Eylül 21, 2008

"come fill your glasses and raise them high. and let us drink and not be dry"

Bilenler bilir, bilmeyenler çok bir şey kaybetmez, şu Amerika Birleşik Devletleri denen, 50 eyaletten oluşan, kendisine karşı karışık duygular beslediğim ülkede içki içme, ve satın alma yaşı 21'dir. Yani bizim güzide ülkemizden 3 yaş fazla. Kendilerince bunu bir koruma mekanizması olarak görseler de, kanımca bu durum Amerikalı özellikle üniversite gençlerini "binge drinking" denilen, dehşet derecede alkol tüketimine itmektedir. Ne zaman kendi yaşıtım, ya da benden bir iki yaş küçük, üniversitenin ilk yıllarında olan insanlarla tanışsam-ki bunu çok yapmamaya çalışıyorum! en önemli meseleleri sahte kimliğini nerden nasıl aldığı, hangi içkiyi denediği, nasıl bong yaptığı, joint'i nerden bulduğu vs. gibi konular oluyor. Bu durumda bence Amerika, Hollanda'nın esrara karşı benimsediği politikayı alkole karşı benimsemeli, 16 yaşındaki deli-dolu çocukların altına araba vericeklerine 18 yaşında kontrollü bir şekilde içki içmeyi öğrenebilmelerini sağlamalı, biraz daha normalize etmelidir bu alkol durumunu. Neyse size ne tabi bunlardan? Ve bana ne?

Şöyle ki, cuma günü beni diri diri yiyecek olan profesörleri etkilemek için makalemi nasıl daha iyi yazarım diye uğraşacağıma, oturup Gossip Girl izledim bütün gün. Şimdi mekan New York City (ki kendisiyle ilgili de anlatacaklarım var, NYC bir nevi aşk...), hatunlar aşırı güzel, çocuklar fena yakışıklı, bir tanesinin sesinin seksiliği öldürücek beni, diğeri porselen bebek gibi bak bak bitmiyor, esas oğlan aşırı entel, keskin bir zekası, espri anlayışı var, falan filan. Tipik Amerikan gençlik dizisi. Şimdi benim merak ettiğim şu, 2 ay 15 gündür burada yaşıyorum. 23 yaşındayım, 18 gösteriyorum. Ne zaman güzel bir restorana gitsem, şarabımı ısmarlasam kafamda dikilen garson kimliğimi görmek istiyor. Hem de öyle yalnız gitmek ya da üniversite zıpırlarıyla gitmek değil, aklı başında, olgun, yaşı 40'ın üstünde ev sahiplerim, komşularım vs. le gittiğim yerlerde. Çünkü ben 21 değilsem, o mekanda bulunamam, yanımdakiler büyük bile olsa, hatta annem babam olsa izin verse bile, içki içemem. Neyse ki sorun değil al diyorum gösteriyorum pasaportumu kurtuluyorum kafamdaki uyuz garsondan! Benim merak ettiğim, lise öğrencilerinin, şehvetli okul hayatını anlatan, bir yandan sınıf farklılıklarına aklınca gönderme yapan, amacı tüketmeye özendirmek olan (başarılılar itiraf ediyorum!) bu dizideki bir avuç velet, nasıl yok Butter'mış, yok zıpırmış, içkili mekanlara ellerini kollarını sallayarak girip, bardağına kurban Martini'leri bir yudumda yuvarlıyorlar. Nasıl sürekli ellerinde içki bardakları, şampanya bardakları geziyorlar! New York'da 30'un altında gösteriyorsan kimlik soruyorlar, şimdi bu insanlar babalarının paraları sayesinde mi o içkileri yuvarlıyorlar, yoksa bu dizi gerçekten saçma mı? 17 yaşında bardak bardak Martinileri kafaya diken, Jack'iyle uyuyan uyanan bu insanlar saçmalık mı? Ve akademik kariyerim için çırpın çırpın çırpınmak için geldiğim şu ülkede, yapmam gereken makale yazmakken bu diziyi izleyip bir de dert edinip, aylardır doğru düzgün dokunamadığım bloguma yazı yazmam normal mi???
Canım Martini istiyor o diziyi izlerken. Sanırım sinirim bundan. Bildiğin çekememezlik.

1 yorum:

arzu pinar dedi ki...

Amerika da kaç genç o dizideki kadar güzel ve yakışıklı zaten, dizide içki için kimlik sorulması gibi halkvari ayrıntılara dikkat etsinler.