Eylül 24, 2008

Küçük bir gözlem!

Her gün üniversitenin otobüsüyle gidiyorum ofise. Yaşadığım yerden otobüsle yaklaşık 20 dakikalık bir mesafede kampüs. Her sabah 10 dakikalık bir yürüyüşle otobüs durağıma geliyorum, ve fakülte kartımla beleş bir şekilde otobüse biniyorum.
Yazın otobüs bomboş oluyordu, ondan herkes istediği yere oturuyodu. Benim dikkatimi çeken ise herkesin ön taraflarda oturma isteğiydi. Genelde bizde ortaokul-lise yıllarından gelen bir özelliktir arkada oturma isteği. Kademen arttıkça arka sıraya daha çok yakınlaşırsın. Hatırlıyorum lise sondayken biz, arka koltuğa oturmak için bizim gelmediğimiz günleri iple çekerdi ortaokullar... Neyse genelde arkaları severiz biz. Ama burda değişik bir şeyle karşılaştım, kimse arkaya oturmak istemiyordu. Ben bunu arka tarafların havalandırmadan dolayı daha soğuk olma ihtimaliyle bağdaştırmıştım. Yazın çok fark ettirmedi bu durum kendini çünkü az kişi vardı otobüsle okula gelen.
Sonra yeni dönem başladı ve otobüs üst üste olmaya başladı (tabi ki de Mecidiyeköy Hisarüstüotobüsü üst üstesi değil, her koltuk dolmaya başladı diyelim...). İnsanların öndeki koltuklara oturma çabası yine gözümden kaçmadı. Araştırmacı ruhum ve ben olan biteni anlamak için çırpındım tahmin edersiniz ki. Son derece büyük bir özenle paint programında çiziktirdiğim krokiye bakarsanız, ön tarafta insanların Paşabahçe bardağı şeklinde sıralandığı, kanımca aşırı rahatsız koltuklar var. Arkada ise iki-iki oturulan düz bir şekilde etrafı seyrettiğin koltuklar. Ve insanlar resmen öndeki o çirkin koltuklarda oturmak için yarışıyor genel olarak arka koltuklarda oturmak istemiyorlar.
Bilirsiniz, Amerika da "Civil Rights Movement" (sivil haklar hareketi?) ın önemli bir öğesidir otobüs. "Siyah"ların otobüste oturma hakkı olmaması, otursalar bile en arkadaki koltuklarda oturması, ve buna direnen, karşı çıkan, toplum içindeki hareketi başlatan insanlar... Ve gördüm ki, yıllar sonra, eşitiz biz diyen Amerika, hala ön sırada oturmak için çırpınıyor...
Dayanamadım tabi yeşil kurba olarak ve bir akşam beni yemeğe davet eden tatlı otobüs arkadaşım G.'e sordum, nedir bu insanların derdi niye o -çok afedersiniz- kıç kıça yerde oturmak için çırpınıyorlar? Çünkü ben arkaya oturmuştum o da yanıma gelicekti, ama önde boş yer vardı ve baya bir aradan kaldı yanıma oturmakla öne oturmak konusunda... Bana aylardır beklediğim soruyu sormak için süper bir fırsat verdi anlıycağınız. Sordum. Ve gayet açık yüreklikle, arka sırada oturmanın hala Amerikan halkı tarafından olumsuz bir algılandığını söyledi G.. Tabi bunu bütün Amerikan vatandaşlarına genellemek çok yanlış, ama en azından New Hampshire'da, yaklaşık %90'nın "Beyaz" ırkın oluşturduğu bir eyalette, otobüste arkada oturmak hala tercih edilmeyen bir şey.
Bu insanlar kötü müdür? Sanmıyorum, hepsiyle bire bir tanıştığınız zaman çok tatlı insanlar...
Bu insanlar ırkçı mıdır? Çok iddialı bir söylem böyle olduğuna ben inanmıyorum...
Peki bu nedir-nedendir? Sanırım geçmişimizden taşıdığımız, farklı nesillerle aktardığımız, sosyal öğrenmeyle getirdiğimiz şeyler bunlar kanımca. Toplum olarak "toplu" bir şekilde öğrendiğimiz illet şeyler. Nasıl bizim doğduğumuz yerlerde, bize özel şeyler varsa bir sonraki nesillere taşıdığımız, burada doğan-büyüyen insanların da istemeseler de, belki nefret de etseler, içlerinde hala bir ön sıra-arka sıra kavgası var. Buradan gecenin şu saatinde, her insanın içinde "racial microaggression"lar (yani ırkçılık değil ama farklı ırklara olan bir çeşit ayrımcı tavır, vs...) vardır diyen Prof. Derald Wing Sue'ya hak verir buldum kendimi...

Ayrıca şu karikatürü seviyorum, nerden bulduğum hakkında hiçbir fikrim olmasa da...
Amerikalılar "coloured" diyor beyaz ırktan olmayanlara, yani ben de coloured'ım, renkliyim onlara göre.. Beni herkes İspanyol kökenli sanıyor burda zaten. Ben ne önemi var hiçbir şekilde anlayamasam da "renk"in, onlar böyle bir ayrımı uygun görüyor... Halbuki beyaz renk bütün renklerin karışımı değil mi, o zaman bu insanlar en renkliler olmuyor mu???
Neyse gerçekten bu kadar çok renk, ırk, vs.den bahsetmek yordu beni...

7 yorum:

mischa dedi ki...

şu amerikalıların önde oturma mevzuu gerçekten çok ilgimi çekti. merakla okudum yazını. tahlillerinde çok başarılı buluyorum seni kurbaa ;)

Adsız dedi ki...

when i was born i was depressed
when i went to school, i was depressed
when i go to work, i'm depressed
when i get old, i'll be depressed
if i get rich, i'll be still depressed

yeşil kurba dedi ki...

Gerçekten çok iyi özellikleri olduğu gibi, çok garip ve rahatsız edici özellikleri de olabiliyor burada insanların, en azından benim tanıştıklarımın... çok teşekkürler mischa, hem yorumun için hem de blogunda bana yer verdiğin için.

yeşil kurba dedi ki...

sevgili isimsiz, elimden bir şey gelse hiç düşünmeden yapacağımı biliyorsunuz. Ama gelmiyor, siz de çaba göstermiyorsunuz. Garip bir durum, umarım aşarız...

Greensleeves dedi ki...

Sevgili Kurbaa, ne onemi var ki yesil mavi pembe mor ! Kurbagayiz iste nihayetinde!
A. Yazici'nin bu siiri senin icin de gelsin :)
Kurbaga prenses dogdum
Kimsenin gelip gecmedigi bir su ustunde
Kimse yuregimden opmedi
Kurbaga kaldim!
Topu nehre kacan cocuga
Sartsiz verdim topunu
Saraysiz kaldim!
..

yeşil kurba dedi ki...

ne kadar mutlu oldum yorumunu okuyunca greensleeves :) nasıl güzel bir şiirle merhaba dedin öyle!!
hoşgeldin blog'uma :)))

Adsız dedi ki...

bana nie siz diosun hic anlamadim nese