Ocak 23, 2009

Ben bıkmam yazmaktan, siz bıkın artık yaptıklarınızdan

2008'in son haftalarında Ayşe Arman köşesinde bir anne ile kıza yer vermişti. Yoğun bakım ünitesinde erkek hastabakıcının tacizine uğradığını iddia ediyordu genç kız, ve annesi ona destek olmak için elinden gelen her şeyi yapmaya hazırdı. Hastanenin başhekimine olaydan sonra dilekçe veren anneye tabii ki de inanılmamış. Başhekim yeminli ifade aldığını söylemiş - yani sonuna kadar güvenmeliyiz o yemine! - bir de akıl vermiş "kızınızı tedavi ettirin" siz diye.

Bu olayın üstüne birkaç hafta boyunca Ayşe Arman anne kızı köşesine haber yapmaya devam ediyor, tepki maillerine de yer veriyor. Kimisi kendi benzer tecrübesini paylaşıyor, kimi "hayatımız kimlere emanet yarebbim!!" modunda cümleler kuruyor, kimisi de anne-kızı bu kadar cesur olduğu için kutluyor. Bir de bir kısım insan daha var, onlar daha değişik noktalara takılıyor. Örneğin röportajın yanına koyulan anne kızın fotoğrafında yüzlerinin buzlanmaması, ya da fotoğrafta kızın İstiklal Caddesinde mini etekle poz vermiş olması. Mini etek dediği bu arkadaşların gençlerin bolca giydiği kot eteklerden. Eteğin altına kalın siyah çorap ve siyah çizme giymiş. Üstünde de uzun bir pardesü var. Annesi biz utanılacak bir şey yapmadık, onlar yaptı ben kızımın yüzünü kapattırmam diyor ve fotoğraflar gazetede öyle yayınlanıyor. Ve bir kesim insan dediğimiz genç kızın kıyafetlerine takılan zihniyet alt metin olarak şu mesajı veriyor: "sen öyle etek giyersen başına her şey gelir".

Bu zihniyete göre giydiğinize göre başınıza gelecek her şey mübahtır. Mesela bu insanlar yılbaşı kutlamaları için Taksim'de olan, etek ya da dar pantolon giyen turistlerin de taciz edilmesini oldukça doğal karşılarlar. Çünkü oradaysa ve öyle giyinildiyse "e bizim erkeklerimizin de eli armut toplamıyor ya taciz etmek hakları"!!! Ayrıca bu genç kız epilepsi hastası, zor bir hayatı var, ve hastaneye yatış sebebi intihara teşebbüs. Bir annesi var başında, onları koruycak bir erkek yok (!) o zaman ne yapıldığı nasıl çıkacak ortaya? Taciz ettikten sonra laf belli "bu tarz vakalarda halüsinasyonlar görülmesi çok normaldir". Bitti kapandı işte, hem zaten kim ceza almış ki bugüne kadar tacizden?

Tüyler ürperten bir hikaye daha işte yurdumdan. Bir kadının kızı için verdiği savaş ve o savaşı verirken kızına olan sonsuz güveni ve inancı, ve kendilerinin haklı olarak hiçbir suç işlemediklerini kimsenin onları yargılamaya hakları olmadığını savunması. Peki sonrası ne olmuş, onu da bugünün gazetesinden öğrendik. Genç kız okulundan ayrılmak zorunda kalmış, diğer kızlarla girdiği bir kavga yüzünden, dava deseniz sürüncemede, Adli Tıp'ta günlerce bekletilmiş zaten travma üstüne travma yaşayan genç kız, karakolda ise hastabakıcıyla yüzleştirilmiş yanında uzman bir psikolog/pskiyatr olmadan, ve en acısı da bu hastabakıcı kişisinin hala görevde olması. Ve annesi diyor ki hayatımız karardı, ama pişman değilim...

Genç bir kızın hayatı, umutları, geleceği her şeyi burda söz konusu olan. Ama bu ülkede bunlardan bol ne var? Daha çok da değil 9-10 ay önce Hüseyin Üzmez davasını konuşmuyor muyduk, o kişinin cezasını çekmesi için her şeyin yapılacağından bahsetmiyor muyduk? Nerede peki şimdi bu şahıs? Evinde... Daha kaç genç kız veya dilim varmıyor ama çocuk, abuk subuk sebeplerle kendini haklı çıkaran toplumun yarattığı sapıklar tarafından tacize uğruyor? O kadar çok ki... Hak aramak bu ülkede işe yaramıyor malesef en acısı da o. Belki burada anne küçük bir detayı hesaplayamadı. İnsanların ikiyüzlülüğünü... "Kızım sen hiçbir şey yapmadın, utanma" mesajını verirken en basitinden okulda yaşayabileceklerinin daha travmatik olabileceğini düşünmedi o genç insanın. Belki de o kadar kızmış ve canı yanmıştı ki düşünmeye bile çok vakti olmadı. Ve herkesin yapamayacağı bir şeyi göze alarak, gizli kapaklı kalan bir dolu taciz vakasının aksine gazeteye röportaj verdi hakkını aradı. Ama malesef sokakta büyük boyunu gördüğümüz acımasız teyze-amca modellerinin çocukları okullarda bu genç kızın okula gitmeme kararını almasına yol açtı.

İstiklal Caddesinde mini etekle gezerim ben, istersem üstsüz güneşlenirim sahilin en kalabalık yerinde, istersem dekolte giyerim bilmem nereme kadar. Ben kendimi bildikten, kendimi iyi hissettikten sonra ne fark eder? Kime taciz etme hakkı verir ki bu? Benim bedenime benim isteğimin dışında dokunma hakkını hiçbir şey vermez bir insana. Hadi onu yaptı o insan - malum sapık - adalet dediğimiz, güvenmek zorunda olduğumuz mekanizmaya "hafifletici sebep" olarak geçebilir mi bir insanın kıyafeti? Ya da insanların kafasındaki hikayede o "sapık"ı haklı çıkarabilir mi üzerinizdeki kumaşların uzunluğu, kısalığı, geçirgenliği... İstersek kat kat giyinelim, saklanalım kumaşların altına, doyurulmamış cinselliğin olduğu bir toplumda her türlü sapıklar olacak malesef. Ve bu davalar daha çok uzayacak, daha çok tartışılacak.

Madem öyle gidelim görelim birazcık bu konular üzerine düşünelim... Toplum Gönüllüleri Vakfı'nın Erkeklik İstisnai Bir Durumdur fotoğraf sergisi çeşitli illerde 8 Mart 2009 tarihinde gerçekleşecek. Bakalım nasıl bir istisnaymış bizim yarattığımız ve nelere gebeymiş... Konumuz toplumsal cinsiyet, bu sergiyi gerçekleştirecek olan arkadaşların şimdiden eline sağlık diyorum.

Ayşe Arman'ın anne-kızla olan röportajı için şurayı tıklayınız.

2 yorum:

...Aslı Cadısı... dedi ki...

Aynı röportajı okudum ve insanlığımdan utandım. Gencecik bir kız, bir çocuk, bir bebek, bir insana bunlar yapılıyor ve sırf paçalarını bu olaydan kurtarmak için bu reziller türlü cambazlık yapıyor ve malesef bunlara arka çıkanlar var.

Pedofili bir hastalık bunu yapanlar hasta ama bizim toplumumuzda bunu çok normal birşeymiş gibi gösteriyorlar ve işte mini etek giyerse müstehak, yok yılbaşı kutlarsa normal. 3-5 yıl yatıp çıkıyorlar ve aynı eylemlere devam. Bir çocuğa cinsel istismar 5 yıldan başlıyormuş düşünebiliyor musunuz? Yazıktır,günahtır.

yeşil kurba dedi ki...

merhaba, malesef bu tarz haberleri cok sık duyuyoruz... sadece boyle haberlerı degıl bılmem ne hoca nerede fetva verdi 8 yaşındaki kizla evlenilir dedi gibi 'din' adı altındaki şarlatanlıkları da... ve dediginiz gibi malesef bunları onleyebilecek iyi bir adalet sistemimiz yok.
cok tesekkurler yorum icin...