Temmuz 14, 2009

Adam kes, şarap içme

Gündem pek bir hareketli bugünlerde. Ama malum en çok konuşulanlardan biri Topkapı Sarayı, İdil Biret, Alperen Ocakları ve şarap bileşimi. Protestonun tadını ve dozunu kaçıran ocakçı arkadaşlar konserin yapıldığı Topkapı Sarayı'nın kapısına (!) dayanıp, poster yakıp, tekbir getirerek bunun ne kadar büyük bir yanlış olduğunu dile getirmişler...

Ne büyük usta İdil Biret'eymiş tepki göya, ne de konsereymiş. En büyük problem zıkkım olasıca (!) şaraptaymış! Çünkü orası 1. Avluymuş, ya da her kaçıncıysa, ve Kutsal Emanetlerin bulunduğu bölüme pek bir yakınmış. Ve orda "minderlere yayılıp, elinde şarap konser dinlemek" pek bir yanlışmış.

Malum turistlerimin ziyareti dolayısıyla çok yakın bir zamanda gittim Topkapı Sarayı'na. Daha önce defalarca gitmenin verdiği bıkkınlıkla ve bu işe ruhunu adamış amatör rehber abimin de bizle olmasından aldığım rahatlıkla birçok bölüme girmedim. Bu kararı almamdaki en önemli etken korkunç havalandırma sistemiydi! Aslında ona havalandırMAma sistemi desek daha bir yerinde olur. Zira minnacık mekanlara yığılan yüzlerce insan ve mevsimin yaz olması içeride insani bir şekilde müze (oranın müze olduğu da unutuluyor gibi sanki tartışmalarda) gezmeyi imkansız kılıyordu adeta. Kutsal emanetlerin bulunduğu yerdeki kuyruk, koku ve havasızlık çok çok çok daha fenaydı. Hızlı adımlarla kendimi dışarı attım ordan da. Keşke sevgili ocakçı arkadaşlar müzenin olması gerektiği gibi, Avrupa standartlarına daha da yakın olabilmesi için çaba gösterselermiş öncelikle...

Bir konu daha var olası tepki gösterilebilecek. Topkapı Sarayı malum kocaman bir alan, gez gez bitmiyor arada yorulduk. Oturmak için kafe modunda tek bir seçenek var elimizde o da sarayın içinde yer alan, süpper manzarası olan şu anda adını unuttuğum restoran. Oturduk oraya, 1 tabak karpuz, 1 kase sütlaç, 2 neskafe (malum Amerikalıların damak tadı enteresan (!) olabiliyor) ve 3 kutu Sprite aldık. Verilen hesabı söylüyorum: 60 TL!!! Resmen soygun, bir kutu Sprite 8,5 TL'ymiş... Ocaklar mesela bunu da protesto edebilir bence, dinen içki içmek gibi insan kazıklamak da günahsa, hadi bakalım dayanın restoranın kapısına diyin ki: "Kutsal Emanetlere şu kadar metre yakında her gün diri diri adam kazıklıyorsunuz!".

Bir de merak ettiğim, o avluda vakti zamanında içilen şaraplar, sucuk gibi asılan adamlar, kutsal emanetlere pek de uzak olmayan Harem'de yaşanan olaylar nolcak? Bu kadar geçmişe bağlı kişilerin retro-protestolar da düzenlemesi gerekir belki?

Belki de Türkiye'de yaşama kararımızı bir kez daha gözden geçirmek gerekir.

1 yorum:

lika: dedi ki...

Sicak bir temmuz gununu "sarayda!" gecirme hayaliyle gidip, kendimi hamamda hissettigim; yetmezmis gibi canim sarayin en guzel manzarasini Konyali Restorana ayirdiklarina ofkelenip kendimizi disari attik. Bahsedilen hadise 2 gun once gerceklesti, kardesim ve ben en kisa surede bir protestoda biz duzenleyelim tam burada karari alip uzaklastik..