Haziran 18, 2008

Kendime not:

Çok sıcak İstanbul günlerinde, bahtsız bir şekilde otobüse binersen sakın kabarık-kıvırcık-uzun saçlı bir insanın yanına oturma. Bugünü hatırla, omzunu sürekli surette gıdıklayan saçı hatırla, kafandan geçen ya saçı pisse, zaten sıcak bir de bu saç nerden çıktı sorularını hatırla ve uzaklaş ordan. Şöyle hafif kel, ince, mümkünse güzel kokan, bacaklarını açmadan oturan birini bulursan hemen koş onun yanına otur.

Öldürücü bir sıcak vardı bugün. Otobüste bir amcanın sattığı Çin malı yelpazelerden aldım. Bir de gidip aksi gibi güneşin geldiği tarafa oturmuşum. Fenalık geçirdim. Anladım ki yelpazeler aslında bir halta yaramıyor. Eğer hava sıcaksa ve rüzgar yoksa aynı sıcak havayı suratınıza çarpmaktan başka bir işlevi yok Çin malı yelpazenin. İşte tam bu sıcak havada yanında oturduğum kişinin saçlarıyla boğuşmak tam bir çileydi benim için. Her zaman kıvırcık saça özlem duymuşumdur, çok yakıştırırım çıtı pıtı zayıf kadınlara uzun kıvırcık saçları. Ama bugün omzuma sürekli surette değen kıvırcık saçlar deli etti beni. Anlasın diye yanımda oturan kişi arada omzuma dokundum, baktım, saçını bir ara çektim bile omzumdan ama yok anlamadı kendileri rahatsız olduğumu. İşte ondan kendime notum: mümkünse sıcak havalarda zayıf ve kel bir insanın yanına otur!

Hiç yorum yok: