Ocak 19, 2009

15:00

Tabutundan güvercinlerin ayrılmadığı, göz göre göre öldürülen, aile babası, yaşadığı yer sevdalısı adamın gazetesinin önünde sırtından vuruluşunun 2. yılı bugün. Bu topraklarda demokrasiyi bir tarafa bırakın, o hep konuşulan boş hoşgörü lafının olmadığını bize bir kez daha kanıtlanışının ikinci yılı. Ne değişti o günden bugüne sorusunun cevabı çok açık. Artık alacağımız cevabını tatminiyetsizliğini yaşamamak için soru sormaya korkuyoruz belki de. Ama gerçekten korku unutturabilir mi? Neleri unuttuk bu güne kadar? Yaptığımız sadece üstünü örtmek oldu belki de. Ama artık dur denmeli bir şeylere. Bu kadar ucuz kazanılmıyor bu hayatlar. Evimize giren gazete demeye ağzımın varmadığı tabloid benzeri kağıt israfının ilk sayfasında aradı gözüm Hrant Dink'i; fotoğrafını; dün ailesinin, sevenlerinin, Ermeni cemaatinin mezarına yaptığı ziyaretle ilgili haberi; Galatasaray Lisesi önündeki eylemi ya da o korkunç cumayı hatırlatan bir yazıyı. Yoktu. Büyük uğraşlarla gazetenin orta sayfasında küçük bir dikdörtgen içinde buldum haberi. Hepsi o kadardı. İki yıldan sonra küçücük bir dikdörtgende haber olabiliyordu haksız, kalpsiz, ruhsuz bir şekilde öldürülen apaydınlık bir yürek. Yazıklar olsun dedim bir kez daha.

"Ben de senin gibi bir kuldum. Rahatsız etti birilerini gürültüm. Asırlardır vatanımı terk et dediler. Ben de bu vatan sevgisine vuruldum..."

2 yorum:

ozkan dedi ki...

Ne zaman muhalif bir yazına yorum yazsam yorumum uzuyor, uzadıkça bunaltıcı oluyor.
Yoruyorum, zaten artık dimağım, kelime haznem yoruluyor.
Yine bir toplumsal felaket, yine takvime işaretlenen bir başka travma günü. Sanırım artık günlere ikinci daireleri atıyoruz takvimlerde. Üzülmemiz gereken takvim günleri sayısı, sevinmemiz gerekenleri onlarca faili meçhul ve katliam önce geçip gitti.
Bir başkadır benim memleketim, şüheda fışkırır toprağı sıksan şüheda dizeleri artık daha bir anlamlı.

yeşil kurba dedi ki...

Dimağ tıkanıklığıyla yaşamaya alışmak en kötüsü sanırım özkan. Bu ülkede en büyük sorunun insanların birbirini hiç dinlememesi olduğuna inanıyorum. Asker mantığı var bu ülkede, bir şey buysa budur. Aksi düşünülemez, kanıtlanamaz, konuşulamaz. Konuşulursa susturulur. 80 milyon nüfuslu bir kışladayız... Umarım sondur diyorum acıyla...