Temmuz 22, 2008

Badem'cik

Ne kadar zaman oldu yazmıyalı! İnanamıyorum gerçekten.. Sanırım Amerika-Türkiye karşılaştırmalarımdan kendim bıktığım için yazmak, okuyan birkaç kişiyi de bıktırmak istemiyorum.. Çünkü hep karşılaştırmalı işleyen bir zihne sahip olan ben, okyanus ötesi yerlere gelince karşılaştırmanın dibine vurmuş durumdayım...

Burdayken gündemden aşırı da uzak kalmıyım diye internette gazeteleri karıştırıyorum. Ama açıkçası gündemde de pek bir olay vuku bulmamakta. En çok ilgimi ilk olarak benim gelmemin yaklaşık birinci haftasında, kimlerden olduğunu öğrenemediğim kişilerin Amerika konsolosluğuna ateş açması çekti. Neyse ki Amerikalı kişiler dünyadan pek "bi-haber" olarak yaşadıkları için, ya da ilgilendikleri yerler sadece onların gündemine yansıtılan yerler olduğu için ben burda "Aaa Türk, pis terörist!" gibi tepkilerle karşılaşmadım. Düşünüyorum da böyle bir olay bizde olsaydı, ortalığı velveleye verip, camlara Türk bayrakları asıp, hatta "En büyük asker bizim asker" nidalarıyla Amerika'ya çıkartma yapmaya hazırlanırdık. Tabi sonunda borçlarımız hatırlatılınca bir şekilde başka bir suni gündem yaratıp, kitleler halinde sürüklenmeye hayran halkımızın ilgisi dağıtılırdı hükümet-medya ikilisi tarafından.

Neyse çok ilgilenmeyi sevmediğim konuları geçip ilgimi en çok çeken bir ikinci habere geçiyorum: Badem ve babasının buluşması. İlk okuduğumda fena halde duygulanıp "Vah yavrumm nasıl gelmişti bulmuş yavrusunu, vay be" diyerekten heyecanlandım ama sonra fotoğraflara bakıp da bir fok yerine insan evladı görünce gerçekten şaşırdım. Meğerse ünlü, milli, insanların ilgisinden bıkmış zavallıcık fokumuzun babası Koç Holding bıdı bıdı bıdısı Mustafa Koç'muş! Meğer kendisi bu fokcağızı evlat edinmiş, bütün masraflarını karşılamış sonra da ziyarete gitmiş. Bizim ülkemizde yapılan "hayır"lara başka bir örnek de kendisinden gelmiş anlıycağınız. Tabi ki de bazı insanların durumları iyiyse, maddi güçlerini "hayır" işlerine kullanmaları bazen iyi olabilir. Ama Türkiye gibi büyük bir ülke de bu derece sözü ve parası geçen insanların biraz da devleti "sosyalleştirme" yolunda bir şeyler yaparlarsa, devletin yapması gereken şeyleri üstlenmektense devletin halk adına yapabileceği şeyleri artırma yolunda ilerleseler daha uzun vadeli sonuçlar alınabileceğine inananlardanım. Yani Doğu'ya doktor atanmayan hastane yaptırmanın, ya da öğretmeni olmayan okul yaptırmanın bir anlamı yok. Devleti oraya doktor ve öğretmen göndermesini sağlayacak ve bunu kendi görevi olduğunu anlamasını sağlayacak düzenlemelere ön ayak olmaları daha önemli değil mi bu paralı insanların?

Badem'den buralara nasıl geldiğim hakkında pek bir fikrim yok, aslında bu konu uzun uzun akıl yürüttüğüm ve zamanla içinde bulunduğum bazı oluşumlarla değişen fikirlerimin olduğu bir konu. Ama bizim milli ve zilli fokumuzun bu konuda bir kabahati yok ondan bahsederken bu konuya bu kadar çok dalmamalıydım sanırım...
Neyse sonuç olarak, Muğla sahillerinde bu dünya tatlısı hayvanı görürseniz, etrafınızda çocuklar varsa, nolur onu rahat bırakın... Uzak yüzün ondan, dibine girip onu dürtmeyin, ısırır bu vahşi hayvan... Kendi hayatı var ona saygı duyun yahu.. Haberlerde izlediğim etrafına 50 kişi toplanmış görüntüler artık olmasın Badem'cik için!
Lütfen....
*fotoğraf radikal.com.tr'den alınmıştır!
21.07.2008 / 20:54

Hiç yorum yok: