünse başkalarını etkilemesinler... Hele hele sahip olmadıkları bir mesleğin adını kendi işleri için kullanmasınlar. Hadi onu da yaptılar psikozu olan  ya da depresyonda olan insanlara müdahale edebileceklerini düşünmesinler...&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3735149609410726353-4691549770108235808?l=yesilkurba.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yesilkurba.blogspot.com/feeds/4691549770108235808/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3735149609410726353&amp;postID=4691549770108235808&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/4691549770108235808'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/4691549770108235808'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yesilkurba.blogspot.com/2009/02/mutlu-insanlar-yaratma-klavuzu-cok.html' title='Mutlu insanlar yaratma kılavuzu - çok gizli bir hadise'/><author><name>Yesil Kurba</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16471520353631044765</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_0Tk1RuUJbj8/SD_jPZXeK4I/AAAAAAAAAD0/Hg-vErlTPLs/S220/IMG_0016.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_0Tk1RuUJbj8/SahjIo6V9eI/AAAAAAAAAWw/bjiONrub6-4/s72-c/unhappydisneyland.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3735149609410726353.post-2434079492938593231</id><published>2009-02-24T23:51:00.003+02:00</published><updated>2009-02-25T00:01:26.907+02:00</updated><title type='text'>Cha cha cha....</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms; color: rgb(0, 51, 0);"&gt;Benim hayatımın artık yepyeni bir rengi var ve onu çok seviyorum!!! Ne kadar mutluluk böceği bir açılış olduğunun farkındayım ama şu anda deli gibi bacaklarım ağrımasına rağmen çok mutlu ve huzurluyum. Bir aydır devam eden latin dansı öğrenme faliyetlerim beni gerçekten huzurlu kılıyor. Hani daha önce de demiştim ya, bir şeylerden zamanında birileri için feragat etmiş, vazgeçmiştim. İşte şimdi o vazgeçtiğim şeyleri teker teker gerçekleştirme azmim beni benden alıyor. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms; color: rgb(0, 51, 0);"&gt;Zorla Ö.yü de sürüklediğim dans kursum çok büyük eğlence kaynağım oldu şu günlerde. Cha cha ve merengue şu anda favorim, sebebi kolay olmaları tabi ki de. Salsa'da el ayak fena karışıyor henüz ama ona da alışıcam zamanla umarım. Yazla ilgili planlarım en kocaman köşesinde latin gecelerine katılıp tanımadığım garip insanlarla dans etmek pahasına çılgınlar gibi eğlenmek var. Evet uzun bir aradan sonra ilk yalnız yazımda, kendi istediğim yerlere gidip, istediğim her türlü abukluğu yapma lüksümü kullanıcam. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms; color: rgb(0, 51, 0);"&gt;Huzur, keyif, yorgunluk... Hepsi bir arada şu anda....&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms; color: rgb(0, 51, 0);"&gt;Ondan bu lakayıt post, bir de birazcık da olsun yazabilmek için...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3735149609410726353-2434079492938593231?l=yesilkurba.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yesilkurba.blogspot.com/feeds/2434079492938593231/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3735149609410726353&amp;postID=2434079492938593231&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/2434079492938593231'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/2434079492938593231'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yesilkurba.blogspot.com/2009/02/cha-cha-cha.html' title='Cha cha cha....'/><author><name>Yesil Kurba</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16471520353631044765</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_0Tk1RuUJbj8/SD_jPZXeK4I/AAAAAAAAAD0/Hg-vErlTPLs/S220/IMG_0016.JPG'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3735149609410726353.post-7216270173121397027</id><published>2009-02-16T18:03:00.003+02:00</published><updated>2009-02-16T18:50:47.150+02:00</updated><title type='text'>Beyin hücrelerinizi sevin - onlara ihtiyacınız olacak</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify; font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_0Tk1RuUJbj8/SZmObt116cI/AAAAAAAAAWo/xCfhKKkFrzg/s1600-h/cocaine.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 234px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_0Tk1RuUJbj8/SZmObt116cI/AAAAAAAAAWo/xCfhKKkFrzg/s320/cocaine.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5303426643018508738" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Pek ünlü bir şarkıcı kokain kullandığı iddiasıyla gözaltına alınmış. Tabi ki de bu hikayede kim haklı kim haksız bilemeyiz. Belki iftiradır, yanlış anlaşılmadır belki de gerçektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama bilinen bazı istatistikler var tabi bu olaydan bağımsız olarak; örneğin kokainin ve esrarın müzisyenler tarafından sıklıkla kullanıldığı. Sebebi aslında bu maddelerin kullanan kişilerin iddasına göre "algılarını açması". Yani nedir, bu insanlar, bu maddelerin etkisinde daha yaratıcı olabiliyorlar. Madde olmadan üretemiyorlar. Doğruluk payı nedir derseniz, %50 diyebiliriz. Evet, esrar ve kokain algıyı açar. Özellikle kokain öyle bir açar ki, hiç görmemeniz gereken şeyler görürsünüz. Örneğin tavandaki nokta şeklinde gözüken kalıntının aslında dans eden bir ejderha olduğunu ancak kokain sayesinde görürsünüz. Algınız öyle bir açılır öyle bir açılır ki bambaşka dünyalara gider gelirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şaka bir yana, sesler daha netleşir, notalar daha belirginleşir. Evet belki daha iyi üretir bu insanlar madde eşliğinde. Madde olmadan üretebilirler mi peki? Tabii ki de üretirler, hem de çok güzel bir şekilde. Ama maddeye alışan ve onunla çalışan bir beyin, ne olursa olsun bir süre sonra o duyguyu tekrardan yaşamak isteyecektir. Ondan bir sonraki şarkıyı da kokain veya esrar eşliğinde yazmak istiyecektir. Uzun vadedeyse bu maddelere bağımlılık geliştirmenin yanında hayatını hiç de kolaylaştırmayacak olan psikotik semptomlarla boğuşmaya başlayacaktır. Paranoya, görsel ve işitsel halüsinasyonlar bunların en başta gelenleri olarak sıralanabilir. Söylemeye gerek var mı bilemiyorum ama müzikle, ya da herhangi bir yaratıcı sanatla hiç alakası olmayan bir insansa istediğini kullansın bir işe yaramaz. Yani madde kullanıp üretmekse düşünülen, tam bir hayaldir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bağımlılık denilen olay çok sinsi bir süreçtir. "Arkadaşlarla eğleniyoruz" cümlesinin sarf edildiği andan "Mutlaka madde almam lazım" cümlesine hangi arada gelinir anlaması zordur. Bir kere bulaşıldı mı maddeye paçanızı kurtarmanız yıllarınızı alabilir. Çünkü sadece madde değildir alışılan, madde aldığınız ortam, arkadaşlarınız, size hissettirdikleri, o anda yaptıklarınız, yaşadıklarınız. Ve iş bırakmaya gelince bırakmanız gereken koca bir alışkanlıklar bütünüdür, arkadaşlarınız da dahildir buna.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Madde kliniğinde staj yaparken bir günlük tutmuştum. Yıllar sonra onu açtım okudum. Ben ergen kliniğinde olduğum için hikayeler biraz daha iç burkuyordu. Hiçbir bağımlılık hikayesi birbiriyle aynı değil&lt;span style="font-style: italic;"&gt; &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;ama &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;aslında hepsi aynı&lt;span style="font-style: italic;"&gt;. &lt;/span&gt;Sadece oraya giden yollar farklı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;span class="thequote"&gt;&lt;q style="font-style: italic;"&gt;When you start fooling around with drugs, you're hurting your creativity, you're hurting your health. Drugs are death, in one form or another. If they don't kill you, they kill your soul. And if your soul's dead, you've got nothing to offer, anyway.&lt;/q&gt;                &lt;/span&gt;- &lt;a style="font-style: italic; font-weight: bold; color: rgb(0, 102, 0);" href="http://www.saidwhat.co.uk/quotes/favourite/paul_stanley"&gt;Paul Stanley&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3735149609410726353-7216270173121397027?l=yesilkurba.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yesilkurba.blogspot.com/feeds/7216270173121397027/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3735149609410726353&amp;postID=7216270173121397027&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/7216270173121397027'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/7216270173121397027'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yesilkurba.blogspot.com/2009/02/beyin-hucrelerinizi-sevin-onlara.html' title='Beyin hücrelerinizi sevin - onlara ihtiyacınız olacak'/><author><name>Yesil Kurba</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16471520353631044765</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_0Tk1RuUJbj8/SD_jPZXeK4I/AAAAAAAAAD0/Hg-vErlTPLs/S220/IMG_0016.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_0Tk1RuUJbj8/SZmObt116cI/AAAAAAAAAWo/xCfhKKkFrzg/s72-c/cocaine.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3735149609410726353.post-4209884242283192512</id><published>2009-02-13T00:18:00.004+02:00</published><updated>2009-02-13T00:48:47.926+02:00</updated><title type='text'>Geçimsizim bu günlerde</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify; font-family: trebuchet ms;"&gt;Aslında Tampa hikayelerimi anlatmak istiyordum bugün. Mesela uçakta giderken izlediğim &lt;a style="color: rgb(204, 102, 0);" href="http://www.imdb.com/title/tt0864761/"&gt;The Duchess&lt;/a&gt;'da Keira Knightley'i yarım saat boyunca nasıl Kate Winslet diye izlediğimi anlatacaktım. Ya da ilk yapayalnız günümde sokaklarda amaçsızca gezip, kahvaltı edemeyip, kahve ve uçakta verilen ama benim çantaya atıp sakladığım fıstığı nasıl kendime ilk öğün yaptığımı. Sonra konferansı, otelimi, oda arkadaşımın sandığımın aksine bir melek çıkmasını anlatacaktım. Tabi bir de son günümüzdeki çılgın korsan festivalini (bkz. &lt;a style="color: rgb(204, 102, 0);" href="http://en.wikipedia.org/wiki/Gasparilla_Pirate_Festival"&gt;Gasparilla Pirate Fest&lt;/a&gt;) insanların bir gece önceden nasıl delirmeye başladığını, sabah 9da içmeye başlayıp bayılıncaya kadar içişlerini, etrafa saçılan boncukların amacını, korsan kıyafetli manyakları... Son olarak da konferansın partisinde 2000 küsür PhDnin nasıl sarhoş olup, cozutup, Miami Vice teması eşliğinde çılgın ve kuduruk danslar yaptığını da anlatıcaktım. Bir de belki keyifli dönüş yolumu, jet lag olmamak için hocamın tavsiyesiyle aldığım melatonini, bir de uçakta beni salya sümük ağlatan filmi (bkz. &lt;a href="http://www.imdb.com/title/tt0416212/"&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 102, 0);"&gt;The Secret Life of Bees&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;) anlatırdım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama vazgeçtim! Hiçbirini anlatasım yok. Siz özeti aldınız zaten diye düşünüyorum. İsterseniz eğer linkleri takip ederek daha da aydınlanabilirsiniz. Bunun yerine bugün aklıma gelen pişmanlıklarımı yazmak beni daha rahatlatacak gibi hissettim. Çünkü kendime kızdım!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben çok düzgün günlük tutmayı beceren bir insan olmadım hiçbir zaman. Bir defterim vardı benim, yaklaşık iki yıl yazdığım sanırım, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;belki de 3&lt;/span&gt;. Şöyle ki, orta 2de yazmaya başladım ona lise 1'e kadar yazdım... Sonra bitti defter koydum kenara. Ama arada açar okurdum onu. Düşünürdüm o zamanlar hissettiklerimi, hoşuma giderdi. Genelde mutsuzken yazardım, aşıkken, kafam karışıkken, içim kıpır kıpırken ya da. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Bunların bir ergenin bir gün içinde yaşayabileceği duygular bütünü olduğunu düşünürsek neredeyse her gün yazıyor muydum acaba?&lt;/span&gt; Neyse çok güzel bir defterdi. Arasında mektuplar falan vardı, taa hazırlıktan beri sakladığım. Fotoğraflar vardı özel, şiirler, şarkılar, stickerlar. Çok özeldi o defter. Ne yaptım ben o defteri biliyor musunuz? Önce birkaç torbanın içine koydum, bazı sayfalarını yırttım, bazılarını yaktım ve apartmanın yanında duran kocaman çöp konteynırının içine bir sabah vakti okula giderken attım. Hem de hangi okula giderken, üniversite 1. sınıfa. Ne zamana denk geliyor bu olay; hayatıma giren, o zamanlar kahramanım sandığım, beni aşırı kısıtlayan malum şahsın içimi pır pır etmesine. Bak ne oldu yıllar sonra, ne kahraman var ortada ne de içinde en muhteşem anların, anıların olduğu o defter. Çok pişmanım şu anda. Keşke Ö.ye verseydim mesela tut bu defteri sen diye, ya da saklasaydım deli gibi bir yere, hiç bulamıyacağı. Ya da keşke... Neyse bu keşkeyi demiycem şimdilik. Sadece aklıma geldi, bugün o defteri açsaydım okusaydım ne güzel olurdu diye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de eski bir mail adresim vardı benim. İçinde güzel, özel mailler olan. Bayağı bir eski, belki de ilk düzgün e-mail adresimdi. Onu da nasıl unuttum diye kızıyorum kendime. Ya da ordaki o mailleri niye print etmedim ya da niye bir dosyaya saklamadım diye. O mailleri şu anda bulmak, okumak o kadar isterdim ki... Alın size bir pişmanlık daha.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyeceğim odur ki, siz siz olun kimse için hatıralarınızdan ödün vermeyin.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Sonunda elinizde kalan en güzel  şeyler onlar oluyor, el ayak çekilince, gitmez denilen gidince...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3735149609410726353-4209884242283192512?l=yesilkurba.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yesilkurba.blogspot.com/feeds/4209884242283192512/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3735149609410726353&amp;postID=4209884242283192512&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/4209884242283192512'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/4209884242283192512'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yesilkurba.blogspot.com/2009/02/gecimsizim-bu-gunlerde.html' title='Geçimsizim bu günlerde'/><author><name>Yesil Kurba</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16471520353631044765</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_0Tk1RuUJbj8/SD_jPZXeK4I/AAAAAAAAAD0/Hg-vErlTPLs/S220/IMG_0016.JPG'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3735149609410726353.post-1206674960595980097</id><published>2009-02-11T20:22:00.004+02:00</published><updated>2009-02-11T20:50:58.950+02:00</updated><title type='text'>Bunu yapan insan olamaz.</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_0Tk1RuUJbj8/SZMcX2v4thI/AAAAAAAAAWg/Dn3iFdcKyC0/s1600-h/sam.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 180px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_0Tk1RuUJbj8/SZMcX2v4thI/AAAAAAAAAWg/Dn3iFdcKyC0/s320/sam.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5301612382504138258" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(0, 51, 0);"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;İçim acıdı &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.theaustralian.news.com.au/"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style=""&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(153, 51, 0);"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;şurada&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(0, 51, 0);"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt; rasladığım, bu fotoğrafa benim. Minicik bebecik bir koala, yangından kurtulmuş zar zor. Onu kurtaran itfaiyeci pek de fazla olmayan suyunu paylaşmış bu şirinlikle. O da içmiş suyunu kana kana elini sıkı sıkı tutup kurtarıcısının... Sam the koala diyor Avusturalya basını ona. Eğer evlatlık veriyorlarsa ben seve seve evlat edinebilirim onu. Bakarım ona evimde olmaz mı? Hem benim Eeyore'larım var iyi anlaşır belki onlarla. Bir de benim bir bambum var, ama onu yemesinin yasak olduğunu öğretirim ona. Sonra sarılır yatarız akşam. Ama o ağaçları özler sanırım... Olsun, benim de özlediğim çok şey var ama yaşıyorum işte. Özlerken de yaşanabileceğini anlatırım ona? Sam the koala gel benle yaşa, çok iyi bakarım ben sana. Banyo küvetinde fok bakıcam diye tutturmuştum bir ara, yeni isteğim Sam the koalaya bakmak... Lütfen?&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(0, 51, 0);"&gt;Şaka bir yana Avusturalya cehennem olmuş şu anda. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(0, 51, 0);"&gt;Ne yapsalar faydasız.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(0, 51, 0);"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;Durduramadıkları, gittikçe büyüyen bir ateş.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(0, 51, 0);"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;Doğanın önüne geçmek pek bir imkansız sanki...&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(0, 51, 0); font-family: 'trebuchet ms';"&gt;Oysa ona ne kadar kolay zarar veriyoruz, işte şimdi onun &lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic;"&gt;intikam&lt;/span&gt; vakti. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3735149609410726353-1206674960595980097?l=yesilkurba.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yesilkurba.blogspot.com/feeds/1206674960595980097/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3735149609410726353&amp;postID=1206674960595980097&amp;isPopup=true' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/1206674960595980097'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/1206674960595980097'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yesilkurba.blogspot.com/2009/02/bunu-yapan-insan-olamaz.html' title='Bunu yapan insan olamaz.'/><author><name>Yesil Kurba</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16471520353631044765</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_0Tk1RuUJbj8/SD_jPZXeK4I/AAAAAAAAAD0/Hg-vErlTPLs/S220/IMG_0016.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_0Tk1RuUJbj8/SZMcX2v4thI/AAAAAAAAAWg/Dn3iFdcKyC0/s72-c/sam.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3735149609410726353.post-5253387960328235497</id><published>2009-02-11T01:30:00.007+02:00</published><updated>2009-02-11T14:13:37.328+02:00</updated><title type='text'>İlk mim görevi</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_0Tk1RuUJbj8/SZIYXDKIxPI/AAAAAAAAAWQ/KeQf22rvmIw/s1600-h/DSCN0263.JPG"&gt;&lt;img style="text-align: justify;float: right; margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 10px; margin-left: 10px; cursor: pointer; width: 150px; height: 200px; " src="http://1.bp.blogspot.com/_0Tk1RuUJbj8/SZIYXDKIxPI/AAAAAAAAAWQ/KeQf22rvmIw/s200/DSCN0263.JPG" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5301326495632377074" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style=";"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(0, 51, 0);"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'lucida grande';"&gt;Uzun bir aradan sonra, işte geldim burdayım! Evet Florida güzeldi, keyifliydi, gezdim, gördüm, eğlendim - malum konferanstı konumuz biraz da öğrendim. Evet yanda gördüğünüz Florida akvaryumunda gördüğüm bir olaydı. Neymiş efendim 2008 kurbanın yılıymış... 2008'e ağlayarak giren ben, kabus gibi günler yaşayan ben, tası tarağı toplayıp başka kıtaya 3 aylığına giden ben, gelince travma üstüne travma yaşayan ben... Neyse, böyle enteresan bir slogan gördüm ve ironiyi paylaşmak istedim sadece.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(0, 51, 0);"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'lucida grande';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style=""&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style=""&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(0, 51, 0);"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'lucida grande';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style=""&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style=""&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(0, 51, 0);"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'lucida grande';"&gt;Blog okuyanların farkında olduğu bir kavram vardır; mimlenmek. Tam olarak anlamadığım bir süreç ama keyifli. Ben de ilk defa sevgili &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://mischaspiranha.blogspot.com/"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style=""&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'lucida grande';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(204, 102, 0);"&gt;misha&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(0, 51, 0);"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'lucida grande';"&gt; tarafından mimlendim. Bu durumda bu mim görevini başarıyla yerine getirmek için onun sorduğu 3 soruya cevap vermem gerekiyor! Yazamadığım için ne zamandır yerine getiremedim görevimi. İşte sorular geliyor:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style=""&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style=""&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(0, 51, 0);"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'lucida grande';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 20px; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style=""&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style=""&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(0, 51, 0);"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'lucida grande';"&gt;1) 40 yıl düşünsem aklıma gelmezdi diceğin 3 icat?&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style=" font-weight: bold; line-height: 20px; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style=""&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(0, 51, 0);"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'lucida grande';"&gt;Bütün icatlar sanırım. Hiçbir zaman mühendis gibi işleyen bir beynim olmadı benim. Onun için saç tokası bile büyük bir icat benim için. Ama şimdi kendimi zorlayıp düşündüğümde şu üç enteresan şey geliyor aklıma. Birincisi sanırım &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style=""&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(0, 51, 0);"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'lucida grande';"&gt;silah&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style=""&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(0, 51, 0);"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'lucida grande';"&gt;. Şovenist olmak için falan demiyorum yanlış anlaşılmasın, ama gerçekten aklıma gelmezdi benim 'bir icat yapıyım kendimi korumak için içinden öyle bir şey çıksın ki o mekanizmanın delsin gesin karşıdaki herifi' demek... Evet belki dövmek için, kendimi korumak için sopa, sapan falan bulabilirsim. Ama silah, hele hele nükleer silah. Yok o benden çıkmazdı. Çıkaranın beynine ediyim orası apayrı. İkincisi adını bilmiyorum ama hani böyle bir makine var. Kadınlar bebek doğurup emzirdiği zaman&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style=""&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(0, 51, 0);"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'lucida grande';"&gt; süt sağıyor&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style=""&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(0, 51, 0);"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'lucida grande';"&gt;. Mesela akşam sağıyorsun sütü biberona koyuyorsun sabah bebiş içiyor. Bu icatın enteresanlığı kadar bunu icat eden şahsiyetin annesiyle olan bağını da merak ediyorum. Nasıl gelir ki aklına insanın bu icat. Neyse üçüncüsü de &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style=""&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(0, 51, 0);"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'lucida grande';"&gt;epilatör&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style=""&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(0, 51, 0);"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'lucida grande';"&gt;. Çok kadınsı oldu sanırım bu cevaplar ama epilatör enteresan bir alet kanımca. Ağda diye bir şey var nasıl olur da kadınlar kıllarını teker teker alsın canları daha da çok acısın amaçlı bir icat yapılabilir bilemedim. Neyse aklıma gelmezdi bunlar benim, gerçekten de gelmezdi... Bütün icatlar malesef ihtiyaçtan doğmuştur diyoruz konuyu kapıyoruz!&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 20px; "&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(0, 51, 0);"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'lucida grande';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: bold; line-height: 20px; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(0, 51, 0);"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'lucida grande';"&gt;2) ailecek seviyoruz, beğeniyoruz, yiyoruz, deli oluyoruz dediğin 3 peynir çeşidi?&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(0, 51, 0);"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'lucida grande';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 20px; "&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style=" ;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style=""&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(0, 51, 0);"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'lucida grande';"&gt;Peynir yemeye yeni yeni alışmaya çalışan bir insan olan bana sorulabilecek en yanlış sorulardan biri aslında bu! Çünkü gerçekten bildiğiniz peynir özürlüyümdür ben. Hatta tanıştığım bazı insanlar peynir dediğimde suratımın enteresan ekşimtırak bir hal aldığını bile söylerler. Ama sevdiğim peynirler var tabi. Birincisi &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style=""&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(0, 51, 0);"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'lucida grande';"&gt;erimiş, ama kokmayan her türlü &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style=""&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(0, 51, 0);"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'lucida grande';"&gt;peynir. Sıcak olduğunda peynir bayılıyorum. Kokarsa öldürseniz yiyemiyorum. Bunun için ilk koşul bu. İkincisi &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style=""&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(0, 51, 0);"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'lucida grande';"&gt;hellim&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style=""&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(0, 51, 0);"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'lucida grande';"&gt; peyniri. Tabii ki de pişiyor hellim peynirimiz de, sonra da ekmekle afiyetle yeniliyor. Üçüncüsü &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style=""&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(0, 51, 0);"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'lucida grande';"&gt;mozerella &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style=""&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(0, 51, 0);"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'lucida grande';"&gt;peyniri. Hatta sizle hemen İtalyan-Amerikalı eski yan komşumdan öğrendiğim tarifi paylaşıyım bu vesileyle. Patlıcanlar alınır, galeta unuyla kızartılır. Peçetede bekletilip yağları çektirilir. Sonra bu cherry domateslerin özel soslanmış hallerinden alınır, patlıcanın üstüne domates ve mozerella peyniri koyulur bir kuple. Tadından yenmez çok güzel olur. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(0, 51, 0);"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'lucida grande';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: bold; line-height: 20px; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style=""&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(0, 51, 0);"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'lucida grande';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 20px; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style=""&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style=""&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(0, 51, 0);"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'lucida grande';"&gt;3) lunapark'ta sadece 3 makineye binme şansın olsa hangilerine binerdin? &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style=""&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(0, 51, 0);"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'lucida grande';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 20px; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style=""&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(0, 51, 0);"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'lucida grande';"&gt;En eğlendiğim soru. Ben icat ve peynir özürlü olmamın yanında biraz da lunapark özürlüyüm. Çok enteresan noktalardan yakalamış beni sevgili Mischa. Ama sıralamamı yapabilirim tabi ki, birincisi canım arkadaşlarımın da favorisi olan &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style=""&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(0, 51, 0);"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'lucida grande';"&gt;Gondol&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style=""&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(0, 51, 0);"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'lucida grande';"&gt;. Eğlenceli bir aygıt. İkincisi &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style=""&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(0, 51, 0);"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'lucida grande';"&gt;çarpışan arabalar&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style=""&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(0, 51, 0);"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'lucida grande';"&gt;. Evet çok klasik ama benim araba kullanabileceğim en mantıklı yer. Olay çarpmak zaten. Ve üçüncüsü de kesinlikle &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style=""&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(0, 51, 0);"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'lucida grande';"&gt;tren&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style=""&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(0, 51, 0);"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'lucida grande';"&gt;. Ama böyle baya dönmeli olucak. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 20px; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style=""&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(0, 51, 0);"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'lucida grande';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 20px; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style=""&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(0, 51, 0);"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'lucida grande';"&gt;Ayrıca küçücük bir ekleme. Biliyorum lunaparklarda yok ama biz çocukken &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style=""&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(0, 51, 0);"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'lucida grande';"&gt;Fame City &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style=""&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(0, 51, 0);"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'lucida grande';"&gt;vardı hani. Bütün doğumgünleri orada olurdu. Özel jetonları vardı. İşte orda bir top havuzu vardı. Yürüyemezdin içinde bir türlü. İşte o çok eğlenceliydi... Evime top havuzu mu yapsam acaba ileride bir gün? &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 20px; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style=""&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(0, 51, 0);"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'lucida grande';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 20px; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style=""&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(0, 51, 0);"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'lucida grande';"&gt;Mimlenenin mimlemesi adettenmiş. İşte onun için &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://si-men.blogspot.com/"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style=""&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'lucida grande';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(204, 102, 0);"&gt;si-men&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(0, 51, 0);"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'lucida grande';"&gt; ve &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://ballondon.blogspot.com/"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style=""&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'lucida grande';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(204, 102, 0);"&gt;ballondon&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(0, 51, 0);"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'lucida grande';"&gt; aynı 3 soruyla mimlendiniz. Bakalım siz neler diyceksiniz bu benim en zayıf halka olduğum sorulara...&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 20px; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style=""&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(0, 51, 0);"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'lucida grande';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 20px; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style=""&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(0, 51, 0);"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'lucida grande';"&gt;Yarın Tampa hikayelerimle huzurlarınızda olacağım, bekleyin...&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 20px; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style=""&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(0, 51, 0);"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'lucida grande';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color: rgb(0, 51, 0);  font-weight: bold; line-height: 20px;font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3735149609410726353-5253387960328235497?l=yesilkurba.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yesilkurba.blogspot.com/feeds/5253387960328235497/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3735149609410726353&amp;postID=5253387960328235497&amp;isPopup=true' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/5253387960328235497'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/5253387960328235497'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yesilkurba.blogspot.com/2009/02/ilk-mim-gorevi.html' title='İlk mim görevi'/><author><name>Yesil Kurba</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16471520353631044765</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_0Tk1RuUJbj8/SD_jPZXeK4I/AAAAAAAAAD0/Hg-vErlTPLs/S220/IMG_0016.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_0Tk1RuUJbj8/SZIYXDKIxPI/AAAAAAAAAWQ/KeQf22rvmIw/s72-c/DSCN0263.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3735149609410726353.post-725062539833529873</id><published>2009-02-03T22:14:00.003+02:00</published><updated>2009-02-03T22:20:42.408+02:00</updated><title type='text'>Dıkkat: Bu dün yazılmış bugün yapıştırılmış bir posttur.</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span"   style="color: rgb(51, 51, 51);   font-family:'Trebuchet MS';font-size:13px;"&gt;&lt;p style="text-align: justify;margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 12px; margin-left: 0px; font: normal normal normal 9px/normal Arial; color: rgb(51, 51, 51); "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Uzun zamandır süren sessizliğimi bozma kararı aldım. Sessizliğimin sebebi tamamen zamansızlığımdı aslında. Ve tekrardan yazmaya basladigim şu anda 34.006 feet yükseklikte Almanya semalarındayım. Demin pilot türbülans dolayısıyla herkesin yerine oturmasını ve kemerlerini bağlamasını buyurdu. Ben de bir Word dosyası açtım ve kaldığım yerden devam etmeye karar verdim.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div&gt;&lt;p style="text-align: justify;margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 12px; margin-left: 0px; font: normal normal normal 9px/normal Arial; color: rgb(51, 51, 51); "&gt;&lt;span style="letter-spacing: 0px; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Yokluğumda neler oldu diye düşünüyorum çok değil 1 hafta falan yazamadım aslında. Bu arada yılbaşı gecelerinin vazgeçilmez yaratıkları Victoria’s Secret melaikelerinden biri olan Adriana Lima Türkiye’ye gelerek en magazinel programların birinde arz-ı endam etti. Ve sempatikliğiyle halktan, ‘bu bizden biri yahu kesin Türk kanı var’ şeklinde yorumlar ve övgüler aldı. Bunun dışında sevgili başbakanımız yerel seçim propogandalarından birini Davos’ta yapma kararı aldı, son derece diplomatik bir oturumu, geldiği yeri inkar etmez bir şekilde höyt diyerek eşinin gözyaşları eşliğinde terk etti ve hemen o gece döndüğü vatanında bir kahraman edasıyla karşılandı. Çok böyle şeylere kafası basmayan bir insanım ben ama eminim ki diplomatik toplantıların da bir adabı vardır. İtiraz başka türlü edilebilmelidir, ‘uzlaştırıcı’ olma niyetiyle yola çıkıp iyice ortalığı germek ne kadar doğru bir davranıştır tartışılmalıdır. Bunun dışında hava bir soğudu bir ısındı, doğalgazda indirim vaadedildi, Ö. ile birlikte latin dans derslerine başlanıldı ve yeşil kurba’nın yine gitme vakti geldi.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify;margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 12px; margin-left: 0px; font: normal normal normal 9px/normal Arial; color: rgb(51, 51, 51); "&gt;&lt;span style="letter-spacing: 0px; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Feci bir türbülans eşliğinde yazdığım şu satırlarda saçmalama ihtimalimin yüksek olduğunu bir kez daha belirtmek istiyorum. Düşünsenize bu uçak düşerse bilgisayarımda son sözlerim bulunacak... Aman ne şahane. Neyse bu arada neler oldu kısmında atladığım bir nokta olduğunu şu anda fark ettim, Lost 5. sezonuyla hayatımıza geri döndü. İlk 3 bölümünü tükettik bile. Çok spoiler vermek istemiyorum onun için yeni sezonla ilgili bir yorumda bulunmuyorum. Bir tek şey söylemek istiyorum; Richard Alpert’ın sağlıklı yaşam formulüne ulaşmam lazım! Sanırım bir Hakan Peker bir de kendisi ömrümüz boyunca o şekilde var olacak huzurlarımızda. Neyse Lost’u izleyenler bilir - evet hala Lost’u mahalle baskısına rağmen izlememiş olanlar var birkaçı arkadaşım zira - orada bir Alvahar Hanso vardır. Heh işte o adam şu anda bu uçakta kabin görevlisi-host! Çok şaşırdım ilk gördüğümde ama sonra mantıklı geldi bir uçuş sırasında keşfedilip Lost’un castine eklenmesi. Malum bu da uçak o da uçak falan. Çok enteresan bir tip fotoğrafını çekip burada yayımlamak istiyorum ama ayıp olur sanki... O kadar çok benziyor ki inanamazsınız.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify;margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 12px; margin-left: 0px; font: normal normal normal 9px/normal Arial; color: rgb(51, 51, 51); "&gt;&lt;span style="letter-spacing: 0px; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Son saçmalığım olarak şunu söylemek istiyorum. Sanırım şu hayatta bulunmaktan en huzursuz olduğum yerlerden birisi uçak tuvaletleri. Öyle garip bir his ki sanki oradan bir kapak açılacak ve ben binlerce feet yukardan aşağı düşücem, hatta düşemiycem bile bilmem ne kadar un ufak parçalarıma ayrılcam gibi. Uçaktan korkmayan ben o daracık tuvaletlerde fenalık geçiriyorum. Bir de şu andaki gibi bir türbülansın ben tuvaletteyken olduğunu düşünmek iyice geriyor beni (abimin başına gelmiş gerçek bir hikayedir, anlattıkları pek tatsız). Aynı duyguyu feribotların tuvaletlerinde de yaşıyorum. Yine o daha iyi maksimum yüzerim ya da suda ölürüm. Ama uçakta bir enteresan oluyor bu durum sanırım.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify;margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 12px; margin-left: 0px; font: normal normal normal 9px/normal Arial; color: rgb(51, 51, 51); "&gt;&lt;span style="letter-spacing: 0px; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Evet Florida bekle beni, geliyorum. Bir hafta sonra İstanbul’a döndüğümdeyse !f film festivalinin eli kulağında olacak. Ne kadar zamanım olacak bilemiyorum ama filmlerin ve İstiklal’in tadını çıkarmayı çok istiyorum sanırım. Yaşasın festival coşkusu, yaşasın İstanbul diyorum. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify;margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 12px; margin-left: 0px; font: normal normal normal 9px/normal Arial; color: rgb(51, 51, 51); "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style=" "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic;"&gt;&lt;span class="Apple-tab-span" style="white-space:pre"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;           &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;*2 şubat - herhangi bir saat &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3735149609410726353-725062539833529873?l=yesilkurba.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yesilkurba.blogspot.com/feeds/725062539833529873/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3735149609410726353&amp;postID=725062539833529873&amp;isPopup=true' title='15 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/725062539833529873'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/725062539833529873'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yesilkurba.blogspot.com/2009/02/dkkat-bu-dun-yazlms-bugun-yapstrlms-bir.html' title='Dıkkat: Bu dün yazılmış bugün yapıştırılmış bir posttur.'/><author><name>Yesil Kurba</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16471520353631044765</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_0Tk1RuUJbj8/SD_jPZXeK4I/AAAAAAAAAD0/Hg-vErlTPLs/S220/IMG_0016.JPG'/></author><thr:total>15</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3735149609410726353.post-3528825999767880513</id><published>2009-01-23T14:58:00.009+02:00</published><updated>2009-01-23T16:12:01.725+02:00</updated><title type='text'>Ben bıkmam yazmaktan, siz bıkın artık yaptıklarınızdan</title><content type='html'>&lt;div  style="text-align: justify; font-family: trebuchet ms;font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;2008'in son haftalarında Ayşe Arman köşesinde bir anne ile kıza yer vermişti. Yoğun bakım ünitesinde erkek hastabakıcının tacizine uğradığını iddia ediyordu genç kız, ve annesi ona destek olmak için elinden gelen her şeyi yapmaya hazırdı. Hastanenin başhekimine olaydan sonra dilekçe veren anneye tabii ki de inanılmamış. Başhekim &lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-size:100%;" &gt;yeminli ifade&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt; aldığını söylemiş&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt; - yani sonuna kadar güvenmeliyiz o yemine! - bir de akıl vermiş "kızınızı tedavi ettirin" siz diye.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Bu olayın üstüne birkaç hafta boyunca Ayşe Arman anne kızı köşesine haber yapmaya devam ediyor, tepki maillerine de yer veriyor. Kimisi kendi benzer tecrübesini paylaşıyor, kimi "hayatımız kimlere emanet yarebbim!!" modunda cümleler kuruyor, kimisi de anne-kızı bu kadar cesur olduğu için kutluyor. Bir de bir kısım insan daha var, onlar daha değişik noktalara takılıyor. Örneğin röportajın yanına koyulan anne kızın fotoğrafında yüzlerinin buzlanmaması, ya da fotoğrafta kızın İstiklal Caddesinde mini etekle poz vermiş olması. Mini etek dediği bu arkadaşların gençlerin bolca giydiği kot eteklerden. Eteğin altına kalın siyah çorap ve siyah çizme giymiş. Üstünde de uzun bir pardesü var. Annesi biz utanılacak bir şey yapmadık, onlar yaptı ben kızımın yüzünü kapattırmam diyor ve fotoğraflar gazetede öyle yayınlanıyor. Ve bir kesim insan dediğimiz genç kızın kıyafetlerine takılan zihniyet alt metin olarak şu mesajı veriyor: "&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-size:100%;" &gt;sen öyle etek giyersen başına her şey gelir&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;".&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Bu zihniyete göre giydiğinize göre başınıza gelecek her şey mübahtır. Mesela bu insanlar yılbaşı kutlamaları için Taksim'de olan, etek ya da dar pantolon giyen turistlerin de taciz edilmesini oldukça doğal karşılarlar. Çünkü oradaysa ve öyle giyinildiyse "e bizim erkeklerimizin de eli armut toplamıyor ya taciz etmek hakları"!!! Ayrıca bu genç kız epilepsi hastası, zor bir hayatı var, ve hastaneye yatış sebebi intihara teşebbüs. Bir annesi var başında, onları koruycak bir erkek yok (!) o zaman ne yapıldığı nasıl çıkacak ortaya? Taciz ettikten sonra laf belli "bu tarz vakalarda halüsinasyonlar görülmesi çok normaldir". Bitti kapandı işte, hem zaten kim ceza almış ki bugüne kadar tacizden?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Tüyler ürperten bir hikaye daha işte yurdumdan. Bir kadının kızı için verdiği savaş ve o savaşı verirken kızına olan sonsuz güveni ve inancı, ve kendilerinin haklı olarak hiçbir suç işlemediklerini kimsenin onları yargılamaya hakları olmadığını savunması. Peki sonrası ne olmuş, onu da bugünün gazetesinden öğrendik. Genç kız okulundan ayrılmak zorunda kalmış, diğer kızlarla girdiği bir kavga yüzünden, dava deseniz sürüncemede, Adli Tıp'ta günlerce bekletilmiş zaten travma üstüne travma yaşayan genç kız, karakolda ise hastabakıcıyla yüzleştirilmiş yanında uzman bir psikolog/pskiyatr olmadan, ve en acısı da bu hastabakıcı kişisinin hala görevde olması. Ve annesi diyor ki &lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-size:100%;" &gt;hayatımız karardı, ama pişman değilim&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Genç bir kızın hayatı, umutları, geleceği her şeyi burda söz konusu olan. Ama bu ülkede bunlardan bol ne var? Daha çok da değil 9-10 ay önce Hüseyin Üzmez davasını konuşmuyor muyduk, o kişinin cezasını çekmesi için her şeyin yapılacağından bahsetmiyor muyduk? Nerede peki şimdi bu şahıs? Evinde... Daha kaç genç kız veya dilim varmıyor ama çocuk, abuk subuk sebeplerle kendini haklı çıkaran toplumun yarattığı sapıklar tarafından tacize uğruyor? O kadar çok ki... Hak aramak bu ülkede işe yaramıyor malesef en acısı da o.&lt;/span&gt; Belki burada anne küçük bir detayı hesaplayamadı. İnsanların ikiyüzlülüğünü... "Kızım sen hiçbir şey yapmadın, utanma" mesajını verirken en basitinden okulda yaşayabileceklerinin daha travmatik olabileceğini düşünmedi o genç insanın. Belki de o kadar kızmış ve canı yanmıştı ki düşünmeye bile çok vakti olmadı. Ve herkesin yapamayacağı bir şeyi göze alarak, gizli kapaklı kalan bir dolu taciz vakasının aksine gazeteye röportaj verdi hakkını aradı. Ama malesef sokakta büyük boyunu gördüğümüz acımasız teyze-amca modellerinin çocukları okullarda bu genç kızın okula gitmeme kararını almasına yol açtı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;İstiklal Caddesinde mini etekle gezerim ben, istersem üstsüz güneşlenirim sahilin en kalabalık yerinde, istersem dekolte giyerim bilmem nereme kadar. Ben kendimi bildikten, kendimi iyi hissettikten sonra ne fark eder? Kime taciz etme hakkı verir ki bu? Benim bedenime benim isteğimin dışında dokunma hakkını hiçbir şey vermez bir insana. Hadi onu yaptı o insan - malum sapık - adalet dediğimiz, güvenmek zorunda olduğumuz mekanizmaya "hafifletici sebep" olarak geçebilir mi bir insanın kıyafeti? Ya da insanların kafasındaki hikayede o "sapık"ı haklı çıkarabilir mi üzerinizdeki kumaşların uzunluğu, kısalığı, geçirgenliği... İstersek kat kat giyinelim, saklanalım kumaşların altına, doyurulmamış cinselliğin olduğu bir toplumda her türlü sapıklar olacak malesef. Ve bu davalar daha çok uzayacak, daha çok tartışılacak.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Madem öyle gidelim görelim birazcık bu konular üzerine düşünelim... Toplum Gönüllüleri Vakfı'nın &lt;a href="http://erkeklikistisnaibirdurumdur.com/"&gt;Erkeklik İstisnai Bir Durumdur &lt;/a&gt;fotoğraf sergisi çeşitli illerde 8 Mart 2009 tarihinde gerçekleşecek. Bakalım nasıl bir istisnaymış bizim yarattığımız ve nelere gebeymiş... Konumuz &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;toplumsal cinsiyet&lt;/span&gt;, bu sergiyi gerçekleştirecek olan arkadaşların şimdiden eline sağlık diyorum.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Ayşe Arman'ın anne-kızla olan röportajı için &lt;a href="http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=10655891&amp;amp;yazarid=12"&gt;şurayı&lt;/a&gt; tıklayınız.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3735149609410726353-3528825999767880513?l=yesilkurba.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yesilkurba.blogspot.com/feeds/3528825999767880513/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3735149609410726353&amp;postID=3528825999767880513&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/3528825999767880513'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/3528825999767880513'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yesilkurba.blogspot.com/2009/01/ben-bkmam-yazmaktan-siz-bkn-artk.html' title='Ben bıkmam yazmaktan, siz bıkın artık yaptıklarınızdan'/><author><name>Yesil Kurba</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16471520353631044765</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_0Tk1RuUJbj8/SD_jPZXeK4I/AAAAAAAAAD0/Hg-vErlTPLs/S220/IMG_0016.JPG'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3735149609410726353.post-4678975257664041969</id><published>2009-01-21T13:04:00.004+02:00</published><updated>2009-01-21T14:02:50.833+02:00</updated><title type='text'>Yine mi güzeliz, yine mi çiçek?</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify; font-family: trebuchet ms;"&gt;Son olarak yaşadığım depremlerden sonra hala gelmedim kendime açıkçası. Hala kırgın, incinmiş yaşıyorum ve biraz zamana ihtiyaç duyuyorum iyileşmek için. Birkaç damla da alkole sanki? Aylardır içmiyordum doğru düzgün, ama son iki gecedir elimde içki bardağımla buluyorum kendimi. Sarhoşluk ya da çakırlık değil sadece bir tane bir şey içip öyle kafa dağıtmaca sanki... Ondan bugün istedim ki alkol olsun konumuz. Düşününce alkol denen olayı aklıma iki durum geliyor içildiği; &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;1. &lt;/span&gt;Mutluluk anı (kutlama, eğlence, neşe, vs...) &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;2. &lt;/span&gt;Mutsuzluk anı (acı, üzüntü, bunalım,vs...). İlk olarak güzeldir diye mutluluktan başlayalım.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify; font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Durum 1, Sahne 1:&lt;/span&gt; Yaş 16-17, mevsim yaz. Malum gençlik başımda duman ya, ben bir aşk perisi tutmayın beni yaz gecesi tadında dolaşıyorum. O zaman Türkbükü şimdiki gibi iğrenç değil. İskelelerden oluşan minik bir köy. Yavaş yavaş hareketlenmeye başlamış ama yine de sıcak. İskelelerinde sabahlayabildiğimiz mekanlar var. Arkadaş grubumuz kalabalık. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Yani Mazhar'ı anlıyorum, "kaç kişiydik o zaman kaç kişi kaldık şimdi" derken... &lt;/span&gt;Ve gitar çalan en az iki insan var. Geceleri akşam yemeğinden sonra "yalı" dediğimiz sahilde toplanılıyor, gitarlar alınıyor ve gecenin körüne kadar şarkı söyleniyor yıldızlar altında. Şarkılar malum; Çember, Güllerin İçinden, Fabrika Kızı ve tabi ki de Yaz Aşkım. İşte böyle bir ortamda tabi ki de ne var. Alkol! Mutluluktan içiliyor, keyiften içiliyor, içtiği koymuyor insana, 5 şarkı arası bir bira içiliyor, lokum gibi geliyor...&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_0Tk1RuUJbj8/SXcNs7v3E4I/AAAAAAAAAVY/rTL984aTqgo/s1600-h/Raki-P05.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 200px; height: 142px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_0Tk1RuUJbj8/SXcNs7v3E4I/AAAAAAAAAVY/rTL984aTqgo/s200/Raki-P05.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5293714952601146242" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Durum 1, Sahne 2:&lt;/span&gt; Yaş büyümüş, artık legal bir içiciyiz. Arkadaşlarla buluşulmuş, bu sefer mevsim kış, mekan en rahat hareket etme özgürlüğü veren ev. Evet hala seviyoruz dışarlarda olmayı ama daha çabuk yoruluyoruz sanki? İstiklal, Nevizade iyi güzel de, kendi müziğimizi dinleyip, sesimizi rahat duyabileceğimiz, pijamalarımızda gezebileceğimiz evimizi daha bir tercih ediyoruz sanki. Sadece bira dikilmiyor artık kafaya. Şarap içicisi olmuşuz, ertesi gün gelen baş ağrısına alışmışız, üzümün mayhoş tadını arpadan daha çok sever olmuşuz. Eski günler konuşuluyor, bir şeyler izleniyor, gülünüyor... Mutluyuz ve mutluluğa eşlik eden alkol hiçbir şeycik yapmıyor bize, sadece zevk veriyor, keyif veriyor...&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Durum 1, Sahne 3:&lt;/span&gt; Mutlusun, bir şey olmuş, aşık olmuşun, mezun olmuşun, güzel bir haber almışın. Dolduruyorsun bir kadeh şarap, hazırlıyorsun bir votka kendine, içiyorsun. Ama keyif vermiyor, mutluyken yalnız içilmiyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Durum 2, Sahne 1:&lt;/span&gt; Aynı yaşlara geri dönüyoruz, yani 17. Mevsim de aynı, yaz; mekan da aynı. Yine iskele tepesindeyiz. Ama bir farklılık var: mutsuzluk. Evet mutsuz olunmuş bir şekilde, dost kazığı yenilmiş bir güzel, e aşk desen hala var, umutsuzca, çocukça bir aşk... Arkadaşlarla toplanılıyor her zamanki gibi, torba torba alınıyor içkiler. Muhabbet aynı, sadece biraz daha hüzün var bu sefer. İçilen biranın üstüne torbada bulunan ispirto kokulu Tekel votka, sek bir şekilde yavaş yavaş kafaya dikiliyor. Bu içmede keyif yok, bu içmede sadece acı var. İçiyim bitsin var, mutsuzsun ya o zaman hissettiğine göre; işte o mutsuzluk yeter ki gitsin var. Tabi ki de içki şişedeki gibi durmuyor, sarhoşluk korkunç bir şekilde geliyor vuruyor. İlk önce bir ağlama krizine giriliyor. Yaklaşık olarak 4 saat ağlanıyor, bir yerden sonra mide diyor ki "bunları çıkarmam lazım". Ve beklenen oluyor, derya denize benim de bir katkım oluyor. Ne Çember var, ne Fabrika Kızı. Yaz Aşkım deseniz zaten onun şerefine bütün bu rezalet. Yıllar sonra hala Tekel votka koklanamıyor, Absolute'a bile alışmak bir 6 yıl alıyor...&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_0Tk1RuUJbj8/SXcN7wNwWnI/AAAAAAAAAVg/v75JYjoUZXA/s1600-h/desmond-alcohol.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 200px; height: 160px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_0Tk1RuUJbj8/SXcN7wNwWnI/AAAAAAAAAVg/v75JYjoUZXA/s200/desmond-alcohol.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5293715207203347058" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Durum 2, Sahne 2:&lt;/span&gt; Yaş yine büyüyor, mevsim yine kış. Ama yaş ne olursa olsun kazık yine yeniyor. Bu sefer daha büyük, daha gerçek sorunlar bizi çevreleyen. Yine arkadaşlar var ama bu sefer yanında olmak için ordalar. Kadeh kadeh şarap yuvarlanıyor. Ama artık nerde neyin nasıl çarpacağını öğrenmişiz. Midemizi en azından gece yerinde tutmayı başarıyor, kendimizi kaybetmiyoruz. Ağlasak bile kriz halinde değil, rahatlama ağlaması oluyor. Arkadaşlar yanında ya, güven sonsuz ya, istediğin gibi dağıtabilirsin, istediğin gibi ağlayabilirsin. Alkol bu ağlama sürecinde bir nevi yol arkadaşı.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Durum 2, Sahne 3:&lt;/span&gt; Arkadaşların da hayatı var, ne kadar bekliyebilirler ki başında? Gitmişler ama sen yine de mutsuzsun. Kafana dank edip duruyor bir şeyler, dolduruyorsun bir bardak bir şeyler. Ağlamak istiyorsun ama yalnızken o bile keyif vermiyor. Yalnız içince mutluluğunu anlayamadığın gibi acını da yaşayamıyorsun sanki. Mutsuzken, yalnız içilmiyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki gündür hissettiğim rakı şişesinde balık olsam durumunun zevk vermemesinin sebebi bu sanırım. Alkolün en güzel mezesi arkadaşlar. Mutluyken de mutsuzken de... Yalnız içmeye başlamak tehlikeli biraz da, hele "eye-opener" dediğimiz sabah bir kadeh bir şey içiyim hadisesinin başlaması bağımlılığın ilk sinyallerinden biri. Alkol garip bir şey. Alkolün azı olmazsa olmaz, çoğu kimi zaman gereklilik, bağımlılığıysa ölüm. Onun için, içelim güzelleşelim, ama ne demişler unutmayalım; &lt;span style="font-style: italic;"&gt;drink responsibly&lt;/span&gt;.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3735149609410726353-4678975257664041969?l=yesilkurba.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yesilkurba.blogspot.com/feeds/4678975257664041969/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3735149609410726353&amp;postID=4678975257664041969&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/4678975257664041969'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/4678975257664041969'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yesilkurba.blogspot.com/2009/01/yine-mi-gzeliz-yine-mi-iek.html' title='Yine mi güzeliz, yine mi çiçek?'/><author><name>Yesil Kurba</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16471520353631044765</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_0Tk1RuUJbj8/SD_jPZXeK4I/AAAAAAAAAD0/Hg-vErlTPLs/S220/IMG_0016.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_0Tk1RuUJbj8/SXcNs7v3E4I/AAAAAAAAAVY/rTL984aTqgo/s72-c/Raki-P05.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3735149609410726353.post-6465474112237860132</id><published>2009-01-19T12:10:00.004+02:00</published><updated>2009-01-19T19:37:16.777+02:00</updated><title type='text'>15:00</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify; font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_0Tk1RuUJbj8/SXRRtDxvShI/AAAAAAAAAVA/CguXs3sHyy4/s1600-h/hrant.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 213px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_0Tk1RuUJbj8/SXRRtDxvShI/AAAAAAAAAVA/CguXs3sHyy4/s320/hrant.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5292945296617064978" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Tabutundan güvercinlerin ayrılmadığı, göz göre göre öldürülen, aile babası, yaşadığı yer sevdalısı adamın gazetesinin önünde &lt;span style="font-style: italic;"&gt;sırtından &lt;/span&gt;vuruluşunun 2. yılı bugün. Bu topraklarda demokrasiyi bir tarafa bırakın, o hep konuşulan boş &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;hoşgörü &lt;/span&gt;lafının olmadığını bize bir kez daha kanıtlanışının ikinci yılı. Ne değişti o günden bugüne sorusunun cevabı çok açık. Artık alacağımız cevabını tatminiyetsizliğini yaşamamak için soru sormaya korkuyoruz belki de. Ama gerçekten &lt;span style="font-style: italic;"&gt;korku unutturabilir mi?&lt;/span&gt; Neleri unuttuk bu güne kadar? Yaptığımız sadece üstünü örtmek oldu belki de. Ama artık dur denmeli bir şeylere. Bu kadar ucuz kazanılmıyor bu hayatlar. Evimize giren gazete demeye ağzımın varmadığı tabloid benzeri kağıt israfının ilk sayfasında aradı gözüm Hrant Dink'i; fotoğrafını; dün ailesinin, sevenlerinin, Ermeni cemaatinin mezarına yaptığı ziyaretle ilgili haberi; Galatasaray Lisesi önündeki eylemi ya da o korkunç cumayı hatırlatan bir yazıyı. Yoktu. Büyük uğraşlarla gazetenin orta sayfasında küçük bir dikdörtgen içinde buldum haberi. Hepsi o kadardı. İki yıldan sonra küçücük bir dikdörtgende haber olabiliyordu haksız, kalpsiz, ruhsuz bir şekilde öldürülen apaydınlık bir yürek. Yazıklar olsun dedim bir kez daha.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span id="ctl00_ctl00_cphContent_cphContent_spNewsDetail"&gt;"&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Ben de senin gibi bir kuldum. Rahatsız etti birilerini gürültüm. Asırlardır vatanımı terk et dediler. Ben de bu vatan sevgisine vuruldum...&lt;/span&gt;" &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3735149609410726353-6465474112237860132?l=yesilkurba.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yesilkurba.blogspot.com/feeds/6465474112237860132/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3735149609410726353&amp;postID=6465474112237860132&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/6465474112237860132'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/6465474112237860132'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yesilkurba.blogspot.com/2009/01/1500.html' title='15:00'/><author><name>Yesil Kurba</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16471520353631044765</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_0Tk1RuUJbj8/SD_jPZXeK4I/AAAAAAAAAD0/Hg-vErlTPLs/S220/IMG_0016.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_0Tk1RuUJbj8/SXRRtDxvShI/AAAAAAAAAVA/CguXs3sHyy4/s72-c/hrant.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3735149609410726353.post-6490821258181135134</id><published>2009-01-18T23:10:00.005+02:00</published><updated>2009-01-18T23:40:24.472+02:00</updated><title type='text'>Gizli kalmaması gereken bir hadise</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_0Tk1RuUJbj8/SXOeqezF6II/AAAAAAAAAU4/f0nx55uGDUs/s1600-h/gizliajans.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 90px; height: 136px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_0Tk1RuUJbj8/SXOeqezF6II/AAAAAAAAAU4/f0nx55uGDUs/s320/gizliajans.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5292748439749519490" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Uzun zamandan beri&lt;/span&gt; &lt;span style="font-style: italic;"&gt;hiç elimden bırakamadan okuyup, çabucacık tükettiğim ilk kitap&lt;/span&gt; olma ünvanını Alper Canıgüz'ün Gizliajans'ına veriyorum. O kadar eğlendim ki kitabı okurken, abimin sit-comlara sesli gülme alışkanlığını yadırgayan ben son derece sesli bir şekilde güldüm bazı bölümlere. En sevdiğim bölümse reklam yazarı kahramanımızın gönlünün sultanı Sanem'le tanışma sahnesiydi sanırım. Beni gerçekten hayattan koparan bu esere şapka çıkarıyorum hepinizin huzurunda.  &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Ekşi&lt;/span&gt; yazarı olduğundan feci halde şüphe duyduğum, yeni keşfettiğim bu zeki yazarla Boğaziçi Psikoloji mezunu olma kaderini paylaştığımızı duyunca da ayrı bir sevindim ayrıca. Kendisine bir röportajda mezun olduğu bölüme gönderme yaparak "Psikolojiyle ilgili neler yapıyorsunuz?" tadında yöneltilen absürd bir soruyu "Bunalıma giriyorum" diye cevaplamış. Ben çok sevdim! En kısa zamanda diğer iki kitabını da edinip, bir çırpıda okumayı planlıyorum. Sizlere de tavsiye ediyorum...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="display: none;" unselectable="on" id="htmlbar"&gt;&lt;span style="display: block;" id="htmlbar_Buttons"&gt;&lt;span style="display: block;" id="htmlbar_undefined" title="kalın etiketi ekle" onmouseover="ButtonHoverOn(this);" onmouseout="ButtonHoverOff(this);" onmouseup="" onmousedown="CheckFormatting(event);Textbar.Bold();ButtonMouseDown(this);"&gt;&lt;img src="http://www.blogger.com/img/blank.gif" alt="kalın etiketi ekle" class="gl_bold" border="0" /&gt;&lt;/span&gt; &lt;span style="display: block;" id="htmlbar_undefined" title="italik etiketi ekle" onmouseover="ButtonHoverOn(this);" onmouseout="ButtonHoverOff(this);" onmouseup="" onmousedown="CheckFormatting(event);Textbar.Italic();ButtonMouseDown(this);"&gt;&lt;img src="http://www.blogger.com/img/blank.gif" alt="italik etiketi ekle" class="gl_italic" border="0" /&gt;&lt;/span&gt; &lt;div style="display: block;" class="vertbar"&gt;&lt;span style="display: block;" class="g"&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="display: block;" class="w"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;span style="display: block;" id="htmlbar_undefined" title="bağlantı ekle" onmouseover="ButtonHoverOn(this);" onmouseout="ButtonHoverOff(this);" onmouseup="" onmousedown="CheckFormatting(event);Textbar.Link();ButtonMouseDown(this);"&gt;&lt;img src="http://www.blogger.com/img/blank.gif" alt="bağlantı ekle" class="gl_link" border="0" /&gt;&lt;/span&gt; &lt;div style="display: block;" class="vertbar"&gt;&lt;span style="display: block;" class="g"&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="display: block;" class="w"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;span style="display: block;" id="htmlbar_undefined" title="blok alıntı etiketi ekle" onmouseover="ButtonHoverOn(this);" onmouseout="ButtonHoverOff(this);" onmouseup="" onmousedown="CheckFormatting(event);Textbar.Blockquote();ButtonMouseDown(this);"&gt;&lt;img src="http://www.blogger.com/img/blank.gif" alt="blok alıntı etiketi ekle" class="gl_quote" border="0" /&gt;&lt;/span&gt; &lt;div style="display: block;" class="vertbar"&gt;&lt;span style="display: block;" class="g"&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="display: block;" class="w"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;span style="display: block;" id="htmlbar_undefined" title="Yazımı Denetle" onmouseover="ButtonHoverOn(this);" onmouseout="ButtonHoverOff(this);" onmouseup="" onmousedown="CheckFormatting(event);BLOG_spellcheck();ButtonMouseDown(this);"&gt;&lt;img src="http://www.blogger.com/img/blank.gif" alt="Yazımı Denetle" class="gl_spell" border="0" /&gt;&lt;/span&gt; &lt;div style="display: block;" class="vertbar"&gt;&lt;span style="display: block;" class="g"&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="display: block;" class="w"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;span style="display: block;" id="htmlbar_" title="Resim Ekle" onmouseover="ButtonHoverOn(this);" onmouseout="ButtonHoverOff(this);" onmouseup="addImage();" onmousedown="CheckFormatting(event);ButtonMouseDown(this);"&gt;&lt;img src="http://www.blogger.com/img/blank.gif" alt="Resim Ekle" class="gl_photo" border="0" /&gt;&lt;/span&gt; &lt;div style="display: block;" class="vertbar"&gt;&lt;span style="display: block;" class="g"&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="display: block;" class="w"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;span style="display: block;" id="htmlbar_Add_Video" title="Video Ekle" onmouseover="ButtonHoverOn(this);" onmouseout="ButtonHoverOff(this);" onmouseup="addVideo();" onmousedown="CheckFormatting(event);ButtonMouseDown(this);"&gt;&lt;img src="http://www.blogger.com/img/blank.gif" alt="Video Ekle" class="gl_video" border="0" /&gt;&lt;/span&gt; &lt;div style="display: block;" class="vertbar"&gt;&lt;span style="display: block;" class="g"&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="display: block;" class="w"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;/span&gt;&lt;span id="htmlbar_PreviewAction" title="Önizleme" onmouseover="ButtonHoverOn(this);" onmouseout="ButtonHoverOff(this);" onmouseup="" onmousedown="CheckFormatting(event);toggle();ButtonMouseDown(this);"&gt;Önizleme&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3735149609410726353-6490821258181135134?l=yesilkurba.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yesilkurba.blogspot.com/feeds/6490821258181135134/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3735149609410726353&amp;postID=6490821258181135134&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/6490821258181135134'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/6490821258181135134'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yesilkurba.blogspot.com/2009/01/gizli-kalmamas-gereken-bir-hadise.html' title='Gizli kalmaması gereken bir hadise'/><author><name>Yesil Kurba</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16471520353631044765</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_0Tk1RuUJbj8/SD_jPZXeK4I/AAAAAAAAAD0/Hg-vErlTPLs/S220/IMG_0016.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_0Tk1RuUJbj8/SXOeqezF6II/AAAAAAAAAU4/f0nx55uGDUs/s72-c/gizliajans.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3735149609410726353.post-3101682371573705219</id><published>2009-01-17T01:20:00.002+02:00</published><updated>2009-01-17T01:54:44.961+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;div style="text-align: right; font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-size:85%;" &gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Ağır aksak&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt; Siler hayat&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt; Yüzümdeki tenimdeki izlerini&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt; Ve en zor da&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt; Aklı evvel&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt; Yüreğime anlatırım&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt; Canımdan saydığımın&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt; İçimi eze eze&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt; El olup sessiz, gidişini… &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Anlamaz ki....&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify; font-family: trebuchet ms;"&gt;Gerçekten son kez bu seferki kelimelerim, cümlelerim sana. Yılların kimseyi aynı bırakmayacağını zaten biliyorum ben ama 8 yıl önce tanıdığım çocuktan, 4 yıl önce aşık olduğum adamdan o kadar başka geliyorsun ki artık...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hani demiştim ya &lt;span style="font-style: italic;"&gt;hatırası olan silgi tozunu saklayan ben &lt;/span&gt;senden olan her şeyi yok etmek istedim ilk defa. O kadar kırdın ki kalbimi, o kadar acıttın ki canımı, o kadar incittin ki beni, sadece senle olan fotoğrafları değil sana gülümseyerek çektirdiğim fotoğrafları bile yırtmak istedim. En zoru değilmiş ayrılmak, en zoru değilmiş alışmak. Gördüm ki en zoru gözünü kırpmasından hissettiğini anladığın insanın bir yabancı olmasını izlemekmiş zamanla.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öyle bir çizgi çekiyorum ki geçmişe sen artık hep ordasın benim için. Dünümün kocaman bir parçası, bugünümün hiçisin. Bundan sonra ağlayarak ayrıldığım insan değil, düşüncesizin tekisin. Ve buraya yazdığım son, ağlak, melankolik, bunalım post olacak bu - sana harcadığım son kelimeler olacak bunlar, senin için üzülmekle harcadığım son anlar olacak bu dakikalar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her insanın bir sınırı vardır ya hani, sen benimkini çoktan zorladın.&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: right; font-weight: bold;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Bir büyük can pazarı aşk&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt; Sapasağlam çıkmalı&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3735149609410726353-3101682371573705219?l=yesilkurba.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yesilkurba.blogspot.com/feeds/3101682371573705219/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3735149609410726353&amp;postID=3101682371573705219&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/3101682371573705219'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/3101682371573705219'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yesilkurba.blogspot.com/2009/01/ar-aksak-siler-hayat-yzmdeki-tenimdeki.html' title=''/><author><name>Yesil Kurba</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16471520353631044765</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_0Tk1RuUJbj8/SD_jPZXeK4I/AAAAAAAAAD0/Hg-vErlTPLs/S220/IMG_0016.JPG'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3735149609410726353.post-8063888474559347716</id><published>2009-01-13T16:53:00.007+02:00</published><updated>2009-01-13T19:29:08.765+02:00</updated><title type='text'>“The tendency of aggression is an innate, independent, instinctual disposition in man..."*</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify; font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_0Tk1RuUJbj8/SWysE4IPqJI/AAAAAAAAAUw/cw3AYjRFrqM/s1600-h/breaking-glass.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 242px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_0Tk1RuUJbj8/SWysE4IPqJI/AAAAAAAAAUw/cw3AYjRFrqM/s320/breaking-glass.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5290792862039910546" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Hepimiz içinden çıkamadığımız, neye saldıracağımızı bilemediğimiz, dişlerimizi sıkıp saçımızı başımızı yolmak istediğimiz sinir anları yaşarız. Öyle anlar olur ki bir şey yapmazsan çıldıracaksındır. Elimizdeki herhangi bir şeyi yere fırlatmak bile o an sanki rahatlatır bizi. Benim hep yapmak isteyip, hiçbir zaman yapamadığım bir şey kırmızı şarap dolu bardağı duvara fırlatmaktır. O sinir anında kırılan camın sesi kadar duvardan süzüle süzüle akan kırmızı damlalar da rahatlatacak beni gibi hissederim. Tabii ki de çılgın titiz bir anneye ve sağlıklı gelişmiş bir süperegoya sahip olduğum için - malesef - hiçbir zaman yapamadım bu eylemi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dün gece dergi okurken gördüm ki çok &lt;span style="font-style: italic;"&gt;zeki &lt;/span&gt;diyebileceğimiz bir girişimci bu herkesin içindeki bastırılmaması gereken ve son derece doğal olan agresyondan para kazanmanın yolunu bulmuş. San Diego'da bulunan &lt;a href="http://www.smashshack.com/"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(153, 51, 0);"&gt;Sarah's Smash Shack&lt;/span&gt;&lt;/a&gt; kırıp dökmek ve bütün öfkenizi kusmak için tasarlanmış bir mekan. Sarah Lavely eşinden ayrıldığı zaman yaşadığı bir öfke-acı nöbetinden sonra ondan kalan ne varsa yere fırlatmış ve düşünmüş ki herkes bu eyleme gün gelip ihtiyaç duyabilir. Sarah's Smash Shack'de özel olarak kırılmak için satılan cam tabak-bardak vs.nin dışında müşterilerin kendilerinin getirdiği mal mülkü fırlatıp kırmaları da mümkün. İnternet sitesinde restoran menüsü gibi kırma-dökme menüsü olan mekana gelirken müşterilere mp3 çalar ve fotoğraf makinesi getirmeleri öğütleniyor. Böylece istediğiniz müzik eşliğinde kırıp dökerken bir yandan sevdiğiniz, sizi gaza getiren şarkıları dinleyip bu anı fotoğraflayıp ölümsüz hale de getirebiliyorsunuz. Bu arada bütün güvenlik önlemleri de alınmış durumda mekanda, kafanıza bir kask takıp üzerinize özel kıyafet giyiyorsunuz bu işlemleri yaparken. 15 dakika boyunca kırıp dökmenin ücretini ödedikten sonra mekanı bir umut kuş gibi hafiflemiş olarak terk edebiliyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu müthiş yaratıcı fikre şapka çıkarıp eğer yolum bir gün San Diego'ya düşerse nasıl bir kırıp dökme anım olacağını düşündüm. Öncelikle hatırası olan silgi tozunu bile saklama alışkanlığı olan ben sanırım asla kendime ait bir şeyler götürüp kıramam ya da yırtamam (evet fotoğraf da yırtabiliyorsunuz). Ama belki sadece bir fotoğraf götürürüm yanımda bana amacımı hatırlatması için. Bir dolu şarap bardağını ve menüde gördüğüm mavi vazoları kırdıktan sonra 15. dakikaya girmek üzereyken o tek fotoğrafı da yırtabilirim. Tabi benim kırmak dökmek istediklerime bakınca yaklaşık 100$ harcarım gibi gözüküyor ama neyse bir daha ne zaman böyle bir fırsat elde edebilirim ki? Ben yanımda müzik götürmem çünkü kırılan bardakların seslerini duymak bana daha çok haz verir sanki. Ama bütün kırış, yırtış olayının kaydedilmesini isterim. Sonra evime gidince o görüntüleri izlemek, izlerken de böyle bol kemanlı ağlak bir Yann Tiersen melodisi dinlemek isterim. O keman sesleri acı acı gıcırdadıkça ben ekranda bir bardak daha kırıyor olayım isterim. En sonunda da müzik daha bir durgunlaşsın ve ekranda fotoğrafı ağlayarak yırtan ben ekranda gözüksün. Ve bütün öfkemi o odada paramparça edip, yok edip, evimde huzurla uykuya dalayım... Ne şahane olur!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;*Sigmund Freud&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3735149609410726353-8063888474559347716?l=yesilkurba.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yesilkurba.blogspot.com/feeds/8063888474559347716/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3735149609410726353&amp;postID=8063888474559347716&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/8063888474559347716'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/8063888474559347716'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yesilkurba.blogspot.com/2009/01/tendency-of-aggression-is-innate.html' title='“The tendency of aggression is an innate, independent, instinctual disposition in man...&quot;*'/><author><name>Yesil Kurba</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16471520353631044765</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_0Tk1RuUJbj8/SD_jPZXeK4I/AAAAAAAAAD0/Hg-vErlTPLs/S220/IMG_0016.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_0Tk1RuUJbj8/SWysE4IPqJI/AAAAAAAAAUw/cw3AYjRFrqM/s72-c/breaking-glass.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3735149609410726353.post-5460787373233568163</id><published>2009-01-11T20:50:00.002+02:00</published><updated>2009-01-11T21:22:00.794+02:00</updated><title type='text'>Askerlik anıları</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;Dünden beri vuku bulan &lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;askerden abim gelmiş, evde bir bayram havası&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt; bugün de tüm hızıyla devam etti. Sadece acemiliğini bitirip geldiği için toplam 28 güncük asker olan abim bol bol anıyı biriktirebilmeyi başarmış, susmamaya yemin etmiş bir şekilde döndü eve. "Bizim hastane anılarımız mı daha renkli senin asker anıların mı" yarışını kendisi kazansa da, yaşadığı en büyük zorluk oturacak yer olmadığı için taşa oturmak durumunda kalması olan abime karşı annemle  yaşadığımız fantastik hastane çileleri zorluk etabında fark attı. &lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;Askere bir bavulla gönderdiğimiz tosuncuğumuzun iki bavulla dönmesi kafamızı ilk başta bir hayli karıştırdı aslında. Biz onu askere yolladık sonuçta Paris'e alışverişe değil diye düşünürken kendisinin bavulundan çıkardığı takım takım denizci kıyafetleri büyük neşe kaynağımız oldu. Ben Yeşilyurt'ta 6 yıl okumuş bir insan olarak Havacıların kıyafetlerinin muhteşemliğine daha küçücük yaşta tanık olmuş, üniforma sevmesem de havacı ve denizci kıyafetlerine hayran olmuştum. Fakat abim bu kıyafetleri üzerine geçirince bildiğiniz siyah-beyaz bayat bir Amerikan komedi filmindeki sarhoş ya da beceriksiz denizci asker moduna büründü. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;Abim 28 günlük anılarını 35. kez anlatırken gözümde askeriye denilen yeri canlandırmaya çalıştım. Bayat dizilerden ötesini bilemediğimiz yeri, yattıkları koğuşları, 80 kişinin aynı anda yaptığı duşları, silah atışlarını, silahla fotoğraf çektirme korkunçluğunu ne yaparsam yapayım gözümde canlandıramadım. Sonra da düşündüm heralde erkeklerin nasıl bir ruh hali olduğunu bilip kadınların bilemeyeceği sayılı şeylerden biridir askerlik (E malum bir diğeri de  sünnet). Kadınların bilip erkeklerin bilemeyeceği bir şey ne olabilir diye düşündüğümdeyse aklıma regl ve doğum geliyor. Başka fikri olan???&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;Bu arada hayatında oyuncak silah sahibi olmamış, maksimum su tabancasına sahip olmuş (o da üniversite arkadaşlarının hediyesiydi) bir insan olan abimin ilk ve son olarak yaptığı silah taliminde korkunç bir sonuç çıkarması pek de şaşılası bir durum değilmiş tabi ki. Neyse ki kimseyi vurmadan halletmiş o işi. Ama ustalığını yapacağı izmirde tersanede itfaiyeci benzeri bir görevi olması ateşten korkan abim için enteresan bir deneyim olacak diye düşünüyorum. Evet "vatan" abime emanetse hepimize kolay gelsin!&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;Askere gitme zorunluluğu abim gibi fazla geniş askerlik yapanlar için bile bir travmadır diye düşünüyorum. Dile getirilmeyen, vatan sağ olsun denilen, ayakların geri geri gitse bile gidilen, kaldırabilir misin o ortamı kaldıramaz mısın diye sormadan mutlaka yapman gereken bir görev. Hoşlanmıyorum hem de hiç...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3735149609410726353-5460787373233568163?l=yesilkurba.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yesilkurba.blogspot.com/feeds/5460787373233568163/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3735149609410726353&amp;postID=5460787373233568163&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/5460787373233568163'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/5460787373233568163'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yesilkurba.blogspot.com/2009/01/askerlik-anlar.html' title='Askerlik anıları'/><author><name>Yesil Kurba</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16471520353631044765</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_0Tk1RuUJbj8/SD_jPZXeK4I/AAAAAAAAAD0/Hg-vErlTPLs/S220/IMG_0016.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3735149609410726353.post-2625939206659183175</id><published>2009-01-08T14:31:00.006+02:00</published><updated>2009-01-08T15:56:01.183+02:00</updated><title type='text'>Psikoloji okumanın dayanılmaz ''hafif''liği</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_0Tk1RuUJbj8/SWYD5ys9M9I/AAAAAAAAAUY/gbNyfqKr00A/s1600-h/images-1.jpeg"&gt;&lt;img style="text-align: justify;float: left; margin-top: 0px; margin-right: 10px; margin-bottom: 10px; margin-left: 0px; cursor: pointer; width: 115px; height: 115px; " src="http://1.bp.blogspot.com/_0Tk1RuUJbj8/SWYD5ys9M9I/AAAAAAAAAUY/gbNyfqKr00A/s200/images-1.jpeg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5288919103790986194" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;Psikoloji okumanın, psikolog adayı olmanın ve &lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;gerçekten&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt; psikolog olmanın çeşitli zorlukları var. Öncelikle tanıştığınız her insan sizin neyle meşgul olduğunuzu duyduğunda belli cümlelerle gelir size. Bunlardan biri eğer kadınsanız: 'Aaa.. günümüzün mesleği, bir &lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;bayan&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt; için de çok ideal!'dir. Hani kadın ve erkek için önceden biçilmiş bazı meslekler vardır ya. Örneğin kadın dediğin öğretmen, eczacı, falan olmalıdır. Öyle bir işi olmalıdır ki kadının ya erken çıkıp evine gidebilsin yemeğini vaktinde yapsın, çocuklarını okuldan gelince karşılasın, ya da kendi işi olsun istediği saatlerde yine aynı görevleri yerine getirebilmek için işinden ayrılabilsin. Neyse bu konuda saatlerce konuşabilme becerim olduğunu bildiğim için konumuz şu anda bu değil diyerek pozitif ayrımcılık denen illetten uzaklaştırıyorum konumuzu. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;Psikoloji mezunuyum dediğiniz anda karşılaştığınız bir diğer klişe cümle ise 'Ee iyi bize de bakarsın artık, hepimize lazım bir psikolog'dur. Bunı söyleyen kişiler genelde 'malum bizim ailede deli çok, keh keh' diye tamamlarlar sohbetlerini. Burdan da anlaşılacağı üzere birincisi bu kişiler psikologla psikiyatrist arasındaki ayrımdan bi haberdirler ve ayrıca 'deli' nedir, deli varsa normal nedir, kime göre delidir, kime göre normaldir gibi sorgulamalara hayatları boyunca gitmemişlerdir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;Bir diğer olmazsa olmaz sohbet karşınızdaki kişinin ağzınızdan psikoloji kelimesinin çıkmasıyla birlikte ya bir yakınının ya da bizzat kendisinin herhangi bir sorununu anlatmaya başlamasıdır. Ve bunu anlatırken gerçekten orada, o anda, sadece 5-6 dakikalık anlatımın üzerine sizin hemen bir sonuç üretmenizi bekleyip sizden yuvarlak bir cevap alınca içinden '&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;nasıl psikolog bu anlamadım ki&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;' diye düşünürler. Ve size o iki dakikada en büyük sorunlarını çözüm bulma umuduyla anlatan kişi herhangi biri olabilir, bir tanıdığınız ya da mi&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style=" "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;nibüste şans eseri yanınıza oturan insan hiç fark etmez - &lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;emin olun yaşadım&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;Tabi bütün bunları yaşamamızın bazı sebepleri var. Bunların en başındaysa zaten diğer bilimlere oranla  daha emeklemeye bile başlamamış bir bebek olan psikoloji biliminin bizim toplumumuz için çok yeni olması sayılabilir. Hala deli doktoru gözüyle bakılan bu bilim hakkında hiç bilgisi olmayan, televizyonlardaki 'kadın programı psikologlarından' bu mesleği öğrenmeye çalışan insanları geçiyorum çoğu psikoloji mezununun ya da öğrencisinin de çok derin bilgisi olduğunu sanmıyorum ben açıkçası. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;Her şeyin başında lisans eğitimini aldığınız &lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;psikoloji&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt; bir teori eğitimidir. Yani siz 4 yıl psikoloji okuyup mezun olduğunuzda klinik psikolog olmazsınız. Bunun üstüne mutlaka uzmanlığınızı yapmalısınızdır eğer belli bir alana yönelmek istiyorsanız. Niye? Çünkü psikoloji gerçekten çok geniştir. 4 yıllık eğitiminiz boyunca o kadar farklı yönler öğrenirsiniz ki mezun olduktan sonra gidebileceğiniz, bunun üstüne  o gitmeye karar verdiğiniz yönün uzmanlığını yapmazsanız hep 'psikoloji mezunu' olarak kalırsınız. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;Psikoloji mail grubunda yine her zamanki gibi dolaşmaya başlayan bir tartışma var. Kadın programlarının vazgeçilmez psikiyatrı Arif Verimli'nin konuşmaları. Kendisi diyor ki &lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;psikologlar meslek yasası olmamasından yararlanıp insanların zamanlarını ve paralarını çalıyorlar, daha da önemlisi hayatlarıyla oynuyorlar, psikiyatristlerin 1 ayda çözeceği şeyle 1 yıl uğraşıyorlar&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;, vs... Ama bir de diyor ki, &lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;ben uzmanlığını yapmış doktorasını yapmış psikoloğa psikolog derim&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt; diyor. Şimdi üslubunu hiç sevmediğim bir kişidir Arif Verimli. Ama bir psikoloji mezunu olarak bazı dediklerine kızamıyorum. Dediklerine mesleği nasıl etkileyeceğini düşünerek biraz daha dikkat etmesi gerektiğini tabii ki de düşünüyorum, doktor olduğu için önceliğin ve daha çok bilginin onda olduğunu düşündüğünü de. Ama o kadar çok 4 yıl psikoloji okuyup milyonlarca liraya terapi yapmaya kalkan insan var ki, o kadar çok insanların hem parasına hem zamanına kast eden, adının önüne ''Psk.'' yazmaktan hiç çekinmeyen insan var ki, o kadar çok onun her sabah programlarda bu mesleği aşağılamasına sebep olacak kişi var ki hiçbir şey diyemiyorum düşününce. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;Aslında olması gereken bizdeki gibi psikiyatrist-psikolog çekişmesi yaşanması değil ikisinin birlikte çalışmasıdır. Çünkü psikiyatrist doktordur, 6 yıl tıp okur, Tus'a girer puanı psikiyatriyi tutar ve o artık psikiyatristtir. Ben hastanelerde staj yaparken, asistan doktor olan psikiyatristin masasında duran DSM-IV'ü hasta dışarı çıktıktan - ilacını yazdırdıktan sonra açıp 'sence bu neydi?' diye bana soru yönelttiğine şahit oldum. Tabi ki alanı üzerine çalışmış, uzman olmuş, profesör olmuş insanların bilgisi tartışılmaz ama hastanelerde polikliniklerde karşınıza oturtulan psikiyatristlerin çoğu asistandır. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;Birlikte çalışmalıdır psikiyatrist ve psikolog, çünkü psikozu olan, intihar eğilimi olan,&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;img style="text-align: justify;float: right; margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 10px; margin-left: 10px; cursor: pointer; width: 107px; height: 127px; " src="http://1.bp.blogspot.com/_0Tk1RuUJbj8/SWYE82cF68I/AAAAAAAAAUo/IbT5k_U_JC8/s320/images.jpeg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5288920255845231554" /&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;obsesif takıntıları olan bir &lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;'hasta&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;'yı sadece psikolog görürse evet, o zaman hem zamanını hem parasını çalar o kişinin. Psikiyatrist'in bu kişiyi görmesi, ilaçlarını ayarlaması, yıllar boyunca bu kişiyi takip etmesi gereklidir. Psikolog da eğer o kişi isterse, ve psikiyatrist tabi paylaşırsa, bir yandan günlük hayatını kolaylaştıracak terapisine devam etmelidir. Ama herkesin yaşayabileceği sıkıntıları, üzüntüleri, kayıpları yaşayan '&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;danışan&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;'lar direk psikiyatriste giderse, işte o zaman boşu boşuna ilaç yüklenir hiç ihtiyacı olmadığı halde. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;Bizim ülkemizde bu psikiyatrist-psikolog çekişmesi bir nevi kedi-fare olayına döndüğü için, çözümsüz kalıyor. Bir psikiyatrist çıkıp &lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;psikologlara inanmayın kandırıyorlar sizi&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt; diyor bir kanalda, sonra ertesi gün bir sözde 'psikolog' çıkıyor ekranlara o sözleri kınamaya. Öyle bir yerde yaşıyoruz ki pedagoji mezunu bir kadın televizyonlara 'aile terapisti' sıfatıyla çıkıp evlilik tavsiyeleri veriyor 5 dakikalık dinlediği aile sorunlarına. Mantık hatalarımız, meslek yasası eksikliğimiz, bilgisizliğimiz, devlet üniversitelerin çok az kontenjanla açtıkları klinik yüksek lisansları yanında her özel üniversitenin çok para getiriyor diye bir doçent bulup açtığı klinik yükek lisansları, teoriyi öğrenmenin sıkıntısının verdiği aceleci pratiğe yönelme hevesi veya kolaycılığı bugün içinde bulunduğumuz bu durumlara yol açıyor belki de.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;Ben mesleğini, okuduğu mezun olduğu alanı çok seven, gelecek için hayalleri olan bir kişiyim. Mesleğime laf ettirmeyi hiç sevmem ama bazı kişiler gerçekten mesleği laf ettirecek hale getiriyorsa, laf edene mi kızmalı, laf ettirene mi kızmalı, yoksa laf gelmesini engellemeye tenezzül etmeyenlere mi, işte onu bilmiyorum...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;Ne demiş &lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="border-collapse: collapse; color: rgb(50, 29, 2); "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;Thomas Szasz&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="border-collapse: separate; color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt; &lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(0, 51, 0);"&gt;yıllar yıllar önce;&lt;/span&gt; ''&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;t&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="border-collapse: collapse; color: rgb(50, 29, 2); "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;here is no psychology; there is only biography and autobiography&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;''. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3735149609410726353-2625939206659183175?l=yesilkurba.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yesilkurba.blogspot.com/feeds/2625939206659183175/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3735149609410726353&amp;postID=2625939206659183175&amp;isPopup=true' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/2625939206659183175'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/2625939206659183175'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yesilkurba.blogspot.com/2009/01/psikoloji-okumann-dayanlmaz-hafiflii.html' title='Psikoloji okumanın dayanılmaz &apos;&apos;hafif&apos;&apos;liği'/><author><name>Yesil Kurba</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16471520353631044765</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_0Tk1RuUJbj8/SD_jPZXeK4I/AAAAAAAAAD0/Hg-vErlTPLs/S220/IMG_0016.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_0Tk1RuUJbj8/SWYD5ys9M9I/AAAAAAAAAUY/gbNyfqKr00A/s72-c/images-1.jpeg' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3735149609410726353.post-3504039987427628011</id><published>2009-01-07T20:55:00.002+02:00</published><updated>2009-01-07T21:10:03.786+02:00</updated><title type='text'>doktor bu ne?</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;Bugün aklımın almadığı bir sıkıntı var içimde. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;Sabahtan beri boğuştuğum - bünyeme fazla gelen işlerimden mi kaynaklanıyor bu, yoksa aylardır bazı sıkıntılarımı içimden atamadan üst üste biriktirmemden mi karar veremedim şu anda. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;Bir şeyler yapmak istiyorum ama ne olduğunu bilmiyorum. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;Aklımı kurcalayan bir şeyler var ama tam ne olduğunu çözemiyorum. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;Sıkıldım, daraldım, bunaldım, kurtulmak istiyorum ama beceremiyorum.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;Gitmek istiyorum, çok uzaklara olmasa bile Bodrum'a - ya da onu da geçtim herhangi bir deniz kenarına... &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;Nefes almam lazım, burda alamıyorum.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;Dünyanın bu kadar iğrenç bir halde olması beni her şeyden elimi ayağımı çekme eylemine iterken zamanın fütursuzca ilerlemesi sinirimi bozuyor. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;Bazen düşünüyorum nasıl her şey bu kadar çabuk değişebiliyor diye. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;İnsanlar ölüyor, ilişkiler bitiyor, benim bir tane bambum vardı çok sevdiğim o bile kurumaya yüz tutmuş bir halde salonun bir köşesinde duruyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;Ve bütün bunları bana bir arada sunmayı uygun gören kader midir ne halttır bilemiycem yardım etmeye pek niyetli gözükmüyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic; font-family: trebuchet ms;"&gt;Sonra geliyorlar bana ya&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;, düşünüyorum yastıkta kalmış saç tellerimi dört yıl boyunca kitabının arasında saklayan adam niye gün gelir de&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic; font-family: trebuchet ms;"&gt; gider benden &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;diye... &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;Cevabını bulamıyorum. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;Düşündükçe daralıyorum. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;Daraldıkça kaçıyorum. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;En sonunda iyice bunalıyorum.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;Tıpkı şu an gibi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;En sonunda susuyorum...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;Açıyorum boş bir dizi, dalıyorum gidiyorum.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3735149609410726353-3504039987427628011?l=yesilkurba.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yesilkurba.blogspot.com/feeds/3504039987427628011/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3735149609410726353&amp;postID=3504039987427628011&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/3504039987427628011'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/3504039987427628011'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yesilkurba.blogspot.com/2009/01/doktor-bu-ne.html' title='doktor bu ne?'/><author><name>Yesil Kurba</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16471520353631044765</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_0Tk1RuUJbj8/SD_jPZXeK4I/AAAAAAAAAD0/Hg-vErlTPLs/S220/IMG_0016.JPG'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3735149609410726353.post-6661174749942481940</id><published>2009-01-06T20:38:00.004+02:00</published><updated>2009-01-06T21:51:05.767+02:00</updated><title type='text'>"I was there when icq ruled the world"</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;Ev hapsimden kurtulup kendimi sokağa attığım şu günde beni yağmurlu, çamurlu bir İstanbul bekliyordu. Dışarı çıkış sebebim acemiliği bitip iki günlüğüne eve gelecek abime askeri zımbırtılar, öksürsün diye babama zencefil ve ıhlamur ayrıca bilimum abuk subuk ilaç almak olsa da, en azından dışarı çıktım!!!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;Neyse ki A. geldi oturduk, kahve içtik de biraz insan görmüş oldum. A.yla otururken onunla ne zamandır konuştuğumuz, yazmam gerektiğini söylediği nostalji muhabbeti geldi aklıma. Gelir gelmez bir şeyler yazmak istedim, o yıllarımızın hatrına...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;O yıllar dediğim bundan nerdeyse 10-12 yıl önce. Daha küçücüğüz biz. İnternet deseniz hayatımıza yeni yeni giriyor. Ama giriş ki ne giriş... Saatlerimizi geçiricez bıraksanız internet başında ama mümkün değil pek. Sebebi mi? Çünkü sağdan soldan şifre topluyoruz, öyle herkesin sürekli kullandığı şifresi olması kolay değil, pahalı internet aboneliği daha, ya da bize öyle geliyor. Özellikle cuma akşamları internet karaborsa oluyor neredeyse. Elimizdeki bütün şifreleri deniyoruz bağlanabilmek için. O zamanlar telefon çalınca internet kesiliyor. Zaten zor bağlanan meretin bir de annenizin günden arkadaşıyla muhabbet etmesi için kesilmesi sinirleri fena zorluyor. Kullanıcı adını ve şifresini girdikten sonra bekliyorsunuz aletin bağlanmasını. Garip bir ses çıkarıyor modem, fax sesi gibi, o sesi duymak yine "iyi haber bağlanıyorsunuz gözünüz aydın" demek. Yani şimdi alıştığımız kablosuz, anında bağlantımız bir yana, kablolu şıp diye bağlanma ihtimalimiz bile çok düşük o zamanlar.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;a style="font-family: trebuchet ms;" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_0Tk1RuUJbj8/SWO1v5OhVSI/AAAAAAAAAUQ/-pxPaTen_vM/s1600-h/icq.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 194px; height: 200px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_0Tk1RuUJbj8/SWO1v5OhVSI/AAAAAAAAAUQ/-pxPaTen_vM/s200/icq.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5288270221883299106" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;Peki zar zor bağlanılınca ne yapılıyor internette? Pek bir halt yaptığımız yok aslında. Mırc çok ünlü, o zamanlar facebook, msn falan zaten yok. Bir icq'muz var, eski olması statü sebebi, öyle uzun numaralı icq olunca bu alemde yenisin anlamına geliyor hoş karşılanmıyor... Icq çok güzel bir olay; mesaj gelince böyle sarı bir not kağıdı çıkıyor mesaj atanın isminin yanında, hoş da bir sesi var. Doğum gününse yanında balon oluyor bütün gün mesela. Msn deki gibi invisible girme olayı yok icq'da visible list'in var bir de invisible list'in. İstediğin insanlara hep visible olabiliyorsun böylece. Mırc'daysa okulların odaları var. Onun dışında arkadaşlarınla oda açıp saatlerce konuşabiliyorsun. O zaman bir de chat hayatımızda lag var, sen yazıyorsun yazın 5 dakika sonra gidiyor, eğer bağlantın çok kötüyse daha uzun sürüyor ve muhabbetten feci kopabiliyorsun.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;Bir sömestr tatili hatırlarım, öğleden sonra 3 civarı uyandığım, 5 civarı nete girdiğim ve sabah 8'e kadar internette "chat" yaptığım. Konuştuğum insanlar da yabancı değil halbuki bildiğin ortaokul arkadaşlarım. Ama yine de saatlerce konuşacak şey çok, bir yerden sonra olay iyice geyiğe dönse de sabah kahvaltı etmek için kalkan babama "iyi geceler" diyebileceğim kadar çok konuşuyoruz nette.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;Şimdi düşünüyorum da, çok güzeldi o günler. İnternetin &lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic; font-family: trebuchet ms;"&gt;saflığından&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt; mı bizim saflığımızdan mı bilinmez hala mumla arıyorum o günleri. Okulda milyonlarca saatini birlikte geçirip yine eve gelip saatlerce konuşabildiğin zamanları. Yaşanmışlıklar artınca, hayat telaşı artınca konuşabildiklerimiz azalıyor mu? Yoksa yeni yeni keşfederken hayatı, her duygunun tadına yeni yeni vararken daha mı farklı oluyor sohbetler... Bilmiyorum, bilmek de istemiyorum belki de. Aslına bakarsanız şu anda olduğum halden çok memnunum. Hala o insanlar yanımda saatlerce Mırc muhabbeti yapmasak da. Gözümün bir bakışından anlıyorlar beni, ne hissettiğimi, ne diyeceğimi. O dostlukları büyütmek en büyük başarım oldu sanırım, böyle yaşlanmaya can kurban diyorum!!!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;Şebnem Ferah'ın bir şarkısı vardı; &lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic; font-family: trebuchet ms;"&gt;"İyi dostlar biriktirdim hepsi ailem oldu. Küçük bir aşk yetiştirdim düzene yenik düştü..."&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt; diye. İşte onu diyerek bu postu bitiriyorum.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3735149609410726353-6661174749942481940?l=yesilkurba.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yesilkurba.blogspot.com/feeds/6661174749942481940/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3735149609410726353&amp;postID=6661174749942481940&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/6661174749942481940'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/6661174749942481940'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yesilkurba.blogspot.com/2009/01/i-was-there-when-icq-ruled-world.html' title='&quot;I was there when icq ruled the world&quot;'/><author><name>Yesil Kurba</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16471520353631044765</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_0Tk1RuUJbj8/SD_jPZXeK4I/AAAAAAAAAD0/Hg-vErlTPLs/S220/IMG_0016.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_0Tk1RuUJbj8/SWO1v5OhVSI/AAAAAAAAAUQ/-pxPaTen_vM/s72-c/icq.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3735149609410726353.post-2500016433159101667</id><published>2009-01-03T16:25:00.008+02:00</published><updated>2009-01-03T20:14:39.383+02:00</updated><title type='text'>New year resolutions</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Niye insanın oturdukça daha da çok oturası gelir? Yattıkça daha da çok yatası? Sanki insanın özünde çalışmak, koşturmak, uğraşmak, didinmek yok da sadece yatıp keyif yapmak var. Ve bir kere yatmaya, keyif yapmaya başlayınca hatırlayıp özünü - farkına varıp aldığın derin hazzı ayrılamıyor ondan bir an bile. Uzun bayram tatili sonrası babamın ameliyatı uykusuz ama hiç işe gitmeden/iş yapmadan geçen günler, eve dönüşümüzün tam Noel tatiline denk gelmesiyle hocalarıma ulaşamam beni bu sonsuz yatıp keyif çatma durumuna soktu. Bilgisayarım sanki kedimmiş gibi sürekli kucağımda, onun ısısıyla ısınırken ben yatmaktan ve dizi &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;izlemekten başka hiçbir şey yapmak istemiyorum gerçekten. Yemek yemek için bile ayağa kalkmak, mutfağa yürümek, yemek yerken oturur pozisyonda durmak zor gelmeye başladı. Artık silkinmeliyim bu miskinlik halimden sanırım.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;2009 yeni facialarla merhaba dedi, biz daha mutlu, umut dolu, huzurlu ve benzeri &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Polyanna sıfatlarını yakıştırırken ona. Haberlerde İsrail'in durmak bilmeyen füze saldırıları, bombaladığı çocuk parkları, karşıladı bizi 2009'un ilk sabahında. Dünyanın diğer &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;noktalarında insanlar kutlama için 10'dan geriye sayarken, İsrail ateşlemek için sayıyormuş sürekli 10'dan geriye. Ne desek aciz kalıyoruz ya savaş karşısında, artık doğru kelimeleri seçemez oldum ben. Sadece durmaksızın düşünüyorum savaşların bitmesinin imkanı var mı diye? Sadece bu yılların sorunu olarak mı kalıcak İsrail-Filistin savaşı? Yoksa Gazze'de büyüyen çocuklar, savaşla beslenen çocuklar içindeki nefreti kusmak için yıllar sonra yeniden alıca&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;klar mı ellerine silahları, bombaları? Aslında cevabı çok belli... Ama yine de umutla tersi olur belki diye bekliyorum...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Ve 2009'un ikinci acı haberi Bilkent'teki doğalgaz faciasıydı. 7 genç insanın ölümünden daha da faciası belki de pek muhterem Ankara Doğalgaz bilmem nesi Ego'nun müdürünün-başındaki kişinin açıklamalarıydı. O açıklamaları izleyince bu doğalgaz faciasının bu tarz kişilerin görevde olması dolayısıyla &lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:trebuchet ms;" &gt;doğal &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;bir gaz faciası olduğuna kesin karar verdim. Zaten malum bazı gazetelerin muhteşem alkol ve caiz olmayan yılbaşı kutlamaları demeçlerinin ve internet haber sitelerindeki harikulade yurdum insanı yorumlarının üstüne bu bay-kravatsız-cumaya-yetişcem-kısa-kesin-bıyıklarıma-laf-ettirmem kişisinin yorumları tuz biber oldu yaşanılan acılara. Düşünüyorum da o genç insanlardan biri benim akrabam, tanıdığım, arkadaşım ya da herhangi bir şeyim olsaydı o adama nasıl bir kravat hediye edip, kendi ellerimle bağlama suretiyle boğazını sıkı sıkı kavrama zevkini yaşardım diye... Kimbilir kimin nerden tanıdığı olarak oturduğu o koltukta hiç azıcık vicdan azabı yaşamayan bu adam &lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:trebuchet ms;" &gt;2009'un ilk en büyük küfürü yiyen&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;i ünvanını kazanmıştır diye düşünüyorum.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Tabi her zaman görmeye alışık olduğumuz, bıkmadığımız, önlem alamadığımız, ve bu çocuk yetiştirme tarzıyla hiçbir zaman önlem alamayacağımız &lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:trebuchet ms;" &gt;yılbaşı tacizcileri &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;de 2009'un ilk trajedileri arasındaydı. Yurdum insanının "aman onlar da gitmesin ordaki kutlamaya" demeçleri sinirleri yine zıplatırken, bu konuda en çok önlem aldıkları yılbaşıda yine bu durumlarla karşı karşıya kalınması gerçekten düşündürücüydü. Kadına ve kadın bedenine yaklaşımın çok da aşikar ve iç karartıcı olduğu şu topraklarda kendi başlarına gelse namus deyip cinayet işleyecek insanların başka kişileri, turist veya değil iğrenç bir şekilde taciz etmesi midemi bulandırıyor, gitme isteğimi arttırıyor yine buralardan.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Sadece bunlar değildi ki yılbaşının kara lekesi... Kendi cezalandırmamı kendim yaparım ben mantığındaki bir kişinin parkta bira içen 3 gence ateş etmesi, birini öldürmesi 2009'u açan şahane haberler arasındaydı. Kimbilir bir insan hayatının karşılığında ne kadarcık hapiste yatıcak olan bu kişi, yurdumun linç kültürüne sonsuz katkıda bulunduğunun farkında mıydı acaba? Ya da o kültürün korkunç bir ürünü olduğunun?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Evet, hoşgelmiş mi 2009 hep beraber karar vericez  ilerleyen günlerde.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Ama sanırım mutlu insanların olmadığı yerlerde mutlu yıllar olması pek bir olasılıksız...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3735149609410726353-2500016433159101667?l=yesilkurba.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yesilkurba.blogspot.com/feeds/2500016433159101667/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3735149609410726353&amp;postID=2500016433159101667&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/2500016433159101667'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/2500016433159101667'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yesilkurba.blogspot.com/2009/01/new-year-resolutions.html' title='New year resolutions'/><author><name>Yesil Kurba</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16471520353631044765</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_0Tk1RuUJbj8/SD_jPZXeK4I/AAAAAAAAAD0/Hg-vErlTPLs/S220/IMG_0016.JPG'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3735149609410726353.post-7396986338718283974</id><published>2008-12-30T12:50:00.012+02:00</published><updated>2008-12-30T18:15:02.745+02:00</updated><title type='text'>So this is the new year - and i don't feel any different...</title><content type='html'>&lt;div  style="text-align: justify;font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_0Tk1RuUJbj8/SVoChxIkEzI/AAAAAAAAATo/m1UdOSTIV8M/s1600-h/Kar.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 200px; height: 150px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_0Tk1RuUJbj8/SVoChxIkEzI/AAAAAAAAATo/m1UdOSTIV8M/s200/Kar.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5285539891820892978" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Şehir merkezine kilometrelerce uzakta, hemen köşede "İstanbul" tabelası olan bir yerde yaşamanın tek bir avantajı var sanırım. Edirne'ye yakınlığımızdan dolayı Balkanlar'dan ya da Sibirya'dan gelen soğuk hava dalgaları ilk bizi buluyor. Uzun yıllar Bakırköy'de oturmuş bir insan olarak kara çoğu zaman hasret kalmışken, buraya taşındığımızdan beri en ufak soğuk havada kar yağması beni sevinçlere boğuyor. Dün akşam ve bu sabah lapa lapa yağan karı seyretmek bana çok iyi geldi. Şu anda her yer bembeyaz, ağaçlar, yerler, merdivenler, yollar... Kar bütün pislikleri örtme başarısını gösterdiği için tertemiz bir dünya veriyor bize sanki. İşte bundan seviyorum karı biraz da.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Malum yılbaşı gecesi geliyor. Planlar, programlar, süslemeler,... Herkes gece 12'de "heyyyyyy, vuuuuuu, yupppiii" şeklinde bağırmayı bekliyor. Bu eylemi ben de her yılbaşında yapıyorum. Ama sonra kendimi biraz saçma ve anlamsız hissediyorum. Yani noldu şimdi, bir dakika geçti, diğer günlerden ne farkı var, boyumuz mu uzadı,.. .gibi sorular kurcalıyor beynimi. Hele en büyük safsata hatırlarsanız 2000'e girerken kopmuştu, malum "Millenium" olcaktı, herkes heyecanlı, hayat değişcek sanki. 2000'e girdiğimiz dakikada arabalar Jetgiller gibi havadan gidecek, yiyeceklerimiz hap şeklinde olup suyla büyüyecek gibi bir havamız vardı. Herkes gümüş rengi giyinmişti malum, Millenium, uzay çağı vs... Noldu? Hiç! Ne olabilirdi ki zaten...&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_0Tk1RuUJbj8/SVoHjAgBE7I/AAAAAAAAAT4/7pfoNA7-LQw/s1600-h/new+year.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 200px; height: 163px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_0Tk1RuUJbj8/SVoHjAgBE7I/AAAAAAAAAT4/7pfoNA7-LQw/s200/new+year.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5285545410683802546" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-size:85%;" &gt;4 yıl gibi bence uzun bir süreden sonra ilk defa yılbaşını annem ve babamla geçircem. Sebebini anlamak pek zor değildir heralde bir önceki postları okuyunca...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Eskiden ailecek kutladığımız yılbaşılarda değişik geleneklerimiz vardı. Anneannem ve dedemde gelirdi, teyzem ve o zaman hayatımda olan kuzenim de... Minik minik hediyeler olurdu "çocuklara" hep, örneğin deodorant, gümüş kolye vs.. gibi. Sevinçle açardık. Bütün akşam tıkınır televizyondaki yılbaşı programlarını izlerdik. Lambada'nın moda olduğu yıllardaysa vazgeçilmez yılbaşı dansı olarak Lambada yapardık! Çok önemli bir yılbaşı geleneği olan kırmızı don giyme eylemini biz de yapardık o zamanlar. Amacını hiçbir zaman anlayamadığım bir şekilde bir kırmızı don alınırdı ailenin her üyesine, en ideali gece 12'e bir-iki dakika kala giymektir yeni donunuzu. Ancak genelde buna üşenildiği için sabahtan giyilirdi çoğu zaman kırmızı halt. Böylece bütün yıl "donanırsınız" derlerdi bize, nasıl oluyorsa o. Bizim ailede dondan sorumlu kişi teyzemdi hep. Her gelişinde donları o getirirdi, niyeyse bu eylem daha çok ailenin kadın üyelerine uygulanırdı. Erkekler kırmızı don giymezdi pek, heralde çok hoşlanmazdı onlar kırmızı renginden... Düşünsenize dedemi gece 12'ye doğru kırmızı don giymeye çalışırken, ondan onlara verilmezdi kırmızı don. Neyse, enteresan bir eylemdi, yıllardır yapmadığımız bir gelenek.&lt;br /&gt;Bir de şöyle bir gelenek vardı o zamanlar: 12'ye nasıl girersen bütün yılın öyle geçermiş derlerdi. Abim, kuzenim ve ben test sorusu çözerek bile girdmiştik bir yılbaşına. Sanırım Anadolu Lisesi sınavlarının yılbaşısıydı. Genelde gülünürdü-bütün yıl gülelim amaçlı- yapmacık gülüşler kaplardı salonu, ne o bütün yıl gülücektik, amacımız bu. Heralde yılbaşına sevdiğinle gir düsturu da bu mantıktan geliyor. Sevdiğinle gir ki yılbaşına, ya da sevdiklerinle, bütün yıl onlarla olabil. Heralde?&lt;br /&gt;Saatler ilerlerdi tabii ki, artık 1 buçuk, 2 olurdu ananem dedem ve teyzemler kalkmak isterdi. Biz de çocuk cephesi olarak şiddetle karşı çıkardık erkenden gitmelerine çünkü "&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-size:100%;" &gt;daha gece yeni başlıyor&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;" olurdu, malum! Ama sonunda onların istedikleri olur, çok geç olmadan dönerdi herkes evine. Biz de uyurduk artık yeni bir yıla uyanmanın getirecek olduğu potansiyel sevinç ve çocukça umutlarla...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıllar sonra bir yılbaşı daha... Arada geçen yıllarda neleri tükettim bilmiyorum, ya da neleri kazandım, ama değişik gelicek heralde bu sefer yeni yılı karşılamak. Belki saat 12 olmadan uyuklarım bile, belki de yarımda uyurum. Belki de kimbilir, en huzurlu yılbaşım olur yıllardır yaşadığım...&lt;br /&gt;Son aylarda üstüme üstüme gelen ayrılık, ölüm, hastalık olaylarının üstüne tek bir dileğim var 2009'un takvim yapraklarından. Ne olursa olsun, nasıl olursa olsun, bu yeni yıl &lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-size:100%;" &gt;artık mutlu bir yıl olsun&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;...&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3735149609410726353-7396986338718283974?l=yesilkurba.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yesilkurba.blogspot.com/feeds/7396986338718283974/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3735149609410726353&amp;postID=7396986338718283974&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/7396986338718283974'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/7396986338718283974'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yesilkurba.blogspot.com/2008/12/so-this-is-new-year-and-i-dont-feel-any.html' title='So this is the new year - and i don&apos;t feel any different...'/><author><name>Yesil Kurba</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16471520353631044765</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_0Tk1RuUJbj8/SD_jPZXeK4I/AAAAAAAAAD0/Hg-vErlTPLs/S220/IMG_0016.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_0Tk1RuUJbj8/SVoChxIkEzI/AAAAAAAAATo/m1UdOSTIV8M/s72-c/Kar.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3735149609410726353.post-6914701592369714964</id><published>2008-12-28T17:44:00.003+02:00</published><updated>2008-12-28T22:43:15.444+02:00</updated><title type='text'>Lise defteri yazısı</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify; font-family: verdana;"&gt;Tipik bir film konusudur tatillerde hep daha hüzünlü olunur. Hani Christmas gelir, bir hüzün kaplar insanları "niye yalnızım ben" diye inler dururlar... Bana da sanki öyle oldu. Çok dizi-filmde izlemedim bu aralar ama, bir gariplik var yine kalp atışlarımda. Tatil ya da yılbaşı değil de, zor zamanında yalnız olmak herhalde koyan... Canım arkadaşlarım bir yana, insan istiyor kollarını boynuna dolayacağı bir sevgili en içinden çıkmaz dakikalarında...&lt;br /&gt;Aşk garip bir olaydır ya hani, ne kimya kalır ne fizik insanda &lt;span style="font-style: italic;"&gt;onu&lt;/span&gt; yaşamayalı çok uzun olmuş sanki. Romantik hayallere dalmak benim de hakkımdır felsefemle oturdum düşündüm gece gece. Olur da çıkar gelirse o kişi nasıl olsun diye... Şöyle bir karışım yaptım kendimce romantik kahramanlardan feyz alarak:&lt;br /&gt;1) Tüm Yeşilçam filmlerindeki jönler gibi olsun! İnce bıyığı olmasın ama hülyalı hülyalı konuşurken aşk sözcükleri fısıldasın. Piyano çalmasa bile bana bir iki bir şey tıngırdatsın. Ağlamaktan utanmasın.&lt;br /&gt;2) Notre Damme De Paris'deki Frollo gibi olsun birazcık da. O hikayede iki kişi daha vardır ya Esmeralda'ya aşık, hep bana en çok Frollo sever gibi gelir Esmeralda'yı. Diğerlerinin aksine en büyük savaşı kim olduğuyladır, nasıl göründüğüyle ya da kimle birlikte olduğuyla değil. Kendine, inançlarına, o ana kadar yaşadığı hayatına rağmen aşık olur Esmeralda'ya. İşte öyle aşık olsun beyaz atlı prens de bana!&lt;br /&gt;3) Lise hayatımın baş kahramanlarından biri olan Pacey Witter'dan bahsetmeden olmaz, müstakbel aday biraz da onun gibi olsun. Gözümün içine baksın, çiçeklerle hediyelerle kapıma gelmese bile en ufak bir sözüyle içimi titretsin. Benim bile unuttuğum bir şeyi hatırlayıp beni mutlu etsin.&lt;br /&gt;4) Sweet November'da adını unuttuğum Keanu Reeves gibi olsun. Önce biraz dirensin, koştursun sonra da aşk böceği olsun. Yeri ve zamanı geldiğinde de gerekiyorsa gitmeme izin versin...&lt;br /&gt;5) Bu hangi filmde vardır bilemedim ama, beni dinlesin. Emin olabilirsiniz ki bunun eksikliği çok can sıkıcı olabiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte böyle bir karışım, kokteyl adam istiyorum kendime.&lt;br /&gt;Sanırım?&lt;br /&gt;Belki de istemiyorumdur da yılbaşı yaklaştığı için bir pır pır hissediyorumdur içimi, ondandır bu boktan hüzün durumları.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3735149609410726353-6914701592369714964?l=yesilkurba.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yesilkurba.blogspot.com/feeds/6914701592369714964/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3735149609410726353&amp;postID=6914701592369714964&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/6914701592369714964'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/6914701592369714964'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yesilkurba.blogspot.com/2008/12/lise-defteri-yazs.html' title='Lise defteri yazısı'/><author><name>Yesil Kurba</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16471520353631044765</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_0Tk1RuUJbj8/SD_jPZXeK4I/AAAAAAAAAD0/Hg-vErlTPLs/S220/IMG_0016.JPG'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3735149609410726353.post-4162939257018742045</id><published>2008-12-27T20:14:00.009+02:00</published><updated>2008-12-28T11:54:09.776+02:00</updated><title type='text'>Mavi Kod</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'lucida grande';"&gt;Küçükken "büyüyünce ne olacaksın" sorularını hiçbir zaman ''doktor'' diye cevaplamadım ben. Oysa ki popüler cevaplardır doktor veya öğretmen. Ben ''bilgisayarlı-dansöz'' olmak istiyordum küçücükken. Beynimden geçen sabahları bilgisayarında çalışan (daha bilgisayarın ilk yılları malum) akşamları da dans eden bir insan olmaktı. Şimdi bilgisayar kısmını tutturabilmiş durumdayım bir tek. Son 10 günümü bir hastanede geçirdim. Bol bol doktor, hemşire, hastabakıcıyla muattap oldum. Gerçekten bambaşka bir hayat var hastanelerde.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 119px; height: 119px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_0Tk1RuUJbj8/SVdK9r8IEmI/AAAAAAAAATQ/lVAXCMhwMts/s200/images.jpeg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5284775111369953890" /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'lucida grande';"&gt;Mavi Kod diye bir kavramdan ilk defa haberdar oldum, belki benim cahilliğimdendir belki de hastanelerle bu kadar içli dışlı önceden olmamamdandır. Mavi Kod'u ilk duyuşum biraz acı oldu, korku dolu... Babam ameliyattan çıkmıştı ve yoğun bakımdaki ilk gecesiydi. Bize yoğun bakım doktoru hafif kanama olduğu için henüz uyandırmadıklarını söylemişti. Ve annemle ben herkesin &lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'lucida grande';"&gt;gidin&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'lucida grande';"&gt; demesine rağmen bunu duyduktan sonra hastaneden ayrılamadık. Kafeteryada feci rahatsız plastik sandalyeler üstünde yamuk yumuk uyuklamaya çalışırken bir şekilde uykuya dalmışız annemle. Henüz 35-40 dakika olmuş. Kafeteryada bir annem, bir ben bir de garip kantincimiz varken bangır bangır bir anons geldi: ''Mavi Kod, Koroner Yoğun Bakım'' diye... Biz yarım saatlik uyku sersemi, kantinciye bu ne demek diye sorduk. O da aynı uykulu haliyle, ''Bir şey değil &lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'lucida grande';"&gt;yoğun bakımda biri gidiyor&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'lucida grande';"&gt;'' dedi. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 145px; height: 96px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_0Tk1RuUJbj8/SVdLRtwqWjI/AAAAAAAAATg/fX4_X6YYWN4/s200/images-1.jpeg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5284775455456123442" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'lucida grande';"&gt;Şimdi o plastik sandalyeleri alıp o adamın kafasında kırar mısın, onu yoğun bakıma yollar mısın, yoksa oturup ağlar mısın? Biz koşmayı seçtik yoğun bakıma doğru. O sırada bizim telaşımızı gören karikatür kantinci ''Yoğun bakımda hastanız mı var?'' diye kendi tabiatından daha da komik bir soru sordu. Halbuki sabahın beşinde niye hastane kafeteryasında sabahlanır ki di mi? Neyse koşup yetiştiğimizde bir kişinin kalp kriziyle babamın yattığı değil diğer yoğun bakım ünitesine getirildiğini öğrendik ve rahatladık. İnsan kendi telaşındayken bencil oluyor sanırım. Başkasıymış diye sevinebiliyor... Neyse sonradan o kişi de kurtuldu, hatta babamdan önce hastaneden çıktı da bizde kendimizi kötü hissetmedik.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'lucida grande';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'lucida grande';"&gt;Hastaneden çıkmadan iki gün önce yine duyduk Mavi Kod'u, bu sefer alt kattan biri kurtulamadi ve öldü. Mavi Kod'larla geçen bir hayatınız olduğunu düşünsenize? İşte doktor olmak öyle bir şey. Onların o soğukkanlılığı siz panikler içindeyken delirtiyor insanı. Ama düşününce öyle olmak zorundalar. Onlar insana marangozun tahtaya baktığı gibi biraz da bakmak zorundalar. Yoksa her ölen hastaları için bunalıma, depresyona girseler, her Mavi Kod'da panik yapsalar, bizim gibi ağlayıp sızlasalar nasıl devam edebilirler işlerine? Mecburlar insanı çoğu insani özelliklerinden ayırıp bakmaya... &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'lucida grande';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'lucida grande';"&gt;Hastaneler zor.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'lucida grande';"&gt;Hasta olmak daha da zor.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'lucida grande';"&gt;Eğer işini düzgün yapan doktora denk düşmediyseniz, &lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'lucida grande';"&gt;çok çok çok&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'lucida grande';"&gt; daha zor.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3735149609410726353-4162939257018742045?l=yesilkurba.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yesilkurba.blogspot.com/feeds/4162939257018742045/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3735149609410726353&amp;postID=4162939257018742045&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/4162939257018742045'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/4162939257018742045'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yesilkurba.blogspot.com/2008/12/mavi-kod.html' title='Mavi Kod'/><author><name>Yesil Kurba</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16471520353631044765</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_0Tk1RuUJbj8/SD_jPZXeK4I/AAAAAAAAAD0/Hg-vErlTPLs/S220/IMG_0016.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_0Tk1RuUJbj8/SVdK9r8IEmI/AAAAAAAAATQ/lVAXCMhwMts/s72-c/images.jpeg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3735149609410726353.post-8854526855979605178</id><published>2008-12-14T19:47:00.004+02:00</published><updated>2008-12-14T19:54:31.340+02:00</updated><title type='text'>Yerel seçim uğruna neler feda edilir?</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_0Tk1RuUJbj8/SUVHVdu4njI/AAAAAAAAATI/RenebsiKSwg/s1600-h/images.jpeg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 116px; height: 116px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_0Tk1RuUJbj8/SUVHVdu4njI/AAAAAAAAATI/RenebsiKSwg/s400/images.jpeg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5279704572245876274" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Solu mis gibi havanı Türkiye.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Kime oy vericen tabi ki de sana bakana, seni ısıtana, seni biraz daha zehirliyene.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Herkese afiyet olsun, çekin karbonmonoksit-dioksit-ne zıkkım oksit varsa içinize.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Sığ politikalardan, ve bu sığ politikalara insanları muhtaç eden zihniyetten, sağ-sözde sol-liberal nerden olursa olsun mantalitesi ve yalanları değişmeyen politikacı şahsiyetlerden ben fena bıktım. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Hiç kafamı sizlere yormak istemesem de, tek bir dileğim var sizlerden beni zehirlemeyin mümkünse, olmaz mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3735149609410726353-8854526855979605178?l=yesilkurba.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yesilkurba.blogspot.com/feeds/8854526855979605178/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3735149609410726353&amp;postID=8854526855979605178&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/8854526855979605178'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/8854526855979605178'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yesilkurba.blogspot.com/2008/12/yerel-seim-uruna-neler-feda-edilir.html' title='Yerel seçim uğruna neler feda edilir?'/><author><name>Yesil Kurba</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16471520353631044765</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_0Tk1RuUJbj8/SD_jPZXeK4I/AAAAAAAAAD0/Hg-vErlTPLs/S220/IMG_0016.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_0Tk1RuUJbj8/SUVHVdu4njI/AAAAAAAAATI/RenebsiKSwg/s72-c/images.jpeg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3735149609410726353.post-207143383179071587</id><published>2008-12-12T00:20:00.014+02:00</published><updated>2008-12-12T01:09:34.219+02:00</updated><title type='text'>Kadın olabilme sanatı</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_0Tk1RuUJbj8/SUGb5kDMjHI/AAAAAAAAATA/CiW1ufKcvJQ/s1600-h/images-1.jpeg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Şu aralar girmekte olduğum datalar bu konuyu yazmaya iyice yöneltti beni. Aslında hep aklımdaydı ama bari burdan vık vıklanmıyım bu konuyla ilgili diyordum. Ama bugün karar verdim ve yazıyorum.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;İlk kendi deneyimimle başlarsam belki ''vah vah dar düşünceli insanlar'' gibi bir iç sesim olmadığını anlarsınız diye düşünüyorum. Daha taze-hazırlıktan yeni çıkmış-sosyoloji-psikoloji dersi almamış bir üniversiteli  olduğum günlerde PSY 101 için kredi toplama peşinde deneylere girerdim ben de (Evet, şu anda insanlara yaşattığım anket kabusunu bizzat ben de yaşadım itiraf ediyorum!). Anketteki diğer sorular ne olursa olsun hep bir soruda, aslında çok iyi bildiğim bir şey olmasına rağmen takılırdım. Ne mi?&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 100px; height: 128px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_0Tk1RuUJbj8/SUGalq32-tI/AAAAAAAAAS4/UA8UzirH-RQ/s400/images.jpeg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5278670210209348306" /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;''Cinsiyet: ____'' &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Açık uçlu bırakılması o zamanki ben ve benim gibiler için zorlayıcı bir şeydi aslında. Çünkü hep düşündürürdü ''şimdi oraya kız yazsam olmaz, kadın yazsam olmaz, bayan yazsam mı acaba...en iyisi bayan yazıyım'' şeklinde. Bugün girdiğim anketlerdeyse cinsiyeti K ya da E seçme şansı olmasına rağmen bazı katılımcıların K'yi kız diye tamamladığına şahit oldum.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;4 senenin sonunda arkadaşlarımla çok sık atıştığım bir konu haline geldi bu bayan meselesi. Obsesif bir şekilde her bayan diyeni 'Kadın' diye düzelten bir insan oldum yıllar içinde. Evet bana şaşkın gözlerle bakan dedeme bile kadın nedir erkek nedir bayan nedir kız nedir vaazı verdiğimi bilirim. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;''Feminist misin??'' diye alayla soranlar oluyor. Açıkçası bilmiyorum, feminist felsefeye çok saygım olsa da öyle sapına kadar bir feminist olduğuma inanmıyorum. Kadın ya da erkek haklarının üstünde insan haklarını görüyorum her şeyden önce. Ama ''bayan'' kelimesinin en azından Türkçe'de temsil ettiği değeri düşündüğümde evet feminist damarım kabarıyor.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Şimdi biliyorsunuz bizde eğer cinsel ilişkiye girdiyse bir dişi yaşı ne olursa olsun Kadın'dır. Daha trajiği bakireyse bir dişi yaşı ne olursa olsun kızdır. Bizde 40-45 yaşında kızlar çoktur mesela. Onlar hiçbir zaman kadın olamayacaktır toplumumuzun etiketine göre. Bu durumda iğrenç bir tecavüze uğramış ya da aile zoruyla evlendirilmiş 13 yaşındaki bir dişi kadındır, o da hiçbir zaman çocuk olamayacaktır artık. Jinekolog bile ilk muaynede genelde ''Kız mısın?'' diye sorar aktif bir cinsel hayatın var mı tadında bir soru yerine. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Peki ''bayan'' nerde durur bu kız/kadın karmaşasının içinde? &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/_0Tk1RuUJbj8/SUGb5kDMjHI/AAAAAAAAATA/CiW1ufKcvJQ/s400/images-1.jpeg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5278671651486862450" style="text-align: justify;float: right; margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 10px; margin-left: 10px; cursor: pointer; width: 120px; height: 150px; " /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Örneğin 22 yaşındasınız. Annenizle pantolon almaya gittiniz. Anneniz tezgahtara 'kız pantolonları nerde' diye soramaz. 'Kadın pantolonları nerde' diye sormaya dili varmaz. En güzel çözümdür: 'BAYAN pantolonları nerde'. İlaç gibi yetişir bayan lafı karşınızdakinin biriyle yatıp yatmadığını kestiremediğiniz zamanlarda.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Erkeksen hep erkeksindir. Sünnet olur erkek olursun. Pantolonun da erkek pantolonudur, parfümün de erkek parfümü, tuvaletin erkek tuvaleti, yurdun erkek yurdu. Evlenince statü değiştirmezsin ailenin gözünde. Daha mı kolaydır bilinmez. Ama en azından anketleri doldururken tereddüt etmezsin bir saniye bile.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic;"&gt;Bu ülkede kadın olmaktan korkulur.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Kadınsan hep bir &lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic;"&gt;damgan&lt;/span&gt; vardır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Kelimeler aslında bazen çok şey anlatır...&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3735149609410726353-207143383179071587?l=yesilkurba.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yesilkurba.blogspot.com/feeds/207143383179071587/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3735149609410726353&amp;postID=207143383179071587&amp;isPopup=true' title='9 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/207143383179071587'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/207143383179071587'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yesilkurba.blogspot.com/2008/12/kadn-olabilme-sanat.html' title='Kadın olabilme sanatı'/><author><name>Yesil Kurba</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16471520353631044765</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_0Tk1RuUJbj8/SD_jPZXeK4I/AAAAAAAAAD0/Hg-vErlTPLs/S220/IMG_0016.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_0Tk1RuUJbj8/SUGalq32-tI/AAAAAAAAAS4/UA8UzirH-RQ/s72-c/images.jpeg' height='72' width='72'/><thr:total>9</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3735149609410726353.post-3923216316303519922</id><published>2008-12-11T19:13:00.008+02:00</published><updated>2008-12-30T17:08:48.630+02:00</updated><title type='text'>Sleep tight</title><content type='html'>&lt;div  style="text-align: justify; font-family: trebuchet ms;font-family:lucida grande;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_0Tk1RuUJbj8/SUFNHxt57gI/AAAAAAAAASY/6-O-KYbt1tE/s1600-h/bavul.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 198px; height: 200px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_0Tk1RuUJbj8/SUFNHxt57gI/AAAAAAAAASY/6-O-KYbt1tE/s200/bavul.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5278585034255232514" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Yine yeni yollar göründü bana ne güzel! Şubat ayında bir konferans için Tampa, Florida'ya gidicem. Tabi her zamanki gibi konferans bahane gezmek, görmek şahane düsturuyla ilerliyorum hedefime. Amaç bir haftalık bavuluma İstanbul'a ait kıyafetlerimden başka bir şey tıkmadan (bilgisayarım, datalarim ve diğer işsel zımbırtılarım dışında) biraz kafamı dinlemek öncelikle. Sonuçta o uçak havalanınca olacak olan muazzam özgürlük hissi bambaşka olacak en azından, onu bekliyorum dört gözle...&lt;br /&gt;Ufacık bir sorun var gidişimle ilgili. Odamı hiç tanımadığım bir insanla paylaşmak durumunda kalıcam. Tabi o kişiyi bulamazsam hocamla paylaşcam; hangisi daha sempatik seçemiyorum gerçekten!&lt;br /&gt;Şimdi bu oda meselesi biraz hassas bir şey. Sonuçta kendi alanınızı başkasıyla paylaşıyorsunuz. Siz uyurken yan yatakta başkası uyuyor. Resmen diken üstünde uyuma durumu söz konusu. Yurdun ilk günlerinde yaşamıştım bu huzursuzluğu. Acaba horluyor muyum, acaba üstteki tip (!!!) ranzayı çökertip üstüme düşer mi, acaba uyurken çişim gelir de tuvalete gitmek durumunda kalır diğerlerini uyandırır mıyım, vs vs...&lt;br /&gt;Hadi yine aynı okuldansınız, aynı dili konuşuyorsunuz, bir de hepsi sizden küçük zaten (!) lafınızı dinletirsiniz, yurt çok sorun değil. Şimdi ben Şubat'ta, elin Florida'sında hiç tanımadığım bir insanla 5 gün nasıl beraber uyuycam sorarım size? Şimdi bu insan ya uykusunda yürüyorsa, ya da başka fiziksel aktivitelerde bulunuyorsa? Evet, burdan duyuruyorum eğer 2-9 Şubat tarihleri arasında başıma bir şey gelirse ilk şüpheli aynı odada kalacağım kişidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: trebuchet ms;"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3735149609410726353-3923216316303519922?l=yesilkurba.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yesilkurba.blogspot.com/feeds/3923216316303519922/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3735149609410726353&amp;postID=3923216316303519922&amp;isPopup=true' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/3923216316303519922'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/3923216316303519922'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yesilkurba.blogspot.com/2008/12/sleep-tight.html' title='Sleep tight'/><author><name>Yesil Kurba</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16471520353631044765</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_0Tk1RuUJbj8/SD_jPZXeK4I/AAAAAAAAAD0/Hg-vErlTPLs/S220/IMG_0016.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_0Tk1RuUJbj8/SUFNHxt57gI/AAAAAAAAASY/6-O-KYbt1tE/s72-c/bavul.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3735149609410726353.post-5200039753526849325</id><published>2008-12-08T17:57:00.003+02:00</published><updated>2008-12-08T18:02:02.094+02:00</updated><title type='text'>Sıkıldım sıkıldım uçmak istiyorum!</title><content type='html'>İçimde öyle garip bir sıkıntı var ki.. &lt;div&gt;Tek istediğim deli gibi bağırmak, ''oooooooooffffff'' çekmek...&lt;div&gt;Ya da gece denize girmek aya baka baka yüzmek...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ya da babamın yeni suladığı çimlerde çıplak ayakla tepişmek...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ya da bir baloncunun bütün balonlarını alıp hepsini teker teker İstinye açıklarından gökyüzüne salıvermek....&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ya da çantamı toplayıp bir uçağa atlamak bir yerlere gitmek...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Şöyle bir sallanıp kendime gelmek...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3735149609410726353-5200039753526849325?l=yesilkurba.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yesilkurba.blogspot.com/feeds/5200039753526849325/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3735149609410726353&amp;postID=5200039753526849325&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/5200039753526849325'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/5200039753526849325'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yesilkurba.blogspot.com/2008/12/skldm.html' title='Sıkıldım sıkıldım uçmak istiyorum!'/><author><name>Yesil Kurba</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16471520353631044765</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_0Tk1RuUJbj8/SD_jPZXeK4I/AAAAAAAAAD0/Hg-vErlTPLs/S220/IMG_0016.JPG'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3735149609410726353.post-8526488182574873949</id><published>2008-12-07T17:21:00.006+02:00</published><updated>2008-12-07T19:37:24.770+02:00</updated><title type='text'>Yarın bayram da kime?</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify; font-family: arial;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_0Tk1RuUJbj8/STvrc5jt-XI/AAAAAAAAASA/hglte2YQaos/s1600-h/danac%C4%B1k.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 300px; height: 265px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_0Tk1RuUJbj8/STvrc5jt-XI/AAAAAAAAASA/hglte2YQaos/s320/danac%C4%B1k.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5277070270114167154" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Her tatil fırsatında Bodrum'a kaçardık annem-babam-abim-ben eskiden. O zaman Türkbükü şu anki korkunç vıcık vıcık moduna kavuşmamıştı ve her yıl yokuşun tepesinde, bütün koyu gören bir köy evi kiralardık. Diğer "yazlıkçı site çocukları"nın aksine kiraladığımız köy evinde en iyi arkadaşlarım hayvanlardı benim. Sayısını hatırlayamadığım kadar sokak köpeğim (yavruladıkça sayısı artan), sokak kedim ve bütün bunların yanında ev sahibimiz H. Teyze'nin tavukları, horozları, civcivleri, inekleri, danaları vardı oynadığım. Hatta bir ineğin adını Cansu koymuştu H. Teyze beni ne kadar sevdiğini kanıtlamak istercesine. Otlarla beslediğim saat 6'da gezintilerini tamamlayan inekler ve H. Teyze'nin sabah yumurta vermedi diye ayağından ağaca bağlayarak cezalandırdığı tavuklar vardı. Her seferinde o tavukların ipini kesip özgür bırakma hayali kurardım. H. Teyze'ye hep sorardım ayağını niye bağladığını, o da "anlıyor o suçunu böyle" derdi.&lt;br /&gt;Bodrum'da olmaktan en az keyif aldığım tatilse, kurban bayramı tatiliydi. Ailesi kurban kesmeyen, kendince bağış yapan bir insan olduğum için kurban kesimiyle yüz yüze gelmek zorunda kalmazdım hiç. Ama eğer Bodrum'a gittiysek o bayram, benim için kabus başlardı. Bayramdan birkaç gün önce gidilirdi haliyle Bodrum'a ve bizi bahçede bağlı koyunlar veya danalar karşılardı. Bayrama kadar olan süre boyunca onların yanlarına gider, otla beslerdim onları. Her gün biraz daha yaklaşabilirdim onlara, onlar her gün biraz daha alışırdı bana. Bilirlerdi ki ben onlara ot veriyorum bir şey yapmıyorum. Kiminin gözünün etrafı kara olurdu, kiminin dili pembe. Sabahları güneşi görünce başlarlardı bağırmaya. Ben birkaç gün içinde olacakların farkında olduğum için tıpkı o tavuklar gibi gizlice kesmek isterdim iplerini. Kaçsınlar, kurtulsunlar, istedikleri yerdeki otları yesinler diye. Yapamazdım.&lt;br /&gt;Bayram sabahı kapatırdım kendimi odaya, takardım müziğimi kulağıma, dışarıyı duymamak için elimden geleni yapardım. Ya da annem erkenden çıkarırdı beni dışarıya, yalıya, bunları göremiyceğim bir yere. O kadar acıydı ki benim için o kadar gün beslediğim o güzel gözlü hayvanın acı dolu bağrışlarını dinlemek, nereye kaçacağımı şaşırırdım.&lt;br /&gt;Akşam üzeri bir tabak gelirdi eve üst kattan. Oyun arkadaşım tabakta, bir güzel kavrulmuş şekilde dururdu.&lt;br /&gt;Hayatım boyunca kurban eti yemedim. Asla da yemiycem. "Ne fark var et yemiyor musun?" diyenler olursa, artık et kesim yerlerinin standartlarının çok farklı olduğunu hatırlatmak isterim. Hayvanlar acı verilmeden önce bizdeki "adet" gibi kanı akıtılmadan kesiliyor. En azından ben öyle kesildiğine inandığım etleri yiyorum, onu da kendimce mecbur olduğum için.&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_0Tk1RuUJbj8/STvuY7a_eQI/AAAAAAAAASI/LfaSXSd3QpM/s1600-h/kuzu1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 238px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_0Tk1RuUJbj8/STvuY7a_eQI/AAAAAAAAASI/LfaSXSd3QpM/s320/kuzu1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5277073500429842690" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Kurban bayramında "sevap" yapmaksa istenilen, bir yerlere bir şekilde bağış yapılmalı bence. Oturup koca koyunu kesip ailecek yemek değildir "sevap" bence, eğer öyle bir şey varsa. Et bulamayan, yiyemeyen o kadar çok çocuk var ki çevremizde onlara ulaşmak hiç zor değil. Kimin danası daha ağır, koyunu daha pahalı diye konu komşuya hava atma peşine düşülceğine içinizde yapın yapcağınızı. Yok illa da ben kesicem diyorsanız kurbanı, lütfen çocukları kurban kesimine götürmeyin. "Koca adam oldun artık sen gel de izle" mantığından uzak durun. Bir çocuk için kurban kesimini izlemek hiç kolay bir şey değildir lütfen bunu unutmayın. Hele hele köy yerlerinde günlerce beslediği hayvanın öldürülüşünü izleyen çocuk siz fark etmeden çok büyük bir travma yaşıyordur lütfen unutmayın...&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bari bu bayram, kurban kesiminden çocukları uzak tutun.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Hayvanları kurban edicem derken çocuğunuzun hislerini kurban etmeyin.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Lütfen.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3735149609410726353-8526488182574873949?l=yesilkurba.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yesilkurba.blogspot.com/feeds/8526488182574873949/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3735149609410726353&amp;postID=8526488182574873949&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/8526488182574873949'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/8526488182574873949'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yesilkurba.blogspot.com/2008/12/yarn-bayram-da-kime.html' title='Yarın bayram da kime?'/><author><name>Yesil Kurba</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16471520353631044765</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_0Tk1RuUJbj8/SD_jPZXeK4I/AAAAAAAAAD0/Hg-vErlTPLs/S220/IMG_0016.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_0Tk1RuUJbj8/STvrc5jt-XI/AAAAAAAAASA/hglte2YQaos/s72-c/danac%C4%B1k.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3735149609410726353.post-7438649103915791454</id><published>2008-12-03T00:16:00.004+02:00</published><updated>2008-12-03T00:32:57.490+02:00</updated><title type='text'>Başlık yok bu sefer.</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify; color: rgb(0, 0, 0); font-family: georgia;"&gt;Sağa sola koşturuyorum sürekli. Kafamı kuma gömüyorum. İşimle uğraşıyorum, arkadaşlarımla konuşuyorum, hatta pek sevgili ex-oda arkadaşım İ.'nin gecenin bir yarısı mideye indirilen abur cubur sonrası büyük bir kararlılıkla yapıcam dediği ama asla yapmadığı "Pilates"e başladım (gerçekten komik bir eylem). Ne yapsam nasıl meşgul olsam diye düşünüyorum sürekli. Ve işe yarıyor.&lt;br /&gt;İçimden de diyorum ki, "bak Aralık geldi, bitiyor bu yıl". Sadece 29 gün sonra yepyeni bir yıl olucak. Hiç yaşanmamış, hiç kirlenmemiş, hiç ağlanmamış bir yıl. Sanki o zaman her şey geride kalcakmış gibi çocukça bir umutla bekliyorum 10'dan geri sayıp takvim yaprağını yırtmayı. Sanki o zaman kesin olarak biticek bu yıl yaşanan her şey. İşte o zaman çekebilcem süngüyü eski-yıpranmış-didik didik edilmiş koca yıla.&lt;br /&gt;Benden bu kadar. Bir de...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-style: italic; color: rgb(0, 0, 0); font-family: georgia;font-family:trebuchet ms;" &gt;&lt;br /&gt;"Bazen tepetaklak olur yürek. Aheste revan giderken kendi yolunda, göğüs kafesine toslar küttedek. Yüzüstü kapaklanıverir yere. Bir yerlerinin fena halde kırıldığını hisseder kalkmaya yeltenip de kalkamadığını gördüğünde. Üzerini yoklar ama dışarıdan belli olan bir yara filan bulamaz. Haykırır var gücüyle: "Derhal çıkmam gerek. Çıkmam gerek!" Zar zor doğrulur, ağlaya sızlaya saldırır kafesinin demirlerine. Ve nihayet göğüs kafesinden kurtulmayı başardığında, ne yöne gideceğini kestiremeden bakakalır önüsıra uzanan yollara; daha evvel ayak basmadığı topraklara. Yollar yollara karışır. Sular bulanır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic; color: rgb(0, 0, 0); font-family: georgia;font-family:trebuchet ms;" &gt;Elmas bir gözdür yürek. Ve çizilmeyegörsün bir kere, artık hep sedefsi bir yırtıkla bakacaktır cümle aleme."&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: georgia;font-family:trebuchet ms;" &gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic; color: rgb(0, 0, 0); font-family: georgia;font-family:trebuchet ms;" &gt;Mahrem, Elif Şafak, sf. 163, Metis Yayınları.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3735149609410726353-7438649103915791454?l=yesilkurba.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yesilkurba.blogspot.com/feeds/7438649103915791454/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3735149609410726353&amp;postID=7438649103915791454&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/7438649103915791454'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/7438649103915791454'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yesilkurba.blogspot.com/2008/12/saa-sola-koturuyorum-srekli.html' title='Başlık yok bu sefer.'/><author><name>Yesil Kurba</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16471520353631044765</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_0Tk1RuUJbj8/SD_jPZXeK4I/AAAAAAAAAD0/Hg-vErlTPLs/S220/IMG_0016.JPG'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3735149609410726353.post-4789304348587971634</id><published>2008-11-29T01:54:00.004+02:00</published><updated>2008-11-29T02:27:38.299+02:00</updated><title type='text'>bir başka dünya bulsam, içinde sen olmasan</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify; color: rgb(0, 0, 0);"&gt;Ö. gitme o filme dedi bana. Tabi ki de dört bir yanda konuşurken insanlar imkansızdı karşı koymak. Ve gittik bugün sonuç itibariyle. N'apmış Çağan Irmak, Türk milletinin damarına basmış. Acı severiz biz, arabesk severiz, ağlamayı severiz, klişe severiz... Üç Maymun Cannes'da aldığı ödüle rağmen dolduramazken salonları ağlamaya Issız Adam'a gideriz. Öyle de yaptık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"&lt;span style="font-style: italic;"&gt;c'est un beau roman, c'est une belle histoire, c'est une romance d'aujourd'hui&lt;/span&gt;" diye başladı film. Neydi bu peki? Zamanında sevgiliye yaptığım video'nun şarkısıydı, araya birinci yıl kutlamamızın videosunu koyduğum özene bözene en güzel fotoğraflarımızdan yaptığım video'nun... Sonra ilerledi film arada başladı yine tanıdık bir melodi "&lt;span style="font-style: italic;"&gt;ne böyle senle, ne de sensiz... yazık yaşanmıyor çaresiz...&lt;/span&gt;" dedi. Dayanmaya çalıştım. Her ilişkinin ilk günleri gibi mutluydu filmin başı, her erkek gibi ilişki özürlüsüydü erkek, her kadın gibi yelkenleri suya indirmişti kadın... sonra başka bir melodi başladı, bu sefer o kadar tanıdık değildi, "&lt;span style="font-style: italic;"&gt;dilerim ki mutlu ol sevgilim, ben olmasam bile hayat gülsün sana... günahım boynunda, ağlayan bir çift göz bıraktın arkanda...&lt;/span&gt;". Ve sonra ayrıldı adam, sen benden daha iyisini hak ediyorsun dedi, benimse beynimde bir buçuk ay önce aynı cümleleri bana söyleyen "sevgili" vardı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmi izleyen her kadın sanki "evet evet ben de yaşadım bunu" diyor gibi hissettim ben. Herkes benim kadar salya sümük olmuyordur belki, ama herkes üzülüyorsa kendi ilişkisine üzülüyordur filme değil. Her erkek biraz ıssız olmak istiyor ve en çok ıssız olmak isteyen adam özleniyor. Ve elveda derken hep aynı cümle duyuluyor sanki "sen daha iyilerine layıksın".&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 51, 0);"&gt;Bu paragrafıysa sadece sana yazmak istiyorum bu gecenin ardından. hiçbir zaman okuma dığın, zamanını ayırmadığın blogumdan bir iki kelime göndermek istiyorum sana. Ben seni o kadar sevdim ki hak etmek ya da etmemek değildi önemli olan benim için. Yaşamaktı seni, her anı.. Beklemekti kapıda heyecanla gelmeni, uyanınca sesini duymayı, kollarında uyumayı. Sen bağlanmaktan korktukça ben bağlandım sana. Ve ayrılırken gözyaşlarıyla beni en çok kıran, en çok yaralayan, en çok ağlatan şeydi &lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic; color: rgb(0, 51, 0);"&gt;"sen benden daha iyilerini hak ediyorsun"&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 51, 0);"&gt; demen... Senden başkasını umursamazken ben, bana bu bahaneyle gelmeye hakkın yoktu çünkü... İşte sen de şimdi ıssızsın. Yıllar önce, eski sevgilinin sana gönderdiği maili okumuştum gizli gizli. Diyordu ki, sen hiçbir zaman bir yere bağlanamayacaksın, rüzgar nereye götürse oraya gideceksin (tam kelimeleri hatırlayamasam da...). Onu okurken gülmüştüm, bağlandı işte bana demiştim içimden. Ama şimdi hak veriyorum ona... Sanırım sen de aynı bu filmdeki gibi, hep ıssız kalacaksın... Bense bundan sonra hep eksik olucam...&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic; color: rgb(0, 51, 0);"&gt; elveda...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3735149609410726353-4789304348587971634?l=yesilkurba.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yesilkurba.blogspot.com/feeds/4789304348587971634/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3735149609410726353&amp;postID=4789304348587971634&amp;isPopup=true' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/4789304348587971634'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/4789304348587971634'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yesilkurba.blogspot.com/2008/11/bir-baka-dnya-bulsam-iinde-sen-olmasan.html' title='bir başka dünya bulsam, içinde sen olmasan'/><author><name>Yesil Kurba</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16471520353631044765</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_0Tk1RuUJbj8/SD_jPZXeK4I/AAAAAAAAAD0/Hg-vErlTPLs/S220/IMG_0016.JPG'/></author><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3735149609410726353.post-3906549620259541682</id><published>2008-11-21T23:16:00.006+02:00</published><updated>2008-11-22T11:32:27.083+02:00</updated><title type='text'>TV Guide</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;Diğer yazılarımı okuyanların haberdar olması muhtemel bir şey benim nasıl bir izleyici olduğumdur belki de. Ne demek istiyorum bu saçma cümlede? Olay şu; Amerikan filmlerinden hazzetmem ama dizilerini baya baya severek izlerim hatta bazılarını orada yayınlandığının ertesi günü indirir keyifle izlerim. Türk dizileriyleyse pek aram yoktur. Bu akşam 3 saat televizyonun karşısında oturunca nedir farklı olan acaba diye bir sorgulmaya girdim kendimce. Garip çünkü ben dizi izlemeyi o kadar severken Türk dizilerine katlanamıyorum. Ve prime-time dedikleri akşam saatlerinde televizyonda diziden başka izleyecek hiçbir şey bulamıyorum, hal böyle olunca oturduysam televizyon karşısına baya bir söyleniyorum kendi kendime. İşte bu yüzden Amerikan ve Türk dizileri arasındaki bazı önemli farkları sıralamayı kendime bir görev sayar, okuyucalarıma borç bilir, saçmalamaya başlarım:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;  &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;1)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt; Türk dizileri katlanılmayacak derecede uzun. Saat 8'de başlayan dizi 10 buçukta zor bitiyor. Amerikan dizileri dramaysa 40-43 dakika sit-com'sa 25-27 dakika sürüyor. Amerikan dizilerinde bir önceki bölümün özeti ("&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;previously on Lost&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;" tadında) 2 dakika bile sürmezken bizde sadece özet en az 15 dakika sürüyor. Vee daha dizi başlamadan bayıyor, küfretmeye başlıyorsun.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;  &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;2)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt; Tabi niye bu kadar uzun yapılıyor bu Türk dizileri, çünkü "money talks". Ne kadar uzun o kadar çok reklam, reklam bir girdi mi 3 dakika falan değil, en az 10 dakika sürüyor. Diziden kopuyorsunuz ara sıra reklamlarda ne izlediğinizi unutuyorsunuz hatta başka kanala geçip orda takılıp kalabiliyorsunuz. Tabii Türk kanalları niyeyse aynı anda reklama girme yarışında olduğu için her yerde aynı tantana; bebek pişiği önleyiciler, kirlenmenin güzel olduğu savunulan replikler, sarı iğrenç kıyafet giyen minik çocuklar, ve türevi abuk subuk bilgiyi beyninize dolduruyor ne izlediğinizden bir haber televizyonu kapatıp içeri gidebiliyorsunuz. Tabi genelde Amerikan dizilerini indirip izleyen bizler orda reklam gibi bir sorun yaşamıyoruz, ama gittim yerinde inceledim o kadar çok reklam yok! En azından dizilerin arasında.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;3)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt; Türk dizilerinin uzun olmasının bir diğer sebebi: boş ve anlamsız bakışlar, sözsüz geçen dakikalar... Şimdi Amerikan dizilerinde de böyle anlar var tabi, ama Türk dizilerinde bu bambaşka oluyor. Patlatıyorsun arkaya damardan bir şarkı (durumun anlam ve önemini içeren sözleri olan) başlıyorsunuz bütün cast'ı ekrana getirmeye, hepsi bir yere sabitlenip bakıyor arkada içli şarkı çalarken... Hoop fazladan 10 dakika doldurdunuz bile dizide! Bir de gereksiz konuşmalar, "dizi değil canım bu normal hayat, onlar da bizlerden biri" havası uyandırmak amacıyla dizinin çeşitli yerlerine serpiliyor. Örneğin kadın adama diyor ki &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;-akşam gelirken ekmek alcan mı? adam da diyor ki &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;-alırım tabi sen istersen, alıyım mı? kadın diyor ki &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;-e al tabi çocuklar aç geliyor adam da diyor ki &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;-e peki madem kaç tane alıyım kadın da diyor ki &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;-bilmem ki iki tane al da sen sonra düşünürüz gerisini.. gibi saçma sapan gereksiz boş diyaloglar dönüyor. Amerikan dizilerinde bu gereksiz muhabbetler yok! Oldu da gereksiz muhabbet dönüyor o dizi gereksizdir. Çünkü adamın harcıyacak dakikası yok, adamın kanalı diziyi 1 buçuk saat yap da şu kadar reklam alıyım şöyle para kazanıyım demiyor.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;4)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt; Başka bir saçmalık daha; Amerikan dizileri bitince kanallar bir sonraki haftanın fragmanını koyuyor. Bu güzel, bunu bizimkiler de yapmaya başladı yeni yeni, ama biz de ek olarak daha fazla zaman işgal etmeliyim mantığıyla bir şey daha var. Şöyle ki dizi bitiyor, bir sonraki haftanın fragmanı giriyor sonra: patt tekrardan o gece yayınlanan bölümün özeti veriliyor. Şimdi bunun amacı nedir? Sen izleyiciyi aptal yerine mi koyuyorsun. Yeni izledi sence unutmuş mudur bu kadar çabuk? Bu nasıl bir saçmalıktır? Git necefli maşrapa falan koy zaman doldurmak istiyorsan 10 dakika önce biten diziyi niye tekrardan gösteriyorsun?&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;5)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt; Başka bir sorunsal. Biliyorsunuz ki pek çok başarısız taklit dizimiz var. Akla gelen en belirgin örnek Doktorlar. Aman o nasıl bir şey!!! Adamlar bütün Amerikan doktorlu dizileri karıştırıp öyle bir dizi yaratmışlar ki dillere destan. İlk Grey's Anatomy çakması olarak başladı, sonra House'dan biraz çaldı, sonra bir tane yakışıklı (!), çapkın, kötü ama içi iyi estetik cerrahı getirip Nip/Tuck çakması da eklediler, yani adamlar aslında Amerika'lı senaristlerin bölük pörçük verdiği şeyi bir araya getirdiler iyi birşey yaptılar. Ama o nasıl replikler, o ne saçma durumlar, hepsini geçtim o ne başarısız bir kan taklididir. Resmen kırmızı pastel boyayla adamları boyamışlar gibi duruyor, biraz daha çaba gösterin ama olmaz ki böyle! Başka çakma dizi Kavak Yelleri. Kendisi Dawson's Creek çakması olarak başladı zaten jenerikten karakterlerin benzerliğine kadar her şey bire birdi. Ama sonradan saçmalamak zorunda kaldılar "Türk halkı hazır değil" ya o açıdan. Sonra hoop nerden çalsak diye bir düşünce, bir tane deli dolu kız buldular, hasta ama söylemiyor, oğlanla ilk takılıyor sonra aşık oluyor, hayata feci bağlı vs, sonra bir bakılıyor ki kansermiş, vah vah... Bakın Sweet November'dan da çaldık size... &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;6)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt; En fitil olduğum olayı sona bıraktım. Şimdi biliyorsunuz ki Türk dizilerinde sevişilmez. İnsanlar aseksüel yaratıklardır. Öpüşmeyi içermeye son yıllarda ancak başlayabilen Türk dizileri için sevişmek çok fena uzakta bir olaydır. Herkes, anadır, bacıdır, kardeştir, sevgiliyse uzaktan sevilir, karıysa zaten yemeğini yapması çocuklara analık yapması yeterlidir. Neyse Amerikan dizilerinde durumun ne olduğunu zaten biliyorsunuz. Benim takıntım olmamasına değil. Takıntım şu, arada oluyor bu durumlar. Genç kadın sevdiği adamla beraber oluyor, ta-ta ta-tam... Ama her seferinde hamile kalıyor. Bak çocuğum yapma hamile kalırsın sonra mesajı dizide verilmeli yoksa RTÜK amca kızar kaygısıyla yapılıyor diye umut ediyorum yoksa bu senaristlerin ciddi bu konuda bilgisiz olması lazım. Her seferinde de hamile kalınır mı kardeşim? Çilekeş kadın tutkularının vebalini genç yaşında çocuğun yükümlülüğünü üstlenerek ödüyor. Ve tabi ki de evleniyor çocuğun babasıyla ya da dizide birkaç ses "evleniceksin dedim o kadarrrr" diye hönkürüyor. Bu kadar çocuk sahibi olamayan insan varken, nasıl bu dizilerdekiler bu kadar isabetli atışlar yapıyor merak ediyorum gerçekten. Diziden alınacak mesaj "dokunma yanarsın". &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;Bu benim dizi izlemeyen halim, bir de izlesem daha neler bulurum merak ediyorum. Tabi bazı diziler var ki bu klasmanın biraz dışında bırakmak lazım. Örneğin çocukluğumun muhteşem dizisi Süper Baba, ya da İkinci Bahar ya da Tatlı Hayat. Gerisi eğlenmek için izlenebilir, ya da sinirden kudurmak için. Şahsen ben bu dizileri izlemeye ciddi ciddi katlanamıyorum. Yine de izleyenlere iyi seyirler diliyorum.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3735149609410726353-3906549620259541682?l=yesilkurba.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yesilkurba.blogspot.com/feeds/3906549620259541682/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3735149609410726353&amp;postID=3906549620259541682&amp;isPopup=true' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/3906549620259541682'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/3906549620259541682'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yesilkurba.blogspot.com/2008/11/tv-guide.html' title='TV Guide'/><author><name>Yesil Kurba</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16471520353631044765</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_0Tk1RuUJbj8/SD_jPZXeK4I/AAAAAAAAAD0/Hg-vErlTPLs/S220/IMG_0016.JPG'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3735149609410726353.post-7515465841452488879</id><published>2008-11-17T20:21:00.008+02:00</published><updated>2008-11-17T20:56:55.417+02:00</updated><title type='text'>The time for sleep is now, it's nothing to cry about</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_0Tk1RuUJbj8/SSG91uVtW6I/AAAAAAAAARA/ZBARr-MqNs0/s1600-h/Into_the_death_by_your_rain.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 240px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_0Tk1RuUJbj8/SSG91uVtW6I/AAAAAAAAARA/ZBARr-MqNs0/s320/Into_the_death_by_your_rain.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5269701769669991330" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Benim babaannem gençliğinde birbirinden güzel kıyafetlerini giyip, hiçbir zaman tanıyamadığım dedemle danslara balolara gidermiş, 38 yaşında dedemi kaybetmiş ve iki çocuğunu binbir zorlukla büyütmüş. Babaannem bana küçükken hep şehriyeli domates çorbası yapardı, içine benim o zamanlar sevmediğim maydonozu koymadan, her gittiğimde o çorbayı içmenin anlatılamaz hazzını yaşardım ben de. Emekli olduktan sonra en büyük hobisi, renk renk işlediği goblen tablolarıydı babaannemin, hepimizin evine özel bir tane işlerdi duvara asmamız için. En büyük tutkularından biri sigaraydı minik babaannemin, daha 1 yıl önce doktorla sigara pazarlığı yapmış günde 5 sigaraya razı etmişti doktoru. Benim babaannem 7 yıl yatalak kaynanasına baktığı için en büyük korkusu birine muhtaç kalmak, elden ayaktan düşmek olan, 8 yıl önce kalçasını kırdığında annemlere sakat kalırsa ötenazi yapmalarını istediğini söyleyen bir kadındı. Benim babaannem en orijinal, atasözü gibi küfürlere sahip olan ama onları bütün hanımefendiliğiyle yeri geldiğinde kullanan değişik bir kadındı. Benim babaannem 35 kiloya kadar düşmüş, iyice miniminnacık kalmış, sarılmaya korkulan, bembeyaz saçlarıyla bütün şirinliğiyle kapıda sizi karşılayan bambaşka bir kadındı...&lt;br /&gt;&lt;div  style="text-align: justify; color: rgb(0, 0, 0);font-family:trebuchet ms;"&gt;Çarşamba günü ayrıldı artık aramızdan 83 yaşını doldurmasına 1 ay 6 gün kala benim babaannem. Yeter artık dedi kendince... Tekrardan sorgulattı ölümü, yaşamı, acıyı, aileyi bizlere... Özlemekten başka bir şey yapamayız artık onu, bir de bencilce bir istek &lt;span style="font-style: italic;"&gt;"keşke geri gelse"&lt;/span&gt; diye. Bilsek de o yoğun bakımdan çıkıp her tarafından hortumlarla bir süre daha yaşayacak olsaydı çok mutsuz olacaktı, biz yine de biraz daha kalsaydı yanımızda diye istiyoruz bencilce işte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tam da bu günlerde okuduğum kitap bu bencilliklerimden kurtulmamı sağlıyor belki de. José Saramago'nun "Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş" kitabı aslında ölümün de gerekli bir şey olduğunu gösteriyor bir şekilde. Ölümün hiçbiri güzel değil, hiçbiri zamanlı değil ama belki de gerekli. Düşünsenize hiç ölünmeyen bir dünya olduğunu? Nasıl olurdu sizce? Biraz ölümle beyin cimnastiği yapmak isteyenlere tavsiye ediyorum bu kitabı...&lt;br /&gt;Bir de;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;Huzurlu uyu babaannecim... &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-size:85%;" &gt;*Görsel: &lt;a href="http://your-rain.deviantart.com/art/Into-the-death-41015662"&gt;your-rain.deviantart.com&lt;/a&gt;'dan alınmıştır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3735149609410726353-7515465841452488879?l=yesilkurba.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yesilkurba.blogspot.com/feeds/7515465841452488879/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3735149609410726353&amp;postID=7515465841452488879&amp;isPopup=true' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/7515465841452488879'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/7515465841452488879'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yesilkurba.blogspot.com/2008/11/time-for-sleep-is-now-its-nothing-to.html' title='The time for sleep is now, it&apos;s nothing to cry about'/><author><name>Yesil Kurba</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16471520353631044765</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_0Tk1RuUJbj8/SD_jPZXeK4I/AAAAAAAAAD0/Hg-vErlTPLs/S220/IMG_0016.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_0Tk1RuUJbj8/SSG91uVtW6I/AAAAAAAAARA/ZBARr-MqNs0/s72-c/Into_the_death_by_your_rain.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3735149609410726353.post-8802647132596593676</id><published>2008-11-07T22:37:00.002+02:00</published><updated>2008-11-07T22:57:29.819+02:00</updated><title type='text'>İstanbul'u çok özlemişim ama</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;- Yıkanmaktan hoşlanmayan, herhangi bir parfüm, deodorant gibi kozmetik ürününü kullanmayı bırak mis gibi sabunu bile kullanmaya gerek duymayan insanlardan,&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;- Sabahları diş fırçalamayı unuttukları gibi ağızlarını kapalı tutmayı beceremeyen insanlardan,&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;- Ulaşmak için dağ tepe düz gitmek gereken Beylikdüzü beldesine en eski yokuş çıkamayan otobüs veren büyük İETT düşünürlerinden,&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;- Metrobüs yaptık yahu daha ne yapalım diyip, insanları Skinner'ın sıçanları gibi dapdar üst geçitlerden çıkıp inmeye, bunu yaparken akraba olmaya sevk eden müthis belediye meclisi üyelerinden,&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;- Yağmur yağınca eriyeceklerini sanıp otobüs 160 kişiyken cam açmayan şaşkın otobüs yolcularından,&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;- Aynı 160 kişiyi otobüse doldurmuşken, daha çok kazanma hırsıyla her durakta yolcu alan, bir de sanki o insanlar Karaman koyunu gibi üst üste gitmiyormuş gibi abuk subuk ani frenler yapan, sinirli, terli ve korkunç otobüs şöförlerinden,&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;- Yaşlı olduklarını sanan ama eminim ki annemden bile genç olan, bazen sadece başında başörtüsü var diye dik dik bütün gençleri süzüp 'kim bana yer vercek' diye bakan teyzemsi kadınlardan,&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;- Otobüse ya da 2 dakikada bir kalkan Metrobüse ilk durakta inatla binip ayakta kalıp bir de 'cık cık vık gençlik öldü artık bize yer vermiyolar' diye nutuk atan ihtiyar heyetinden,&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;- Bir de okuldan gelen yorgun gencin, yeterince duygu sömürüsü yapan ve kıyamadığı için yer verdiği ama karşılığında teşekkürü geçtik bir tebessüm bile alamadığı teyze/amcalardan,&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;- Tıkış tıkış otobüste 'beyler olmuyor böyle biraz yardımcı olalım, otobüsün arkası da aynı yere gidiyor yahu' tadında şöföre yalakalık yapan girişimci otobüs insanlarından,&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;- Ve şu anasını sattığımın aşık olunası şehrinde çalıştığı okul Avrupa yakasının bir ucundayken evi diğer ucunda olan ve günün en az 4 buçuk saatini yolda geçirmeye razı olan şu kafamdan,&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;NEFRET EDİYORUM!!!!&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3735149609410726353-8802647132596593676?l=yesilkurba.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yesilkurba.blogspot.com/feeds/8802647132596593676/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3735149609410726353&amp;postID=8802647132596593676&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/8802647132596593676'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/8802647132596593676'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yesilkurba.blogspot.com/2008/11/istanbulu-ok-zlemiim-ama.html' title='İstanbul&apos;u çok özlemişim ama'/><author><name>Yesil Kurba</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16471520353631044765</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_0Tk1RuUJbj8/SD_jPZXeK4I/AAAAAAAAAD0/Hg-vErlTPLs/S220/IMG_0016.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3735149609410726353.post-3101104637257714908</id><published>2008-11-05T19:07:00.004+02:00</published><updated>2008-11-05T19:29:49.466+02:00</updated><title type='text'>Yes, they did</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style=" ;font-family:'trebuchet ms';"&gt;Bundan yaklaşık bir buçuk yıl önceydi şans eseri bir kanalda Oprah Winfrey'in şovuna rasladım. Biraz bakıyım dedim, konuk olarak siyahi bir aile vardı ilk konunun ne olduğunu anlayamadım. Henüz Amerika'yla çok içli dışlı olmayan, hatta o ülkeden neredeyse nefret eden biri olarak ekrandaki muhabbeti pek takip edemiyordum. Sonra biraz dinledim, orda oturanın Amerika'nin bir senatörü ve onun ailesi olduğunu anladım. İzledikçe hoşuma gitti, Barack Obama yazdığı kitabından, Kenya'dan, ailesinden, Amerika'dan bahsediyordu. Bir yandan da ailesinden... Her şeyden çok ne kadar sıcacık bir adam diye düşündüm, ne tatlı bir aile.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;Sonra bir baktım bu akıllı, Harvard mezunu, gözünden ateş çıkan genç adam başkan adayı. Sempatikliğiyle gönüllere taht kuran, Bush zamanında mumla aranan Bill Clinton'ın eşi Hillary'le burun buruna başkan adayı yarışında gidiyor. Sonra o yarışı kazanıyor. Bu sefer aslında sanıldığından daha milliyetçi olan Amerika'da eski Vietnam gazisi bir pilotla başkanlık yarışına giriyor. Kafamda tek bir soru, peki hala otobüsün arkasında oturmaya çekinen Amerikan halkı siyahi birini başkan seçer mi?&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;Her ne kadar Amerika'dayken tanıştığım herkes Obama'cı olsa da (bir kişi dışında) hep içimden '' yok sonunda bir şey olucak Obama'yı başkan seçmiycekler'' diye geçiriyordum. Ama oldu... ''Yes, we can'' sloganıyla yola çıkan Obama'nın zaferi miydi bu? Bana sorarsanız bu Amerikan halkının zaferi. Bütün ırkçı geçmişlerine rağmen, hala devam eden sömürülerine rağmen, Amerika'da değişmek isteyen büyük bir kitle olduğunu kanıtladılar. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;Şimdi haberlerde Obama'nın Ermenilerle ilgili görüşleri, yok Türkiye'yi işgalci mi gösteriyormuşlar, yok ailesinde Müslüman varmışlar dönüp duruyor... Halbuki burda çok daha büyük bir şey oluyor. Amerika için kocaman bir sayfa kapanıyor. Obama verdiği sözleri tutar mı yoksa o beyaz evin ateşiyle diğerleri gibi bir ''Amerika başkanı''na dönüşür mü bunu şu anda kimse bilemez. Ama hala en düşük gelirli işlerde çalıştırılan azınlıklardan birinin Amerika halkı tarafından başkan seçilmesi, işte bu sivil Amerikan halkının bütün dünyaya verdiği en güzel ''demokrasi'' dersidir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;Amerika'yı eleştirmeden bir oturun düşünün derim. Sizce bu ülkede (Türkiye'de) herhangi bir azınlık grubundan biri cumhurbaşkanı seçilebilir mi (Hımm, aslında bizde pek azınlık kalmadı hepsini kaçırdık ama neyse...)? Sizce bizim yaşadığımız ülke bu derece demokrat mı? Hiç sanmıyorum. Ama Amerika demokrasi dersini en güzel şekliyle verdi. Siyahi başkan seçtiler diye asla ırkçı hareketler olmıycak diye sonuç çıkarılamaz burdan. Ama kölelikten başkanlığa, Amerika halkının kaydettiği yolun hakkını hepimizin vermesi lazım diye düşünüyorum...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;Obama'nın zaferi gibi gözükse de bu - ki onun bireysel başarıları tartışılamaz 1980'lerde Harvard'da okuyabilmiş bir siyahi, gözünden ateş çıkan bir adam...- ama bu Amerikan halkının zaferi. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;Mutlu etti beni bu durum. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;Bir umut var mı acaba dünya değişir mi?&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;Tartışsın dursunlar şimdi Türkiye'nin çıkarına olan durumlar nasıl etkilenecek diye.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;Umrumda değil, tarih yazıldı dün...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;Kim ne derse desin...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3735149609410726353-3101104637257714908?l=yesilkurba.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yesilkurba.blogspot.com/feeds/3101104637257714908/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3735149609410726353&amp;postID=3101104637257714908&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/3101104637257714908'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/3101104637257714908'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yesilkurba.blogspot.com/2008/11/yes-they-did.html' title='Yes, they did'/><author><name>Yesil Kurba</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16471520353631044765</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_0Tk1RuUJbj8/SD_jPZXeK4I/AAAAAAAAAD0/Hg-vErlTPLs/S220/IMG_0016.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3735149609410726353.post-5149928576222595007</id><published>2008-10-26T22:37:00.005+02:00</published><updated>2008-10-27T14:56:12.476+02:00</updated><title type='text'>"Wherever they burn books they will also, in the end, burn human beings."*</title><content type='html'>Nasıl aynı evde yaşamanıza rağmen ailenizin her fikrini paylaşmayabiliyorsanız, &lt;br /&gt;Nasıl aynı okulda okuyup beraber büyümenize rağmen en yakın arkadaşınızın her düşüncesine katılmayabiliyorsanız, &lt;br /&gt;Nasıl eğitim aldığınız alan aynı da olsa meslektaşınızla aynı iş ahlakına sahip olmayabiliyorsanız; &lt;br /&gt;Aynı topraklarda yaşayıp, aynı ülkede yaşayıp, aynı şeyi düşünmeyebilirsiniz de. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir devlet çatısı altında yaşamanın size getirdiği belli kurallar bir yana, en temel insani hakkınız olan "düşünmeyi" ve buna bağlı olarak "üretmeyi" sonuna kadar kullanabilmelisinizdir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genel kabul gören düşünceden farklı bir şey düşündünüz diye ya da çoğunluğun inandığı şeye inanmadınız, taptığı kişiye tapmadınız diye kimse sizi sansürleyemez... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ağzımıza pamuk tıkıp, gözümüze bant çekip, kulağımızı tıkayamaz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzun zamandır çeşitli kişisel sebeplerden uğrayamadığım bloguma bugun ışık hızıyla geri döndüm. &lt;br /&gt;Özene bezene süslediğim blogum, bin bir türlü saçma sapan yoldan girdiğim bir internet sitesine dönüşüp, aptal bir proxy sitesinin çeşitli reklamlarıyla donanmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanki biri evimi gasp etmiş gibi hissettim kendimi.&lt;br /&gt;Biri odama girmiş, bütün kitaplarımı raflarından indirmiş onlara el koymuş gibi...&lt;br /&gt;Biri aklıma-fikrime-zihnime-algıma karışmış gibi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sansüre sansür gerek arkadaşlar.&lt;br /&gt;Bu zihniyet kitapları da yakar yakında...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Heinrich Heine&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3735149609410726353-5149928576222595007?l=yesilkurba.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yesilkurba.blogspot.com/feeds/5149928576222595007/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3735149609410726353&amp;postID=5149928576222595007&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/5149928576222595007'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/5149928576222595007'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yesilkurba.blogspot.com/2008/10/where-they-burn-books-they-will.html' title='&quot;Wherever they burn books they will also, in the end, burn human beings.&quot;*'/><author><name>Yesil Kurba</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16471520353631044765</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_0Tk1RuUJbj8/SD_jPZXeK4I/AAAAAAAAAD0/Hg-vErlTPLs/S220/IMG_0016.JPG'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3735149609410726353.post-9036783832819524189</id><published>2008-09-30T04:21:00.007+03:00</published><updated>2008-12-30T22:28:51.865+02:00</updated><title type='text'>Potpori yaptım bugün size, alır mıydınız?</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;Bugün evim gibi darmadağınık kafamla huzurlarınızdayım. İşte bu darmadağınık kafanın ürünü olarak size kafamı bölük pörçük bir şekilde meşgul eden konuları sıralıycam. Belki oturup kassam hepsinden ayrı bir post çıkarır, zengin gösterirdim ama bu yolu seçtim. Herhangi bir önem sırası gözetilmeden-birinci pörçük haricinde- bir şeyler karalıycam. Buyurun burdan yiyin, afiyet olsun.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;Kuşlar mutluluk getirir:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt; Sevgili kuş N. bugün bana bir mail aracılığıyla  sabah gazetesini okuduktan sonra, yazılarımın sabah çayıyla pek de iyi gittiğini söyledi, sanki benimle konuşuyormuş gibi hisettiğini söyledi. Hatta yeni post görmediği zamanlar asabileştiğini iddia etti. Bu durum karşısında gaza gelinip eve gelinir gelinmez post yazmaya koyunuldu, zira çayımın şekeri durumunun İstanbul'un bir köşesinde vuku buluyor olması çok sevindirdi yeşil kurba'yı. Teşekkürler&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt; kuş&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt; nasıl mutlu oldum bir bilsen zırvalarımın sabah sabah hazımsızlık nedeni değil de işten kaytarma yolu olduğunu duyunca.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;Bira:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt; İlk-toy-gençlik yıllarından bir ülke kursak (&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;nasıl yaparız ben de bilmiyorum&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;) milli içeceği bira olurdu. İçkinin sorun edilmediği bir ailede büyüyen bir insan olarak-iyi kötü tartışılabilir- birayla daha 12-13 yaşlarımdayken tanıştım. Bir halta benzemese de arkadaş ortamlarının daimi yoldaşı, içtikten sonra şişesiyle müzik yapabildiğiniz ya da şişe çevirmece oynayabildiğiniz çok yönlü meşrubat, yazın sıcak havada, deniz kenarında patates eşliğinde pek de leziz giden içecek... Artık ben bu dünyevi yaratığı içemiyorum! Çok gerginim! Bu gerçekle Amerika'ya gelmeden bir hafta önce tanıştığım için İstanbul'da acısını çok çekmedim. Burda da son derece kenarımın köşesi modunda Türkiye'ye göre çok ucuz olan şarapları, margaritaları ve sangriaları tükettiğim için yine farkına varmadım bu eksikliğin. Ama sorarım size, İstanbul'a dönüp, canım kuzu sarması arkadaşlarımla toplaştığımda, İstiklal'e gidip Nevizade'de boş bir mekan seçip oturduğumuzda, herkes bira içerken ben ne halt edeceğim? Onların &lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;buz&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt; gibi biralarına bakıp, üstünde gubidik bir şemsiye ya da kadın vücudu karıştırıcı olan bir de üstüne deli gibi para bayıldığım votkamı/Mojitomu/ya da herhangi bir asitsiz alkolü mü tüketicem. Yoksa kırmızı bir burna sahip olana kadar şarap şişelerinin dibini mi getircem? Sorarım size ben ucuza bira içmeden nasıl eğlenicem? &lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;NOT: Dikkat feci bir mübalağ içerdi son cümle.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;Parmak arası terlik:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;Daha mezun olmamış bir okulluyken, sınıfları doldururken, özellikle bahar aylarında baskın yapan sevgili exchange öğrencileri ayırmak hiç de zor olmazdı. Bakarsın ayaklarına eğer terlik varsa güneşi tepede, soğuğu yerinde nisan gününde anlarsın ki o kişi exchange'dir. Geldim, gördüm, yerinde inceledim. Evet bu insanlar çılgın. Benim bu çılgın şahsiyetlere gitmeden demek istediğim: Burası ne San Fransisco, ne Florida efendi. Burası bildiğin Atlantik, Kuzey buz denizinin kenarı, New Hampshire. Soğuk burası kardeşim. Nasıl şıpır şıpır yağmurda parmak arası terlikle okula geliyorsun. Nasıl bir zihniyetsin? Cırcır olmuyor musun? &lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;Ve lise sondaki sevgili dünya tatlısı tarih öğretmenimin kulaklarını çınlatarak:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt; çocuğunuz olmayacak ileride, hiçbirinizin çocuğu olmayacak bu gidişle...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;Burnum:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt; Ben şu hayatta göz-burun-boğaz'dan çektiğim kadar çekmedim bir şeyden. Burnumu tamamen yerinden çıkarttırsam, yeni bir tane sipariş ettirip yerine kondursam hoş olmaz mıydı? Hazır masraf etmiş yenisini almışken birazcık daha küçük, şekilli bir şey olsun isterim tabi. Hayır yanlış anlamayın, derdim burnumun şekliyle değil, kenarımın-asilzadesi burun kemerimden çok memnunum. Sorunum alerji ve sinüzit. Kendileri dönüşümlü olarak hayatımı dar etmeyi amaç edinmişler, rahat bırakmıyorlar beni. Sürekli beni rahatsız eden alerjim yerini dün gece beni yatakta &lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;bir o yana bir bu yana yatama şaşkın&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt; nidalarıyla çaresiz kılan sinüzite bıraktı. Bıktım artık resmen, çocukluğuma dönüp tozlu raflarda uyumak istiyorum annemin bana sunduğu hijyenik ortamın tersine, kurtulmak istiyorum bu zıkkım alerjiden de, sinüzitten de. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;Evim:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt; Evim dediğim 'şu' alan çok dağınık. İki bavul pek de geniş olmayan kullanım alanımın ortasında park etmiş durumda, içlerinin doldurulmasını bekliyor. İki hafta önce aldığım elma hala kahverengi alışveriş kesesinin içinde duruyor. &lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;Bakmaya korkuyorum çürümüş olabilir mi? &lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: normal;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;Tüketebileceğimden çok daha fazla aldığım şekerler de hala alışveriş torbasında duruyor. Bazı kıyafetlerim terbiyesizcene yere saçılmış durumda, yerlerde bir sürü siyah tel toka var akşam çıkarıp fırlatırcasına attığım, üstüne basınca ayağımı acıtan. Sabahtan kalma bulaşıklar gel beni yıka dercesine hala beni bekliyor. Yanı anlıyacağınız oda bile kalk gidelim diyor.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;Önyargı:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt; Amerika'ya ve buradaki 'fast food insanlarına' ihtiyacım olduğunu bile bile önyargılarımla donatılmış bir şekilde geldim buraya. Karşılaşacağım birçok insanın mental fonksiyonlarının gerçekten pek parlak olmayacağını, herkesin kendi derdinde olduğu için bırak beni, kimseyi sallamayacaklarını düşünerek geldim buraya. Ve burada kimle tanıştıysam çürüttü bütün hipotezlerimi-birkaç istisna dışında tabi ki. Ben buradaki insanları çok sevdim, ya da benim etrafımdakiler çok iyiydi, bilemiyorum. Genellemelerden nefret eden ben, önyargılarına kapılan yine ben, gelip çok farklı bir manzara bulan yine ben, giderayak genelleyen yine ben... Sanırım afet-i azam'ın içerisinde sevebileceğim şeyler de buldum ben.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;Istakoz:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt; Bugün ilk defa ıstakoz yedim. En büyük kabuklu yaratık olan yengeci gören ben ıstakoz beyefendiyi tabağımda görünce pek de bir irkildim. Sevgili profesörüm ve eşi beni yemeğe çağırdı, menüde de kocaman bir kabuklu hayvan vardı. Ben tüm cahilliğimle, 'İstanbul'da ıstakoz vardı da biz mi yemedik' felsefesiyle önümdeki cihazlara bakakaldım bir süre. Çırpındığımı gören profesörüm tam bir dede kıvamında gelip ıstakozumu kırdı. İşin en acıklı yanı o hayvanın bana sürekli bakmasıydı. Çok lezzetlisin üzgünüm diye düşündüm içimden. Küçükken tabağımdaki balıkları önce sevip (öldürdüler mi seni, yazık sana gibisinden) sonra tek lokmada mideye indirdiğimi anlatır hep annem babam. Bugün aynı olayı yaşadım, içimden besin zinciri yahu diye mantıklandırmalar yapsamda, gözlerine yakın kısmını yiyemedim.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;Alışmak:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt; Alışmak sevmekten daha zor geliyor şarkı sözünü her kim yazmış ise, yalan diyorum. Alışmak çok kolay her şeye. Belli bir zaman gerekiyor sonrası kolay. Zor olan alıştığından vazgeçmek. Bununla ilgili bir şarkı istiyorum en kısa zamanda yetkililerden, sonra da iki bölümlük bir film çekilmesini, hatta Seren Serengil kişisi ile Küçük Emrah'ın oynamasını istiyorum bu filmde. Olur mu?&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;Gördüğünüz üzre beynimi meşgul eden saçmalıkların haddi hesabı yok. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;Ben varoldukça garip düşüncelerim de benimle beraber ilerliycek sanırım hayat yoluna!&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3735149609410726353-9036783832819524189?l=yesilkurba.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yesilkurba.blogspot.com/feeds/9036783832819524189/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3735149609410726353&amp;postID=9036783832819524189&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/9036783832819524189'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/9036783832819524189'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yesilkurba.blogspot.com/2008/09/potpori-yaptm-bugn-size-alr-mydnz.html' title='Potpori yaptım bugün size, alır mıydınız?'/><author><name>Yesil Kurba</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16471520353631044765</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_0Tk1RuUJbj8/SD_jPZXeK4I/AAAAAAAAAD0/Hg-vErlTPLs/S220/IMG_0016.JPG'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3735149609410726353.post-6353091961435772945</id><published>2008-09-26T05:07:00.009+03:00</published><updated>2008-09-26T05:31:39.922+03:00</updated><title type='text'>"Gidiyorum bu şehirden, ayaklarım geri geri"</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_0Tk1RuUJbj8/SNxHPzaIQbI/AAAAAAAAAPg/mWHmIblNeCo/s1600-h/tic_tac_by_jnzlzkn.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 169px; height: 375px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_0Tk1RuUJbj8/SNxHPzaIQbI/AAAAAAAAAPg/mWHmIblNeCo/s320/tic_tac_by_jnzlzkn.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5250149602430566834" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:trebuchet ms;" &gt;Gitmelerim yaklaştı yine. Yine bavulları toplama vaktim geldi. Ne varsa getirdiğim buraya, getirip düzen adına &lt;span style="font-style: italic;"&gt;kurduğum&lt;/span&gt; buraya, doldurup çantalara gitmeliyim yine. Bıraktığım gibi bekleyenler kimler, hala benimle olanlar kimler bilemesem de elimde avucumdakilerle - bulduğumla yetinmeliyim.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div  style="text-align: justify; color: rgb(0, 0, 0);font-family:trebuchet ms;"&gt;Bambaşka biri olarak mı dönerim evime yoksa yine aynı çocuk olarak mı sarılırım oyuncaklarıma bilmiyorum. Farkedilen değişimler uzayan saçlarım, güneş görmemekten açılan tenim, Akdeniz tuzuna hasret kuruyan cildim. Gerisi içerlerde görmek zor, anlamak &lt;span style="font-style: italic;"&gt;daha da&lt;/span&gt; zor. Sanırım dönünce bir zaman gerekecek o değişimi anlamak için bana.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;div style="text-align: justify; color: rgb(0, 0, 0); font-family: trebuchet ms;"&gt;Bildiğim bir şey var o da; koca bavuluyla bu kapkaranlık şehre gelen, odasına yaratık girdi diye ağlaya ağlaya telefona sarılan insan değilim artık. Ben yapamam, bir daha gidemem, bir daha terk edemem demiyorum artık. Biliyorum ki, insan her yerde kuruyor hayatını, her yeni heyecan farklı bir şeyler katıyor ruhuna, her yeni fotoğraf karesi bambaşka bir anı olarak kazınıyor hayatına.&lt;br /&gt;İstanbul'un kokusu bambaşka olsa da benim için, onu bol bol içime çekip, özlediğim sokaklarının tadına vardıktan sonra yine gitmek istiyorum başka yerlere. Farklı sokaklar görmek, onların değişik kokularında yürümek istiyorum. Yeniliğe alışmanın korkusunu yine yaşamak, yine kendi kendime yaşamaya alışmak istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:trebuchet ms;" &gt;Bu sefer bavullarımı toplarken göçebeliğin hüznünü hissetmiyorum.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:trebuchet ms;" &gt;Bir daha bavullarımı toplayacağım günü düşünüyorum...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:trebuchet ms;" &gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Sabit kalmaktansa yerimde, denizleri aşasım var,  gidesim var bu aralar başka şehirlere....&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3735149609410726353-6353091961435772945?l=yesilkurba.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yesilkurba.blogspot.com/feeds/6353091961435772945/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3735149609410726353&amp;postID=6353091961435772945&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/6353091961435772945'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/6353091961435772945'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yesilkurba.blogspot.com/2008/09/gitmelerim-yaklat-yine.html' title='&quot;Gidiyorum bu şehirden, ayaklarım geri geri&quot;'/><author><name>Yesil Kurba</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16471520353631044765</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_0Tk1RuUJbj8/SD_jPZXeK4I/AAAAAAAAAD0/Hg-vErlTPLs/S220/IMG_0016.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_0Tk1RuUJbj8/SNxHPzaIQbI/AAAAAAAAAPg/mWHmIblNeCo/s72-c/tic_tac_by_jnzlzkn.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3735149609410726353.post-2269348654649770517</id><published>2008-09-25T05:10:00.006+03:00</published><updated>2008-09-25T05:30:58.395+03:00</updated><title type='text'>Gece gece nereden çıktı bu yazı ???</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify; color: rgb(0, 0, 0);"&gt;Uyarıyorum. Bu ne entel dantel bir yazıdır, ne üstün düşünme ürünü bir yazıdır. Bu yazıyı okumayı geçebilirsiniz istiyorsanız, çünkü bu yazı suya yazılanlar cinsindendir. Bir an önce uçmak-kaybolmak için yazılıyordur. Yazar yeşil kurba, çok etkilenmiş, evine gelmiş ve bu yazıyı yazmak zorunda hissetmiştir kendini. Bu yazı sığdır, hoşlanmıyorsanız bu tarz "basit yazılardan" okumayın bunu. Ayrıca küfür bile içerebilir, sansür bile koyabiliriz, yaş sınırlaması getirebiliriz, &lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(0, 102, 0);"&gt;yeşil kurba&lt;/span&gt;'da yeni bir dönem başlatabiliriz... Hazır mısınız? Değilseniz, bu yazıyı okumayın...&lt;br /&gt;Ben uyardım, şu anda hala benimle olanlara duyurabilirim o zaman: Amerikan sinemasının yeni "asshole" kazanovasını izlemiş bulundum bu gece. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Ama oraya gelmeden...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Ben Hollywood sinemasından hoşlaşmam. Batman'miş, Örümböcek adammış, bütün dünyayı meteor yağmurundan kurtaran 15 yaşındaki genç kahramanmış, aksiyon filmine bir seks sahnesi koyayım da para getirsinmiş... Sevmem, izlemem. Tercihim hep bağımsız filmlerden, Avrupa sinemasındandır. Fransızca aşığı olarak Fransız filmlerine ayrı tapar, Uzakdoğu filmlerinde orta kısmı hızlı saralım sondaki felsefeye bakalım der, eski demirperde ülkelerinin yeni yeni çıkardığı harika filmlere bayılırım.&lt;br /&gt;Amaaaa.... Her dişi homo sapien gibi, ya da birçoğu gibi, romantik komedi dedin mi mendilleri çıkarırım. Yanıma alırım peluş oyuncaklarımı, yastıklarımı, şekerlerimi, bir de birlikte "yaaaa çooook şeker amaaa" diyeceğim canım arkadaşımı izlerim kardeşim bu filmleri!! Sweet November'mış, When Harry Met Sally'miş, bütün Hugh Grant filmleriymiş, salya sümük izlerim.&lt;br /&gt;Ve bu gece süper Rus arkadaşım V. ile CVS'den depoladığımız ve çantamıza tıkıştırdığımız, bilimum şekerlememiz ve kahvelerimizle gittik, kurulduk koca koltuklara, &lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_0Tk1RuUJbj8/SNr2VJhpAFI/AAAAAAAAAPI/_iBW1WIlac4/s1600-h/danecook_1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://2.bp.blogspot.com/_0Tk1RuUJbj8/SNr2VJhpAFI/AAAAAAAAAPI/_iBW1WIlac4/s200/danecook_1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5249779158848438354" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;başladık romantik komedimizi izlemeye.&lt;br /&gt;Ve ben nasıl bu adamı daha önce görmemişim dedim! Hazır olun bu Josh Holloway'in pabucunu dama atar mı atar... Serseri oldu mu erkek, şöyle biraz çapkınlık yaptı mı, ağzını hafif kaydırdı mı, saçma ve ironik bir şekilde daha bir çekici gelir kadın milletine. Kötü adamları sever kadınlar, asi çocukları sever, yola gelmez adamları yola getirmeye çalışır, sonunda üzülür paralanır, iyi çocukla evlenirler... Ama hep o yola gelmiycek adama aşık olurlar. Hep "asshole"dur onları çeken. İşte filmin konusu... Komedi kısmı nerede ben de bulamadım bu yazıdaki özette ama ağzımız açık izledik V. ile filmi, eve dönerken hala etkisinde kalaraktan.&lt;br /&gt;Buradan sesimi duyan bütün kadınlara sesleniyorum: Bu filmi izleyin, kendiniz için, bu adamı izleyin, çok düşünmeniz falan gerekmiyor. Felsefe falan yok, sonunu zaten tahmin ediyorsunuz, ama adam... Çoook tatlı, bildiğiniz serseri, vur gözüne yumruğu öldür cinsinden, şöyle tepindiren cinsinden... Hayran kaldım, daha bugün taptaze bir yazı yazmama rağmen, saatin gece uyuma saatime gelmiş olmasına rağmen bunu yazmadan, size bu bilgiyi vermeden uyuyamadım.&lt;br /&gt;Lütfen izleyin, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Dane Cook&lt;/span&gt; için &lt;a href="http://www.imdb.com/title/tt1046163/"&gt;bu filmi&lt;/a&gt; izleyin...&lt;br /&gt;Her kadına bir "asshole" gerek hayatta, kanımca...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3735149609410726353-2269348654649770517?l=yesilkurba.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yesilkurba.blogspot.com/feeds/2269348654649770517/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3735149609410726353&amp;postID=2269348654649770517&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/2269348654649770517'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/2269348654649770517'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yesilkurba.blogspot.com/2008/09/gece-gece-nereden-kt-bu-yaz.html' title='Gece gece nereden çıktı bu yazı ???'/><author><name>Yesil Kurba</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16471520353631044765</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_0Tk1RuUJbj8/SD_jPZXeK4I/AAAAAAAAAD0/Hg-vErlTPLs/S220/IMG_0016.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_0Tk1RuUJbj8/SNr2VJhpAFI/AAAAAAAAAPI/_iBW1WIlac4/s72-c/danecook_1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3735149609410726353.post-5060624977575618693</id><published>2008-09-24T22:22:00.018+03:00</published><updated>2008-09-26T01:20:04.630+03:00</updated><title type='text'>New York I love you but you're bringing me down</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;Daha önce &lt;a href="http://yesilkurba.blogspot.com/2008/08/ehir-efsaneleri.html"&gt;bir yazımda&lt;/a&gt; Boston'a gittiğimden bahsetmiştim. Ne zamandır şehir görmeyen bünyem&lt;/span&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 150px; height: 196px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_0Tk1RuUJbj8/SNqh5PGQadI/AAAAAAAAAO4/Kz0EcuUTcrI/s200/nysubway.gif" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5249686320331123154" border="0" /&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt; için mükemmel bir deneyimdi tabi o. Metro hattını kaçak kullandığımızı söylemiş miydim hatırlamıyorum ama sevgili çatlak komşum sayesinde öyle bir usulsüzlükte bulunmuştuk. Harvard'a gitmeye çalışıyorduk, aşırı yağmur başladı, dönmeye karar verdik ama kartımızda para kalmamıştı, para doldurmak için yağmurda sırılsıklam olacağımız bir yolu yürümemiz gerekiyordu ve tam o sırada biri metrodan çıkıyordu... Nolduğunu anlamadan ben; 3 koca insan bir küçük çocuk o kapıdan sıkışırcasına geçip, para ödemeden metroya bindik. Bildiğiniz illegal bir turisttim anlıycağınız o zamanlarda.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;2 hafta önce ise New York City'e gittim; sevgili P. sağolsun ağırladı beni. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;Aynı usulsüzlüğü orda da yaptım. Nereden geldi bu yüzsüzlük, bu illegallik hiç anlamadım gerçekten... Ama bunda çok suçlu değilim sanki. Zaten NYC'de, Manhattanda özellikle kaybolabileceğiniz tek yer metro. Yürürseniz asla kaybolmazsınız, &lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic;"&gt;bana sorarsanız abudik gubidik sokak isimleri bulup vermektense (yok Sümbül sokak, yok bilmem ne Sultan caddesi gibi) NYC gibi numaralar olsaymış bizde de ne güzel olurmuş&lt;/span&gt;.&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic;"&gt; Tabi bir de her sokak paralel uzansaymış birbirine.&lt;/span&gt; Neyse, NYC'de ben bir-garip-turist olarak en çok metroda zorlandım, elimde haritam nerden nereye gideceğimi anlamaya çalışırken. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;İşte son günümde elimde kolumda bavul metroya binmeye çalışırken kartımın içindeki son 2 doları geçirip kapıdan geçme başarısına elde edemediğim için metroya giremedim. Tekrardan doldurmam gerekiyordu kartımı ama birkaç kez daha denedim belki yanlış anlamışımdır ben diye, nafile çalışmadı kartım. Orda da o sırada iki tip duruyordu, kafalar güzel gayet belli... Dediler ki "biz de hep böyle oluyor biz de şu kapıdan giriyoruz". Resmen böyle benim gibi bir gariban turist gelsin de içeriye sızalım diye ortam kollayan 2 kişiydi bana bunu diyen. Ben de "&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic;"&gt;hmm öyle m&lt;/span&gt;i" diye mırıldanırken nasıl olduğunu anlamadan bu iki kişi acil çıkış kapısını açtı ve metroya girdi. Aman o ne gürültü!!! Alarmlar çalmaya başladı metroda. Ama ben nasıl inziva bir yerden girmişsem metroya kimse gelip bakmadı bile "&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic;"&gt;acil bir durum mu var, bu alarmlar niye çalıyor, biri mi öldü, yangın mı var&lt;/span&gt;" diye endişelenip. Ben de baktım, alarm çalıyor, kartımda para yok, son kez metroya bincem, önümde kapı açık... Ve son derece illegal bir şekilde geçtim o kapıdan. Gelip sorsalar napıyorsun kardeşim diye, elimde haritam, en masum suratımla, safa yatıcaktım "ama ben turistim" diye. Alarm 5 dakika boyunca çaldı ve kimse gelmedi. Böylece Boston metrosuna &lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic;"&gt;taktığım&lt;/span&gt; 2 dolardan sonra New York metrosuna da usülsüzcene para &lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic;"&gt;taktım&lt;/span&gt;. Bir daha bu ülkeye alınmazsam sebebi metro usülsüzlüklerim olacak.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;Ama New York bir başka güzeldi. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;Zamansızlıktan hiç oyuna gidemedim Broadway'de, meşale tutan ablanın adasına da gidemedim, Brooklyn köprüsünü şöyle tepeden güzelcene göremedim, St. Patricks Katedrali'ne gidemedim, Central Park'ın sadece 200 metrekarelik yerini dolaştım kaybolma korkusundan, Met'e gidemedim... Hiçbir şey yapamadım yapmak istedigim. Üstü açık turist otobüsüme binip geveze tur rehberini dinledim genel olarak.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;Ama yine de çok güzeldi.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;Yine olsa yine yaparım, yine olsa yine gezerim, pişman değilim... &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;Yine doğsam yine şehirde yaşarım, mis gibi dağ havası da neymiş ekmeğimi egzos kokusuna banarım, &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;Böyle de garibim.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic;"&gt;Bu arada, burada, yani Portsmouth'da, yapraklar &lt;span style="color: rgb(204, 0, 0); font-weight: bold;"&gt;kırmızı&lt;/span&gt; olmaya başladı sonbahar gelince. Onu da sevdim... &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify; font-weight: bold;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style=";font-family:'trebuchet ms';font-size:85%;"  &gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;Dipcik not: Bir de günün kelimesini usul seçtim. Ne garip bir kelime... Bir de olumsuz yapınca iyice bir garipleşiyor. Usulsüzlük... &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3735149609410726353-5060624977575618693?l=yesilkurba.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yesilkurba.blogspot.com/feeds/5060624977575618693/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3735149609410726353&amp;postID=5060624977575618693&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/5060624977575618693'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/5060624977575618693'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yesilkurba.blogspot.com/2008/09/new-york-i-love-you-but-youre-bringing.html' title='New York I love you but you&apos;re bringing me down'/><author><name>Yesil Kurba</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16471520353631044765</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_0Tk1RuUJbj8/SD_jPZXeK4I/AAAAAAAAAD0/Hg-vErlTPLs/S220/IMG_0016.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_0Tk1RuUJbj8/SNqh5PGQadI/AAAAAAAAAO4/Kz0EcuUTcrI/s72-c/nysubway.gif' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3735149609410726353.post-6695844900357729394</id><published>2008-09-24T04:31:00.010+03:00</published><updated>2008-09-24T05:31:34.525+03:00</updated><title type='text'>Küçük bir gözlem!</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;a style="font-family: trebuchet ms;" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_0Tk1RuUJbj8/SNmbdzgpLaI/AAAAAAAAAOg/Gm1TXIZoMr8/s1600-h/sanat+eseri.bmp"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://4.bp.blogspot.com/_0Tk1RuUJbj8/SNmbdzgpLaI/AAAAAAAAAOg/Gm1TXIZoMr8/s320/sanat+eseri.bmp" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5249397777022660002" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:trebuchet ms;" &gt;Her gün üniversitenin otobüsüyle gidiyorum ofise. Yaşadığım yerden otobüsle yaklaşık 20 dakikalık bir mesafede kampüs. Her sabah 10 dakikalık bir yürüyüşle otobüs durağıma geliyorum, ve fakülte kartımla beleş bir şekilde otobüse biniyorum.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:trebuchet ms;" &gt;Yazın otobüs bomboş oluyordu, ondan herkes istediği yere oturuyodu. Benim dikkatimi çeken ise herkesin ön taraflarda oturma isteğiydi. Genelde bizde ortaokul-lise yıllarından gelen bir özelliktir arkada oturma isteği. Kademen arttıkça arka sıraya daha çok yakınlaşırsın. Hatırlıyorum lise sondayken biz, arka koltuğa oturmak için bizim gelmediğimiz günleri iple çekerdi ortaokullar... Neyse genelde arkaları severiz biz. Ama burda değişik bir şeyle karşılaştım, kimse arkaya oturmak istemiyordu. Ben bunu arka tarafların havalandırmadan dolayı daha soğuk olma ihtimaliyle bağdaştırmıştım. Yazın çok fark ettirmedi bu durum kendini çünkü az kişi vardı otobüsle okula gelen. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:trebuchet ms;" &gt;Sonra yeni dönem başladı ve otobüs üst üste olmaya başladı (tabi ki de Mecidiyeköy Hisarüstüotobüsü üst üstesi değil, her koltuk dolmaya başladı diyelim...). İnsanların öndeki koltuklara oturma çabası yine gözümden kaçmadı. Araştırmacı ruhum ve ben olan biteni anlamak için çırpındım tahmin edersiniz ki. Son derece büyük bir özenle paint programında çiziktirdiğim krokiye bakarsanız, ön tarafta insanların Paşabahçe bardağı şeklinde &lt;/span&gt;&lt;a style="font-family: trebuchet ms;" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_0Tk1RuUJbj8/SNmief_zdBI/AAAAAAAAAOo/7BMDYvynmV8/s1600-h/01AwcAXy1hJRMAAAABAAAAAAAAAAA+.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://4.bp.blogspot.com/_0Tk1RuUJbj8/SNmief_zdBI/AAAAAAAAAOo/7BMDYvynmV8/s320/01AwcAXy1hJRMAAAABAAAAAAAAAAA+.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5249405485545911314" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:trebuchet ms;" &gt;sıralandığı, kanımca aşırı rahatsız koltuklar var. Arkada ise iki-iki oturulan düz bir şekilde etrafı seyrettiğin koltuklar. Ve insanlar resmen öndeki o çirkin koltuklarda oturmak için yarışıyor genel &lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:trebuchet ms;" &gt;olarak arka koltuklarda oturmak istemiyorlar. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:trebuchet ms;" &gt;Bilirsiniz, Amerika da "Civil Rights Movement" (&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic; color: rgb(0, 0, 0);font-family:trebuchet ms;" &gt;sivil haklar hareketi?&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:trebuchet ms;" &gt;) ın önemli bir &lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:trebuchet ms;" &gt;öğesidir &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;otobüs&lt;/span&gt;. "&lt;span&gt;Siyah&lt;/span&gt;"ların otobüste oturma hakkı olmaması, otursalar bile en arkadaki koltuklarda oturması, ve buna direnen, karşı çıkan, toplum içindeki hareketi başlatan insanlar... Ve gördüm ki, yıllar sonra, eşitiz biz diyen Amerika, hala ön sırada oturmak için çırpınıyor...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:trebuchet ms;" &gt;Dayanamadım tabi yeşil kurba olarak ve bir akşam beni yemeğe davet eden tatlı otobüs arkadaşım G.'e sordum, nedir bu insanların derdi niye o &lt;span style="font-style: italic;"&gt;-çok afedersiniz- &lt;/span&gt;kıç kıça yerde oturmak için çırpınıyorlar? Çünkü ben arkaya oturmuştum o da yanıma gelicekti, ama önde boş&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:trebuchet ms;" &gt; yer vardı ve baya bir aradan kaldı yanıma oturmakla öne oturmak konusunda... Bana aylardır beklediğim soruyu sormak için süper bir fırsat verdi anlıycağınız. Sordum. Ve gayet açık yüreklikle, arka sırada oturmanın hala Amerikan halkı tarafından olumsuz bir algılandığını söyledi G.. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Tabi bunu bütün Amerikan vatandaşlarına genellemek çok yanlış, ama en azından New Hampshire'da, yaklaşık %90'nın "&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;Beyaz&lt;/span&gt;" ırkın oluşturduğu bir eyalette, otobüste arkada oturmak hala tercih edilmeyen bir şey. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:trebuchet ms;" &gt;Bu insanlar kötü müdür? Sanmıyorum, hepsiyle bire bir tanıştığınız zaman çok tatlı insanlar...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:trebuchet ms;" &gt;Bu insanlar ırkçı mıdır? Çok iddialı bir söylem böyle olduğuna ben inanmıyorum...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:trebuchet ms;" &gt;Peki bu nedir-nedendir? Sanırım geçmişimizden taşıdığımız, farklı nesillerle aktardığımız, sosyal öğrenmeyle getirdiğimiz şeyler bunlar kanımca. Toplum olarak "toplu" bir şekilde öğrendiğimiz illet şeyler. Nasıl bizim doğduğumuz yerlerde, bize özel şeyler varsa bir sonraki nesillere taşıdığımız,  burada doğan-büyüyen insanların da istemeseler de, belki nefret de etseler, içlerinde hala bir&lt;span style="font-style: italic;"&gt; ön sıra-arka sıra kavgası&lt;/span&gt; var. Buradan gecenin şu saatinde, her insanın içinde "racial microaggression"lar (yani ırkçılık değil ama farklı ırklara olan bir çeşit ayrımcı tavır, vs...) vardır diyen Prof. Derald Wing Sue'ya hak verir buldum kendimi... &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Ayrıca şu karikatürü seviyorum, nerden bulduğum hakkında hiçbir fikrim olmasa da...&lt;br /&gt;Amerikalılar "coloured" diyor beyaz ırktan olmayanlara, yani ben de coloured'ım, renkliyim onlara göre.. Beni herkes İspanyol kökenli sanıyor burda zaten. Ben ne önemi var hiçbir şekilde anlayamasam da "renk"in, onlar böyle bir ayrımı uygun görüyor... Halbuki beyaz renk bütün renklerin karışımı değil mi, o zaman bu insanlar en renkliler olmuyor mu???&lt;br /&gt;Neyse gerçekten bu kadar çok renk, ırk, vs.den bahsetmek yordu beni...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3735149609410726353-6695844900357729394?l=yesilkurba.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yesilkurba.blogspot.com/feeds/6695844900357729394/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3735149609410726353&amp;postID=6695844900357729394&amp;isPopup=true' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/6695844900357729394'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/6695844900357729394'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yesilkurba.blogspot.com/2008/09/kk-bir-gzlem.html' title='Küçük bir gözlem!'/><author><name>Yesil Kurba</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16471520353631044765</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_0Tk1RuUJbj8/SD_jPZXeK4I/AAAAAAAAAD0/Hg-vErlTPLs/S220/IMG_0016.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_0Tk1RuUJbj8/SNmbdzgpLaI/AAAAAAAAAOg/Gm1TXIZoMr8/s72-c/sanat+eseri.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3735149609410726353.post-7203548827911330498</id><published>2008-09-21T03:52:00.006+03:00</published><updated>2008-09-24T05:34:47.690+03:00</updated><title type='text'>"come fill your glasses and raise them high. and let us drink and not be dry"</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify; color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 0);font-family:trebuchet ms;" &gt;Bilenler bilir, bilmeyenler çok bir şey kaybetmez, şu Amerika Birleşik Devletleri denen, 50 eyaletten oluşan, kendisine karşı karışık duygular beslediğim ülkede içki içme, ve satın alma yaşı 21'dir. Yani bizim güzide ülkemizden 3 yaş fazla. Kendilerince bunu bir koruma mekanizması olarak görseler de, kanımca bu durum Amerikalı özellikle üniversite gençlerini "binge drinking" denilen, dehşet derecede alkol tüketimine itmektedir. Ne zaman kendi yaşıtım, ya da benden bir iki yaş küçük, üniversitenin ilk yıllarında olan insanlarla tanışsam-ki bunu çok yapmamaya çalışıyorum! en önemli meseleleri sahte kimliğini nerden nasıl aldığı, hangi içkiyi denediği, nasıl bong yaptığı, joint'i nerden bulduğu vs. gibi konular oluyor. Bu durumda bence Amerika, Hollanda'nın esrara karşı benimsediği politikayı alkole karşı benimsemeli, 16 yaşındaki deli-dolu çocukların altına araba vericeklerine 18 yaşında kontrollü bir şekilde içki içmeyi öğrenebilmelerini sağlamalı, biraz daha normalize etmelidir bu alkol durumunu. &lt;/span&gt; &lt;span style="color: rgb(51, 51, 0);font-family:trebuchet ms;" &gt;Neyse size ne tabi bunlardan? Ve bana ne?&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_0Tk1RuUJbj8/SNWfMAdSzVI/AAAAAAAAAOA/-ky2z4zLqxY/s1600-h/gossip_girl400.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 301px; height: 205px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_0Tk1RuUJbj8/SNWfMAdSzVI/AAAAAAAAAOA/-ky2z4zLqxY/s320/gossip_girl400.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5248275969400294738" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 0);font-family:trebuchet ms;" &gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 0);font-family:trebuchet ms;" &gt;Şöyle ki, cuma günü beni diri diri yiyecek olan profesörleri etkilemek için makalemi nasıl daha iyi yazarım diye uğraşacağıma, oturup Gossip Girl izledim bütün gün. Şimdi mekan New York City (ki kendisiyle ilgili de anlatacaklarım var, NYC bir nevi aşk...), hatunlar aşırı güzel, çocuklar fena yakışıklı, bir tanesinin sesinin seksiliği öldürücek beni, diğeri porselen bebek gibi bak bak bitmiyor, esas oğlan aşırı entel, keskin bir zekası, espri anlayışı var, falan filan. Tipik Amerikan gençlik dizisi.&lt;/span&gt; &lt;span style="color: rgb(51, 51, 0);font-family:trebuchet ms;" &gt;Şimdi benim merak ettiğim şu, 2 ay 15 gündür burada yaşıyorum. 23 yaşındayım, 18 gösteriyorum. Ne zaman güzel bir restorana gitsem, şarabımı ısmarlasam kafamda dikilen garson kimliğimi görmek istiyor. Hem de öyle yalnız gitmek ya da üniversite zıpırlarıyla gitmek değil, aklı başında, olgun, yaşı 40'ın üstünde ev sahiplerim, komşularım vs. le gittiğim yerlerde. Çünkü ben 21 değilsem, o mekanda bulunamam, yanımdakiler büyük bile olsa, hatta annem babam olsa izin verse bile, içki içemem. Neyse ki sorun değil al diyorum gösteriyorum pasaportumu kurtuluyorum kafamdaki uyuz garsondan!&lt;/span&gt; &lt;span style="color: rgb(51, 51, 0);font-family:trebuchet ms;" &gt;Benim merak ettiğim, lise öğrencilerinin, şehvetli okul hayatını anlatan, bir yandan sınıf farklılıklarına aklınca gönderme yapan, amacı tüketmeye özendirmek olan (başarılılar itiraf ediyorum!) bu dizideki bir avuç velet, nasıl yok Butter'mış, yok zıpırmış, içkili mekanlara ellerini kollarını sallayarak girip, bardağına kurban Martini'leri bir yudumda yuvarlıyorlar. Nasıl sürekli ellerinde içki bardakları, şampanya bardakları geziyorlar! New York'da 30'un altında gösteriyorsan kimlik soruyorlar, şimdi bu insanlar babalarının paraları sayesinde mi o içkileri yuvarlıyorlar, yoksa bu dizi gerçekten saçma mı? 17 yaşında bardak bardak Martinileri kafaya diken, Jack'iyle uyuyan uyanan bu insanlar saçmalık mı? Ve akademik kariyerim için çırpın çırpın çırpınmak için geldiğim şu ülkede, yapmam gereken makale yazmakken bu diziyi izleyip bir de dert edinip, aylardır doğru düzgün dokunamadığım bloguma yazı yazmam normal mi???&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 0);font-family:trebuchet ms;" &gt;Canım Martini istiyor o diziyi izlerken. Sanırım sinirim bundan. &lt;/span&gt; &lt;span style="color: rgb(51, 51, 0);font-family:trebuchet ms;" &gt;Bildiğin çekememezlik.&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3735149609410726353-7203548827911330498?l=yesilkurba.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yesilkurba.blogspot.com/feeds/7203548827911330498/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3735149609410726353&amp;postID=7203548827911330498&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/7203548827911330498'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3735149609410726353/posts/default/7203548827911330498'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yesilkurba.blogspot.com/2008/09/come-fill-your-glasses-and-raise-them.html' title='&quot;come fill your glasses and raise them high. and let us drink and not be dry&quot;'/><author><name>Yesil Kurba</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16471520353631044765</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://bp0.blogger.com/_0Tk1RuUJbj8/SD_jPZXeK4I/AAAAAAAAAD0/Hg-vErlTPLs/S220/IMG_0016.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_0Tk1RuUJbj8/SNWfMAdSzVI/AAAAAAAAAOA/-ky2z4zLqxY/s72-c/gossip_girl400.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3735149609410726353.post-7951761627945476171</id><published>2008-09-20T03:24:00.005+03:00</published><updated>2008-09-24T03:58:43.648+03:00</updated><title type='text'>Şaka gibi bir haber!</title><content type='html'>&lt;span style="color: rgb(0, 51, 0);font-family:
