Aralık 28, 2008

Lise defteri yazısı

Tipik bir film konusudur tatillerde hep daha hüzünlü olunur. Hani Christmas gelir, bir hüzün kaplar insanları "niye yalnızım ben" diye inler dururlar... Bana da sanki öyle oldu. Çok dizi-filmde izlemedim bu aralar ama, bir gariplik var yine kalp atışlarımda. Tatil ya da yılbaşı değil de, zor zamanında yalnız olmak herhalde koyan... Canım arkadaşlarım bir yana, insan istiyor kollarını boynuna dolayacağı bir sevgili en içinden çıkmaz dakikalarında...
Aşk garip bir olaydır ya hani, ne kimya kalır ne fizik insanda onu yaşamayalı çok uzun olmuş sanki. Romantik hayallere dalmak benim de hakkımdır felsefemle oturdum düşündüm gece gece. Olur da çıkar gelirse o kişi nasıl olsun diye... Şöyle bir karışım yaptım kendimce romantik kahramanlardan feyz alarak:
1) Tüm Yeşilçam filmlerindeki jönler gibi olsun! İnce bıyığı olmasın ama hülyalı hülyalı konuşurken aşk sözcükleri fısıldasın. Piyano çalmasa bile bana bir iki bir şey tıngırdatsın. Ağlamaktan utanmasın.
2) Notre Damme De Paris'deki Frollo gibi olsun birazcık da. O hikayede iki kişi daha vardır ya Esmeralda'ya aşık, hep bana en çok Frollo sever gibi gelir Esmeralda'yı. Diğerlerinin aksine en büyük savaşı kim olduğuyladır, nasıl göründüğüyle ya da kimle birlikte olduğuyla değil. Kendine, inançlarına, o ana kadar yaşadığı hayatına rağmen aşık olur Esmeralda'ya. İşte öyle aşık olsun beyaz atlı prens de bana!
3) Lise hayatımın baş kahramanlarından biri olan Pacey Witter'dan bahsetmeden olmaz, müstakbel aday biraz da onun gibi olsun. Gözümün içine baksın, çiçeklerle hediyelerle kapıma gelmese bile en ufak bir sözüyle içimi titretsin. Benim bile unuttuğum bir şeyi hatırlayıp beni mutlu etsin.
4) Sweet November'da adını unuttuğum Keanu Reeves gibi olsun. Önce biraz dirensin, koştursun sonra da aşk böceği olsun. Yeri ve zamanı geldiğinde de gerekiyorsa gitmeme izin versin...
5) Bu hangi filmde vardır bilemedim ama, beni dinlesin. Emin olabilirsiniz ki bunun eksikliği çok can sıkıcı olabiliyor.

İşte böyle bir karışım, kokteyl adam istiyorum kendime.
Sanırım?
Belki de istemiyorumdur da yılbaşı yaklaştığı için bir pır pır hissediyorumdur içimi, ondandır bu boktan hüzün durumları.

3 yorum:

mischa dedi ki...

Riccardo Scamarcio kadar tutkulu; Ethan Hawk kadar cazibeli; Haluk Bilginer kadar karizmatik olsun. Sadık olsun ama sıkıcı olmasın. Sadakati, kişiliğinin oturmuşluğundan ileri gelsin. Gözü kara olsun, cesur olsun, hatununu korusun-kollasın. Erk sahibi olsun! Ben de coştum kendi istediğim adamı yazdım bak ;)

rosencrantz dedi ki...

peki ya lamartine???
bi de şunu farkettim ki ben notre dame de paris i direkt disney çizgifilminden biliyomuşum. hatta adı da farklıydı galiba the hunchback of notre dame idi. her neyse işte orada frollo böyle aşşağılık yivrenç bir adamdı pure evil'di, sen öyle adam istiyorum deyince aklıma o geldi ilk. bi de gargoyle'lar vardı ben en çok onlara yakın hissetmiştim kendimi. indirip izliycem galiba!

yeşil kurba dedi ki...

Hey Mischa hoşgeldin yeniden! Nerelerdeydin bunca zaman :). Ya evet aslında düşününce atladığım çok nokta olmuş, bak senin dediklerin de hoşuma gitti şimdi :) Ethan Hawke zaten ucundan olmalı illaki, iyi ki hatırlattın :)

rosencrantz'cım Lamartin okumalı özelliğini de unutmuşum. Hatta sawyer gibin kasları da.. hmm aceleye gelmiş düşünmemişim bak :) Notre Damme De Paris'nin ben sana müzikal dvd'sini getiriyim orda izle Frollo'yu, çizgi filmde izleme... Kötü gözüken karakter ama karmakarışık bir adam aslında...