Eylül 25, 2008

Gece gece nereden çıktı bu yazı ???

Uyarıyorum. Bu ne entel dantel bir yazıdır, ne üstün düşünme ürünü bir yazıdır. Bu yazıyı okumayı geçebilirsiniz istiyorsanız, çünkü bu yazı suya yazılanlar cinsindendir. Bir an önce uçmak-kaybolmak için yazılıyordur. Yazar yeşil kurba, çok etkilenmiş, evine gelmiş ve bu yazıyı yazmak zorunda hissetmiştir kendini. Bu yazı sığdır, hoşlanmıyorsanız bu tarz "basit yazılardan" okumayın bunu. Ayrıca küfür bile içerebilir, sansür bile koyabiliriz, yaş sınırlaması getirebiliriz, yeşil kurba'da yeni bir dönem başlatabiliriz... Hazır mısınız? Değilseniz, bu yazıyı okumayın...
Ben uyardım, şu anda hala benimle olanlara duyurabilirim o zaman: Amerikan sinemasının yeni "asshole" kazanovasını izlemiş bulundum bu gece. Ama oraya gelmeden...
Ben Hollywood sinemasından hoşlaşmam. Batman'miş, Örümböcek adammış, bütün dünyayı meteor yağmurundan kurtaran 15 yaşındaki genç kahramanmış, aksiyon filmine bir seks sahnesi koyayım da para getirsinmiş... Sevmem, izlemem. Tercihim hep bağımsız filmlerden, Avrupa sinemasındandır. Fransızca aşığı olarak Fransız filmlerine ayrı tapar, Uzakdoğu filmlerinde orta kısmı hızlı saralım sondaki felsefeye bakalım der, eski demirperde ülkelerinin yeni yeni çıkardığı harika filmlere bayılırım.
Amaaaa.... Her dişi homo sapien gibi, ya da birçoğu gibi, romantik komedi dedin mi mendilleri çıkarırım. Yanıma alırım peluş oyuncaklarımı, yastıklarımı, şekerlerimi, bir de birlikte "yaaaa çooook şeker amaaa" diyeceğim canım arkadaşımı izlerim kardeşim bu filmleri!! Sweet November'mış, When Harry Met Sally'miş, bütün Hugh Grant filmleriymiş, salya sümük izlerim.
Ve bu gece süper Rus arkadaşım V. ile CVS'den depoladığımız ve çantamıza tıkıştırdığımız, bilimum şekerlememiz ve kahvelerimizle gittik, kurulduk koca koltuklara, başladık romantik komedimizi izlemeye.
Ve ben nasıl bu adamı daha önce görmemişim dedim! Hazır olun bu Josh Holloway'in pabucunu dama atar mı atar... Serseri oldu mu erkek, şöyle biraz çapkınlık yaptı mı, ağzını hafif kaydırdı mı, saçma ve ironik bir şekilde daha bir çekici gelir kadın milletine. Kötü adamları sever kadınlar, asi çocukları sever, yola gelmez adamları yola getirmeye çalışır, sonunda üzülür paralanır, iyi çocukla evlenirler... Ama hep o yola gelmiycek adama aşık olurlar. Hep "asshole"dur onları çeken. İşte filmin konusu... Komedi kısmı nerede ben de bulamadım bu yazıdaki özette ama ağzımız açık izledik V. ile filmi, eve dönerken hala etkisinde kalaraktan.
Buradan sesimi duyan bütün kadınlara sesleniyorum: Bu filmi izleyin, kendiniz için, bu adamı izleyin, çok düşünmeniz falan gerekmiyor. Felsefe falan yok, sonunu zaten tahmin ediyorsunuz, ama adam... Çoook tatlı, bildiğiniz serseri, vur gözüne yumruğu öldür cinsinden, şöyle tepindiren cinsinden... Hayran kaldım, daha bugün taptaze bir yazı yazmama rağmen, saatin gece uyuma saatime gelmiş olmasına rağmen bunu yazmadan, size bu bilgiyi vermeden uyuyamadım.
Lütfen izleyin, Dane Cook için bu filmi izleyin...
Her kadına bir "asshole" gerek hayatta, kanımca...

4 yorum:

ferkul dedi ki...

iyi fikir

yeşil kurba dedi ki...

ferkul, teşekkürler yorumun için :)

mischa dedi ki...

film tercihi konusunda ilk satırlara yazdıkların hususunda sana %100 katılıyorum. kadınların ne tür erkekleri çekici buldukları hususunda da %100 katılıyorum. ben sana katılıyorum kurbaaaa :) madem serserilerden hoşlanıyosun o zaman mio fratello e figlio unico'yu ve tre metri sopra il cielo'yu da mutlaka izle derim. riccardo scamarcio'yu izledikten sonra erkek beğenebilir misin bir daha bilemiyoruuum :)

yeşil kurba dedi ki...

hmmm... bu filmleri not ettim mischa hemen izliycem... şu adamı da bir google'da aratiyim di mi :))