Ekim 26, 2008

"Wherever they burn books they will also, in the end, burn human beings."*

Nasıl aynı evde yaşamanıza rağmen ailenizin her fikrini paylaşmayabiliyorsanız,
Nasıl aynı okulda okuyup beraber büyümenize rağmen en yakın arkadaşınızın her düşüncesine katılmayabiliyorsanız,
Nasıl eğitim aldığınız alan aynı da olsa meslektaşınızla aynı iş ahlakına sahip olmayabiliyorsanız;
Aynı topraklarda yaşayıp, aynı ülkede yaşayıp, aynı şeyi düşünmeyebilirsiniz de.

Bir devlet çatısı altında yaşamanın size getirdiği belli kurallar bir yana, en temel insani hakkınız olan "düşünmeyi" ve buna bağlı olarak "üretmeyi" sonuna kadar kullanabilmelisinizdir.

Genel kabul gören düşünceden farklı bir şey düşündünüz diye ya da çoğunluğun inandığı şeye inanmadınız, taptığı kişiye tapmadınız diye kimse sizi sansürleyemez...

Ağzımıza pamuk tıkıp, gözümüze bant çekip, kulağımızı tıkayamaz.

Uzun zamandır çeşitli kişisel sebeplerden uğrayamadığım bloguma bugun ışık hızıyla geri döndüm.
Özene bezene süslediğim blogum, bin bir türlü saçma sapan yoldan girdiğim bir internet sitesine dönüşüp, aptal bir proxy sitesinin çeşitli reklamlarıyla donanmıştı.

Sanki biri evimi gasp etmiş gibi hissettim kendimi.
Biri odama girmiş, bütün kitaplarımı raflarından indirmiş onlara el koymuş gibi...
Biri aklıma-fikrime-zihnime-algıma karışmış gibi...

Sansüre sansür gerek arkadaşlar.
Bu zihniyet kitapları da yakar yakında...

*Heinrich Heine

4 yorum:

ozkan dedi ki...

Çok güzel yazmışsın.
Bugün yaşadığımız moral bozucu toplumsal herşeyin temelinde hep aynı sorun var: Demokrasiyi yaratacak kadar eğitilememiş nesiller. Bir kısır döngü. Eğitilmedikçe gerçek demokratik sistemi oluşturamıyoruz, bu demokratlaşma gerçekleşmedikçe de eğitemiyoruz. Düşünüyorum taşınıyorum hep bu noktaya gelip tıkanıyorum. Görebildiğim tek çözüm yolu, eğittikçe demokratlaşmak, demokratlaştıkça eğitmek, yavaş yavaş gelişen bir süreç. Paraşütle inen bir demokrasi sadece ateşi yakacak bir kıvılcım, gerisi toplumun nesiller boyu o hedefi kovalamasına kalıyor (gibi geliyor bana). Ne de olsa en zor elde edilen ve evrim basamağının en üstündeki yönetim/yönelim şekli.

yeşil kurba dedi ki...

özkancım ne güzel yazmışın asıl sen. ben senin blog projeni bekliyorum merakla, eminim çok güzel yazarsın :)
demokrat değil bu ülke. belki doğaları demokrat değil. Daha doğuştan pipisi var yokla iki farklı cins bebeği ayıran, birine pembe birine mavi giydiren, sokakta mendilci çocuğa laf atan, lügatından 'gavur' diye bir söz olan bir millettin demokrat olmasını ben zaten beklemiyorum ki...

yeşil kurba dedi ki...

özkancım ne güzel yazmışın asıl sen. ben senin blog projeni bekliyorum merakla, eminim çok güzel yazarsın :)
demokrat değil bu ülke. belki doğaları demokrat değil. Daha doğuştan pipisi var yokla iki farklı cins bebeği ayıran, birine pembe birine mavi giydiren, sokakta mendilci çocuğa laf atan, lügatından 'gavur' diye bir söz olan bir millettin demokrat olmasını ben zaten beklemiyorum ki...

ozkan dedi ki...

Cevap yazdığını farketmemişim yaw. Teşekkür ederim; ama henüz kendi "blog"umdan -buna da bir TDK sözcüğü lazım di mi yazdırgeç gibin- yazacak kadar birikimli olduğuma inanmıyorum Cansucum. Ama onun da zamanı gelir tabi :)
Toplumumuz, Kurtuluş Savaşı dönemi hariç hiç düşünerek hareket etmedi -ufak not, bunu radikal atatürkçü bir bilinçle söylemiyorum. Tarih boyunca düşünerek hareket etmeden soyutlanmış bir toplum özünde düşünerek kitlesel bir karar almaya dayanan demokrasiyi beceremez zaten. (Örneğin, bir toplum kitleler halinde islamiyete geçer mi yahu allah aşkına, "esas duruş! islamiyete geçilecek! geç!"... o yoz hristiyanlık bile bireylerin mevcut düzene baş kaldırarak dinsel mücadelesi ile yayılmaya başladı.) O nedenle haklısın demokrat değil, ve bu sebeple her türlü ilkel agresyonları günlük hayatı ve kültürünün her yerine motif gibi işlemiş, senin de işaret ettiğin gibi. Daha geçen kız doğurduğu için bebeğini öldüren annenin haberi ile kanımız dondu.
Bir topluma ne din, ne bir lider, ne bir idol, ne de köklü bir töre insani bir medeniyet getirir; topluma öyle medeniyeti sadece eğitim getirir diye düşünüyorum. Özeleştirel, çağdaşlığa dönük, bireysel fikre önem veren, kısaca insan olmaya önem veren bir eğitim sistemi.
Bu toplumun demokratlaşmasını beklememiz lazım ama, sadece bu konudaki nesiller boyu sürecek ısrarımız bu ülkeyi kurtarabilir. Tabi en az 3-4 nesli yetiştireceğiz ki bu hedefe ilerleyelim.
Gaza getirdin beni yine ülkeyi kurtardım :) Ben bloga başlamayı değil senin blogunda biraz daha yorum kalabalığı ile can sıkarak vakit geçirmeyi düşünüyorum :) affola!