Nisan 16, 2008

bu merak niye?

sevgili blog diye hitap etmek istiyorum bugün. çünkü bu iş insanların okumasına değil de benim kendi kendime konuşmama yol açıyor sanırım. Zaten bir blog nasıl bulunur, nasıl okunur onu bilmiyorum. Ben hep şans eseri ya da başka birinin sayfasından zıplayarak bulurdum okuduğum blogları. İlk açtığımda blog'un direk listelenmesini ve başkaları tarafından görülmesini kapadım. Çünkü hiç de yetkin olmadığım bir konuydu yazmak ve ne yazıcağım hakkında en ufak bir fikrim yoktu. Sonra ilk iki yazıyı yazdım ve içimden garip bir ses "aç görünürlüğünü nolcak ki gören görsün, okuyan okusun blog'unu" dedi! Ve içimdeki sese kulak verdim-her zaman yapmam bunu:) ve listelenmesini istedim blog'un. Ama yine de kimse okumuyor sanırım, ondan bu bir tür iç konuşmaya döndü. Hiçbir zaman tutamadığım günlüğü şimdi mi tutuyordum yoksa?? Dün akşam bitanecik edebi insan, 7 aydır aynı odayı paylaştığım, dünya tatlısı i. okumak istedi blog'umu. Ben de ben banyodayken, yanında değilken okumasını ve bana yorum yapmamasını istedim. Nedir bu utanç, nerden çıktı bu kendine güvensizlik hiç anlamadım! Sonra o okudu ama hiç konuşmadık hakkında. Bugün de sevgiliye söyledim ben blog yazıyorum biliyor musun diye. Şaşırdı adını sordu, sayfasını sordu. Söylemek istemedim, yine çekindim yine utandım!!Blog yazmamın sebebini hala anlayamasam da bunu ara sıra gelen internet üzerinden bir şekilde "sesimi duyurma" şevkime bağlayabilirim belki. Örneğin fotoğraf çekmekle pek de bir alakam olmamasına rağmen bir buçuk yıl önce deviant art'tan bir account alıp pek bir amatör, 5.2 megapixel'lik dijital fotoğraf makinemle çektiğim fotoğraflarımı koymaya başladım. Her ne kadar amatör, normal fotoğraflar olsa da gelen olumlu yorumlar ve mesajlar da pek bir hoşuma gidiyordu doğrusu! Ama bu sevda çok uzun sürmedi kendimi sorgulama sürecine girdim bir yerden sonra. Ben kimim, ne yapıyorum, sanki sanatsal şaheserlerim var niye bir de zaman kaybediyorum gibi. Şimdi deviant art'ı gerçekten bu işi apayrı boyutta yapan kişilerin fotoğraflarına ya da resimlerine bakmak için kullanıyorum sadece.
Sonra last fm sevdası geldi bir ara. Aslında çok da işe yarayan hoşlandığım bir interneti alamet-i farikasıydı kendisi de. Ama orda da bir süre sonra yasal sebeplerden dolayı tabi ki de şarkıların tümüne ulaşamamaya başladım ben de başka yollardan dinlerim o zaman diyerekten o dünyadan da çektim elimi ayağımı.
Keşfetmem gereken tek bir yer kalmıştı!! Ama pek de bir zordu ona ulaşmak; ekşi sözlük. Saatlerce okuyabiliyordum başına oturduğumda bilgisayarın ve ben de yazar olmak istedim. Tam da o sırada yazar alımı açmıştı pek bir sevgili ekşi sözlük ben de 10 entry'mi yine aynı utangaç, okutmak istemeyen tavrımla girdim-gizli gizli ve beklemeye başladım. Gelen mail'de 10 entry'mi girdiğimi şimdi onların okunup yazar olup olmıyacağıma dair mailin gelmesini beklemem gerektiği yazıyordu. Ben de başladım beklemeye. Sanırım 5 ay oldu. Hala gelen giden yok, ben hala çaylağım, 10 entry'm var ama kimse okumuyor, okunmuyor. Yani dünya için büyük bir kayıp olduğundan değil entry'lerimin görünmemesine sitemim sadece hevesim kaçana kadar bekletilmemden.
Ve şimdi de çok gerekliymişim gibi blog dünyasına el attım! Bunu da kimse okumuyor zaten... Sanırım biraz şanslıyım ya da şanssız. Demek ki en başarılı internet eğlencesi girişimim deviant art'ta olmuş o uyduruk fotoğraflarımla...
Neyse blog konusu daha farklı. Kimse okumuyorken daha rahat yazıyorum ben böyle, mutluyum halimden. Sanırım değişik bir merak doğuyor içimde bu tarz girişimlere karşı ve denemek istiyorum. Nasıl bir şey entry girmek, nasıl bir şey fotoğraflarını paylaşmak ya da blog yazmak. Denemekten zarar gelmez diye düşünsek de insanın başına ne gelirse de meraktan mı geliyor acaba? Hayır, hayır yok öyle bir şey. Bu tamamen ezberci düzene alışsın çocuklar diye uydurulmuş bir deyim! Hep merak etmek gerek, sormak soruşturmak, denemek gerek.
Görüşmek üzere, sevgili blog:)))