Nisan 14, 2008

criminal minds'dan pippa bacca'ya...

Son zamanlarda sık sık izlediğim yeni bir dizi takıntım var: Criminal Minds. Bu adı üstünde kriminal, suç işleyen zihniyetleri inceleyen dizi tipik bir Amerika güç göstergesi dizisi aslında. Çoğu psikoloji eğitimi almış ayrıca hukuk, sosyoloji vs gibi alanlarda da uzmanlaşmış FBI ajanları suçlu insan davranışlarını inceliyorlar, seri katillerin "profil"lerini çıkarıyorlar ve tabi ki nihai sonuç; cinayetleri çözüyorlar. Hiç sevmeme rağmen bu tarz dizileri buna takıldım kaldım! İzlerken hep aynı sorular kurcalıyor beynimi; neden bütün seri katiller Amerika'dan çıkar (bu seri katil çıkması da burda "doktor çıktı bizim oğlan" tonunda kullanıldı pek hoş olmadı) veya neden bütün zor cinayetleri Amerikan ajanları şipşak çözer. Tabi ki bunlar direk yaratılmak istenen paronoya toplumu ve o toplumun bağımlı olacağı "üstün güç" ile ilişkili. Ama bu dizide başka bir şey var beni çeken. Havadan yapmıyorlar tahminleri. Aslında insan davranışları, gelişimi, korkuları, kompleksleri, patolojileri, obsesyonları hepsi var bu tahminlerin içinde ve belli ki biraz da olsun araştırma yaparak, okuyarak çekiyorlar bölümlerini, atraksyon olsun ya da aksiyon olsun değil dertleri. Bu da beni etkiliyor tabi hayatını insan davranışları üzerine kuran ya da kurmaya hazırlanan bir insan olarak. Olan şey gerçek aslında, bütün o cinayetler, tecavüzler, işkenceler yaşanabiliyor dünyanın herhangi bir yerinde, herhangi bir anda. Amerika paranoya toplumu yaratmak istese de aslında bir insanın paranoyalarla dolu olmasına sebep olabilecek birçok olay var şu dünyada...
Ve bütün bunlar niyeyse beni Pippa Bacca'ya getirdi... Barış uğruna yollara düşmüş bir kadına. O kadının talihsiz bir şekilde ama bütün iyi niyetiyle yolunun Türkiye'den geçmesine. Kayıp olduğu günler boyunca ablasının onu aramasına. Ve en sonunda hepimizin bildiği acı sonuca... Hemen o akşam canlı bağlantılar yapıldı haberlerde İtalya'yla. Bir haber bülteni şöyle diyordu: "Bir insan için bütün Türkiye sorumlu tutulmamalıdır tabi, bu olay ilişkilerimizi zedelememelidir". Tam da o anda ben kendimi o kadar sorumlu hissediyordum ki, o kadar utanıyordum ki yaşananlardan! Asıl tek bir insan değil bunu yapan diye bağırmak geldi içimden o spikere bütün gücümle. Bütün değer dediğimiz o baskılar, kadına obje olarak bakmaktan vazgeçemeyen zihniyet, cinsel açlığını hiçbir şekilde bastıramamış insanlar, koyduğumuz ardı arkası gelmez yasaklar, ayıplar, günahlar... Hepsi suçluydu bu cinayette.
Ben kendi içimde o kadar büyük ağırlığını ve suçluluğunu hissederken bu cinayetin spiker o kadar rahat düşünüyordu ki politik ilişkileri kelimesiz kaldım... En son yorumsa güzide bir şehrimizin apayrı güzide bir valisinden geldi. Kendisine göre bu turizmi baltalamak için dış kuvvetlerce yapılan hain bir komploydu! Evet gerçekten ama gerçekten göz yaşarttı yorumunuz sayın vali. Şimdi o ağırlığı, o utancı üstümde daha da çok hissediyorum...

Hiç yorum yok: